The first 200 lines.
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
- Uzun zamandır ciddiyiz. - Biliyorum.
- Başta böyle bağ kurduk. - Evet.
- İlk buluşmamızda hep gülüşmüştük. - Evet.
Gözler hedefte diye bir söz vardır.
Benim gözümdeki hedef de o.
Sen koyu Hristiyansın, ben hiç değilim.
Hep "koyu" diyor. Ya Hristiyansındır ya değilsindir.
Bir ateistle tanışsaydın onun değerlerini böyle sorgulamazdın.
Olay değerlerinin kötü olması değil, aynı değerlere sahip olup olmamamız.
Sürekli fikir değiştiriyorum.
İşte geldi.
Ve bu gerçekten zor.
Nişan partimizdeyiz ve sen en başından emin değilsin.
Benden uzaklaşıyorsun. Ne yapıyorsun bilmiyorum.
Telefonumu ve anahtarları alabilir miyim? Teşekkürler ve güle güle.
Bu rahatsız edici bir his. Bir anda yüzden
sıfıra iniyorsun.
Başkalarının ilişkimiz hakkında ne düşüneceğini çok düşünüyorum.
Aron iyi bir adam, bunu görüyorum.
Ondan iyisini bulamazsın.
- Bunu anında hissettim içimde. - Evet. Gerçekten mi?
Böyle hissedeceğimi düşünmüyordum. Kapıldım ona.
İyi hissettiriyor, değil mi?
Ama şu anki rutinim ve hayatım Jönköping'de.
Taşınma konusunda şüphelerin mi var?
Bu karar çok hızlı verildi.
Kavga ettik.
"Daniel, beni manipüle ediyorsun." dedim.
Her şeyi telefonuna kaydetti.
Ne?
- Daniel kaydetmeye başladığını söyledi. - Hayır, dedim ki
"Kulağa nasıl geldiğini duyabilmen için bunu kaydetmeliyim."
- "Ben de kaydederim." dedim. - Bir saat sonra söyledin.
Konusunu önce o açtı.
Şimdi daha ziyade duvar kurmuşsun gibi geliyor.
Lütfen sakinleş.
Evlenmemizi istiyorum
ama o yaşlı cadıyla anlaşmamamız başka bir konu.
Johanna zor bir kadın. Tekrar askere gitmeyi yeğlerim.
Bu çok daha zor. Askerlik kolaydı.
Selam, burada olduğunu bilmiyordum.
Benimle olmaktansa tekrar askere gitmeyi mi yeğlerdin?
Hayır, askerliği bu deneye tercih ederdim.
Ve bu konuda dürüstüm.
Bu anlaşmanın bir parçası olman her şeye değer.
Bence bu gece gerçekten güzeldi.
Harikaydı. Burada oturup hata aramayacağım.
Ama gereksiz şeylerin konusunu açmak istiyorsan…
Mesela kayıt gibi. Bence gerçekten gerek yok.
Ronja ve Angelica'nın beni kenara çekip "Konuşmalarınızı kaydetmen
tepki vermemize neden oldu." dedi. Bunu anlıyor musun?
Ben de dedim ki "Çok ilginç, bu konuyu açmayacağız demiştik."
Sadece her konuda dürüst olmak istiyorum.
Sonra onlara "Bu konuşmayı kaydetmeliyiz." dediğini söyledim.
Tekrar ettiğimiz için kaydetmemiz gerektiğini söyledim.
Ama önce sen önerdin.
Ama sana söylemeden seni hiç kaydetmedim.
Sonra da ben kaydettiğimi söyledim ve bunu duydun…
Hiç söylemedin. Beni bir saat kaydettin ve bittiğinde söyledin.
- Çünkü sen kaydettiğini söylemiştin. - Bunu yapmadım.
Dedim ki "O konusunu açtığında
birbirimizi kaydedebileceğimizi daha önce hiç duymamıştım.
