Season 3

Release info

Love is Blind Sweden S03E11 tr
A Commentary by dappeloe

Tags

webdl
Published on: 2026-03-26
Downloads: 21
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Nasıl hissediyorsun?

Sanırım hislerimiz konusunda kendimize dürüst olmalıyız.

İkimiz de çok karar değiştirdik.

Geleceğimizde evlilik görüyor muyuz?

Gelecekten bahsetmediğimiz, sonuca odaklanmadığımız,

veya hislerimizi konuşmadığımız anlar en iyi vakit geçirdiğimiz anlar oluyor.

Bu da ömür boyu sürecek bir ilişkide sürdürülebilir değil.

Her şeyi görmezden gelip şöyle de diyemeyiz.

"Arkadaş gibi davranalım ki iyi hissedelim."

Evlenebilmek için bu yeterli değil.

Aşkın bir karar olduğunu söylemiştim.

Ama âşık olmaya karar verebilmek için

karşındaki kişiye belli hislerin olmalı.

Kapsüllerde geçirdiğimiz zaman harikaydı.

Yıllardır hissetmediğim bir şekilde sevildiğimi hissettirdin.

Üç yıllık bir yalnızlıktan bahsediyorum.

Söylediklerini anlıyorum

ama bence ne kadar uğraşsak da kapsüllerdeki zamana geri dönemeyiz.

Bunun da nedeni birbirimize karşı gereken sevgiyi paylaşmamamız.

Birbirimizi sadece insan olarak sevdiğimizi fark ettim.

Bu bana evlenecek güveni vermiyor.

O yüzden bence bunu uzatıp

ikimizin de bilmesine rağmen daha fazla uğraşmanın anlamı yok.

Yok… Ortada o aşk yok.

Bu tabii ki üzücü. Gerçekten üzücü…

İkimiz de buraya hayat arkadaşımızı bulmaya geldik.

Açık konuşmak gerekirse söyleyecek başka bir şeyim yok.

Pozitif şeyleri hatırlayacağım.

Lavaboya gitmeliyim.

Öyle yap.

Lars-Erik'le devam etmemeye karar vermememiz üzücü.

Gerçekten üzücü.

Ama aynı zamanda rahatlatıcı çünkü burada

birbirimiz için doğru olmadığımızı biliyorum.

Kısa bir süre için de olsa…

35 YAŞINDA GENÇLİK DANIŞMANI

…ruh eşimi bulduğumu sandım.

O yüzden üzücü.

İncil' de bir kitap var, Eyüp kitabı.

Eyüp elindeki her şeyi kaybediyor

ve her sınavında Tanrı'nın iyi olduğu gerçeğinden vazgeçmiyor.

Sonunda her şeyi fazlasıyla geri kazanıyor.

Umarım benim için de öyle olur.

Belki benim için de biri olduğu umuduyla yaşayacağım.

İSVEÇ

Haftalardır burada yaşıyoruz.

- Evet, şimdi de eve gidiyoruz. - Çılgınca.

Ya da önce evleneceğiz. Sonra eve gideceğiz.

Sonra eve gideceğiz.

İşte, hepsi bu kadar.

Yüzüğü unutma.

Alyans… İşte burada.

Tamamdır.

Bölüm sonu canavarı.

- Sonra bitecek, "oyun bitti." - Hayır ama…

Hayır, ne? Sanırım sonra oyun bitecek.

Peki sonra ne olacak?

Sonra birlikte mutlu ve harika bir hayat süreceğiz.

Tabii, Mario prensesi kurtardıktan sonra ne olduğunu asla bilemeyiz.

Hayır ama belki mutluca yaşamışlardır. Çok klişe, değil mi?

- Evet. - Evet.

Umarım.

En çok ne için sabırsızlanıyorsun? Bekârlığa veda partin mi?

Şu an arkadaşlarımla görüşmek istiyorum.

Sanırım oraya gidince zaten bekârlığa veda partisi gibi olacak.

Şimdiden her şeyi çok düşünüyorum.

Kesinlikle hisleri üzerine ve benim doğru insan olup olmadığıma dair

biraz daha düşünecek.

Bu büyük adımı atmaya hazır mı?

- Her şeyi aldın mı? - Evet.

Ama aynı zamanda, birbirimizi seviyoruz bence.

Onu seviyorum. Bence o da beni seviyor.

Ben…

Tabii, bir bakıma gergin hissediyor.

Sert duruyor ama ben içini görebiliyorum.

Hadi. Acele et.

Kahretsin.

Güle güle.

Güle güle. Kendine iyi bak.

- Seni tanımak güzeldi. - Seni de öyle.

- Zamanımız doldu. - Yüzüğünü al.

- Seni özleyeceğim. - Evet, lütfen özle.

Güle güle. Artık gidiyorum.

- Güle güle. - Bay bay.

DÜĞÜNLERE 1 GÜN KALA

Onları elimizden geldiğince utandıralım.

- Evet! - Evet, güzel.

Dikin bakalım.

Hadi kızlar.

Bugün Angie için kutlama yapacağız.

Bekâr bir kadın olarak son günü. Bu çılgınca.

MÜSTAKBEL GELİN

Geliyorlar. O kim?

Olamaz.

- Ibbe ve Aron mı? - Evet! Göremiyor musun?

Tebrikler!

Teşekkürler!

Angie! İkiniz için de hareketli bir yolculuk olacak.

Bu gece bu çılgın ekibin seninle ilgilenmesine hazır mısın?

Hazır mıyım bilmiyorum.

GELİN

MÜSTAKBEL GELİN

Bekârlığa veda partimdeyim. Çılgınlık bu.

- Evet, memesini tut. - Memesini tut.

