Episode #1.6

Episode #1.6

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

His and Hers 2026 S01E06 1080p WEBRip 10Bit DDP5 1 x265-NeoNoir
A Commentary by chargephoton88

Tags

webdl
Published on: 2026-08-16
Downloads: 0
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Hazır mısınız kızlar?

Hadi Kelly tayfası. Güneşi kaçıracağız.

Hava açıyor. Demir alma vakti.

- Benim içkilerimi aldın mı? - Sence?

Binmeden önce can yeleklerinizi giyin.

- Her hafta sonu buna mecbur muyuz? - Şansının farkında mısın?

- Kaç kızın ailesinin teknesi var? - Motoru bile yok.

- Catherine Alexis. - Artık Lexy.

- Hiç şaşırmadım. - Tekneye binin artık.

- Bir tavsiye verebilir miyim? - Bilmem Andrea, verebilir misin?

- Kendine ne yaptığına bir bak. - Bu bir tavsiye değil.

Ha bir de, ne bileyim işte. Daha iyi seçimler yapsan iyi olur.

Bir de şu var.

Abur cuburu biraz kes. Tekne alabora olacak.

Tezgâhtan inhalerimi alabilir misin?

Catherine! Hadi canımın içi!

Annem, "Bir iş yapacaksan doğru dürüst yap" derdi.

Ve hayattaki çoğu şey gibi

bir işi ne kadar çok yaparsan o iş o kadar kolaylaşır.

- İnhalerimi aldın mı? - Evet.

Sanırım aynı kural insan öldürmede de geçerli.

Andrea?

Andrea, tatlım?

- Rick! - Eyvah!

- İnhaleri nerede? - Catherine, ona yardım et!

Sakin ol! Nefes al canım.

NE YAPTIĞINI BİLİYORUM

- Yardım edin! - Hayır!

Hayır!

Jack, benim. Hemen buraya gelmeni istiyorum.

- Sana konum gönderdim. Dinle ... - Ölmüş.

Tanrım. Kız kardeşim ölmüş.

- Ne demek o? Nasıl? - Biri onu öldürmüş.

Endişelenmemesini söylemiştim.

- İnanamıyorum Jack. - Ona demiştim ki ...

Dinle, onu kimin öldürdüğünü biliyorum. Lexy Jones.

Rachel ve Helen'ı da o öldürdü. Bence Richard da işin içinde.

Kiminle konuşuyorsun?

Kim o? Siktir. Kim o?

Geliyorum. Anna!

Anna!

Anna, geliyorum.

- Geliyorum Anna. Duydun mu? Hemen. - Jack, konuşmalıyız.

- Ne arıyorsun burada? - Ne oldu?

Anna'nın başı dertte. Lake Zwerner'da. Katil Lexy. Richard suç ortağı.

- Lexy Jones mu? - Evet.

- Konuşmalıyız. - İstiyorsan gel. Gitmem gerek.

Dur. Kıpırdama. Dur.

- Aklını mı kaçırdın? - Konuşmalıyız.

Bana silah mı çekiyorsun Priya?

Yalandan alyans aramak için neden morga gittin?

- Karımın başı dertte. Buna vaktim yok! - Dur. Benimle konuşacaksın.

- Hey! - Kanlar içindesin!

Şu silahı indirir misin?

Kontamine DNA verdin. Beni sürekli Clyde'a yönlendirdin.

- Telefon takibini iptal ettin. - İndir onu.

- Benimle konuşman gerek. - Silahı indir.

- Şu silahı ... - Dur!

- Tanrım. - Kıpırdama!

Ne yapacaksın? Beni vuracak mısın? Beni vuracak mısın Priya?

Senden cevap alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz.

Siktir.

Ben Dedektif Patel. Jack Harper'ın evine acil destek gönderin!

Yok artık ya ...

Siz yok musunuz!

Siz dediğin kim Richard?

Zengin, şımarık, insanları kullanan şerefsizler.

Ha, onlar demek.

Her istediğinizi yapmaya, söylemeye,

istediğinizle yatmaya hakkınız var sanıyorsunuz.

- Öyle olmadığımı biliyorsun. - Tam da öylesin.

Bence kiminle evli olduğunun farkında değilsin.

- Dur! Burada bekleyeceğiz! - Priya...

Priya, dur. Sadece düşün, tamam mı?

Bir düşün. Karşındaki benim, tamam mı?

Bana güvenmelisin.

Jack'im ben. Arkadaşın Jack'im. Hepsi bu, tamam mı?

Her şey kafanda oturacak, tamam mı? Söz veriyorum.

Siktir.

Richard, artık bunu yapman gerekmiyor.

- Ona yardım etmek zorunda değilsin. - Ne yardımı?

O kadınları öldürmesine mi?

Bu haberle mi kariyerini tekrar rayına sokacaksın?

Çok zavallısın Anna.

- Öyle mi? - Evet.

Ne oluyor be?

Dur!

Ha siktir!

O silahı kullanmayı öğrenmeni söylemiştim!

