The first 200 lines.
Günaydın.
Rachel Hopkins cinayetiyle ilgili
önemli bir gelişmenin yaşandığı Dahlonega'dan bildiriyorum.
Bu sabah 7.500 kasaba sakini,
içlerinden birinin seri katil olabileceği gerçeğiyle güne uyandı.
Sıcak gelişmeler ardı ardına yaşandığı için
eldeki bilgiler hâlâ sınırlı.
Özellikle de genelde kutlamalarla geçen Altına Hücum Günleri olduğu için.
Ancak kesin olarak söyleyebilirim ki ikinci kurban
St. Hilary's Kız Koleji müdiresi Helen Wang.
Şimdilik bu kadar, gelişmeleri aktarmaya devam edeceğim.
Ben Anna Andrews, WSK için Dahlonega'dan bildirdim.
Biz insanlar tarifsiz acılar yaşatabiliyoruz.
Korkunç zulümler.
Büyük ızdıraplar.
Yine de yaptığımız en tehlikeli şey yalan söylemek.
Başkalarına.
Ve kendimize.
Onu dün sorgulamalıymışız.
Anna burada ne aradığını söyledi mi?
Bayan Wang onun moteline not bırakmış, bu sabah buluşmaya çağırmış.
- Cumartesi günü mü? - Buraya varmış.
Cesedi bulmuş, kameramanını ve sonra bizi aramış.
Tamam, dinle. Anna'nın kaldığı Dahlonega Konağı'nı ara.
Anlattıklarını doğrulat.
- Ben onunla konuşurum. - Tamam, telefonu bende.
Şifresini mi verdi?
Hayır, istedim ama...
- Sana güldü. - Evet.
Peki.
NE YAPTIĞINI BİLİYORUM
- Stan, biraz izin verir misin? - Başüstüne.
- Boşaltalım beyler. - İyi misin?
- Burada ne aradığını söyler misin? - Çırağına söyledim.
- Telefonumu geri alabilir miyim? - Buyur.
Baştan anlatır mısın? Adım adım.
Helen onunla 07.00'de buluşmamı istedi.
Onu 07.05'te ölü buldum.
07.06'da kameramanımı aradım.
07.08'de patronumu aradım.
07.45'te 911'i aradım.
Yani önce kameramanını mı aradın? 911'den önce kameramanını mı aradın?
Kadın ölüydü zaten. Muhabirim ben, o yüzden öyle yaptım.
Memur Scott'a göre kapılar kilitliymiş. İçeri nasıl girdin?
Bilmem. Helen'a sor.
- Peki... - Affedersiniz. Pardon.
Sormam gerek.
Rachel'ın öldüğü gece neredeydin?
- Niye sorman gerek? - Biliyorsun.
Atlanta'da.
- Kanıtlayabilir misin Anna? - Gerek var mı Jack?
Konuşma bitti mi?
Evet.
Binadan ayrılayım deme. Tamam mı?
Telefon ve e-posta yağıyor. Atlanta sana bayılıyor.
- Keşke... Neyse. - Hayır! Söyle.
Keşke biraz sansasyon katsan, reytingi yükseltsen de
seni kayırıyormuşum gibi görünmese.
- Elimden geleni yaparım. - Yürü be aslanım.
Çok teşekkürler. Evet, sağ olun.
- Kim o? - Gece resepsiyonisti.
Telefon gece yarısından sonra gelmiş ama not sabah erken saatte iletilmiş.
Notu bırakan bir kadınmış.
Liseden beri yakın arkadaş olan iki kadın öldürüldü.
Her iki cinayet de bıçakla işlendi.
- Ağızlarında arkadaşlık bilekliği vardı. - Clyde Duffie ile bağları var.
Hiç parmak izi yok. Kurbanınki bile.
Her yer temizlenmiş mi? Belki de karşımızda bir profesyonel var.
Clyde birini tutmuş olabilir. Telefon kayıtlarına bakalım.
