The first 200 lines.
Şimdi Rahmaninov'un do minör prelüdü geliyor.
H U Z U R Y O K
BİR HAFTA ÖNCESİ
Çocuklar nasıl?
İyi olduğuna emin misin, Nicky?
İyiyim.
O mekana senin adını vermişti.
Birkaç yıldır neler yaşadın. Hiç hak etmedin bunları.
Bir saniye, Nicky.
Rach, yan tarafa biri taşınıyor sanırım. Ne çabuk ya!
Ne sandın? Orayı boş bırakırlar mı hiç?
Açıkçası o evde öyle tek başına durman da iyi değil.
Trene atlayıp gelsene? Birkaç gün bizde kalırsın.
Çocuklar teyzeyi görünce sevinir.
Olmaz. İşe gitmem lazım.
Tamam. Yeni komşular eminim iyi insanlardır.
Şans ver onlara, tamam mı? Belki yeni arkadaş edinirsin.
Günaydın, Bay Phipps. Nasılsın bugün?
Ben öbürünü istiyorum!
Biliyorum ama Agatha salı günleri yok. Maalesef benimle idare etmen gerek.
Şunları yutar mısın?
Aferin.
- Çok güzel sarı saçları var. - Öyle.
- Kasesi güzel. - Bilmez miyim!
Sormaya çekiniyorum ama yarın gerçekten lazımsın bana.
Yarın izin günüm, Neil. Yeni personel alman gerek.
- Uğraşıyorum. - Hep öyle diyorsun.
İşe başvuran yoksa ben ne yapayım?
- Herkes rahat iş peşinde. - Maaşları artırmalısın belki de?
Yapamam biliyorsun.
Bak, bana lazımsın.
Daha da önemlisi onlara lazımsın.
Nicky!
Merhaba!
Aferin sana. İyi misin?
Anneannenin pastasından yapalım mı?
Daha ne kadar sürecek bu, Reg?
İşte be!
Hey! Hey! Siker atarım, değil mi?
Siker atarım lan ben!
Aynen öyle, siker atarım!
Evet! Evet!
Hazır mısınız lan! Hazır mısınız lan!
Devam et, evlat. Devam! Evet!
Siktir ya!
Eyvah, Dorothy! İyi misin?
- Ah canım! - Özür dilerim. - Hayır, özür dileme.
Kalk haydi. Herkes nerede?
Bacağından güç al. Bacağından güç al. Tamam.
- Alo? - Selam.
Merhaba yabancı.
Cepten aradım ulaşamadım. - Öyle mi? Sessizde kalmıştır.
Neyse, buradan sesin daha iyi geliyor.
Nasılsın? Üniversite nasıl?
İyi. Ders falan yapıyorum.
Bir kontrol edeyim dedim, iyi misin diye.
Kontrol?
- Teyzen demiş olabilir mi acaba? - Hayır.
Sen beni merak etme, tamam?
Sen okulu düşün. Sonra da zengin ol, bana yeni ev alırsın.
Olur, bakarım.
Bu akşam planın var mı?
Sinemaya gideceğiz. Film makinesinde The Exorcist gösterimi var.
Of, hiç sevmiyorum o filmi.
Bu arada çok fena başım dönüyor bugün.
Niye?
Anneannenin evine herifin biri taşındı.
Acayip parti yaptılar. Gözüme uyku girmedi.
- Siktiri çekmedin mi herife? - Hey! Düzgün konuş!
Hayır, çekmedim.
Yeni taşındılar, onun heyecanıdır.
Bugün dinleniyorlardır.
Anneannemlerin evinde başka birinin oturması tuhaf olacak.
Öyle.
Merhaba, hayatım.
Al bakalım, Reggie.
Mamanı ye. Al.
- Geliyorum hemen. Bir saniye. - Merhaba.
Gürültüyle ilgili konuşabilir miyiz?
Yan kapıdansın, değil mi?
- Evet. - Evet, evet! Girsene!
- Hayır, gerek yok. - Hayır, gel. Gel!
