The first 200 lines.
Adım Debbie Claybourne.
Sağlam bir evliliğim var sanıyordum.
Boşanmalıyız.
Judith!
Dostumu tanımıyormuşum.
Suikastçı mısın?
Evet.
Adım Kamçı.
Uluslararası suikastçıyım.
Sonraki görevim mi o? Billy Donovan mı?
Mesleğin zirvesiydin. Şimdi her işinde kaos çıkıyor.
Niye bize ateş ediyorlar?
Niye silahın var?
Şimdi ikimizin hayatı da altüst oldu.
Kara Leke bu. Korsan kodu. Yani biri ölmemi istiyor.
Ben bulurum.
Bana ateş ettiler. Beni kovaladılar.
Sigortam olmayan bir aracı sürdüm.
Kocam da…
David hakkında bir şey demeliyim.
- Öldü. - Beni terk etti.
- Ne? - Ne?
Tüm ekipler, silahlı ekip, Northwood Hills.
B34'te ateş açılmış.
Tanıklara göre sürücü yalnız, muhtemelen kadın.
Siktir.
Tombala.
İyi misin?
Nesi var, bilmiyorum.
Tanrım, araban tertemiz.
Benimki tıka basa dolu. Her şeyi yan koltuğa atarım.
Koltuğumu da en geriye çektim, hamileyim de.
Kollarım dümdüz duruyor. Tanrım.
Koltuk ısıtıcı mı var? Isıtıcıya bayılıyorum.
Ne? Neden gülüyorsun?
Çok konuşuyorsun da.
- Evet. Affedersin. - Hayır.
Aslında çok hoş bir şey.
İşim çok ciddi ve sıkıcı.
- Pek sohbet edemiyorum. - Ne iş yapıyorsun?
Adli muhasebeciyim.
Çok güzel. Her şeyi anlat.
İkinci kitabı okudun mu? Çünkü bence…
- İyi değildi. - İyi değildi.
- Sırtını ilk kitaba yaslamış. - Kesinlikle.
- Aceleye gelmiş gibi. - Aynen. Bana da öyle geldi.
- Affedersin. Evime geldik. - Olamaz.
- Tanıştığımıza çok memnun oldum. - Ben de.
- Hey. - Selam.
- Selam. - İçeri gelmek ister misin?
Evet. Çok isterim.
BUGÜN
Neresi burası? Nereye gidiyoruz?
Evime.
Ne? Burası evin değil. Evine gelmiştim.
Orası gerçek evim değil.
- Sahte evin mi var? - Hayır, orası gerçek bir ev.
- Kimin sahte evi olur? - Sadece…
Bak, bunu kaldıramıyorum.
Sahte evini, sahte hayatını, sahte arkadaşlarını dinlemek istemiyorum.
Kocam öldü.
Çocuklarımı arayıp
babalarının suçlu olduğunu söylemem gerek.
Normal, gerçek bir eve gitmek istiyorum.
- Olmaz. Çok tehlikeli. - Beni eve götür Judith.
Hayır! Eve gir.
- Hayır! - Peki. Minibüste kal.
Peki! Kalırım!
Tamam. Geliyorum!
SÜR YA DA ÖL
Yine ben Kamçı. Boğazımıza kadar battığımız bokta
ne durumdayız diye aradım.
Neredesin?
Amanda. Ben de seni arıyordum.
Nerede o?
Veri toplayıp ikinci tura hazırlanıyor.
Yerini bilmiyorsun. Ajanının kontrolünü kaybettin,
o da görevi tamamlayamadı.
Kesinlikle biliyorum.
Yönetici çok net belirtti. Dün gece onun son şansıydı.
Yönetici'ye haber vereceğim.
Lütfen bekle. Halledecek. Söz.
Bak. Patlama be.
- Efendim. - Affedersin patron.
- Her yere baktık. Kaybolmuş. - Tamam, siz…
Siz dönün.
Şirketin mi aldı burayı?
Hayır. Teşkilat burayı bilmiyor.
Kimse bilmiyor.
Hepsini kendin mi tasarladın.
Çok güzel.
Eşyaların nerede?
Antikaların nerede?
Fırında silah var, biliyor musun?
Evet.
Kimsin sen?
Hep tanıdığın kişiyim Deb.
Dostunum. Tam olarak düşündüğün kişiyim.
