The first 200 lines.
KAMU POLİTİKASI PROFESÖRÜ
Pickleball'u sevdim.
Sevdin mi?
Sevdin, değil mi bebeğim?
Ne işe yaradığını biliyor musun?
Hiçbir fikrim yok. Hiç yapmamıştım.
Ne yapıyorsun?
İşte Simba'nın yüzü.
Saçmalık.
Alt vücut.
-Mutlu musun? -Çamurla ne kadar mutlu olunursa.
Evden almamı istediğin baharat var mı?
Baharatı düşünecek hâlde değilim.
Şu an sadece sporla ilgili konuşabilirim.
Set arasında baharat mı düşünüyorsun?
Spor yaparken her şeyi düşünüyorum.
Belli.
DÜĞÜNLERE 19 GÜN KALA
Çok heyecanlıyım!
Bakalım Chibi ne yapıyor. Hazır mısın? Pekâlâ.
Bu çok güzel! Çok aydınlık!
İşte Chibi.
Selam küçük hanım!
-Tanrım! -Gördün mü?
Soğuk su havuzu!
Evet. Hemen şimdi yapmalıyız.
Kesinlikle hayır! Yapacağımı söyledim.
-Zamanını söylemedim. -Evet.
Bayıldım. Çok güzel.
-Burada olman delilik. -Biliyorum.
-Evini görmek için sabırsızlanıyorum. -Evet. Heyecanlıyım.
Tabii burası dört odalı bir ev değil.
O yüzden benim gelip senin evinde kalmam daha mantıklı.
-İstediğim de bu. -Yeterince alan var, evet.
-Ama buz banyosunu deneyeceksin. -Söz veriyorum.
-Evet. -Ne zaman olacağını bilmiyorum.
-Belki beş yıl sonra. -Sorun değil.
Takvime yazarım ve bildirim alırım.
"Çok yaşlıyım, bunu yapamam" derim.
Hayır! Sana annemden bahsetmiştim.
Unuttum.
Ayağını soktu ve mahvoldu.
Babam bana bir video gönderdi. "Aman tanrım" dedim.
Kaç yaşında olduğunu sordular, söyledim.
-"Çocuk istiyor mu?" "Hayır" dedim. -Üzüldüler mi?
Hayır. "İyi" dediler. Beni tanıyorlar.
-İyi! Bu beni çok mutlu etti Chris. -Evet.
Ailenin "Tanrım, çocuklarını görmeyeceğiz" demesinden korktum.
-Anladın mı? -Evet.
Odalarda sevdiğim şeylerden biri buydu.
-"Çocuk istemiyorum" dedin. -Evet.
"Çocuğum olmaması sorun değil" dedim.
Ama aynı zamanda birlikte olduğum kişi bunu isteseydi
buna kesinlikle karşı olmazdım ama ben…
Yakın zaman planlarımda yok.
Seni çok seviyorum ve bence harika bir baba olurdun.
"Siktir, bunu istiyoruz" dediğimiz bir an olsaydı.
Evet.
"Bunu asla düşünmem" demezdim.
Ama bizim için böyle bir şey görmüyorum.
-Evet, bu yoktu… -Çok heyecanlıyım.
Bunu defalarca söyledim ama birlikte olacağımız için heyecanlıyım.
-En çok heyecanlandığım şeylerden biri bu. -Orada olacağım.
Chris'in evi muhteşem ve inanılmaz bir yerde.
Ama üç hayvanımız olduğu için benim evimde yaşamamız daha mantıklı.
-Hazır mısın? -Hazırım.
Ayaklarımı sileyim.
Biraz şey…
Çok köpek gibi kokmuyor, değil mi?
Hayır, köpek gibi kokmuyor, hayır.
Kendi başıma sevdiğim bir hayat yarattım.
"Birini bulursam ne âlâ" diye düşünüyordum.
Bugün nişanlımla içeri girdiğimde çok huzurlu hissettim.
Aman tanrım!
-Çok eğlenceli. -Evet.
Burada saatin kaç olduğunu bile bilmiyorsun.
-Hedef de bu! -Evet.
-Soğuk tut. Isıtma yastığını al. -Evet.
Burada bir kapı olması gerek çünkü burası benim dolabım olacak.
-Bu, dolap olabilir. -Harika olur.
Bu da senin dolabın olacak.
EVLENİLECEK KİŞİ
-İyi bir şapka. -İyi.
-Odalara götürecektim. -Öyle mi?
-Bu oda karışık. -Tanrım. Bir sürü kıyafetin var.
-Çılgın elbiseler görebilirsin. -Evet.
Bunu sevdim.
Ev böyle. Güzel değil mi?
-Harika görünüyor. Doğru söylemişsin. -Düşündüğün gibi mi?
Evet. Yani bir sürü altın var.
-Bunu demiştin. -Hep altın.
-Bir sürü yılan. -Bir sürü yılan.
-Yatak odası. -Mağara gibi.
-Cidden. -Seviyorum.
Bir orman mağarası, ısıtma yastıkları var.
-Çok ısıtma yastığım var. -Komik.
-İyi hissettiriyor. -Biliyorum! Evet!
Kaslarını, sırtını, boynunu rahatlatıyorsa…
Nine işi gibi ama umurumda değil.
Nine işi mi?
Kaç tane…
"Genç" demek istemiyorum, yaşlı olmamasına rağmen
ısıtma yastığı kullanan kaç kişi tanıyorsun?
