The first 200 lines.
Adım Frank Remnick.
R-E-M-N-I-C-K.
Alaska Bölgesi'nin İnfaz ve Koruma Başmemuru'yum
ve Yukon Flats'teki olaylar hakkında
- kısaca konuşacağım. - Yüksek sesle.
Soru almayacağım.
Dün sabah 07.00 sularında dar gövdeli bir jet uçağı,
Eagle Summit'in 38 kilometre kuzeyine,
Circle'ınsa 22 kilometre kuzeybatısına çakılarak indi.
Enkazın üç kilometreye yayıldığını tahmin ediyoruz.
Elimizde çok bilgi yok
ama uçağın, MYTS hapishane nakil aracı olduğunu,
52 federal mahkûmu ve sekiz güvenlik görevlisini taşıdığını doğrulayabilirim.
Kurtulanları tespit etmeye çalışıyoruz.
Ama kurtulanlar var ve tehlikeliler.
İnfaz memurları, Fairbanks Polisi ve Alaska Eyalet Polisi ile
durumu kontrol altına almaya çalışıyor.
FAIRBANKS İÇİN DUA EDİN
Eminim farkındasınızdır,
Tanana Valley'de hücresel ve veri iletişim sistemleri çalışmıyor,
bu yüzden yerel medyadan haberleri duyurmasını istiyoruz.
Halka haber verin.
Lütfen kaza alanına gitmeyin.
Mümkünse evlerde kalın, tamam mı?
Ve yabancılardan uzak durun.
Fairbanks ile kaza alanı arasında
epey mesafe var, biliyorum ama...
Bunlar, tehlikeli federal mahkûmlar
ve malınızı almaktan veya birilerini esir almaktan korkmuyorlar.
O yüzden kapıları kilitleyelim, önlem alıp güvende kalalım. Tamam mı?
- Bu kadar. - Bekle.
- Ya karın? Sarah kaçırıldı mı? - Telsizdeki kimdi?
Telsizdeki kimdi?
- Ver! - Geri ver.
- Sıra bende! - Pisliksin!
Doğru konuş.
Jake, ver...
Rum-Rum, radyoyu kurcalama lütfen.
Hava durumunu bul, dedin.
- Niye sinir bozucusun? - Keser misiniz?
Lara!
Kapıları kilitleyin!
Hayır. Dinleyin.
Beni içeri alın!
Uzaklaş yoksa vururum.
Uzaklaş dedim.
Polis.
- Param var. Al. - Ne yapıyor?
- Lütfen. Al. - Siktir...
- Sizin. Ciddiyim. - Çok para.
Size zarar vermeyeceğim. Lütfen.
Beni polise götürün.
FAIRBANKS'E HOŞ GELDİNİZ
MERKEZÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI
Memurun karısını mı kaçırdı?
CIA GENEL MERKEZİ
Kahretsin Sid. Remnick, o kasabanın bekçisi.
Sana yardım etmeli, karısının peşine düşmemeli.
Karısını koz olarak kullanacak. Fidye isteyecek.
- Bize faydası olabilir. - Sid,
bir saate Ulusal Güvenlik'in Başsavcı Yardımcısı'na bilgi vereceğim.
- Bana sonuç lazım, strateji değil. - Neden o uçaktaydı?
Neden onu Humphreys'e göndermedin?
Güney Kore ve Japonya, Alaska'dan çok daha yakın.
Niye eve getiriyordun?
Ayrıntıları anlatamam, biliyorsun.
İçeri sızmasıyla ilgili.
Analistlerimiz, yedek sunucu üzerinden Teşkilat'ın
veri tabanına girdiğini doğruladı.
Neden? Ne arıyordu?
Sadece aramıyordu, buldu da.
Havlock, "Arşiv 6" olarak bilinen gizli bir dosyayı aldı.
Arşiv 6 mı?
Arşiv 6 ne?
Planlarımız.
Atwater Protokolü altında ölümcül eylemlerle yok ettiğimiz
tüm düşmanların bir envanteri, gelecekteki ve şimdiki hedeflerimiz dâhil.
Yani hedefi, Teşkilat mı?
Arşiv ifşa edilirse,
onu takas eder veya satarsa sonucu felaket olur.
Onu bulmalısın Sid.
Havlock'ı bul.
- Hey. - Arşiv'i bul...
- Seni sonra ararım. - Asıl beni ara.
Hemen konuşmaya başlaman gerek.
Hemen, tamam mı?
Neden burada ve neden karımı kaçırdı?
- Bu benim görevim değildi. - Bu, görev değil.
Hayatım. Karım, dünyada en çok sevdiğim insan kaçırıldı,
nedenini bilmek istiyorum.
Çünkü CIA hata yaptı.
Eve götürme operasyonu başarısız oldu. Ve temizlemek için gönderildim.
Temizleyecek misin? Öyle mi? Onu vurmamı söyledin.
Onu öldürmeye çalıştın.
- Sana güvenmediğini söyledi. - Casusuz. Yalan söyleriz.
O zaman sana da inanmamalıyım, öyle mi?
Sadakatimden şüphe edeceksen
sıraya gir ama emin ol, karını geri almak için tek şansın benim.
