The first 200 lines.
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
O-H!
- O-H! - I-O!
Love is Blind'a hoş geldiniz.
- Geleceğimde seni de görüyorum. - Benim için yaratılmışsın.
Öyle denebilir.
Ah, ağzım kulaklarıma vardı.
Kıpır kıpır oldun.
Kıpır kıpır oldum!
Nihayet sadece içsel özelliklerinize göre âşık olma şansınız olacak.
- Seni seviyorum Ash. - Seni seviyorum.
Karım olma şerefini bana bahşeder misin?
Çok isterim.
Benimle... evlenir misin?
Evet!
Nişanlanacaksınız. Ve sonunda nişanlınızı ilk kez göreceksiniz.
Aman Tanrım.
Çok yakışıklısın.
- Çok güzelsin. - Ben--
Seni görmek, her şeyi bin kat daha güzel yapıyor.
Bu, pastanın üstündeki çilek gibi.
Şimdiye dek hoşlantınız tamamen duygusal bir bağa dayanıyordu.
Sanki birbirimizi çok uzun zamandır tanıyoruz. Buna kesinlikle alışabilirim
Amber.
Umarım bu duygusal bağı fiziksel bir bağa dönüştürebilirsiniz.
Mesafeli davranıyorsun.
Bazen, boş kutuma girmem gerekiyor.
Yakınlaşmadık ve fiziksel temas benim için çok önemli. Benden etkilenmiyor
- musun yani? - Hayır, benim dediğim--
Görünüş, ırk veya güvensizlikler gerçek dünyada onları ayıracak mı?
Sence fiziksel bağımız iyi mi?
Evet, öyle.
Bir şey hissediyor muyum, bilmiyorum.
Hiç güzel olduğumu söylemiyorsun. Beni beğeniyor musun bilmiyorum.
Beni zorluyorsun. Artık iltifat etsem, o da samimi gelmez.
Çocuk istiyorsunuz, değil mi?
Yani ben kararsızım.
Eğer evlenirsek ve bir çocuğumuz olur da sen bilenirsen bunu kaldıramam.
Eski sevgililerinle görüşüyor musun?
Evet. Austin'de bir hafta görüştük.
Aranızdaki ilişki dinamiği nasıldı?
Yani, biz takıldık.
Austin'de bir ev aradığını sanıyordum.
Austin'de bir ev arıyordum, yani--
Oraya taşındığını söylemedin mi?
Aa, bir süreliğine, evet. Ben--
Austin'de yaşadığını hiç söylemedin.
Emma'yla tanıştın mı?
Hayır. Biraz gerginim.
Ya beni sevmezse? Çünkü bu beni korkutuyor.
Nikah masasına yürümeye hazır mıyım? Hayır.
Hayatımda daha önce böyle hissetmedim. Seni çok seviyorum bebeğim. Çok.
Bence sen yüzde 100 doğru partnersin.
Şu anda iyi bir noktadayız bence.
Seni seviyorum.
Sonra düğününüz olacak. Ve orada hayatınızın en önemli kararını
vereceksiniz.
Şimdi aşkın gözünün kör olup olmadığına karar verme vakti.
Sensiz bir gelecek düşünemiyorum. Bu bir
- evetti. - Evet.
Mike, Emma'yı yasal eşin olarak kabul ediyor musun?
Eğer öyleyse, evet de.
Mike, Emma'yı yasal eşin olarak kabul ediyor musun?
SATIŞ MÜDÜRÜ
Kabul ediyorsan, "evet" de.
Emma.
Evet. Seni seviyorum.
Şu anda "evet" demeye hazır değilim.
Çocuk istiyorum.
Ve senin de benimle bir aile kurmak istediğinden... kesin olarak emin olmak
istiyorum.
"Evet" deyip bir yola girmeyi ve sonra durumun değişmesini istemiyorum.
Ve zor çünkü ben... biliyorsun.
Üzgünüm.
Ben seni seviyorum.
Gidip ona bakacağım.
Evlenmeye hazır değilim, hazır değiliz.
- Çocuk konusunda büyük bir sorunumuz var. - Sebeplerini söyleyebilir misin?
İstiyorum.
Pekâlâ.
Yani şey diyemedim. "Hayır". Onu hâlâ seviyorum çünkü.
Geliyorum.
- Seni seviyoruz, tamam mı? Tamam. - Görüşürüz canım.
Merhaba.
Tamam.
Ben neredeyse...
Merhaba.
Aman Tanrım. Kalbim çok hızlı atıyor. Duygularım karmakarışık.
Evet.
Oğlumun kızınıza değer verdiğini biliyorum.
Onlar birebir aynı. Evet, öyle
- demişti, yani... çocuk meselesini çözmeye - Evet. Evet. O şeyler-- Hepsi bu. Hı-hı.
Çalışıyorlardı.
Ben de, "Mutluysan sorun yok," dedim.
Mike için bu çok daha önemli bir şey. Anlıyorum. Ve onun çocuk sahibi olmasını
istiyorum. Ama Emma hazır mı, bilmiyorum. Belki hazır hale gelir.
Tamam.
Yani, o hayır demiyor. Ama yine de bunu çözmeleri gerek. Ve Emma da bunu
biliyor.
Seninle evlenmek istiyorum. Çözmemiz gereken çok şey olduğunu biliyorum.
Evet.
Aa... ama ben... geleceği görebiliyorum. Bir aile kurduğumuzu görebiliyorum.
Harika bir baba olacağını biliyorum. Ben... bugün burada... olmazdım...
