The first 200 lines.
Çok şirin bir bebek Brian. Sutton ismi nereden geliyor?
Büyük Beyaz Yol'dan.
Neden bahsettiğini hiç anlamıyorum
- ama mutlu görünüyorsun, ben de mutluyum. - Az mutluyum.
Tamam, kimse ona bakmasın.
- Sebep sormamızı bekliyor. - Evet.
Neden mi? Çünkü Charlie üç aylığına gidiyor
ve tek baba olmak zorundayım.
- Bana kahraman demene gerek yok. - Kimse demeyecekti zaten.
Şu surata bak. Çok güzelsin.
Okula gitmene ya da kişilik geliştirmene gerek yok. Hiçbir şeye.
Jimmy'den çok daha küçük.
Kafası o kadar büyüktü ki 10 yaşına kadar ne zaman çok hızlı dönse
o yöne doğru tökezlerdi.
Lütfen başkası paylaşsın.
Bu yaşın tadını çıkar Brian. Çabuk büyüyorlar.
Bunun yarın mezun olacağına inanamıyorum.
Hâlâ gelecekmiş gibi davrandığına inanamıyorum.
Ben de böyle bir babayla büyüdüm.
Sığ ama çok çekici.
Açıkça aksi değildi ama her zaman kendini bok gibi hissettirirdi.
Beni görüyorsun.
Görüyorum.
- Ama beni eziyorsun. - Evet.
Bunu Sofi'ye saklayalım mı?
Yürütemedik.
Olamaz.
İyi misin?
- Henüz değil. - Pekâlâ.
Tamam. İlk kim başlamak ister?
Ben başlayacağım. Sean götün teki.
Daha süslü
bir destek grubu yerine burada olmasına şaşırdım.
Bir restoranda iş fırsatı yakaladım, o yüzden kamyonu kapatmam gerek.
Ve beni lanet bir serseri gibi terk etti.
Vay anasını.
Pekâlâ. Sakin ol. Jerry Springer Show'da değiliz.
- O nedir? - Tanrım. Senden büyük olduğumu unutmuşum.
Okuldan eve hasta döndüğünüzde izlediğiniz akıl hastalarının karnavalı gibiydi.
Toksik ve şiddetliydi ve onu çok özlüyorum.
Jorge…
…Sean'ın serseri davranışları yüzünden kızgın olduğunu anlıyorum.
Ama duygularını konuşarak çözmeye ne dersin?
Nasıl çözeceğimi biliyorum.
Tamam. Çocuklar, sorunlarımızı böyle çözmeyiz.
Hadi dostum.
Konuş benimle.
- Siktir git. - Böyle yapma Jorge.
Bam!
Neden hep dişler?
Acımıyor.
Sanırım bu sahte.
Feragatname imzaladınız, değil mi?
Tüm yetişkin çocuklarımız tek bir çatı altında.
Minnettarlıkla doluyum.
Canım, zenginiz.
Sevgi ve aileyle.
Derek neden bu kadar duygusal?
Ameliyatından beri böyle.
- Pekâlâ. - Ne diyebilirim ki?
Hayat kısa.
Her anın tadını çıkarmak istiyorum. Hepimiz yapmalıyız.
Sen neyin tadını çıkarıyorsun Matthew?
Aslında ayakkabı işim çok iyi gidiyor.
Kankalarım Finn ve Leo'yla birlikte kendi evimi tutacak parayı biriktirdim.
Ve Jack'le.
Ve dört rastgele kişiyle.
Kaç odan var?
- İki. - Attırmaya elveda de kardeşim.
Onun için bir sistem bulduk.
Attırma takvimi. Ne güzel.
Bu, iyi iletişim.
İşte toplumlar böyle inşa edilir.
- Alice. - Merhaba.
Tadını çıkaracak büyük anın yaklaşıyor.
Mezuniyet. Ne hissediyorsun?
Bitirmeye hazırım.
Belki bilmiyorsun ama lise benim için pek de iyi bir deneyim değildi.
Şaka mı yapıyorsun?
Seksisin, zekisin, herkes seni seviyor…
Annen yüzünden.
- Zavallı annesiz çocuk. - Derek, hayır.
Evet, onun annesi yok.
Mezuniyet için heyecanlı olabilirdim ama sevgilim annemle oturmak istemiyor.
Elleri biraz fazla çalışıyor.
O bir kereydi ve elektronik sigarasını çaldığını sandı.
Fermuarımı indirdi.
- Bu çok normal. - Evet.
Seni daha iyi tanımak istiyor.
Kendine çekidüzen ver.
Will'e ve hatta Matthew'a bak.
Sen yeni Matthew'sun.
Bu, markan için çok kötü.
- Üst kata geri taşınabilirsin. - Will'in kız arkadaşı hamile.
- Ciddi misin? - Ne?
Hadi ama kardeşim. Onu bize güvenip söylemişti.
Kendine güvenerek.
Ben de öyle dedim.
Ben gidiyorum.
Cidden gitmek zorundayım ama onu yine de söylerdim.
Pekâlâ, ilk benim gideceğimi düşünenler elini kaldırsın.
Paul'un gittiğine hâlâ inanamıyorum.
