The Last Thing He Told Me

The Last Thing He Told Me

Download Turkish Subtitle

Season 2

Release info

The Last Thing He Told Me S02E02 Safe 720p ATVP WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
A Commentary by BartuW

Tags

webdl
Published on: 2026-02-27
Downloads: 27
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

LAURA DAVE'İN ROMANINDAN UYARLANMIŞTIR

Hannah?

Beni duydun mu Hannah?

Evet, duyuyorum. Ben sadece…

Ne zaman…

Nicholas ne zaman…

Dün gece.

Bu numara da neyin nesi? Saatlerdir sizi aramaya çalışıyorum.

Bu kontörlü telefon…

- Bekle, ne oldu ? - Birileri evime geldi.

Sen iyi misin?

Ben iyiyim. İkimiz de iyiyiz. Biz…

Şehirden çıktık. Güvendeyiz.

Hemen Austin'e gelmelisin.

Keşke daha fazla konuşabilsem…

Muhtemelen şu anda telefonda bile konuşmamalıyız.

- Tamam. - Olabildiğince çabuk

- Sığınak'a gel. - Tamam.

Ne oldu? Neler oluyor?

Nicholas yine kalp krizi geçirmiş.

İyi değil, değil mi?

Çok üzgünüm.

- Biliyor muydun? - Nicholas'ı mı? Hayır.

Hayır, ben de çok şaşırdım.

Sen neden geldin?

Beni Owen gönderdi. İyi olduğunuzdan emin olmamı istedi…

- Korunduğunuzdan. - Korunmak mı?

Özel olarak konuşabilmemiz için bize bir oda ayarlayabilir misin?

- Teşekkür ederim. - Rica ederim.

Üzgünüm.

Geçen haftaki partide iyi görünüyordu. Değil mi?

Evet.

- Hiçbir şey sürmüyor, değil mi? - Sürmüyor.

Yakınlarınla hep daha fazla zaman geçirmek istersin.

Onu gerçekten tanımaya başladığımı hissediyorum.

Evet, biliyorum.

Hannah, bizim cidden…

Girmeye hazır mısın?

- Evet. - Tamam.

- Tamam. - Evet.

Hemen şurada solda.

Nicholas'a olanlardan hemen sonra bizim için geliyorlar.

- Tesadüf olamayacak kadar çabuk. - Evet.

Bir yıl önce Nicholas ilk kalp krizini geçirdikten sonra

Owen beni aradı ve endişelerini anlattı.

Anlaşma. Nicholas ölünce Frank'in ona uymayacağından endişeleniyordu.

Ona güvenliğinizi garantiye almanın tek yolu var dedim.

Ama o benden bir adım öndeydi. On yedi yıl önce başladığı işi bitirecekti.

Campano'ları indirmeye çalışmaktan mı bahsediyorsun?

Evet. Sayılır.

Ne var? Grady?

Her şey yolunda mı?

Evet.

- Sadece bir grup motorcu. - Yani bak…

- Campano'ları nasıl alt edeceksin? - Ne kadar az bilirsen o kadar iyi.

- Şaka mı bu? - Evet, Grady…

- Sizi korumaya çalışıyorum. - Nasıl gidiyor?

Şu an saçmalıklarını istemiyorum. İkiniz için çektiklerimi tahmin edemezsin.

Ne çektin? Adamlar Hannah'nın evine girip…

Sanırım Bailey'nin söylemeye çalıştığı, iş birliği yapmamızı istiyorsan

bizi bilgilendirmen gerektiği.

Owen Campano'lar aleyhine ifade verince aile darbe aldı.

Yıllar önceydi. Nicholas çok güçlüler dedi.

Öyleler ama tek sebebi bazı kötü tipler için uyuşturucu satmaya başlamaları.

Birlikte çalıştıkları insanlar Campano'lardan daha mı kötü?

Bu uluslararası bir narkotik örgütü.

Büyükler ligi.

Owen'la uğraştığınız insanlar onlar mı?

Evet. Frank'i haklamanın tek yolu bu Hannah.

Hadi.

Selam canım. Uyudu mu? İyi geceler diyebilir miyim?

Anlamıyorum. Nicholas, Campano'lar ağır uyuşturucuyu yıllar önce bıraktı dedi.

Frank risk almaya değmez diye karar vermiş.

Suç küreselleşti, rekabet kızıştı.

Belki Frank'in daha büyüklerle iş tutması gerekti.

Peki o insanlar, o büyükler onları kazıkladığını öğrendiğinde ne olacak?

Başsavcıyla temas hâlindeyim ve Owen'la beni

mahkemelerden uzak tutmayı kabul ettiler.

Narkotik örgütleri karıştığımızı bilmeyecek.

- Artık karıştınız. - Kesinlikle göze batmadan.

Bu ne demek oluyor?

Bu konuya girmemeyi tercih ederim.

- Hadi ama. Lütfen. - Kocanı korumaya çalışıyorum.

- Amacını ne kadar az kişi bilirse… - Bize güvenebilirsin.

Campano'ların bu örgüt için uyuşturucu taşıdığını kanıtlamak gerek dedin.

Bunu nasıl yapacaksın?

Yaklaşık bir yıl önce, Owen Houston rıhtımında bir iş buldu.

Houston'da mı? Delirmiş mi?

- Dikkatli davranıyor. - Onların mekânında.

Bu yüzden lakap kullanıyor, dikkat çekmemek için.

- Ama Campano'lar öğrenirse… - Riskleri biliyor Bailey.

Bunu senin için yapıyor. İkiniz için yapıyor.

