Tempest

Tempest (북극성)

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Tempest 2025 S01E09 1080p WEB h264-EDITH
A Commentary by desprite
Alt yazı çevirmeni: Samet Konuksal

Tags

webdl
Published on: 2025-10-01
Downloads: 175
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bu dizi kurgu ürünüdür. Karakterler, yerler ve olaylar kurgudur.

Çocuk aktörlerin sahneleri denetimle çekilmiştir.

TEMPEST

Şu an benim dünyama giriyorsun.

Daha önce seni koruyan her şeyi unut.

Doğal hakların, anayasal ve hukuksal imtiyazların,

siyasi dokunulmazlığın…

…ve muazzam mirasın.

Bundan sonra her şeyi ben kontrol edeceğim.

Korkuyor musun?

Evet.

Çok da korkmuyor sanki, değil mi?

Gerçek korkuyu gösterin ona.

Gerçek umutsuzluğun ve çaresizliğin ne olduğunu gösterin.

Onu öyle perişan edin ki hiç doğmamış olmayı dilesin.

Anne, nereye gidiyoruz?

Planın ne?

Junsang, kadınlarla ilgili ne biliyorsun?

Kadınlar dünyanın en büyük, en güçlü şeyini ister.

Ben o şeyi elde etmek üzereyim.

Bu gece yoluma kim çıkarsa kendini ölü bilsin.

Abin bu yüzden öldü.

Munju da yakında aynı kaderi yaşayacak.

Bütün mirasım sana kalacak, yani aslında bunu senin için yapıyorum.

Benim için abimi mi öldürdün?

Sence şimdi ne yapmalısın?

ERDEM NİŞANI BELGESİ YU UNHAK

TAKDİR BELGESİ YU UNHAK

ÖLENE DEK SADIK OL, BEN DE SANA YAŞAM TACINI VEREYİM

YU JONGGIL

Seni görmek istiyor yenge.

Junsang.

Savcı olduğun günü ve Yılın Savcısı ödülünü

kazandığın günü hatırlıyorum.

Kardeşi bu kadar güçlü

ve yetenekli bir savcı olduğu için Junik çok gururluydu.

Junsang,

Junik'i annen öldürdü.

Bu gece annen yüzünden çok sayıda hayat tehlikeye girecek.

Şu an onu durdurabilecek tek kişi…

…sensin.

Kapa çeneni.

Neden bahsettiğini bilmiyorsun.

Bir sorum var anne.

Ne zamandan beri Stella Young'sın?

1983 sanırım.

Eşimin rüşvet skandalı sebebiyle ailece ABD'ye iltica etmiştik.

Birkaç gün önce bağış amaçlı açık artırma etkinliğindeydim

ve harika bir eseri almak için el kaldırıp duruyordum

fakat kaybettim, sonra kimin kazandığını görmek için döndüm

ve bir afet gözümü kör etti.

Üç gün sonra da…

İnanır mısınız? O tablo evimin kapısındaydı.

Bir kez daha bu şekilde karşılaşmamız, benim güneş gözlüksüz oluşum…

İşte o zaman gizli yeteneklerimi keşfettim.

Sosyalleşme, sır saklama ve entrika yeteneklerimi.

PASAPORT

Yolsuz bir siyasetçinin eşi olarak

tam da CIA'in çalıştırmak için aradığı türden biriydim.

Koreli siyasilerin kirli çamaşırlarını toplayıp rapor edecek biri.

Onu yavaş yavaş, o fark etmeden uzaklaştırmamız lazım.

Amerika yanlısı siyasetçileri desteklerken

ABD'nin desteğiyle şirketimiz ihya oldu.

SEUL HAVACILIK FUARI 2000

Sonra Amerikan savunma müteahhitlerine yardım etmeye,

Güney Kore hükûmetine silahlar satmaya başladık

ve o zaman gerçek yolumu buldum.

-Bakanım… -Sıradan bir silah tüccarı

ne kadar makineli tüfek, havan topu ve füze

satabildiğiyle kârını hesaplar.

Ama ben sattığım mermilerin kaç kalp deleceğini,

roketatarların kaç tank patlatacağını

ve füzelerin kaç jet indireceğini düşünüyordum.

İşte o zaman denizaltıları düşünmeye başladım.

Kimsenin haberi olmadan kıtalararası füze fırlatabilen,

stratejik nükleer denizaltılar.

Şüphelinin Kuzey Kore ajanı Paik Sanho olduğu düşünülüyor.

Bu Kuzey Kore'nin işi mi?

Büyük yolların hepsini kapattık.

Bölgedeki birimlerin hepsi olay yerine ilerliyor.

Mavi Saray'ın etrafındaki bütün yollar kapatıldı.

Paik Sanho. Ne istiyorsun?

İstihbarat şefi şimdi dışarı çıkıyor.

Üstünde bir kilo C4 taşıyor.

Birimiz ölürsek patlayacak.

En az 20 metrelik mesafede olmalıyız.

Birinci Güvenlik Birimi, 20 metrenin ötesine geçin.

Önce size bir kiloluk C4'ün yapabileceklerini

göstereyim.

"Ölene dek sadık ol,

ben de sana yaşam tacını vereyim."

Bir yerin yaralandı mı?

Şef Yu'nun evi patladı!

Ne?

Evimi mi patlattınız?

O cümle İncil'den miydi?