Son bir ayda aradığı kişileri çıkar.
Hesaplarından büyük meblağlar çekmiş mi diye bak.
Richard Jones'u araştırmamı istemiştin ya?
- Evet. - Sonuçlar geldi.
Üç yıl önce darptan tutuklanmış. Bir kadının çenesini kırmış.
Hemen dönerim.
ADLİ TABİP
OLAY YERİ İNCELEME EKİBİ
POLİS
Anna'yı gördün mü?
Yerinde olsam eşine biraz zaman tanırdım.
- Şu anda hiç havasında değil. - Kendi boktan evliliğinle ilgilen.
Evliliğimle ilgili hiçbir şey bilmiyorsun.
- Aldattığını biliyorum. - Öyle mi?
- Evet. - Sahi mi?
Rahatsız mı oldun? Maalesef kadın değilim. Çenemi kırardın.
Şu tarafa gitti.
DAHLONEGA BELEDİYESİ ALTINA HÜCUM GÜNLERİ
Sayın Başkan, durumun çok daha kötüleşeceğini düşünüyorum
ama izninizle yardım edeyim.
Televizyonda bir toplantı reklam demek. Niye yangına körükle gideyim ki?
- Ateşe ateşle karşılık verilir. - Hayır. Oksijeni emip yangını söndürürsün.
- Önce kendimizi emniyete almalıyız. - Efendim, o devir mazide kaldı.
Artık hikâyeni kendin anlatmazsan başkası anlatır.
Hikâyemiz nedir peki?
Bu kasaba, sakinleri ve belediye başkanı güçlü, emin ve korkusuz.
Dahlonega'da işlerin yolunda olduğunu Amerika'ya bildirmelisiniz.
Senin bundan çıkarın ne?
Buralıyım. Bu kasabayı önemsiyorum. Biliyorsunuz, annem hâlâ burada yaşıyor.
Bilmiyordum.
Çoğu ünlünün özel hayatını halka pazarlamaktan
memnun olduğunu sanırdım.
Sanırım bu kasabada
sizinle apayrı birer çocukluk geçirmişiz.
Elde ettiğin başarıları ve kimliğini
biraz da Dahlonega'ya borçlu olduğunu düşündün mü hiç?
- Evet. - Bir uzman görüşü.
BILL WOODRUFF BELEDİYE BAŞKANI
Geldiğin yeri küçümsemek yerine ne kadar ayrıcalıklı olduğunu düşün.
Tutumunu değiştir.
Ne yönde?
"Teşekkürler Dahlonega."
Anlıyorum.
- Bir uzman görüşü bildirebilir miyim? - Lütfen.
Şey, Dahlonega'nın gelir kaynağı turizm.
45 ila 65 yaş, şarapsever, doğa âşığı, statükocu, harcayacak parası bol kesim.
- Doğru mu? - Evet.
Peki. Gerçek suç öykülerine kimler bayılır?
Karavanıyla gezen, yarı işsiz, yemeğini evde yiyen internet dedektifleri.
İşin ehli olan biri bunun hemen önüne geçer.
Yoksa internetin insafına kalırsınız.
O zaman ne mi olur?
Kamuoyunun görünmez eli sizi o güzel saçlarınızdan kavrar
ve ekonomi bitirici seri katil damgasını alnınızın ortasına yapıştırır.
Sonra bir daha seçilmeye çalışın bakalım.
Evet, ne diyorsunuz?
YALANCI
Şah damarı ile karotis birlikte kesildiğinde ölüm ani olur.
Ancak kesikten aynı tür bıçağın kullanılıp kullanılmadığını anlamak zor.
Onun önemi yok.
Bıçak aynı olmasa da kullanan şahıs kesinlikle aynı.
Arkadaşlık bilekliğinden anlıyoruz. Basına verilmeyen bir bilgiydi o.
Demek cinayetler bağlantılı.
Bir saniye.
Son vakada kesilen parçalar anı olarak alınmıştı...