Paul. Nasıl gidiyor dostum?
Protein barı alacağım.
- Tabii dostum. - Harika güncelleme.
Beni rahat bırakın.
- Vay. - Benim kadar üzgün görünmüyor.
Buradaki huysuz yaşlı adamın kokusunu özleyeceğim.
Ofisini Paul müzesine dönüştürebiliriz.
Okul grupları gelebilir.
Disney'e animatroniğini yaptırabiliriz.
Şöyle şeyler söyler. "İşte, gereçler."
"Ve yürüme. Yürüme."
Hey. Paul sana söylemedi mi?
- Neyi? - Tamam.
Paul binayı travma merkezi olarak kullanmam için bana verdi.
Aslında ondan bir dolara kiraladım.
Venmo'su olmadığından muhtemelen ödemeyecek olsam da.
Yani evet, bedava sayılır.
Venmo kullanmadığı sürece. Ki kullanmayacak, yani kesinlikle bedava.
- Hepsini sana mı verdi? - Evet.
- Bu harika. - Gerçekten mi?
Paul'la bunu yıllar önce konuşmuştuk. Bir iş yürütmekle ilgilenmiyorum.
Tek umursadığım, hastalarımı görebilmek. Bunu her yerde yapabilirim.
Zaten her yerde yapıyorum.
Bu, senin hayalin.
Burası için gerçekten harika bir gelecek bölüm.
Sağ ol Jimmy. Gerçekten, bunun anlamı çok büyük.
Çok, çok, çok.
- Animatronik Paul'u hâlâ alabilir miyiz? - Sanırım mecburuz.
"Hav. Neden bebeğim Jimmy?"
Bu taraftan. Merhaba Paul.
Bunun olduğuna inanamıyorum.
Bu kendi çoklu evrenim gibi.
- Mutlu dede, huysuz dedeyle tanışın. - Hangisi hangisi?
- Sanırım biliyorsun. - İkisi de uyar.
- Randy. - Paul.
- Sağ ol. - Ona
son birkaç yıldır yanımda olduğunu anlattım.
O yüzden tanışmanızın iyi olacağını düşündüm.
- Babamı getireyim. - Tamam.
- Harika çocuk. - Müthiş.
Şeker karşılığında onunla parkta buluştuğunu söyledi.
Kulağa olduğundan ürkütücü geliyor.
Dinle, söylemeliyim ki Tia öldükten sonra onun yanında olduğun için
sana minnettarım.
Ben daha fazla yanında olmak isterdim.
Sanırım senin için de zor bir dönemdi.
Yas tutan insanlarla nasıl başa çıkılacağını bilmek zor.
Evet. Bu…
Neyse o, değil mi?
Seni rahatsız ediyorsam konuyu değiştirebilirsin.
Yol haritası için sağ ol.
- Gitar mı çalıyorsun? - Hayır.
Tamam. 1-0.
Bu çok güzel. Gevezeliğin bu kadar para ettiğini bilmiyordum.
Eminim Jimmy bu işte iyidir.
Bunu annesinden almış.
O da duygusal, geveze bir tipti.
Oğlun mükemmel bir terapist.
Bunu duyduğuma sevindim.
- Protein barların varmış. - Bir tane ister misin?
- Hayır. - Bak kimi buldum.
Vay canına, havaalanı kolonyası kokusu almıştım.
İşte Büyük Randy.
Gaby.
- İşte büyük fincan sıcak çikolatam. - Kesinlikle.
Sana çikolata dememe izin vermiyorsun.
Çünkü yaşlı erkeklerin bana "ateşli" demesini seviyorum.
Saçmalık.
Selam.
Selam.
Babamla duygusal bağ kurduğum
tek bir an bile hatırlamıyorum.
Babam bir kere sarhoş olmuştu…
…gecenin bir yarısı beni uyandırdı,
beni bodruma kilitledi ve evi ateşe vereceğini söyledi.
- Tamam, kötü babalarda sen kazandın. - Sağ ol.
Görünüşe göre Alice ona cidden çok düşkün.
Evet, malum.
Çocukken bana yaptığı ortadan kaybolma hareketini ona da
yapmak üzere olduğunu bilmiyor.
Onunla bu konuda hiç konuştun mu?
Birine hislerini söyleme cesaretini gösteremediysen
davranışlarını değiştirmediği için ona kızamazsın.
Biliyorum Paul ama değişmeyecekse ne anlamı var ki?
Nadiren değişirler.
Ama o zaman kızabilirsin ve onlara günlerini gösterirsin.
Birçok kez dilimin ucuna kadar geldi.
- Pısırık mıyım? - Evet.
Bak,
bu konudaki hislerimi biliyorsun.
Bunu onu değiştirmek için yapmazsın.
Kendini rahatlatmak için yaparsın.
Bunları taşımak zor
ve bu tür toksik şeyler eninde sonunda ortaya çıkıyor.
Benim lise mezuniyetimi de kaçırmıştı.
Babam bir keresinde, beni ısıran bir köpekle bizi dövüştürmüştü.
Bu da "Hav"ı açıklıyor.
Tüm seçeneklerimizi konuştuk ve bebeği doğurmayı planlıyoruz.
No comments yet. Be the first to leave one.