The Last Frontier

The Last Frontier

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

The Last Frontier 2025 S01E06 The Devil Wears a Suit and Tie 720p ATVP WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
A Commentary by BartuW

Tags

webdl
Published on: 2025-11-07
Downloads: 32
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

FAIRBANKS İÇİN DUA EDİN

DA-AA ÇEVİRİCİ

Nöbet geçiriyor.

- Otobüse dönüp serum hazırla. - Tamam. İlk yardım çantasını alacağım.

Direnme canım benim.

Kendini bırak.

Çok yakında her şey bitecek.

Evet.

Kaç kilosun, 60, 64 civarı mı?

Altmış beş diyelim. Nefes almaya devam etmelisin.

Dur. Lütfen.

Şuna bak. Hâlâ hayattasın.

Bravo.

Nasılız?

Endişelenmeni istemiyorum çünkü kariyerime Teksas'ta zehirli iğne

yaparak başladım.

Ne? Şaka yapıyorum.

Rahatlamanı istiyorum

çünkü harika gidiyorsun.

İşte böyle.

Sekiz saat içinde

ya özgür kalacaksın...

...ya da öleceksin.

Hayır.

Bize şans dile.

Olumlu düşünelim!

FAIRBANKS'E HOŞ GELDİNİZ

MERKEZÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI

GVEA ile konuştum. Gakona'nın kuzeyinden itibaren güç yok. Hücresel. Veri.

Havaalanı bile karanlık. Trafiği Anchorage'a yönlendiriyorlar.

- Ya firarilerimiz? - Altı mahkûm kayıp.

Telsizin şifreleme anahtarını değiştirelim.

Evet, Fairbanks Polisi ile kim konuşacak? Amir hâlâ hokey maçı yüzünden kızgın.

Bacağını kırdın.

- Bacağını buz kırdı, tamam mı? - Buzmuş.

Ben konuşup yakıtı idareli kullanmasını söylerim.

İnversiyon kötüleşecek.

- İnversiyon mu? - İnversiyon nedir?

Hava kalitesi. Zaten normal bir günde odun yakıldığı için kötü.

Elektrik kesildiği için herkes odun yakacak.

Üstüne soğuk hava eklenecek. Temmuzda Houston bile daha az sislidir.

Dinle Cole, Ceza İnfaz Kurumu'yla konuş. Kaç kişi gönderebilirler, öğren.

Jane, valilikle konuş.

ECC protokollerini başlatacağımızı söyle. Ne oldu?

Motelde bulduğumuz sabit sürücüye dair haber var mı?

Hava üssünde.

- Şifresi çözüldü mü? - Hayır, niye?

Çünkü Büro, sabit sürücünün kendilerine gönderilmesini isteyecek.

İçeriğini anlayana dek buna izin veremeyiz.

Tamam. Birkaç görüşme yaparım.

- O, seni endişelendiriyor mu? - Herkes endişelendiriyor.

Şikago'daki eski ortağım Mike'la konuştum, kuryenin kimliği için yardım istedim.

Mike mı? Mike'dan hiç bahsetmedin.

Kıskanayım mı? Benden daha mı güzel?

Kimse senden daha güzel değil.

Hey.

CIA, kuryeyi, o uçağı düşürüp Havlock'ı öldürmesi için gönderdiyse

işi bitmedi.

Başladığını bitirecek.

Ron, selam.

O nasıl?

Şanslı.

Tüm testleri normal.

Sol bileğiyle ilgili bir şey dedi.

Röntgeni temizdi. Kırılmamış. O iyi. Kira da iyi.

İkisi de iyi olacak.

- Sağ ol. - Dr. Scott.

Acile gelin. Fort Wainwright'tan çıkan araç kazaya karışmış.

Bir sürü hasta gelmek üzere. Yaralı sayısından emin değiliz.

Claire. Yardım edebilir miyim?

Luke'un yanında kal.

Hadi ama. Benim. Ne yapabilirim?

Kan bankası hazırda beklesin.

Suni solunum için her odada Ambu cihazı var mı diye bak.

Tamam. Git. Hallederim.

Tamam.

FAIRBANKS PROVIDENCE HASTANESİ

Oda üçe çapraz karşılaştırma lazım.

Dikkat et.

Geçmeye çalışıyorum.

Kimliği belirsiz biri var. Tansiyonu 180'e 99. Beyin kanaması olabilir.

Evet. Radyoloji koridorun sonunda.

Teşekkürler.

- Jeremy. - Ne oldu?

O adamı tanıyor musun? Paramedik.

Emin değilim. Her yerden ambulans geliyor.

Sağ ol. Sorun ne? Luke iyi mi?

O iyi. Galiba hastanede bir sorun var.

Malzeme taşıyorum ve bir adam var. Bir paramedik.

- Kim? Hangi paramedik? - Sorun da bu.

Sadece...

Bence seninkilerden biri.

Sence bir firari mi?

Evet. Galiba...

Galiba onu dosyalarında gördüm.

Dinle, ondan uzak dur. Sorumlu memura haber ver.

- Polisi arasın. Geliyorum. - Hayır Frank.

Gelmene gerek yok. Birini gönder.

Geliyorum, tamam mı? Aile mi yoksa iş mi diye sormuştun ya?

Bizi seçiyorum.

Hep bizi seçerim.

Neyse ki asansörler hâlâ çalışıyor.