O zaman söyle. Ne yapacağız? Şimdi. Ne yapacağız?
- İletişime geçsin. - Bekleyecek miyim?
Takas teklif edeceğiz. Karın bir koz.
Ona zarar vermeyecek.
Nereden biliyorsun?
Tabii.
Onu eğiten sensin.
Yardımımı kabul etmek için beni sevmene gerek yok.
Ama yardımıma ihtiyacın var.
Baz istasyonundan başla. Oradaydı, biliyoruz.
Arama çemberi oluştur.
Sarah'nın arabasını arasınlar.
Donnie'yi bu şerefsize kaybettik. Karımı da kaybetmem.
- Tamam mı? - Evet.
- Tamam. Yap. - Nereye gidiyorsun?
Bu partiyi başlatacağım.
İpucu hattı açık. Ulusal Ulaştırma Emniyet Dairesi geldi.
Ganz'le konuştum, mobil baz istasyonu için AT&T ile çalışıyor.
- Güzel. Havlock'tan haber var mı? - Yok
- ama telsizleri takip ediyoruz. - Kanal ikiyi kullanma.
- Oradan iletişime geçti. - Peki.
Başmemur Remnick?
Memur Steven Cole.
- Seattle Aranan Şahıslar Bürosu. - Güzel.
Peşlerine düşeceğiz, sadece yönü gösterin.
O kadar basit değil. ATV ve kar aracı lazım.
Kamyonet lazım.
Yakıtımız ve suyumuz yok, telefonlar kesik.
Siktir, siz kovboyların ata bindiğini sanıyordum.
Evet. Jane, bu Cole. Cole, Jane.
Aslında yapabileceğin bir şey var.
Henry Dale Sickler adındaki mahkûmla ilgili bilgi toplar mısın?
- Sickler mı? Tamam. - Evet.
- Öncelikli mi? - Artık değil. Teslim oldu.
Bu sabah bir kadına teslim olmuş. Ona para vermiş.
Tamam. Aranacak bir şerefsiz azaldı.
Onu öldürüp arabasını alıp kaçabilirdi. Kaçmadı. Sabıkasına bakalım.
Bir şeyi gözden kaçırmayalım. Ve hoş geldin.
- Anlaşıldı. Frank? - Evet?
Karına olanları duydum.
Ona dua ediyorum.
Onu kaçıran şerefsizi mahvedeceğiz.
Kanal ikiyi kullanma.
Anladım.
Jane, bunca insanın karnını nasıl doyuracağız?
- Frank. - Evet.
Erin, araba göndermek zorunda kaldım.
- Anlıyorum. Tüm gece uyumadım. - Evet.
- Çocuklardan haber var mı? - Yok.
Okul, beraber çıktıklarını doğruladı.
- Tanrım. - Telefonlarını takip edeceğiz.
- Bu nasıl olur? - Bilmiyorum.
En son Old Nenana Otoyolu'nda
- benzin almışlar. - Evet.
- Nereye gittiklerini biliyorum. - Kulüben mi?
- Evet. Nereden biliyorsun? - Herkes biliyor.
Sorun yok. Varış saatleri...
Öğlen çıktılar, fırtınadan önce varmışlardır. O yüzden aramadılar.
Oraya polis gönderir misin?
Frank! Konu Sarah.
İpucumuz var. Evinize gitmişler.
O nerede? Neler oluyor? O nerede?
Komşunuz, onu garaj yolunda görmüş. Oymuş.
Frank, bunu görmen gerek.
Video çekmiş gibi görünüyor. Talepleri veya Sarah'nın yaşadığının kanıtıdır.
Ama kaset kayıp.
Memur veri tabanına erişmek için bilgisayarına girdiğini düşünüyoruz.
Uçuşun yolcu listesi.
Ayrıca eşyalarını karıştırmış.
Kıyafetlerin, silah kasan.
Siktir.
Herkes çıksın. Hadi, herkes çıksın.
Çıkın.
Sen kal.
Tüm gece buradalardı. Neden?
Bir yolculuk için hazırlanıyor.
Herhangi birinin kıyafetini, silahını alabilirdi. Niye benimki?
Neden bir şey kaydedip kaseti bırakmamış?
Seni izliyor Frank.
Seni anlamak istiyor. Senin için
neyin önemli olduğunu ve nasıl tepki verdiğini görmek istiyor.
Bu, onun mu?
Evet, kolye olarak takıyordu.
Sahte.
Evlenme teklifi ettiğimde parasızdım. Gerçeğini vermek istedim
ama bir taş için kredi çekmeme asla izin vermezdi.
Kaseti bulacağız. Karını bulacağız.
Güvende, söz veriyorum.
Keşke sana inanabilseydim.
Frank, selam.
Selam.
Onun...
Talepleri var.
MİKRODALGAYA KOYMA! FIRINDA PİŞİR 20 DK/180
Burası bir suç mahalli.
Evet ama acıktım.
Delili yiyor olabilirsin.
Patlıcan mı?
Evet.
Kolesterolümü ölçtürdükten sonra pişirmeye başladı.
Eve dönmeliydim.
Onu dinlemeliydim.
No comments yet. Be the first to leave one.