- Sadece… - Neredeyiz, baksana.
Nasıl biri böyle yaşar?
Dostum olan kişi gerçek değil.
Yalan söyledin. David yalan söyledi.
Beni boşadı. Şimdi öldü.
Bunları anlatmak istediğim tek kişinin fırınında silahlar var!
Ben…
Dur. Nereye?
İşe gidip bunu kimin bıraktığını öğrenmeliyim.
Lütfen duş alır mısın? Bolca da yemek var.
Hemen dönmeye çalışacağım.
Burada kalmam.
Benimle gelemezsin, seni başka bir yere de bırakamam.
Seni güvende tutmalıyım.
Ama söz veriyorum, bu iş bitince
her şeyi açıklayacağım.
Lütfen bana güven.
Güveneyim mi?
Tatlım, bu iş bitince seni bir daha görmek istemiyorum.
Kendini topla.
Çocukları aramalısın. Peki ne diyeceksin?
"Selam, ben anneniz.
"Ben anneniz. Babanız…"
Panikleme Debbie. Panikleme!
Onlara söylemelisin.
Söylemelisin.
Yoksa haberlerden öğrenecekler.
Haberler. Tanrım. Haberler.
CLAYBOURNELAR PARTİDE
David Claybourne bahçe partisinde mi?
"David Claybourne öldü."
"David Claybourne, hayat pahalılığının azalacağından ölesiye emin."
Ne?
MONTCLAIRE OTELİ
Alo. Montclaire Oteli.
- Adım Debbie Claybourne. - Merhaba Bayan Claybourne.
Kocam David Claybourne'u bulmaya çalışıyorum.
Elbette. Kendisi misafirimiz mi?
Hayır, o…
Dün geceki olaya karışmıştı.
Hangi olay?
Partideki. Şu korkunç olay.
Billy Donovan'ın otel odasındaki insanlar.
Evet efendim, şu korkunç olay.
Bay Donovan'ın odasında küf olduğu bize bildirildi
ve temizlik için acilen onarım ekibi gönderildi.
Sizi temin ederim ki olay çözüldü
ve otelimiz tamamen güvenli.
- Ama… - Eşiniz bu olayda var mıydı?
Küfe dokundu mu?
- Alo? - Kocamın cesedi nerede?
O şeyi Teşkilat aldı. Onu.
O tamamen güvende.
Hayır. Küf şirketi almış.
- Nereden biliyorsun? - Oteli aradım.
- Niye aradın? - Niye aramayayım?
Haberlerde yoktu.
Haberlerde olmaz tabii.
Dedim ya, Teşkilat her şeyi halletti.
Kim bu insanlar?
Bilmek istemezsin.
DOSYALAR SİLİNİYOR…
Çok şükür. Bitti mi?
- Ne bitti mi? - Billy Donovan öldü mü?
Daha değil.
Dinle, dün gece bir ceset vardı.
Olay kontrol altında.
Görüntüler silindi, olay yeri temiz.
Hayır. Bir cesedi saklamanı istiyorum.
Güvende tut.
Ne? Kimin cesedi?
David Claybourne diye biri. Milletvekili.
Milletvekili mi? Milletvekili mi vurdun?
Vurmadım, zaten ölmüştü.
Tabii, hiç senin suçun yoktur.
Peki, gidip cesedi alırım.
Şimdi lütfen işini yapar mısın?
Geliyorum.
Alo?
- Ne? - Efendim, onu bulduk.
- Ajanın niye binamızda? - Seni görmek güzel Amanda.
Lütfen bunu yapma. Ajanlar burada görülmemeli.
Protokolleri biliyorsun! Burası yasak.
Hayır.
Bırakın, diyor.
Judith!
Judith!
Tamam.
Tamam, hadi bakalım.
Dört rakam var, yani…
On bin olası kombinasyon var.
Düşün.
Gerçi…
Dört rakamı bulursam…
KARBONAT
Sahi mi Judith?
Evet, tabii, parçala kapıyı, neden olmasın?
Acelen varken 200 yıllık Fas eserinin ne önemi var?
Bu ne böyle?
Kara Leke. Çok heyecanlı.
Birinin bunu döndürmesi iyi oldu.
Hem de Judith Bölümü'yle. Biri dersine çalışmış.
No comments yet. Be the first to leave one.