Hattat baban

Savunma Karşı İstihbarat Birimi'nin şefiydi

ve 3.000 solcuyu tasfiye ederek efsane olmuştu.

"Komünistleri bulamıyorsan uydur."

Bu da mı onun sözlerindendi?

Aşağılık herif!

Ne istiyorsun?

Başkan'ı görmek istiyorum.

MAVİ SARAY

Sadece bir dakika.

Sadece bir dakika Başkan'la yüz yüze konuşayım,

sonra beni tutuklayabilirsiniz.

Sonra da istihbarat şefini ona zarar vermeden bırakırım.

Vurun onu! Bana ne olursa olsun!

Ağzından tek kelime bile çıkmasına izin vermeyin!

Başkan'ın kulağı bu Kuzey Kore casusundan tek kelime daha duymasın!

Terörist taleplerine boyun eğmemelisiniz.

Zaman bizden yana Sayın Başkan.

En kötü ihtimalle bile sadece Şef Yu kurban olacak.

Ben emir verene dek ateş etmeyin.

Sayın Başkan.

Hem şefin hayatı hem de kendi hayatımı o bir dakikaya bağlıyorum.

Sayısız insanın hayatı da o bir dakikaya bağlı.

Artık vakit yok.

İçinizden cesur olanınız varsa onu vurun!

Bunun için size teşekkür de ederim!

Neyi bekliyorsunuz?

Vursanıza işe yaramaz aptallar!

Hayır Sayın Başkan!

Onunla konuşamazsınız!

Bırak onu.

Sırf benim için onunla konuşamazsınız!

Bir casusla konuşacaksınız!

Konuş şimdi.

Tam bir dakikan var.

13 Ağustos 2007.

Unutamadığınız bir gün olduğuna eminim.

Proust'ı sever misiniz Sayın Başkan?

Fransız roman yazarı olan mı?

Hayır.

Uzun diyaloglara dayanamıyorum.

Değerli bir dakikamızı edebiyat zevkimi konuşarak harcayabiliriz

ama ben sabırsız biriyim,

yani gerçek bir Koreliyim.

Başka söyleyeceğin bir şey var mı? Yoksa burada işimiz bitti.

Bir dakikası doldu. Tutuklayın onu.

Aşağılık!

Bir şey planlıyorsun, değil mi?

Ama bir daha Başkan'la görüşecek kadar ömrün olmayacak.

Bundan emin olacağım.

Büyükannen var ya?

İki gün önce öldü.

Seni beklerken.

Gördün mü? O kadını bırakıp büyükannenle gitmeni söylemiştim.

Bunu sen istedin aşağılık herif!

Ben itibarımı sorunlu ülkelerin problemlerini sessizce çözerek kazandım.

Dünyanın en büyük silah tüccarı olmak kolay değildi

ama gemilerim her zaman hareket hâlinde olabildi

ve diktatörlerle iyi ilişkim oldu.

Sonra bir gün aklım başıma geldi.

Amerika Birleşik Devletleri'nin verdiği güce

ve Kuzey Kore'ye erişim ayrıcalığına sahiptim.

Aseom Nakliyat…

Üst kalite silahların üretilebileceği,

dünyanın en gizli toprakları.

Orada fabrikalar kurdum, teknoloji geliştirdim

ve yaptırım gören ülkelere silah sattım,

hepsini de gizlice yaptım.

Çünkü benim gücüm, gerçek kimliğimin bilinmemesi gerçeğinden geliyordu.

Ama bu işin sonsuza dek sürmeyeceğini biliyordum.

Bu yüzden hâlâ imkânım varken hayallerimin silahını üretmeliydim.

Nükleer silahlar küçük ülkeler için bir lütuftur.

Karşılıklı kesin imha demektir.

Son hesaplaşma anında ben ölsem de rakibimi yok edecek

bir silahım olsa

bu beni en büyük ve en güçlü düşmanımla eşit seviyeye getirir.

Büyük güçler her zaman nükleer silaha erişim için gereken

parayı ve teknolojiyi sadece kendilerinde sanır.

Ama…

…ya elinizde bir nükleer denizaltı olsaydı Majesteleri?

Idisha hiçbir savaşta yenilmezdi.

Denizaltı sizin olmadan önce

kimseden korkmadığınızı,

her an nükleer düğmeye basabileceğinizi tüm dünyaya bildirin.

13 Ağustos 2007'de, Basel'de

çaresizdik.

Yarımada için dört taraflı barış görüşmeleri

herhangi bir somut sonuç alınamadan kopmanın eşiğine gelmişti.

Kusura bakmayın, geciktim.

Sorun değil, biz de yeni başladık.

Seni görmek güzel Munju.

Biz de Kuzey Kore temsilcisi Kim Jongkwan'la

dün geceki görüşmemi konuşuyorduk.

Çok merak ettim.

Saat 10'da otel lobisinde görüştük.

N'allez pas trop vite.

Yavaş olun.

Pardon?

Proust olsa böyle derdi Bay Hughes.

Biraz yavaş olun. Yoksa en önemli detayları kaçıracağız.

Oraya nasıl geldi, tesadüfen miydi, yoksa ayarladınız mı,

tek başına mı geldi, yoksa başkasıyla mı?

Evet. Proust, la madeleine.

Ama onun şöyle de bir sözü var:

More Turkish subtitles for Tempest

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left