The Hawk

The Hawk

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

The Hawk S01 1080p WEB h264-ETHEL
A Commentary by BartuW

Tags

webdl
Published on: 2026-07-16
Downloads: 16
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Evrenin bize neler getireceğini bilemeyiz.

Planları gizemlidir.

Golfte bir söz vardır.

"Durduğu yerden oyna."

Bir keresinde İhtiyar Henry bana dedi ki

"Lonnie, karını aldatabilirsin, kendini aldatabilirsin

ama golf oyununda asla kimseyi aldatamazsın."

İşte bu yüzden yedi numara demir sopamı istiyorum Sam.

- Tamam. Tabii. Ne… - Bunu tutar mısın?

- Bunu. - Onu, tamam.

Bu topa öyle bir çakacağım ki green'e indiğinde

herkes sadece deliğe çözülerek giren bir ip yumağı görecek.

Helal be.

Siktir!

Çok iyiydi.

- Durduğu yerden oyna. - Evet. Biliyorum.

Ona Hawk derler

O bir golfçü Dünyanın en iyi golfçüsü!

Bu arada İhtiyar Henry için üzüldüm Lonnie.

- Evet, iyi adamdı Cliff. - Adım Clint.

Yardımcın olmadan oynamak zor olmalı.

- Yeni caddie'yi nereden buldun? - Onu mu? Walmart'tan aldım.

Tavuklar 100'den fazla yüzü aklında tutabiliyormuş, biliyor muydun?

- Daha önce nerede caddie'ydim demiştin? - Demedim çünkü değildim.

Golf sahasına sadece lisede spin atmaya gitmiştim.

Bugün cenazesi falan yok muydu? Baş sağlığı diledin mi?

Niyetini biliyorum Cliff.

Zihin oyunları işe yaramaz. Devam edebilirsin.

İşe yaramaz. Neden mi? Çünkü bu gördüğün bir hayvan beyni.

Tek bir şey düşünüyorum, "Puma avlanacak."

Ne?

Ne?

- Lonnie. - Efendim?

Ağzını burnunu kırayım mı?

Olabilir.

Gelmeyecek.

Gelecek. İhtiyar Henry tek dostuydu.

Onun tek dostu golf.

Adam ona 30 yılını verdi.

Lance'e kendi babasından daha iyi babalık yaptı.

- Anne. - Ona golf oynamayı o öğretti.

İlk sopalarını o verdi, sahaya götürdü, vuruşuna yardım etti.

Baban beş para etmezdi.

Bugün geldiğiniz için teşekkürler.

Adım Dick Lundquist. Profesyonel Tur Caddie'leri Derneğindenim.

Bu çanta eşek ölüsü gibi.

- Henry, dokuz demir. - Ne?

Kusura bakma. Bugün aklım hep İhtiyar Henry'de.

- Tamam. - Üstünde dokuz yazanın adı dokuz demir.

Sanki anlarmışım gibi.

- Tamam. İşte. - İşte.

- Hadi be. - Puma avlanacak. Ne dedim?

- Ne dedim? - "Puma avlanacak." Kaba davrandın.

Taşakları sarkan uyuz puma, değil mi?

Lonnie, artık hep bu sopayı kullansan da diğerlerini taşımak zorunda kalmasam?

Tamam.

Taşak kafa.

- Ciddi misin? Lonnie! - Ne? Benimki değil.

- Seninki işte. Çantada! - Ne? Öyle mi?

- Telefonları kapatalım. - Üzgünüm, açmalıyım.

- Oğlum Lance arıyor. - Ne?

Oğlum Lance. Çok yakınız.

Henry'nin ölümünden ötürü aile duygusal bir dönemden geçiyor.

İki saniye sürer. Selam Lancerino, n'aber?

- Neredesin sen ya? - Sorduğun için sağ ol. Çok iyiyim.

- Birkaç delik kaldı. - Şaka mı?

Charles Schwab'dan cenazeye yetişmek için uçmuşsun.

Dalga mı geçiyorsun? Annem burada, Natalie burada.

Bir sürü insan var, herkes seni bekliyor.

Bu arada 2006'da Charles Schwab'ı kazanmıştım.

Pes baba. Henry'nin senin için bir anlamı yok mu?

Var. Yani vardı. Bak, ona son görevimi yapacağım.

- Şu an kaçıncı delikteyim… - Bu kabul edilemez.

- Kaçıncı? - Benim de arkadaşlarım öldü.

- 11'inci delikteyim. - 11'inci mi?

- Bitince oraya gelirim. - Süper. O zamana kadar herkes gitmiş olur.

- Siktir. Tamam. - Caddie'si "taşak kafa" dedi.

Buldum! Mesajla yazı atayım.

Oradaki herkese okursun, böylece ruhen orada olduğumu

Orada olduğumu anlarlar.

Dinle, oyunu geciktiriyorum. Gitmeliyim.

Baba…

Yuh, inanılır gibi değil.

Siz devam edin. Ama sessiz olun.

Çok önemli ve anlamlı bir mesaj yazmam gerekiyor.

- Selam. Her şey yolunda mı? - Evet.

Gelmeyecek.

- Geleceğini düşünmem aptallıktı. - Hayır. Bir şey istemek aptallık değil.

Asıl aptallık seni istemeyen bir şeyi istemektir.

Hepimiz yaparız, özellikle gençken. Anladın mı Natalie?

Anne. Ne yapıyorsun? Bu bir anma töreni.

Denemelisin! Teed Off içeceğimden birkaç kasa fazladan getirdim.

Bir nevi beta test. Pepsi Challenge gibi.

- İster misin Natalie? - İstemem. Sağ ol.

Annen içki işine mi girdi şimdi?