- Hey hey! Jack! Jack! İçki getirsene kadına. - Hayır, ben...
Kokteyl sever misin? Ne verelim, şöyle üstünde ananas dilimi olan bir şey?
Hayır, bak şöyle.
Yeni taşındığın için bilmiyorsun muhtemelen ama duvarlar çok ince.
Müzik sesi içi uyarmak istedim sadece. Çünkü dün gece gözüme uyku girmedi.
Uyku ihtiyarlar içindir ya! Sen daha gençsin!
Yok, benim yine de uyumam gerek. Sabah 7'de kalkıp işe gideceğim.
- Ciddisin sen? - Evet.
Yuh ya! O kadar gürültü yaptık mı? O kadar da değildir ya?
- O kadar gürültü yapmamışızdır. - Yatağım titriyordu. Yuh dedim ben de.
Hey, Jack! Jack! Kadın diyor ki, yatağı titremiş resmen!
Güzellik uykuma ihtiyacım var işte. Anlatabiliyor muyum?
O torbalar birkaç saat uyumakla gitmez, şekerim!
- Hey, dikkatli konuş! - Anlamadım. Ne dedin sen?
- Bu yaşta içki mi içiyor? 12 yaşında falan. - 20 yaşındayım! - Tamam, bak.
Halledeceğim, tamam? Kusura bakma. Çok anlamam bu işlerden ben.
- Sesi kısma mı istiyorsun? - Sakıncası yoksa, evet.
- Tamam, söylerim onlara. Oldu? Sadece müzik, tamam? - Evet.
Tamam, hallediyorum. Kusura bakma. Hey, kıssanıza şunu!
Hayır, açma kıs! Evet, böyle.
- Böyle iyi. - Oldu, değil mi? - Çok iyi.
- Emin misin? Daha da kısarım? - Kesinlikle.
- Hayır, yeterli. Hayır. - Hallederim. Ne istersen hallederim.
- Teşekkürler. İyi böyle. - Kısabilirim. Tamam.
- Aslında, bir şey daha var. - Evet?
Köpeği olan arkadaşına söyler misin, yeşilliğin benim tarafıma geçirmesin?
Bu sabah az kalsın kocaman köpek pisliğinin üstüne basıyordum.
Onun köpeğinin yaptığını nereden biliyorsun?
Ciddiyim, nereden biliyorsun onun köpeği olduğunu?
Belki başkasının köpeğidir. Gözünle gördün mü?
Köpeği sıçarken gördün mü?
- Ben... - Şaka şaka! Takılıyorum! Hallederim, hallederim. Söylerim ona.
- Söylerim. - Sağ ol. - Konuşurum lan ben onunla!
- Oldu. Size iyi... - Tamam. Görüşürüz. Güle güle!
Merhaba. Bu gecenin uyku meditasyonuna hoş geldiniz.
Okyanusla birlikte uykuya dalmanın yolu.
Ben Jason Stevenson.
Bu geceki egzersizimizde sizi kalbinizi açıp...
tamamen rahatlamaya ve gevşemeye davet ediyorum.
Nefesinizin doğal akışını fark edin sadece.
Nasıl denizdeki dalga gibi gidip geliyorsa...
dikkatli ederseniz, sesinin de aynı onun gibi olduğunu görürsünüz.
Pardon ama biz daha şimdi ne konuştuk?
Saat sabahın 4'ü ve müziğin sesi gittikçe artıyor.
- Bazılarımız sabah kalkıp işe gitmek zorunda. - Laf sokmana gerek yok. Biz de boş adam değiliz.
- Evet de... - Ne? - Müziğin sesini kısar mısın?
Cidden, derdin ne lan senin?
Hayır, bak. Derdin ne lan? Milletin eğlenmesini çekemiyor musun? Ezik misin!
Bak, yıllardır mental sorunlarla boğuşuyorum ben. Tek derdim...
şurada kankalarla oturup kafamdaki bokları boşaltmak.
Öyle işte. Söylüyorum sana ama hiç oralı olmuyorsun, değil mi?