İki gözü de duruyor, eğer sorduğun buysa.
İki vakada da bir mesaj verilmiş.
İlkinde tırnaklarda bir sözcük vardı, değil mi?
Bunda da alnında var. Aynı şahıs.
Zımbalar da bir mesaj sayılabilir.
Belki "kem gözler" ya da "Aşkın gözü kördür" türü bir şeydir.
Ciddi oranda göz travması var.
Zımbaları yumuşak dokuya geçirmek epey güç gerektirmiştir.
- Ölüm saati belli mi doktor? - Tam olarak değil.
Ama ceset sertliği epey ileri safhada.
Genelde klimalı ortamda ölümden 12 saat sonra bu seviyeye gelir.
O bileklik neredeyse aynısı, değil mi?
Evet.
Bir öncekiyle neredeyse aynı.
Yıpranmış görünmüyor. İplikler yeni gibi.
Nerede satıldıklarını araştırabilirim.
Meni konusunda yine en başa döndük.
Veri tabanıyla eşleşmedi ve Bay Duffie iktidarsız.
Söylediğine göre.
Sürüntü sonuçları gelince belli olacak.
Gerçi çöpünde bulduğum geniş kayışlı takma penisler
doğru söylediğini gösteriyor bence.
Ağzıma kusuverdim şimdi.
Katil Duffie olsaydı gerekçesi ne olurdu?
Rachel'la seks anlaşmasından bahsetmişti ya?
Dahlonega'dan kimse olmayacak demiş. Sperm onun değil.
- Karısı kuralı çiğnedi. - Evet.
- Bayan Wang'i neden öldürdüğünü açıklamaz. - Orası öyle.
Dahlonega Konağı'na gelen telefonun kaynağını öğrenmemiz lazım.
- Neden? - Gece yarısından sonra gelmiş.
Helen ölmüştü.
- Doğru. - Evet.
- Öğrendiklerini paylaş. - Başüstüne.
- Ne oluyor Jack? - Özür dilerim Zoe.
- Eşyalarımı mı karıştırıyorsun? - Dinle.
Bunun ne olduğunu öğrenmeliyim.
- Ne? - Bunu nereden aldın?
- Ciddi misin? - Çok.
Odama bunun için mi daldın?
- Odana dalmadım. - Dandik bir bileklik yahu.
- Titanik'teki kolye değil bu. - Nereden aldın?
- Nereden aldın? - Hayda! Hepimiz için Anna yaptı.
Anna'da var mı?
Polissin diye cevap vermek zorunda değilim.
Yardım et. Rachel'la Helen'ın birbiriyle ilgisi neydi?
Helen lezbiyendi, Rachel iki takımda da oynuyordu.
En azından lisede.
Senin karına da yanıktı ama Anna iyi aile kızıydı.
Bu yüzden mi aralarındaki arkadaşlık bitti?
Uzun zaman oldu, hatırlamıyorum. Rachel sıkılmıştır.
Kahretsin, bir saniye. Neler oluyor Şerif?
Belediye başkanı görevde kalabilmek için basına şov yapmak istiyor.
- Ne zaman? - Bu akşam.
İşin başında ol, konuya hâkimsin.
Cinayetin üzerinden 24 saat bile geçmedi. Bu bilgi açıklanmamalı.
Jack, bu benim kararım değil. Hazırlıkları yap. Herkesi sakinleştir.
- Bir an önce de çözün şunu. - Pes ya! Bu bir hata efendim.
Hay... Lanet olsun.
BELEDİYE BAŞKANININ TİCARETTE 15'İNCİ YILI
SESLİ MESAJ
Günaydın Bayan Andrews. Ben Memur Adams, annenizi merak ettim.
Dün gece onu yine dolaşırken bulduk, iyi mi diye soracaktım.
Bana Şeriflik'ten ulaşabilirsiniz. İyi günler.
Anne.
Anne!
Anne?
No comments yet. Be the first to leave one.