The first 200 lines.
DAHA ÖNCE
Ofrenda başlamadan kaçıyor musunuz?
Beraber olmak istiyoruz. Çok mu yanlış?
Kasabanın kızlarından birini armağan edip karşılığında araç dolusu silah mı alıyorsunuz?
Fede güvenlik için diyor. Ben zorbalık diyorum.
Alba.
Altı Ofrenda atlattı. Ne şans.
Bir şey yapmam gerek.
Ve tüm itirazıma rağmen yeğenim...
Justina?
Alba'nın yerine Alkazar'a gönüllü oldu.
Aç kapıyı, aç!
Ne oldu, korkuyor musun?
Korkak herif seni! - Roberto, lütfen.
- Fede, çık dışarı! - Beni dinle. - Anlat ne oldu! Bırak beni.
Justina asla gönüllü olmaz!
Bir faydası yok. - Bıraksana!
Söyletme bana.
Fede! Fede!
- Fede! - İşleri iyice karıştıracak. - Fede, çık dışarı!
Anlatın ne oldu!
Git buradan, Roberto.
Gitmiyorum! Fede karşıma çıkıp...
Yürü!
Söyleyin karşıma çıksın Fede!
Bizim kavgamız değil.
Gördünüz siz!
Beni seviyor o. Asla gitmez. Yapmaz.
Sizin yüzünüzden geri döndük ve o artık yok.
DARYL DIXON "Sınır Adaleti"
Onlara kıza bakma sözü vermiştin. Baktın da.
İkimiz de baktık.
Bu dolaşmalarımız bir gün biter mi sence?
Tabii. Geri dönünce biter.
- Güneş paneli dışarıda. - Ha? - Ne lazımsa alın.
Bence fazlasıyla aldık aslında. Eli Uzun Dixon sağ olsun.
Giderken iade ederim bunları.
Ne zaman olur o sence?
Tekneyi tamir edince. Hava iyi olursa, belki bir hafta içinde.
- Ben bilmiyordum... - Şey diyecektim...
Lütfen.
Sadece özür dilemek istedim.
Bizim burada olmamız çok soruna yol açtı gibi.
Hayır. Justina ve Roberto meselesi siz gelmeden önce de vardı.
Neden beraber olsunlar istemiyorsunuz?
İyi kızdır o. Öyledir.
Ama birlikte olmaları iyi değil.
Nasıl açıklayacağımı bile bilmiyorum.
Bizim oralarda...
karışık durum derler.
Evet, karışık durum.
Haydi, bugün o dümeni monte edeceğiz.
Bana ihtiyacın yok.
Sen olmasan alamazdık bile onu.
Önemi yok artık.
Niye? Bizimle gelmek istemiyor musun artık?
Ben onsuz yaşayamam.
- Tamam mısın? - Evet, gidelim.
Çok iyi, Carol.
- Bunu sağlamlaştırmanız lazım. - Tamam.
- Üstünden geçir böyle. - Evet.
- O ucu etrafından dolaştır. - Evet.
Ve deliğin içinden geçir.
İki güneş üst üste gelince...
Bam!
- Oluyor, oluyor, oluyor. - Evet.
Görüyorum.
Ver bana. Teşekkürler.
- Oldu! - Evet!
- Çok iyi! - Evet!
Kaç kere tamir ettin bu avluyu? Üç mü dört mü?
Yaban domuzları yıkacak yine.
Değiştiremeyeceğin şeyleri kabul edeceksin.
Hayat böyledir.
Justina ile beraber olmamızı niye kabul etmiyorsun o zaman?
Ciddi düşünmek için çok gençsiniz.
Boş laf. Mesele o değil biliyorum.
Fede ile birbirinizden nefret ettiğiniz için.
Ne için? Eski bir kin yüzünden mi?
Kimin umurunda ki? İkinizin meselesi.
Çocukça davranıyorsun.
Justina'yla Amerika'ya kaçmalar falan?
Oralar tehlikeli biliyorsun.
Senin gibi buraya tıkılıp kalayım mı?
Her şeyden, mutlu olmaktan vaz mı geçeyim?
Burası memleketimiz.
Bunlar bitene kadar yaşamımız burada.
Belki başka yerde daha iyi bir yaşam vardır.
Ona ulaşmanın bir yolunu bulsam yaparım.
Fede izliyor seni. Öylece çekip gidemezsin.
Lütfen aptalca bir şey yapmaya kalkma.
Çekici versene.
Carol?
- Çekici verir misin? - Pardon.
İyi misin?
Benim yüzümden. Justina benim yüzümden gitti.
Dün teselli etmeye çalıştım onu. Aklına fikri ben soktum sanırım.
- Yapma. - Sosis deme sakın.
Nihayet memlekete dönüyoruz.
Kafandan atman lazım onları.
Onları derede ilk gördüğümde...
çok masumdular, aşk doluydular.
Çölde serap görmek gibiydi.
Bu boktan dünyada ender görülen şey.
Onlara destek verme isteği duydum.
Evet işte ilk hatan oydu.
İnanarak söylemiyorsun bence.
Aklından geçen şey bir hata.