...yani, eğer bunu düşünmeseydim.
Tabii. Anlıyorum.
Evet.
Evleneceksek... aile kurmak istediğinden
- emin olmanı istiyorum. Kesin olarak. - Evet. Evet.
Yarım yamalak olmasını istemiyorum. 50-50 olmaz. 90-10 olmaz. Ya da 99-1.
- Yüzde 100 olmalı. - Evet.
Evet.
- Evet. - Ve emin olan biriyle olmak istiyorum.
Evet. Evet.
Senin de haklı olduğun noktalar var. Nedenlerin var. Bunlara saygı duyuyorum.
Sana saygı duyuyorum. Ne olursa olsun. Ama... bunu bilmeden... "evet" diyemem.
Evet.
Evet. Evet.
Yani çok üzgünüm.
Aşk bir seçimdir. Ve biriyle olmayı seçersin. Kararları birlikte vermeyi
seçersin. Ve ben, onunla bir gelecek görebiliyorum. Ve... o noktaya geleceğimi
biliyorum. Bu yüzden bunun yeterli olacağını düşündüm. Ama...
...onun için yeterli olmamış.
Yani o "evet" dedi. Çocuk sahibi olmaya açık. Bunu biliyorduk.
Ama "evet" demek için ondan biraz daha güvence almak istiyorum.
Lanet olsun.
Evet.
Nikahta duygularımızın adımıza karar vermesini istiyoruz. Ama karşı
tarafın çocuk konusunda kesin emin olmadığını biliyorsam, buna "evet"
diyemem.
Sana kesin olarak şöyle deseydi...
... "Seninle çocuk yapacağım", bu, cevabını değiştirir miydi?
Bence değiştirirdi.
AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR
DÜĞÜN GÜNÜ
Bugün benim düğün günüm.
Bugün masal gibi başladı.
Jordan gibi birini bulma umudumu kesinlikle kaybetmiştim.
Bugün büyük gün.
Çok acayip.
Yani çocuk varken. Kim böyle bir işe girmek ister ki?
Doğru kişiyi, yani, gerçekten âşık olacağın birini bulmak. İnanılmaz.
- Çılgınca. - Emma dün heyecanlı mıydı?
Evet. Çok sevimli.
Sihirli kutu.
Bence eğlendi.
Hayatın yolundaysa, özellikle de senin gibi bir muayenehane işletiyorsan
ve bir de kızın varsa, birileriyle tanışmak için pek fırsatın olmaz.
Ben genelde... cumartesi günü biriyle
- tanışırsın ama onu tanıma fırsatın - Evet.
Olmaz, çünkü buna zamanın yoktur.
Uzun süredir çok kötüydü. Yaşadığın tüm o toksik ilişkiler.
- Ağlayacağım. Ama sen çok yol kat ettin. - Çok şey oldu.
Evet.
- Çok şey oldu. - Seninle gurur duyuyorum.
- Sağ ol. - Kolay olmadı, biliyorum.
Hayır, değildi.
Buraya gelmek için çok çabaladık. Kızımın babasıyla tanışması gerekti. Kızımla
tanışması gerekti. Mount Vernon'a gidip gelmekle ve işle ilgili çok sorun çıktı.
Birkaç gergin an yaşadık. Ama her şeyi atlatmak çılgın ve inanılmaz bir
yolculuktu.
Bugün vereceğin karar konusunda kendine güveniyor musun?
- Evet, kesinlikle. Hı-hı. - Öyle mi?
Jordan'la evlenmeye hazırım. O benim en iyi dostum.
Seni çok sevdiğimizi biliyorsun. Hem de çok. Ne olursa olsun, senin
- yanındayız. - Biliyorum.
- Evet. Hey, sence... - Avery.
Seni seviyoruz.
- Bu yüzden buradasınız. - Seninle gurur duyuyoruz.
En büyük korkum Jordan'ın çok baskı falan hissetmesi. Bunun hayatını
değiştirdiğini biliyorum. Belki de kaçmak istiyor... belki de kararı budur. Bu,
aklımın bir köşesinde duruyor. Ama onu çok seviyorum. Onun böyle hissetmesini
istemiyorum.
Umarım onun için de güzel bir gün olur.
Aman Tanrım.
Amber'ı sevdiğim kadar kimseyi sevmedim ve bugün düğünümüz var.
Dün gece hiç uyuyamadım.
Çok duygusal anlar yaşadık.
JORDAN'IN ABLASI
- Ne haber millet? - Jordan!
- Ne haber millet? - Selam! Ah, ne kadar hoşsun.
- Merhaba. - Teşekkürler.
Burası da çok havalı.
- İyi görünüyorsun. - Sağ ol. Siz de öyle.
- Nasılsın? - Harika görünüyorsun.
Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz.
- Teşekkürler. - Peki.
Bekârlığa veda nasıldı?
Çok eğlenceliydi. Canavar kamyon izledik. Çok--
Kamyon sürmedin, öyle değil mi?
Hayır.
- Saçın çok hoş olmuş. Ne içiyorsunuz - Sağ ol dostum.
Bakalım? Aa, PBR.
Sen mi istedin?
Evet, evet, bugün içmek istediğim bira buydu.
- Bu yüzüğün mü? - Onun alyansı.
Dün Emma'yla tanıştın mı peki?
Evet. Sonunda tanışabildim.
- Güzel! - Eğlendik. Bana ısınması biraz zaman aldı.
Ah, bu çok normal. Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.