The Housemaid

The Housemaid

Download Turkish Subtitle

Release info

The Housemaid 2025 Tr 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS BZ]
A Commentary by BartuW
Çeviri: erkep

Tags

webdl
Published on: 2026-02-09
Downloads: 725
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 193 lines.

Vay canına.

HİZMETÇİ

Merhaba, Millie!

Merhaba, Bayan Winchester!

Tanıştığımıza çok memnun oldum.

Lütfen bana Nina de.

Atıştırırız diye çay ve şarküteri tabağı hazırladım.

Yoksa et ve peynir için çok mu erken?

Gerçi, bilirsin, Avrupa'da kahvaltıda bunları yiyorlar.

Vay canına. Sen çok... bu özgeçmiş...

Ben... ben...

Sadece şunu söyleyeceğim, deneyimin ve mezuniyet derecene bakılırsa,

bu iş için gereğinden fazla nitelikli olabilirsin.

Yo, biliyorum.

Ben sadece, hizmetçilik yapmaktan gerçekten keyif aldığımı fark ettim.

Öyle mi?

Doğru ailelerin yanında, tabii ki.

Pekâlâ. New York'a geri dönmene ne sebep oldu?

Özledim.

Aslında New England'ı gerçekten çok seviyorum,

ama bu şehirde olmayı özlüyorum.

Ama bu yatılı bir iş, biliyorsun, değil mi?

İlanda belirtmiştim, belirtmedim mi yoksa?

Evet, evet. Hayır, elbette. Evet. Evet.

Tanrım, tamam.

Aslında şehrin içinde değil de,

yakınlarında olmayı özlüyorum.

Biraz çılgınca bir şey.

Evet, tamamen katılıyorum sana.

Pekâlâ, iş genel olarak, evi düzenlemek, temizlik yapmak

ve basit yemekler pişirmekten ibaret, eğer sana da uyarsa.

Elbette. Yemek yapmayı çok severim.

Harika.

Ve bir de, kızımın bakımında bana yardım edeceksin.

Adı Cecilia, Cece.

Yedi yaşında ve, görsen, harika bir çocuk.

Onunla tanışmak için sabırsızlanıyorum.

Güzel. Tamam.

Neye bulaştığını görebilmen için

sana evi...

detaylıca gezdirmemi ister misin?

Tabii.

Ve mutfak.

Bu evin her yerini baştan sona kocam Andrew tasarladı.

Mimar mı?

Hayır, teknoloji sektöründe.

Ama her ayrıntıya

inanılmaz bir özen gösterir.

Bu merdivenler biraz deli işi, biliyorum.

Andrew, bir gün kesinlikle bu merdivenlerde düşüp öleceğimi söylüyor.

Çok sakarımdır da.

İyisi mi zemine tebeşirle kendi ceset çizgimi çizip

işi kolaylaştırayım.

Bu arada, evin diğer tarafında başka bir merdiven daha var.

O, Guggenheim Müzesi'ndekine bundan daha az benziyor.

Belki sana daha çok uyar.

Vay canına.

Burası aslında Andrew'un kendine ayırdığı oda,

ama sen de ne zaman istersen kullanabilirsin tabii ki.

Ailenin bir parçası olacaksın,

bu da demek oluyor ki,

kesinlikle Andrew'un, "TED" kıvamındaki o meşhur nutuklarına maruz kalacaksın,

" Barry Lyndon filmi neden yanlış anlaşılmış bir şaheserdir" gibi.

Burası, üst katın oturma odası,

dürüst olmak gerekirse, neredeyse hiç kullanmıyoruz.

Bir yardımcıya ihtiyacınız olduğundan emin misiniz?

Şey, aslında, ben... hamileyim.

Yani ileride, her şeyi bu kadar düzenli

tutacak kadar zamanım olmayacak.

Ama Andrew'a söyleme, çünkü henüz çok erken

ve ona söylemeden önce emin olmak istiyorum.

Tabii. Tebrikler.

Teşekkür ederim.

Burası Cece'nin odası.

Andrew onun için,

evimizin minyatür bir versiyonunu bile yaptı.

- Ne hoş, değil mi? - Vay canına.

Çamaşır odası bodrum katında.

Burası senin banyon olacak,

ve odan da, yukarıda.

Muhtemelen biraz küçük olduğunu düşüneceksin,

ama sana bolca mahremiyet sağlıyor,

ve biz bunun en önemli şey olduğunu düşündük.

Aynı zamanda, çok da ışık alıyor.

İşte!

Kendi zevkine göre düzenleyebilirsin, elbette.

Posterler asabilir ve süs bitkileri getirebilirsin.

Müziğin sesini istediğin kadar açabilirsin,

çünkü alt kattan seni duyamayız.

Ne düşünüyorsun?