Sadece bu. Dizel jeneratöre bağlı. Radyoloji bodrum katında. D2 koridoru.

Selam.

Ben Dr. Wigg.

Adın ne tatlım?

Claire. Asansörün kapısı açıldığında

görevli uçuş paramediğini arayıp ekstra-aksiyel kanaması olan

bir hastamız olduğunu söyleyeceksin.

Alaska Bölge Hastanesi'ne ambulans uçakla transfer edilmesi

gerektiğini ve hastaneden onay aldığını söyleyeceksin.

Bunu yapabilir misin Claire?

Güzel.

Frank? Kimi aradığımızı biliyorum.

Firarimiz, bir doktor. Adı Dr. William Wigg, diğer adıysa Azrail.

Bu adam zeki. Yale'de okumuş.

Nöroonkolojide kurul sertifikalı. Çok makalesi var. Ayrıca bir seri katil.

Mahkemeye göre Wigg, 36 hastasını ve hastane çalışanlarını zehirlemiş.

2005'te cinayetten tutuklanmış ve son 10 yılını Pelican Bay'de geçirmiş.

Bu ay tüm temyiz başvuruları reddedilmiş

ve uçak düştüğünde, idam edilmek üzere Terre Haute'a götürülüyormuş.

Anladım. Şimdi park ediyoruz.

Arkamda kal.

Claire. Selam. Seni arıyordum. Götürülecek hastamız bu mu?

- Evet. Hemen götürmeliyiz. - Tamam. Şey yapalım...

Bu taraftan gidelim.

Meşgulsün. Hastalarından uzak kalma.

Hayır. Hiç sorun değil.

İkinizi hemen gönderelim.

Böylece bakmamız gereken bir hasta azalır.

Claire, kaç!

Kıpırdama!

Şah damarı, kalbin otobanıdır.

Dakikada 600 mililitre kan taşıyor ama yine de Tanrı, onu buraya koymuş.

Tamamen korunmasız.

Eller!

Bana zarar vermek istemezsin. Pilot.

Ne pilotu? Neden bahsediyorsun?

Uçağı indirmeye yardım eden. O hayatta.

İzin verirsen sizi ona götürürüm.

Hey.

- Pilot... - Timothy O'Bannon.

Hâlâ hayatta mı yani?

Cesedini buldunuz mu?

İdam mahkûmusun. İdam edilmeye götürülüyordun.

Kaçmak yerine bir adamın hayatını

kurtarmayı seçtiğine inanmamızı mı bekliyorsun?

Hayır, bir sigorta poliçesi istedim.

Kaçışımı engellediğiniz için o poliçeyi kullanıyorum.

Niye hayatta olduğuna inanalım?

Çünkü harika bir doktorum.

Otuz altı hastan öldü.

Herkesi kurtaramazsın.

Yalan söylüyor.

Palavracısın.

Hasta 43 yaşında, Filipinli bir erkek. Hayatı boyunca sigara içmiş.

Sağ omzunda rotatör manşet ameliyatından kalan yanal bir iz var.

Astım hastası. Depresyonu için orta dozda Lexapro alıyor,

ki dozu azaltmasını önerirdim.

Bir şey istiyorsun.

Ve buradayız.

Ne istiyorsun?

Seattle'daki First Federal Bankası'nda kiralık bir kasam var.

Kasa numarası 337.

Yarın sabah altıya dek bankanın başkanı, kasayı

buraya açılmamış ve kurcalanmamış şekilde getirirse

pilot yaşar.

Ya getirmezsek?

O zaman pilot ölür.

Onu enkazdan çıkardığımda durumunu kontrol ettim.

Hasta şoktaydı, kalp atış hızı yüksekti. Yorgundu. Kafası karışıktı.

Nedeni beyin ödemiymiş.

Onu tedavi ettim. Durumu stabil.

Güvenli bir yerde.

Ama zaman azalıyor.

Beyin ödemini ormanın içinde teşhis ve tedavi mi ettin yani?

Trepanasyon nedir, bilir misiniz?

Beyin şiştiğinde seçenekleri sınırlıdır.

Yukarı gidemez. Dışarı çıkamaz.

O yüzden beyincik ile beyin sapının birleşme noktası olan kafa tabanına gider.

Sorun şu ki beyin sapı, misafirden hoşlanmaz.

Basıncı boşaltmazsanız ölüm an meselesidir.

Trepanasyon, kafatasına delik açma prosedürüdür.

Arkeologlar ve tarihçiler, bu prosedürün 1.500 yıldır

uygulandığını belgelemiş.

Bir İnka doktoru, bunu vahşi bir ormanda teşhis ve tedavi edebiliyorsa

ben de ormanda yapabilirim.

Bir adamın kafasına delik açtın.

Açabilirdim. Belki de açsaydım durumu

daha iyi olurdu.

Hayır, onu iğrenç bir veterinerden aldığım Mannitol ile kimyasal yoldan tedavi ettim.

Sekiz saatte bir 80 miligram. En son 22.00'de verdim.

Mr. O'Bannon bir sonraki dozunu gün doğumuna dek almazsa

nalları dikecek.

Daha doğrusu şöyle olacak...

Dinleyin, kasa 337.

Bankanın başkanı, 6.00'ya kadar açılmamış şekilde getirsin

yoksa pilot ölür.

Ve bileğindeki bene baktır.

Şekli asimetrik, melanom olabilir.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left