Dur, hayır! Derhâl aç şu kapıyı!

Oha!

Hey! Ona dikkat et!

Anna, aç şunu!

Hadi!

Açsana şu telefonu!

- İçeriye bakın! - Tamam!

Dedektif Patel, iyi misiniz?

Evet.

Bebeğim!

- Bebeğim! - Richard!

Richard!

- Psikopat karı! Delisin sen! - Ben mi?

Bana tuzak kurmayı ne zamandır planlıyordun?

Asıl sen bana 20 yıl önce ormanda tuzak kurdun.

- Ne yapacaklarını bilmiyordum Catherine! - Pis bir yalancısın!

Hep yalancıydın. Benimle alay ettiniz.

"Gel, bizimle otur Catherine!"

"Doğum günü kutlamama gel Catherine!"

Artık sidik içmiyorum!

Hayır!

Kes şunu!

Hayır!

Bebeğim!

Patel, Jack'in evinde ne oluyor?

- Efendim, Zoe Harper ölmüş. - Ne? Ha siktir!

Duffie'nin evindeyim. Avukatı da gelmiş.

Karısı ile Helen Wang, bir süre önce Lexy Jones'a şantaj yapmaya çalışmış.

- Tokadı yemiş. - Rachel, Lexy Jones'a mı şantaj yapmış?

- Konu? - Ablasının ölümü.

Ne? Lexy Jones'un ablası mı? Rachel, Lexy Jones'u tanıyor muymuş?

St. Hilary's'de okumuşlar.

Clyde'a göre Lexy, Rachel'a sırrını anlatma hatasına düşmüş.

- Ölen ablasının adı ne? - Andrea. Andrea Kelly.

- Catherine Kelly'nin ablası. - Aynen.

Efendim, Catherine Kelly aslında Lexy Jones.

Hemen Kelly'lerin evinde buluşalım. Adresi yolluyorum.

Gazla!

Aman tanrım!

Aç artık Anna. Aç şu lanet telefonu!

- Anna! - Jack...

- Jack... - Anna!

Anna!

Bebeğim?

Anna!

Anna! Hey!

Anna!

İyi misin?

Evet.

Zoe için çok üzgünüm Jack.

Meg'e ne diyeceğimi bilmiyorum.

Yardım edebilirim.

Evet, olabilir.

Kardeşim ve Lexy'yle aranızda neler yaşandı?

Bunların sebebi neydi?

Rachel şeydi...

Elebaşıydı.

Ama Helen

ve Zoe de bunu biliyordu.

Onlar...

Onlar Lexy'yi... Catherine'le beni ormana götürdüler.

16'ncı yaş günümdü.

Parti yapacağımızı söylediler ve...

Bazı adamlar geldi.

Rachel o adamlara

fotoğraflarımızı göndermiş.

O adamlar...

...Catherine'e saldırdı.

Rachel, Helen ve kız kardeşin seyretti.

Sana anlatmak istedim...

Defalarca söylemeye kalktım ama...

Yapamadım. Düşündüm ki belki...

Zoe için vazgeçtim ve açıkçası Jack...

Bunu kimseye anlatamadım.

Ne bileyim, hiç olmamış gibi yaşayabileceğimi düşündüm.

- Öyle de yaptım. - Evet.

- Özür dilerim. - Hayır, sorun değil.

- Keşke anlatsaydım. - Hey...

Kahretsin. Çok üzgünüm.

Üzgünüm.

Yok artık.

Kelly'lerin kızı, bu kızın ablası Andrea'nın ölümünü hatırlıyorum.

Astım krizindendi.

Enteresan şekilde tekneyle göle açılmışlardı.

Zavallı kızcağız kıyıya çıkartılamadan boğulmuştu.

Bütün teşkilat cenazeye gittik. Çok üzücüydü.

Tuhaftı da.

Tuhaf olan neydi?

Catherine Kelly gibi ağlayan birini hiç görmemiştim.

O kadar çok ağlıyordu ki kusacak sanmıştım.

Ablası yeni ölmüştü.

Kahve ya da donut filan almak için cenaze evinin bodrumuna inmiştim.

Catherine Kelly oradaydı, donut yiyip sırıtıyordu.

Otoparktaki son park yerini kapmış gibi.

Şerif.

O ne ya?

Yok artık!

- Rachel Hopkins'in tırnakları mı? - Umarım öyledir.

Şerif.

Bir bıçak bulduk.

Bırakın lan beni! Neden tutukluyum, söyler misiniz?

Ben bir şey yapmadım! Karım da...

Suçlu arıyorsanız şu sürtüğü araştırın!

Deli olan o! Ben bir şey yapmadım!

- Sakin olmanız gerek. - Siktir git!

- Bayım! - Bir şey yapmadım! Bırak!

- Zararlı çıkarsınız. - Sanırım işine döneceksin.

- Ah! Siktir! - Evet, sanırım öyle.

- Önce biraz temizlensen mi? - Gerek yok.

Peki.

Bazı şeyler hiç değişmiyor.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left