- Mükemmel. - Tamam, çok iyi.

Yaşasın!

Hâlâ görüşmeler yapıyorum,

ama çok yakında bir karar vermeyi umuyorum.

Al bakalım.

Hayır, bunu yapmanıza gerek yok.

Hayır, ısrar ediyorum.

Buraya gelmek için enerjini, zamanını

ve benzin paranı harcadın. Lütfen.

Teşekkür ederim.

Bu konuda içimde gerçekten iyi hisler var, Millie. Gerçekten.

Benim de.

Tamam. Seni ararım.

Arayacağı falan yok.

O eve bir daha adımımı bile atamayacağım.

Kısacık bir geçmiş araştırmasıyla

o özgeçmişteki her şeyin tamamen yalan olduğunu görecek.

Gözlük bile takmıyorum.

Sadece... güvenilir görünmeye çalışıyorum.

Ne aptallık.

- Buyurun. - Teşekkür ederim.

- İş başvuru formu alabilir miyim? - Evet, tabii.

ELEMAN ARANIYOR Müdürle Görüşünüz

- İşte burada. - Teşekkürler.

Aramayacağını biliyordum.

Neden o iş için bir şansım olduğunu düşündüm ki?

Neyse, en azından 20 dolar kazandım oradan.

Ne yapacağım bilmiyorum.

Camı indir.

Burada uyuyamazsın.

Çok özür dilerim. Ben...

Ben annemin evinden dönüyordum

ve birden çok uyku bastırdı.

Ben de kenara çekip biraz kestirdim. Özür dilerim.

Bakın işte annem arıyor. İzin verirseniz açabilir miyim?

Muhtemelen ödü patlamıştır.

Araba sürerken mesajlaşma.

Yapmam. Söz veriyorum.

- Alo? - Merhaba, Millie ile görüşebilir miyim?

Benim.

Ben, Nina Winchester.

Seni, işi teklif etmek için aramıştım.

Yani, hâlâ müsaitsen tabii.

Muhtemelen milyonlarca iş teklifi almışsındır.

Hayır. Yani, evet, evet. Çok isterim.

Ne zaman başlamamı istersiniz?

Aman Tanrım. Mümkün olan en kısa zamanda desek?

Bugün öğleden sonraya ne dersiniz?

Biliyor musun?

- Bu müthiş olurdu. - Harika.

Neyse, hadi kaçtım ben. Hoşça kal, Millie.

İşte bu!

Merhaba!

Selam, ben Millie.

Winchesterların yanında mı çalışıyorsun?

İçeri girmeye çalışıyorum ama şifreyi bilmiyorum.

Nina?

Nina, ben Millie.

Nina?

Millie? Millie, Millie, Millie!

Hoş geldin, merhaba.

Affedersin, güya kapıyı açık bırakacaktım.

Arabadan eşyaları taşımak için sana yardım etmemi ister misin?

Hayır, hepsi bu kadar zaten.

- Harika. Vay canına. - Evet.

Evet, geri kalanını bir depoya koydum.

Pekâlâ, çok iyi. Bunları yukarıya, odana koyacağım.

Dinle, Okul Aile Birliği için

çok etkili bir konuşma yazmam gerekiyor.

O yüzden ofisime kapanacağım,

ama temizlik malzemeleri şuradaki dolapta,

ve... aa?

Gözlüğünü takmamışsın.

Takmadım... Her zaman gözlük takmıyorum. Lenslerim var.

İyi, gözlüksüz çok daha güzelsin.

Peki, tamam.

Ben yukarıda olacağım.

Çok eğlenceli olacak, Millie!

Mobilyalara ayakkabıyla basmıyoruz.

Merhaba. Selam.

Sen... Cece olmalısın.

Ben, Millie.

Merhaba.

- Merhaba. - Selam! Millie'yle tanışmışsınız.

Merhaba, bebeğim.

Millie artık bizimle yaşayacak,

yemek pişirmede ve temizlik işlerinde bize yardımcı olacak.

Ve biliyor musun?

Eğer nazikçe rica edersen, seninle

Candy Land oynamaya bile razı olabilir.

Bizimle mi yaşayacak?

Evet. Andrew, sana söylemiştim.

Çatı katındaki misafir odasında kalacağından bahsetmiştim ya.

Buranın hâli inanılmaz, değil mi? Şuraya bir bak.

- Teşekkür ederim. - Pekâlâ, Millie, hoş geldin.

Teşekkür ederim.

Aç mısın? Eminim bu üç kişilik

akşam yemeğini dört kişiye de yetirebiliriz.

Hayır, ben yukarı çıkıp

odama yerleşsem iyi olacak.

- Emin misin? - Sakıncası yoksa,

ortalığı daha sonra inip toplarım.

Tabii, çık yerleş. Hiç acele edeyim deme.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left