Rıhtımda ne yapıyordu?

Kanıt topluyor.

Örgütün Rafina adında bir nakliye şirketi kullandığını düşünüyor.

Campano'lar bu Rafina şirketinin sahibi mi?

Öyle sanıyoruz ama kanıtlamalıyız,

bu da belgeler, imzalı sözleşmeler anlamına geliyor.

Dedem…

O sözleşmeleri o yazardı, değil mi?

Owen Austin'de mi Grady?

NICHOLAS BELL VE ORTAKLARI

HEMSFIELD KULESİ

- Kat? - Üç lütfen.

TEMİZLİK PERSONELİ MANNY CRUZ

Babamla konuşmak istiyorum.

Konuşamayız.

Owen Austin'de bizim için hayatını riske atıyorsa

bu konuda konuşmak isteriz.

Bunu gerçekten yapamayız.

Telefonlar tek yöne çalışıyor, Owen'dan bana.

Sadece kontörlü kullanıyoruz. Silo hâlinde.

Yani ona mesaj göndermenin yolu yok mu diyorsun? Bu delilik Grady.

Sinirli olduğunu ve kötü bir gün geçirdiğini anlıyorum…

- Kötü bir gün. Dedem öldü. - Bunun için üzgünüm.

- Hayatlarımız yine altüst oldu. - Ki bu zaten olacaktı.

Ve babam benim ve Hannah'nın

hayatını etkileyecek kararları bize danışmadan, hatta düşünmeden aldı!

Sizi düşünmeden mi?

- Büyü artık Bailey. - Hey.

Owen her şeyi sizi düşünerek yaptı.

Tamam.

Bu gerginliği epeyce düşüreceğiz. Onunla bu şekilde konuşma.

- Tamam. - Artık hepimiz bu işin içindeyiz

ve nasıl ilerleyeceğimize hep birlikte karar vereceğiz.

Bailey, özür dilerim.

Tuvalete gitmem gerek.

Dedesini yeni kaybetti.

Babasının uluslararası bir suç örgütüyle ilişkisi olduğunu öğrendi.

Anlaşılır bir şekilde, korkuyor.

- Yardımcı olmuyorsun. - Üzgün olduğumu söyledim.

Charlie Austin'e gitmemizi istiyor.

Hayır. Kesinlikle olmaz.

Owen'ın orada olması yeterince riskli ve…

Owen ihtiyacı olanı alır almaz gelip bizimle buluşacak.

Buraya mı?

- Buraya mı gelecek? - Öyle dedi, evet.

O mu?

Hayır, çocuğumun annesi.

Bak, benim fikrim,

bu gece kalacağız, Owen yarın gelecek ve ilerlemek için gereken şey onda olacak.

İlerlemek… Neye doğru ilerlemek?

Belki sırtında hedef tahtası olmayan mutlu bir aile olmaya.

İyi bir plan mı?

Şunu kilitle.

SÜİT 801

RAFINA İTHALAT KURULUŞ SÖZLEŞMESİ

FRANCIS CAMPANO BAŞKAN/CEO

İyi misin?

- İyi derken… - Her konuda.

Nicholas. Son 24 saat.

- Babanın buraya gelmesi. - Evet, iyiyim.

Yani dedem için üzgünüm ama iyiyim.

- Sen iyi misin? - Hâlâ hazmediyorum.

Gerçekten burada oturmalı mıyız?

Charlie Austin'e gitmemizi istedi, değil mi?

İstedi. Belki de gitmeliyiz.

Ama bunu iyice düşünmeliyiz. Grady haksız değildi.

- Nicholas bizi korumak için orada yoksa… - Evet, öyle.

Burada beklemekten en az senin kadar nefret ediyorum.

Ya başka bir seçeneğimiz olsaydı?

Campano'lar babama ulaşmanın

en iyi yolu olduğumuzu düşündükleri için peşimizdeyse

belki de öyle olmadığımızı onlara anlatmalıyız.

Şeyden beri onunla hiç temasımız olmadı…

Onu 24 saat önce gördüğümden beri.

- Bence o sayılmaz. - Tamam, belki

ama bizi rahat bıraksalar bile, ki bundan pek emin değilim,

bu mesajı nasıl ileteceğiz?

Quinn'in üzerinden yapabiliriz.

Bana karşı çok tatlıydı.

Frank'in kızı o.

Ama onun işle hiçbir ilgisi yok. Ve o…

Annemi severdi. Bence bana yardım etmek isterdi.

Bunu biraz düşünelim bakalım.

Sanki uyuyabileceğiz de.

Bailey.

Ona cidden güveniyor musun?

Babana mı?

- Grady'ye. - Ben…

Bence iyiliğimizi düşünüyor. Her zaman öyleydi.

O sadece

bana çok garip geliyor.

Ama Nicholas'la tanıştığım gece de öyleydi.

Henüz ona güvenmememiz için bize bir sebep vermedi.

Tamam.

Nereye gidiyorsun?

Ben…

Birkaç görüşme yapacağım

ve kendi okumamı bıraktığım için özür dileyeceğim.

Bence şimdilik gereksiz arama yapma.

Kontörlü telefon.

Biliyorum. Ben sadece… Güvende olmak için.

O kelimeden çok sıkıldım.

Beni korumaya çalıştığını biliyorum

ama bu odadan kısa bir süre çıkmazsam

sanırım öyle bir çığlık atacağım ki Arizona'da camlar kırılacak.

Tamam.

Telefonu bırak lütfen.

- Kartımı getiren oldu mu? - Bir şeye bakayım.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left