- Anlıyorum ve problemlerin için üzgünüm. - Öyle misin?
Öyleyim ama sesi kısmazsan polisi aramam gerekecek.
Bu mudur yani? O domuz polisleri üzerime salacaksın, öyle mi?
- Sesi kısmazsan mecbur kalacağım. - Siktir git lan o zaman!
Çık git bahçemden, siktiğimin muhbiri! Yürü, siktir git!
Yürü, siktir git!
Bırak lan şimdi numara yapmayı! Kalk! Ne düşüyorsun?
Yürü, siktir git!
Bana bahçemden S.. git dedi!
Anladım. Siz onun bahçesinde miydiniz?
Evet, öyleydim. Çünkü gürültüyü şikayet etmek için kapısını çalmıştım.
- Kendi mülkünüze döndünüz mü? - Evet.
- Peki mülkünüze girmek için bir girişimde bulundu mu? - Hayır.
Gürültü şikayetiyle ilgili yapabileceğiniz tek şey belediyeye başvurmak.
Eğer süreklilik arz ederse, kanıt toplar ve onu evden çıkarırlar.
Şimdi ne olacak peki? Benim uyumam gerek! Acilen!
- Gürültü konusunda şimdi ne yapacaksınız? - Hanımefendi...
Çüş ya!
Nicky?
Kevin!
Artık ceza yazmaya 7'de başlıyoruz.
Cezası 50 kağıt.
- Kusura bakma. - Önemli değil.
Senin burada ne işin var ki bu saatte?
8:00'den önce sadece yiyişenler oluyor.
Otoparkçılık işinde emin ol çok dehşet şeyler görüyorum.
Ben artık eskisi gibi değilim, Nicky.
Yine de seninle buralarda iş bitirmezdim.
Ben öyle biri değilim, Kevin. Sadece...
İşe gitmeden önce denizi izliyordum. Uyuyakaldım herhalde.
Ne dinliyorsun? Fogy FM mi?
Fogy FM? Beethoven bu.
Babam kahvaltıda dinlerdi hep.
Hiç katlanamazdım ama şimdi vazgeçemiyorum.
Çok iyi filmdir. Tartışmasız.
Beethoven, hatırlıyor musun? Hani şu şişko köpekli film?
Şişko değil, Saint Bernard o. O köpeğin yapısı öyle.
Evet, sorsan kız kardeşim de öyle diyor.
Yine de otobüste iki kişilik yer işgal etmek hoş değil.
Karen nasıl?
Klinik obez. Evet, kayıtlara girdi artık.
Bak, bir fıkram var. Mozart bu günlerde ne yapıyormuş?
Dekompozisyon.
Anladın?
Kevin bak, benim gitmem gerek.
- Çünkü cidden gitmem lazım. - Tamam tamam, tabii.
Hey, dur! Bekle. Dur sana kartımı vereyim. Yeni girişimim.
- Seni görmek güzeldi. - Evet, seni de. - Kendine iyi bak.
PARK CEZASI
- Sen de ayrılıyormuşsun? - Evet, ay sonunda.
- Erkek arkadaşımla seyahate çıkıyoruz. - Güzelmiş.
Evet. Avustralya'ya gideceğiz. Ardından Tayland'a gideceğiz.
Sonrasına bakacağız artık.
Mümkün olduğunca seyahat edeceğiz. Yaşlanmadan dünyayı görelim diyoruz.
Evet.
- Bir dal alsam olur mu? - Olur, tabii ki.
- Sigara içtiğini bilmiyordum? - İçmiyorum.
İçerdim de Liam doğunca bıraktım.
18 sene önce.
Oh! Ne güzelmiş, değil mi?
- Evet. Evet, öyle. - Ah ah.
Eyvah!
Yuh lan yuh!
İn aşağıya!
- Hem kör hem sağır mısın lan! - Özür dilerim. Hiç görmedim seni!
İnsene lan araçtan!
Eyvah!
No comments yet. Be the first to leave one.