Bu konuyu o açtı.
Konuştuklarımızı kaydetmemiz gerektiğini o söyledi."
Onlara böyle söyledin.
"Sürekli tekrar ettiğimiz için bunu kaydetmeliyiz."
Tam olarak bunu söyledim. Başka bir şey söylemedim.
- İstediğin kadar kaydedebilirsin. - Ama asla kaydetmem.
Ama konusunu açan sendin, değil mi?
- Ben bir konuşmayı asla kaydetmem. - Konusunu açtın, değil mi?
Yine aynı şeyi tekrar ediyoruz.
Ama konuşmayı kaydetmeyi kim önerdi?
- Konuşmayı kaydetmeliyiz dedim. - Kesinlikle.
Ama karşındakini kaydetmen gerektiği anlamına gelmez.
Şöyle ki bu konuyu bana sen açtın
ve benimle olan konuşmanı kaydetmek istedin.
Ben de ikimizde de aynı konuşma kayıtlı olsun diye kaydettim.
Konuşma ilerlemiyordu yani özel bir konuşma değildi.
Bugün büyük bir mesele hâline getirmek…
Beni kenara çekip "Konuşmayı kaydetmişsin." dedikleri için
Ronja ve Angelica'yı seviyorum. Konuyu senin açtığını söyledim.
"O asla kabul etmez. Bildiğimiz Johanna bu değil." dediler.
Sonra gelip konuşmayı kaydetme konusunu
kendin açtığını kabul ettin. Ben yapmadım.
İyi yaptın ve bunun için son derece minnettarım
çünkü gerçekten üstlendin.
"Seni konuşma kaydeden bir manyak sandık." dediler çünkü.
Hayır, bunu asla yapmam.
Ama haklı olmam önemli değil.
Seni asla bir şeyle suçlamayacağım.
Hata arayıp kim "kaydet" dedi, kim ne dedi ne demedi bakmayacağım.
İkimiz de kayıt konusunda açıktık. Bence büyük bir mesele değildi.
Sen de ben de açıkça "Kaydediyorum." dedik.
"Ben de kaydediyorum. İşte kayıt."
Senin için de benim için de önemli bir mesele değil.
Bence varmamız gereken nokta bu.
Varmamız gereken nokta aşkımız.
Durum hakkında çok farklı fikirlerimiz ve düşüncelerimiz var.
Ama tatlım…
Sana âşık oluyorum. Bu gerçekten zor.
Evet.
Sen böyle hissetmiyor musun?
Nasıl hissediyorsun?
Aynı şeyleri tekrar ediyoruz gibi hissediyorum.
Neyi tekrar ediyoruz tatlım? Senin sadece iyiliğini istiyorum.
Anneni ziyarete gitmek isterim gerçekten.
Ama kavga etmiyor muyuz?
Bunu artık bırakmamız lazım.
Johanna?
Tatlım, buraya gel.
Selam, nasılsın?
Şu an ne yapıyorsun?
Hayır, yanlışlıkla aramışım ama…
Hep bir şeyler oluyor. Her şey çok ciddiye alınıyor.
Evet.
Hayır, sanmıyorum. Ben böyle görmüyorum. Kötülük yok.
İSVEÇ
Sence parti nasıldı?
- Bunu yapmak zorunda mısın? - Hayır.
- Hayır mı? - Hayır.
Hayır mı?
- Herkesi görmek gerçekten güzeldi. - Evet.
Sanki Daniel ve Johanna…
Bilmiyorum, bence onların işini çözmek zor.
Evet, kesinlikle.
Ama birbirimizi sadece bir aydır tanıdığımızı unutmak kolay.
Sadece bir ayda karşı tarafın tartışma sırasında nasıl davranacağını,
nasıl iletişim kuracağını bildiğin bir ilişkide hiç bulunmadım.
- Evet. - Bilmiyorum.