Benim Fransa'da yaptığım hatanın aynısı.
- Hep yaptığımız hata. - Hata değil.
Hep başkalarının kavgasını veriyoruz. Bazen kendi kavgamızı vermeliyiz.
Kavga vermeye değer bir şey arıyorsan, iki gencin birlikte olabilmesi değil midir o?
- Nasıl umurunda olmaz? - Umurumda olmadığını nereden çıkarıyorsun?
- Yapabileceğimiz bir şey yokmuş gibi davranma o zaman. - Justina gitti. Yapabileceğimiz bir şey yok.
Geri gelmeyecek o.
Hiçbiri gelmeyecek.
Siktir ya!
85 derece, 12.3 dakika. Sanırım çözüyorum ben bunu, Daryl.
Mesafe koymak isteyeni rahat bırakmak maharet ister.
Benim hiç beceremediğim şey.
Benim de.
O yüzden yalnız yaşıyorum.
Birkaç defa yalnız kalmayı denedim ben de. Çözüm olur sandım. Değilmiş.
Deniz fenerinde 10. yılım doluyor. En uzun süre yaşadığım yer oldu fener.
- Gerçekten mi? - Karada.
Yetişkinliğimin çoğu denizde geçti.
Düşününce bile deniz tutuyor.
En güzel anılarım denizlerdedir.
Benim değil. Ama yıldızları izlemeyi seviyorum.
Bence dünya zor. Yalnız kalmanın manası yok.
Sen anlarsın tabii.
Tamam, tavşan yuvasından çıkmış...
ağacın etrafını dönmüş...
sonra tekrar böyle yuvasına atlamış.
Çok iyi, kanka.
- Şimdi gözlerin kapalı yap. - Daryl!
Tabii tabii. Sonra devam ederiz herhalde.
Evet?
Cooper'la nasıl gidiyor?
Çenesi hiç durmuyor.
- Sempatik, değil mi? - Evet.
Ama denizciliği iyidir. Deneyimli birinin faydası olur size.
Roberto'nun gelmeyeceğini söyledim.
Cooper Kaliforniya sahillerinde büyümüş.
Epeydir dönmek istiyordu, belki birini bulurum diye.
Yok, biz idare ederiz.
- Acaba? - Dümeni halletmedim mi?
Usta denizci bile olsanız, kusura bakmayın ama değilsiniz...
- Atlantik'i geçmek başka bir olay. - Hallederiz biz.
Son seferinde pek halledemedik.
- Cooper olsa bizi o fırtınadan kurtarabilir miydi yani? - Yapabilirdi.
Sen gelsen? Sen her şeye hâkimsin.
- Eminim denizde olmayı özlüyorsundur. - Güzel davet.
Cooper'la beraber. Mürettebat tam olur.
Eski hayatımdan özlediğim çok şey var. Ama düzen değişti, ben değiştim.
Buradan memnunum ben.
Ama teklifim geçerli. Cooper'ı alın.
Hayır, biz idare ederiz. Kötü havaya denk geldik sadece, kötü şansa.
Erkek arkadaşın akıl verilmesini hiç sevmiyor, değil mi?
Hayır, o benim... Biz değiliz...
- Gerçekten? - Gerçekten.
- İkiniz hiç... - Hiç.
Hayır! Nasıl durumlar?
Peki. Neyse.
Dediğimi düşün.
İyi olmuş.
Babam birazdan gelir.
Cezamı onunla konuşursun.
Roberto, ceza falan yok.
Justina gittiği için ne kadar üzgün olduğumu söylemek istedim sana.
Sen beraber olmamızı hiç istemedin.
Ama gitmesini de asla istemedim.
Kusura bakma.
Kusura bakma. Yeğenime onu koruma sözü vermiştim.
O zaman niye durdurmadın onu?
Denedim.
Tanrı şahidim ki uğraştım.
Kafayı bir şeye taktı mı nasıldır bilirsin.
Burnunun dikine gider.
Durdurmanın imkanı yoktu.
Birbirimize söz vermiştik. Niye bozsun yeminini?
Ee...
İnsanların aldığı kararların arkasındaki gerçek nedeni bilmek zordur genelde.
Sevdiklerimizin bile...
sırları vardır.
Ben seni oğlunla bırakayım. Konuşacağınız şeyler vardır.
Valentina sizinle gelmemi istediğinizi söyledi.
Tek diyeceğim, onur duydum.
Cidden.
Ayaklarımı yeniden Monterey Körfezi'nde suya sokmayı hayal ederdim hep.
Evet, muz sülüğünü severiz.
- Neyi? - Sapına kadar Kaliforniyalı'yım.
Annem hayatta mı görmek istiyordum. Ama nasıl yapacaktım ki?
Hiç fikrim yoktu. Sonra siz geldiniz.
Bu güzel tekneyle.
- Enayi şansı işte. - Ultra enayi.
- Gitmemize yardım edebilecek misin peki? - Evet evet, tabii ki.
Ne kadar sürer?
İki hafta, belki üç. Havaya bağlı.
Tamam, gerdir.
No comments yet. Be the first to leave one.