Evet. Konserve kokteyller harika.

İsmi ben buldum aslında.

- Anladın mı? - Evet.

- Birden fazla anlamı var. - Evet. Çok komik.

Golfteki "teed off" gibi ve aynı zamanda…

- "Tepesi atmış" der gibi. - Hayır, "ice tea" gibi.

Evet. Çok iyi.

İşte bu bebeğim. Hadi. Evet!

Evet! Home run'lar, touchdown'lar gelsin!

Kimse beni durduramaz!

- Şuraya bakın! - Hadi millet. Salla. Salla gitsin.

Saygısızlık.

- Hey! - Sopa geliyor!

- Tut! Siktir. - Tut.

İğrenç.

- Lonnie. - Efendim?

Golf topuna yaptığın bu.

- Bunu sevdim! - Böyle…

- Güzel. - Bu yaptığını sevdim dostum.

Alkol katılmış soğuk demleme çay.

İçecek sektöründe "sert buzlu çay" deniyor.

Çok yağlı bir tadı var.

- Gerçekten mi? - Evet.

- Nane tadı geliyor mu? - Hayır. Var mı?

Nane, limon, siyah çay…

Sana işaret ettiğimde "Augusta" yı açar mısın?

The Masters'ın müziği.

Pardon.

Ses kontrol.

Herkese merhaba.

Bildiğiniz gibi babam bugün gelemedi ama sağ olsun,

bana mesaj attığı tutku dolu hislerini paylaşmamı istedi.

"İhtiyar Henry. İşte buradayız.

Tanrı'nın 19'uncu deliğinde.

Son raundumuzda. Son turumuzda.

Eşi benzeri olmayan bir gelenek.

Sadece sopalarımı taşıyan, çukurları tırmıklayan,

bayraklarla ilgilenen bir caddie değildin.

Bir dost, bir baba, hatta bazen oğul bile oldun.

Ve çoğu zaman birbirimizin tek ailesiydik."

Palavra.

"Bana golf sahasında ne olursa olsun

her şeyden önce ailenin geldiğini öğrettin."

- Âmin. - "Bundan daha doğru bir söz olamaz."

- Hepimize o öğretti. - "Ve şimdi seni burada bırakıyorum.

Bir kez olsun kum tuzağını ben tırmıklayacağım.

Sopaları ben taşıyacağım.

Senin için pimi ben değiştireceğim dostum.

Âmin."

Muhteşem.

Bravo. Şiir gibi.

Stacy, inan bana, bu içecek bir harika.

Bones, beni çok mutlu ettin. Teşekkür ederim.

Lonnie'nin partilerde yaptığı içki mi?

- Bones, kürdanınız. - Teşekkürler.

Partilerde vardı ama benim içeceğim.

Sanılanın aksine Lonnie'nin değil, benim icadım.

Çok lezzetli. Clooney gibi milyar dolara satabilirsin.

Çok iyi fikir Bones. Ben neden düşünemedim?

"İhtiyar Henry" ismini kim takmış?

Hatırladığım kadarıyla Lee Trevino ona 70'lerde bu ismi takmıştı.

- Annesi takmış. - Annesi doğduğunda öyle demiş sanıyordum.

- Buruş buruş olduğu için mi demiş? - Adam hep yaşlı görünüyordu.

Lonnie'yle 2010'daki başarıları gerçekten harikaydı.

Golfteki en iyi serilerden biriydi.

- Beş tur zaferi. - Neredeyse altı.

- US Açık'ta kaçırdı. - Nerede olmuştu?

- Pebble Beach. - Pebble Beach.

Sonra Henry onu bırakamadı.

İspiyoncu değilim ama Henry'nin bir kızı vardı.

- Anlat. - Ne? Bunu bilmiyordum.

Çünkü aşkı meşki pek severdi.

Kadınları severdi.

Adam yıllardır barajı geçemiyor. Ben bile geldim. O araya sıkıştıramadı mı?

Takma kafana. Buraya İhtiyar Henry için geldik.

- Saçmalık. - Biliyorum.

Yaptığın içeceği beğendiler galiba.

Çok teşekkürler. Tanıdığın varsa bir dağıtımcı arıyorum.

- Yok. Benim olayım sağlıklı yaşam. - Evet, sağlıklı yaşam influencer'ı olacak.

Takipçi kazanınca bunu paylaşabilir.

Dert etme. Lance'in başarılarına bakılırsa

o yakışıklı yüzünü kutulara bastım mı taleplere yetişemem.

- Doğru. - Bir saniye.

- Güzel görünüyor. - Lance şeker ve alkole dokunmuyor.

Tabii. İçmek zorunda değil.

İçeri dönsen iyi olur.

Eski caddie'lerin altına sıçma hikâyelerini kaçırıyorsun.

Yasımı tutayım, sıçma hikâyelerine geçerim.

Doğru karar.

- Seni görmek güzel. - Evet, seni de.

- Ne kadar oldu? - Epey oldu.

Evet. Baban nerede?

O… Geç gelecek.

- Golf oynuyor, değil mi? - Golf oynuyor.

Zor olmalı. Çok iyi bir babaydı.

O mu?

Her şeyin onların etrafında dönmesi şart değil, bunu çok önce anladım.

- Nasıl yani? - Babanın kazanmasına izin verme.

- Bana oynamayı baban öğretti. - Bana da o öğretti.

Pensacola'daki o yazı hatırlıyor musun?

- Hiçbir şey bilmiyorduk oğlum. - Bir de şimdi bak.

Evet.

Bak, yanımdayken iyi bir babaydı. Ama hiç yanımda değildi.

Küllerini alıp söylediği yere serpeceğim.

Pebble Beach'te, okyanusa bakan 18'inci deliğe.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left