Seninle uzun bir yol katettik gibi geliyor.
- Ama daha gideceğimiz çok yol var. - Evet.
Bunu konuştuk, sen taşınacağını söyledin.
- Evet. - Güzel.
- Umarım. - Hayır ama…
- Ne? - Ne demek "umarım"?
İş bulmam lazım.
- Tabii ki, ama sen doktorsun. - Evet.
Her yerde doktor olamaz mısın?
Evet ama özel bir şey yapıyorum.
Evet ama yani…
Öylece taşınıp çalışmak istemediğim bir şey üzerine çalışamam.
Ama tam olarak yapmak istediğin şey olmayan
- bir iş yapmayı düşünemez misin? - Ne yaparsam yapayım,
şimdi yaptığımdan farklı bir iş olacak.
- Burada aynı imkânlarım olmayacak. - Evet.
Ama henüz bir iş bulmadım. Ne zaman olur bilmiyorum.
Tahminine göre altı ay ya da bir yıl içinde mi olur?
En kısa sürede.
- Ve bu… - İşim yok, o yüzden bilmiyorum.
- Hayır. - Ama en kısa sürede.
Yıllarca uzun mesafe ilişkisi sürdürme isteğim yok.
- Hayır, güzel. - Sen bunu mu istiyorsun?
- Sanırım duymak istediğim şey bu. - Ama bu soruyu soramaz mısın?
Niye öyle demiyorsun?
Ne zaman taşınacağımı soruyorsun, bilmiyorum.
Evet ama yine de bir hedefin olmalı, değil mi?
Lütfen ama, bir iş bulmam gerek.
Asistanlığımı bitirmeliyim. Ağustosta biter mi emin değilim.
- Öyle mi? O daha bitmedi mi? - Hayır ama her şeyi bitirmeliyim.
Ağustosta biteceğini söylemiştin.
Şimdi biraz büyüttüğünü düşünüyorum.
Öyle yaptığımı sanmıyorum.
- Yaptın. - Neden?
Asistanlığını Ağustos'ta bitirirsen
"en kısa süre" Eylül oluyor.
- Öyle olmaz. - Niye olmasın?
İhbar sürem üç ay.
- Tamam, bunu hiç bilmiyordum. - Herkesin ihbar süresi üç ay.
Yani ancak Kasım'da mı?
Bir de iş bulmalıyım.
Bana baskı yok demiştin.
Ama tarih Ağustos'tan Şubat'a atladı.
Hiçbir zaman Ağustos değildi.
Hayır ama nikâhta sana evet diyeceğim.
Ne zaman çift olarak yaşayabileceğimizi bilmek isterim.
Evlenip bir yıl boyunca uzun mesafede yaşamak ideal değil.
Hayır, pek heyecanlı değilim. Gerçekten değilim.
Bunu yapacak olan sen değilsin.
- Neyi yapacak olan? - Tüm hayatını değiştirecek olan.
- Hayır. - Hayır.
Yani o yüzden…
Evet.
- Sence akşam nasıldı? - Çok ilginçti.
Ibbe ve Annie'yi görmek güzeldi.
Harika bir çift.
- Evet, ilk günden beri. - İlk günden beri.
"Sunakta durduğumuzda evet diyeceğiz." dediler.
- Öyle dediler mi? - Evet.
- Ya da Annie öyle dedi. - Evet.
Ibbe ne dedi?
Sormadım ama evet demesi garanti.
- Hazırlar. Oldu bitti. - Evet.
Peki Dannette'le görüşmek nasıl hissettirdi?
Biraz tuhaftı.
Nişan partimde bana gelip de
"Ya Ronja ya Danette olacaktı," demeleri…
Evet, anlıyorum ama ben yüzde yüz elimizdeki şeye odaklanıyorum.
Olmuş olabilecek şeylere odaklanamam.
Hayır. Yani yapabilirsin ama yapmamayı seçiyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.