Stranger Things

Stranger Things

Download Turkish Subtitle

Season 5

Release info

Stranger Things S05E08 HDR 2160p WEB h265-ETHEL[tur]
A Commentary by BartuW

Tags

webdl
Published on: 2026-01-01
Downloads: 177
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Yemin ederim, elimi sürmedim.

Kapı sihir yapılmış gibi kendisi açıldı yani?

Herhâlde bir arıza oldu.

Doğru mu anladım?

Tam da kamyonun geldiği anda arıza oldu, öyle mi?

-Bunu yutar mıyım asker? -Ne olduğunu gerçekten bilmiyorum.

Ya sahiden de arıza olduysa?

Ama bizden kaynaklı değilse?

KISA DALGA RADYO KİTİ

Laboratuvar fareleri, hadi bakalım.

Koskoca bir boyutun altında kalmak üzereyiz.

Baksana.

Her şey yolunda mı?

Evet, plan manyakça. Milyon tane işin rast gitmesi lazım.

Milyon tane sorun çıkabilir ve çıkacaktır da.

Ama başarabiliriz, eminim.

Son kez savaşacağız ve bu kâbus bitecek.

Sonunda bitecek.

Kimleri görüyorum!

MAC, burası Kurt Sürüsü. Duyuyor…

-Ne yapıyorsun? -Doktora haber veriyorum.

Kaltak karı tanrı kompleksi yaşıyor. Anca bizi yavaşlatır.

Hayır. O ucubeyi kendimiz avlayacağız.

SEKİZİNCİ BÖLÜM GERÇEK DÜNYA

İyi midirler?

Kamyon, Humvee'lerden hızlı. Abartmayalım, sekiz kilometre hızlı olsun.

Altı dakika, 20 saniye öndelerdi, bu da 800 metre ek mesafe sağlar.

Yani şimdilik iyiler ama asıl bokluklar daha başlamadı.

Lütfen düzgün konuş Erica.

Fenne giriş dersinde değiliz. Bu durum ağzımızı bozmayı gerektiriyor.

-Ee, nasıl bir his? -Ne?

Dünyayı kurtarmaya yardım etmek falan.

Şahane bir his.

Şahane bir his ulan.

Koşun, koşun! İçeri girin! Çabuk olun, çabuk!

Baksana Robin.

Bu sizdiniz, o mutant Cujo'lar değildi, değil mi?

Bizdik. Şimdiden strese girme, sonraya sakla.

Evet, anlaşıldı. Tamam, hislerimi içime atıyorum.

Giderek yaklaşan bir felaket gezegeni göremiyorum.

Öyleyse iyi. Çünkü bu iş zaman alacak.

Peki, ikiye ayrılalım. İki merdiveni de kullanalım.

Acele etmeyelim, gücümüz tükenmesin.

Yolda platformlar var, oralarda dinlenelim. Pekâlâ.

Hadi gidelim.

İyi misin?

Korkma. Bunlar dost.

İzlemeye geldiler.

Onlara aldırma.

Peki Baba.

Ve ışık olsun.

Peki, aferin sana Kel Kartal. Şimdi çatıya çık.

Aman o C-4'e dikkat et. Baş Aşağı Dünya biz buradayken patlamasın.

Ben dikkatsizlik etmeyi düşünüyordum

ama haklısın Jim, aklım varsa temkinli olmalıyım.

Pekâlâ.

Unutma, iki kere yavaşça vurduğumda bunun anlamı…

-Abyss harekete geçti. -Doğru.

Kardeşinle yerlerinizi alıp bekleyeceksiniz, saldırmayacaksınız.

Gezegenin kuleye yeterince yaklaştığını duyduğumda

üç kez hızlıca vuracağım.

Sonra saldırıp Henry'yi öldüreceğiz.

Dua edelim de Dustin haklı çıksın ve gezegenin hareketi dursun.

Ne sorun çıkabilir ki?

Bir sorun çıkacak olursa

beni çıkarmayacağına söz ver.

Öldüğü kesinleşmeden olmaz.

Peki.

O zaman sen de söz vereceksin.

Mucize olur da plan işe yararsa buradan basıp gideceğiz.

Doktor Kay ve yaptığı planlarla başka bir zaman uğraşırız.

Anlaştık mı?

Hadi bunu bitirelim evlat.

-İster misin? -Olur.

Bak.

Radyodayken bir şey söyledin ya?

Çok üzgünüm.

Söylediğin şeye üzgün değilim. Yanlış bir laf oldu.

-Yani senin değil, benim lafım yanlış. -Önemli değil.

Hayır, önemli.

Senin yanında olmam gerekirdi ama olmadım.

O kadar kendi dünyama kaptırmışım ki hiç fark etmedim.

Kendimi aptal gibi hissediyorum…

Çok üzgünüm.

Üzülmene gerek yok, aptal falan da değilsin. Gerçekten.

Yani…

Bunu yıllar yılı kendim bile anlayamadım.

Herhâlde böyle olması gerekiyormuş, kendi yolumu bulmam lazımmış.

Önemli olan şey hâlâ yanımda olman ve arkadaş olabileceğimizi düşünmen.

Arkadaş mı? Yok, kalsın.

Biz can dostuyuz.