Bir.
-Kesinlikle. -Evet.
Burada birlikte yaşadığımızı görebiliyor musun?
Tabii banliyöde olmak
biraz farklı.
-Hepsi bu. -Çok farklı ama…
En azından Columbus'ta.
-Her şeye çok yakın. -Bu doğru.
-Çok önemli değil ama… -Hayır, bence yaşam tarzı açısından öyle.
-Bu da tam bir değişiklik. -Kesinlikle.
-Yaşam tarzı değişikliği. -Evet.
İstediğin her şeye yürüyerek ulaşabiliyorsun.
Burada araba şart.
Her şeye bu kadar yakın olman güzel.
-Evinden 12 dakika uzaktayım. -Biliyorum. Çok bir şey değil.
En büyük isteğim…
Annemle babam her şeyi organize eder.
En büyük hayalim yakın ailemin Noel için gelebileceği,
geceyi burada geçirebileceği kadar büyük bir alanım olmasıydı.
Üç odalı bir yer istedim.
Dört tane oldu.
Bazen huzur ve sessizlik içinde olmak güzel.
-Burada olduğun için mutluyum. -Burayı sevdim. Güzel.
Başka birileriyle konuşurken "Bu asla yürümez" dedim.
-Evet. -Kelimenin tam anlamıyla…
Bu analoji gibi…
Hayatta ne için çalışırsan çalış çaba göstermen gerek.
Bazen öyle bir noktaya gelirsin ki "Yedi yıl önce tanışsaydık" dersin.
Böyle olmazdı…
Altı yıl sonra tanışsak yine olmazdı.
Doğru, bir yıl önce bile yine evlenmek istediğimden emin değildim.
-Bunu söylemiştin. -Ciddi bir ilişki istemiyordum.
Bunun olması için ikimizin hayatında da
birçok şey yerine oturması gerekiyordu ve bu çok garip.
Bu ilişki için minnettarım.
Ben de her gün aynısını söylüyorum.
-Biliyorum. -Yani…
Teşekkürler.
Teşekkürler.
-Seni seviyorum. -Seni seviyorum.
Telefonda mısın?
Hayır, bu…
Bu şöyle oluyor,
üç ayda bir Fed Başkanı Jerome Powell bazı konularda konuşuyor,
bu da işlem yaptığım piyasalarda dalgalanmalara neden oluyor.
-Toplantıyı nereden biliyorsun? -Kontrol ediyorum.
-Facebook davetiyesi mi alıyorsun? -Takvimleri var.
Şu an işim bu.
Yarım kulak dinliyorum, nereye gittiğini anlıyorum.
Yarın patronumla toplantım var.
Şirkette yükselmek istediğimin farkında.
-Cleveland'dan ne zaman çıkmak istiyorsun? -Ne dediğine bağlı.
Göçebe yaşayan biri olduğumu en başından söylemiştim.
Cleveland'da kalmaktan korkuyorum.
-Biliyorum. -Hemfikir olduğumuzdan emin olmalıyım.
Seni hapsetmeye çalışmıyorum. Sıcak havayı sevdiğimi söyledim.
-Evet. -Sıcak bir yer istiyorum.
Bugün Florida'da futbol antrenörlüğü için sözleşme gönderecekler.
-Tamam. -Bir bakmam için.
Florida'yla hiçbir bağım yok.
Arizona'da da yok ama seviyorum.
İki tarafa da ikna olabilirim.
Arizona kesinlikle hâlâ bir seçenek.
Orada da hem futbol hem finans alanında iş bulabilirim.
Florida'daki futbol işi için teklif aldım bile.
Baktığımız zaman ikimizin de durduğu yerle uyumlu.
Hava güzel, golf var.
Çocuklar için iyi eğitim imkânları var.
Aradığım pek çok kriteri karşılıyor.
Ne düşünüyorsun?
Ben sadece… Başka ne diyeceğimi bilmiyorum.
Yarın patronumla konuşacağım.
Daha yeni döndük ve işleri toparlamaya çalışıyorum.
O zaman diliminde bir iş buldum.
-Demek istediğim bu. -Tamam.
Ben böyle şeyleri çok hızlı halledebiliyorum.
Benim asıl endişem eğer bu yapamayacağın bir şeyse
oraya gidip taşınamamak.
Çünkü ben de senin gibi plan yapmayı severim ama çok da esneğim.
Ve tam olarak emin değilim…
O kadar esnek olamayacağın konusunda endişelerim var.
-Yarın daha net konuşsam? -Kesinlikle.
Şu an sanki gözlerinle çok şey söylüyorsun ama kelimelere dökmüyorsun.
Sadece dinliyorum.
-Ne düşündüğünü soruyorum. -Sadece dinliyorum.
Bu noktada diyebileceğimi dedim.
Farklı fırsatlar var mı diye patronumla konuşacağım.
Bu eyaletlerde fırsatlar varsa onları da değerlendirebilirim ama…
Ne olduğuna bağlı.
Kesinlikle. Mantıklı.
Sana baştan beri göçebe tarafımı açıkça anlattım, değil mi?
-Evet. -Emin olmak istedim.
Konuşmak istediğim bir şey daha var.
Buzdolabına bir şeyi güzelce koymama rağmen yeri değişince
yapamamışım gibi oluyor.
Bunu su olayından beri yaptım mı?
O zamandan beri bir şey koymadım.
No comments yet. Be the first to leave one.