Son derece dürüst olarak bize söyler misin?

Nelerden korkuyorsun? Ne iyi geliyor? Ne daha az iyi geliyor?

Bunlar en iyi arkadaşların.

İnişler ve çıkışlarımız oldu. Bunu inkâr etmeyeceğim.

Onu boş ver.

Bir deneye katıldın. Bu sürecin bir parçası.

Nasıl söylesem…

Hayır, düşünme.

Dürüstçe ne hissediyorsun? Sana biraz zor gelen şey ne?

Belirsizlikler.

Yani bence muhtemelen sadece…

Hayır, onunla ilgili sorun olacağını düşündüğüm

hiçbir şey yok.

- Yok. - Öyle hissetmiyorum.

Çünkü o gerçekten…

Yani o, içten içe istediğimi bildiğim,

kendimi bile tam anlayamasam da ihtiyacım olan kişi.

Ama aynı zamanda, telefonda sana söylüyordum…

- Evet. - Yani şöyle…

- Çok sakin biri. - Sakin.

Ben şapşal ve çılgınım ve…

Belki bunu tam ifade edemiyorum.

- Biz bunun için varız. - Evet, böyle söyledin.

"Bunun için arkadaşların var." Ve bu doğru.

Çünkü bunu yapmamalıyım…

O benim kocam ve çocuklarımın babası olacak.

Kesinlikle.

İhtiyacın olan yumuşak başlı adamı bir anda buluverdin.

Evet, birbirimizin kişiliğine âşık olduk.

Daha günlük tutumunu ve tipini bile görmemiştim.

- Dış görünüşü. Kesinlikle çılgınca. - Evet.

Bence Aron ve Angie gerçekten mükemmel çift.

Bunu söylemeliyim. Aron tüm beklentilerimi aştı.

Bu konudan bahsederken bile duygulanıyorum, ağlayasım geliyor.

- Hamile misin? - Hayır, sadece konu sen olunca

biraz hassasım hayatım.

Aron ona huzur ve sakinlik getiriyor

ve bence Angie'nin de grubumuzdaki herkesin de buna ihtiyacı var.

- Aron bugün bekârlığa veda yapıyor mu? - Evet.

- Anladım. - Yani o şimdi doğru insanı buldu.

Daha önce tıpkı onun gibi yüksek oktanlı adamlar istiyordu.

Burun buruna çarpışma demek bu. Yürümez.

Aron kesinlikle mükemmel. Sakin, aklı başında ve derin biri.

Saçmalık yok. Bence onun için mükemmel.

Bence Angie için bir öğretmen gibi olacak.

Kahrolası tekne!

Ibbe ve Aron'a kadeh kaldırıyorum.

- Şerefe! - Şerefe!

Müstakbel damatlara.

Hepinizi burada ağırlamak harika.

Bu son birkaç haftada hiç şüphe duydun mu?

Pek sayılmaz, büyük bir şüphe yoktu.

Tabii ki biraz… Her şey çok hızlı ilerliyor ve…

Belirlenmiş bir yoldan gidiyorum gibi geliyor.

O kadar iyi gelişti ki tepki vermeye zamanın olmadı gibi geliyor mu?

Her şey çok iyiydi ama cidden pek sorunla karşılaşmadık

Tabii ki sorunlar olacağını biliyoruz.

Hiç tartıştınız mı?

- Büyük bir şey yok, küçük atışmalar. - Peki.

Ama bir saat içinde falan halledilecek şeylerdi.

- Siz de tartışmadınız, değil mi Aron? - Tartıştık.

Biraz tartıştık ve bu iyi geliyor.

Peki.

Çünkü sorunları atlatabileceğimizi ve iletişim kurabileceğimizi biliyorum.

Her atışmadan ya da tartışmadan sonra daha da güçleniyoruz gibi geliyor.

Çok rahat geçmedi ama duygulara mantıkla yaklaşmaya çalışmak

ve bir şekilde ortada buluşmak gerek.

İhtiyacım olduğunda beni dünyaya döndürüyor. Bunu kimse yapmamıştı.

"Şöyle yap. Bu kıyafetleri giy," diyor.

Hoşuma gidiyor çünkü bunu hiç yaşamadım.

- Yani bu yeni bir şey mi? - Evet, benim için kesinlikle yeni.

Ve bana hissettirdiği şeyler de.

Daha önce olmadığı kadar sevgiyi hak ettiğimi hissettiriyor.

Bana gerçekten iyi geliyor.

Daha önce bir kız hakkında böyle konuştuğunu duymamıştım.

Hayır, ben de.

Şerefe.

Daha fazla alkol gerek, değil mi? Bu yetmez.

İlk nerede öpüştünüz?

İlk kez nerede birlikte oldunuz?

Korfu'daydı.

Ne dedi? Bu programa katılırken ne istemiyormuş?

Müzisyen istemiyormuş.

- Ve… - Neden? Gerekçesi neydi?

Daha önce müzisyenlerle çıkmış ve bir tane daha istemiyormuş.

- Ve işte buradayız. - İşte buradayız. Bir de…

Stockholm'e taşınmayacaktı, değil mi?

- Kesinlikle. - O nereli?

- Jönköping. - Evet.

Tranås'lı ama Jönköping'de yaşıyor. Stockholm'e taşınacak.

- Peki. - Evet.

- Onunla tanıştı. - Değil mi?

Stockholm'e taşınmak ya da bir müzisyenle tanışmak istemiyordu. İkisini de yaptı.

- Peki hızmana ne oldu? - Evet, artık takmıyorum.

- Öyle mi? - Fark etmemiştim bile.

Bir şey farklı gibi geliyordu.

More Turkish subtitles for Love Is Blind: Sweden

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left