Tamam, hadi.

Gezegene yetişmeliyiz.

Niye bu kadar uzun sürüyor?

Bilmem, belki de kulenin 150 metre olması yüzündendir.

-Sorun çıkarsa haber verirler. -Evet, çoktan ölmedilerse tabii.

Peki, strese girince acıkıyorum, iyisi mi ben…

-Bir şey ister misin? -Hayır.

Tamam.

Aslında şey…

Vickie?

Vickie!

Yok artık be.

Gerginliği atlatmak için şöyle bir kâse birebir…

Çılgınca, değil mi?

Selam.

Sağ ol dostum.

Tamam, peki.

Al.

Muhteşem bir görüntü.

Neredeyse "Yazık olacak" diyeceğim.

Vay canına be.

Jim, duyuyor musun acaba?

-Evet, duyuyorum. -Hem iyi hem kötü haberim var.

İyi haber, teorimiz doğruymuş. Koca bir gezegen kafamıza iniyor.

Kötü haber, teorimiz doğruymuş. Koca bir gezegen kafamıza iniyor.

-Vaktimiz ne kadar? -Çok değil. Supergirl yaklaşmıştır umarım.

Hadi El.

Bu şu anda Abyss'te olan Vecna, öyle mi?

Fısıldamana gerek yok. Ama evet.

Peki, hemen buracıkta öldürsek ya? Tamamen savunmasız görünüyor.

-Burada zarar görmez. -Zihnine girmeliyiz.

-Orada değil miyiz? -Hayır.

-Benim zihnimdeyiz. -Ne?

Bir saniye.

İyi misin?

Aman ne güzel. Bunu özlemiştim.

Hop.

Abyss yaklaşıyor.

-Henry'nin evine yakın mıyız? -Değiliz.

-Ne kadar uzağız? -Bilmiyorum.

-Zihnini avucunun içi gibi biliyordun. -Evet ama burası hatıra kaynıyor.

Oz Diyarı'ndaki Dorothy gibiyiz ama sarı tuğlalı yol yok.

Her şey bağlantılı ama uzun ve kısa yollar var.

-Kısa yolu bulmalıyız. -Yapma ya?

Düşünmeye çalışırken bir susar mısınız?

-Joyce, bu o saçma oyunun mu? -Gelsen iyi olur Harrington.

Cuma gecesi mi? Çok beklersin.

Gelin, aklıma bir fikir geldi.

-Joyce mu o? -Evet.

Şu kapının arkasında Hop ot içiyor.

Orada da Bay Wheeler, Bayan Wheeler'ı elliyor.

Keşke gezecek vaktimiz olsa ama oyuna yetişmeliyiz.

Üç, iki, bir, hadi!

Evet, arkaya bakacağız.

Batıdaki oda temiz.

Güney tarafına.

Olamaz. Millet, denk gelmiyor.

-O da ne demek? -Bakın, kulenin ucu yarığa denk gelmiyor.

Sıçayım.

-Abyss çarparsa… -Kule yıkılır.

Güzel. Çok güzel haber.

Amir, El'in şu gezegeni durdurması lazım. Hem de bir an önce.

-Ne kadar kaldı? -Yaklaşık 30 saniye.

-Ne yapıyoruz? -Bekliyoruz.

Neyi?

Üç oldu. Saldırmalıyız.

Amirim, bir şey söyle! Ne oluyor?

Bilmem, konuşamıyorum ki. İşaret verdim.

Burada hiçbir şey değişmedi, gezegenin altında ezilmek üzereyiz!

Tekrar ver!

-Gitmeliyiz. -Tek yolu bu, inan bana.

Sıçayım!

Dikkat edin! Dikkat edin!

Şimdi!

Steve!

Steve!

Bana tutun! Yakaladım seni, tutun.

Tanrım…

Yaşıyoruz, yaşıyoruz!

Sıçayım. Resmen gidiciydin.

Abyss yaklaşmıyor! El onu durdurdu! Tekrarlıyorum, El o piç herifi durdurdu!

Evet! İşte budur!

Geri döndün. Benim için geri döndün.

Ve bir daha asla yanından ayrılmayacağım.

Hepimiz kurtulana kadar buradayım.

-İşte bu o canavar! Kalkın! -Hayır, canavar değilim. Kanıtlayabilirim.

Temiz!

Tut şunu.

-Dur, dur. -Yavaş.

-Hazır mısın? Sen? -Evet.

-Tamam. -Tamam.

-Yavaş ol. -Seni tutuyorum dostum.

Pekâlâ, hadi bakalım.

Vay canına be.

Resmen uzay yolcusu mu olduk yani?

Boyutlar arası uzay yolcusu olduk.

Hasedinden çatla Armstrong.

Artık bitti.

Neredeler?

Max'in yanındalar.

Güvendeler.

Neredeler?

Söyledim ya. Max'in yanındalar.

Buradan çok uzaktalar.

İnanamıyorsun, değil mi?

Yalanlarını fark etmelerine inanamıyorsun.

Neden bizi göremiyor?

Çünkü Bay Neyinnesi sihirli güçleri olan tek kişi değil.

Sırf çocukları kaçırıyorsun

More Turkish subtitles for Stranger Things

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left