The first 200 lines.
HİÇLİKTEN KURTAR BENİ
Hadi.
Selam evlat.
Baba?
Annem eve gitme vakti diyor.
Dışarıda bekle.
Zorbanın tekisin! Farkında da değilsin!
Seni tanıyamaz oldum.
Kendini de bu aileyi de bitirdin.
Artık yeter, buna izin vermeyeceğim.
Bağırış çağırış...
- Bruce! - Yeter!
Yarın okulu var. Onu rahat bırak!
Oğlum babasından korkarak büyüdüğü bir evde yaşamayacak.
Bir, iki, üç!
Otoyol, son kozlarını oynayan Yıkık kahramanlarla doluydu
Bu gece herkes kaçıyor Ama saklanacak yer yok
Wendy, birlikte hüzün içinde yaşarız
Ruhumun tüm delilikleriyle Seni severim
Ne zaman olur bilmiyorum Ama bir gün gideceğiz oraya
Hayalimizdeki o yerde Güneşin altında yürüyeceğiz
Ama o zamana dek Bizim gibi serserilerin kaderidir kaçmak
Bebeğim, bizim gibi serserilerin Kaderidir kaçmak
Bebeğim, bizim gibi serserilerin Kaderidir kaçmak
Teşekkürler.
Selam.
Muhteşemdi.
Tek kelimeyle muhteşemdi.
- Sağ ol Jon. - Turneyi bomba gibi bitirdin.
- Bir ihtiyacın var mı? Su ister misin? - İstemem, sağ ol.
Yerel radyodan geldiler. Kısa bir röportaj süper olur.
Creem'den bir yazar da burada.
Tamam, beş dakika soluklanayım.
- Elbette. - Tamam.
Tamam. Hazır olduğunda kapıyı arala.
Sağ ol Jon.
Yeni kiralık evin anahtarı dış kapının önündeki saksının altında.
Telefon da bağlanmıştır.
Sen bilirsin tabii ama hava değişimi iyi gelir aslında.
Belki şehirde bir yer düşünebilirsin.
Seni çakal.
Beni kasabamdan çıkaramazsın Jonny. Şehir beni korkutuyor, biliyorsun.
Eve gitmek istiyorum. Tempoyu biraz düşürmeliyim.
Tabii.
- Hazır olunca kapıyı arala. - Tamam.
Geldik galiba. Evim, güzel evim.
Sessiz, sakin bir yere benziyor.
Yerleştikten sonra tamirhaneye uğra.
- Motosiklet neredeyse hazır. - Tabii. Anlaştık.
Yardım lazım mı?
Hayır, gerek yok. Sağ ol Matty.
Peki o zaman, yakında görüşürüz.
Hiç sıfır arabam olmadı.
MCCLURE OTO GALERİ
Beş litrelik, 145 beygir, V8 motoru var.
Belki fark etmemişsindir, bunlar son model Lear koltuk.
Kilitli diferansiyeli var. Tavan panelleri çıkıyor.
Son teknoloji kasetçaları var.
Birinci sınıf araç.
Keşke pikabı olsaymış.
Alışık olduğumdan daha gösterişli.
Senin gibi yakışıklı bir rock yıldızı için biçilmiş kaftan.
Kim olduğunu biliyorum.
En azından birimiz biliyor.
Dünyanın en heyecan dolu tema parkı Action Park'a gelin.
Altmıştan fazla oyuncak, gösteri ve atraksiyon sizleri bekliyor.
Herkesin bildiği ve sevdiği Boss
yok satan River turnesinden sonra başarısının sefasını sürmeye başladı.
Bu günlerin hit Springsteen şarkısı,
The River albümünden "Hungry Heart" şimdi sizlerle.
Radyonuzun sesini açın.
Hayır.
Hayır, hayır.
Jon. Selam dostum.
- Toplantımız mı vardı? Unutmuşum. - Nasılsın Al?
Yok, Yetnikoff'la görüşmeye geldim.
Rafta duran şarkıları yayınlasın diye Bruce'u ikna mı edecek?
Tabii. İsteyenin bir yüzü...
Yok, galiba sıradaki projeyi soracak.
Turne biteli daha bir hafta olmadı mı?
Beş gün oldu. Sayan mı var?
Yok tabii. Sırada ne var?
Al, yapma lütfen.
Yanlış anlama ama seni bulmuşken
rüzgârı arkamıza aldığımızı belirtmeme gerek yoktur.
The River'dan bir şarkı ilk ona girdi.
Bunu başlangıç olarak görüyoruz. Asıl patlamayı sıradaki albümle yapacak.
Haklısın, belirtmene gerek yok.
Kızma canım, demir tavında dövülür.
Adamımız roket gibi yükseliyor, bunu değerlendirelim.
Selamını iletirim.
- Sana zahmet. - Tamam.
Teşekkürler.
FLANNERY O'CONNOR TÜM ÖYKÜLERİ
Lucille
Ablanın sözünü dinlemeyecek misin?
- Evet, Lucille - Lucille
Ablanın sözünü dinlemeyecek misin?
Kaçtın evlendin Yine de seni seviyorum
- Evet, Lucille - Lucille
Lütfen ait olduğun yere dön
- Evet, Lucille - Lucille
Lütfen ait olduğun yere dön
Hiç üzmedim canım seni Ne olur terk etme beni
Bu sabah uyandığımda Lucille yoktu ortalıkta
Arkadaşlarıma sordum onu Fakat hepsi dilini yutmuştu
Lucille
Lütfen ait olduğun yere dön
Seni hiç üzmedim Bana güzel bir başlangıç şansı verdin
Sana hiç haksızlık etmedim Bana güzel bir başlangıç şansı verdin
Stone Pony!
İşte bu!
Bruce! Bruce!
Sonunda Delta blues'a bağladınız. Davet için sağ ol.
Seyirci imana gelmeli. İyi ki bize katıldın.
- Pazar sahnemiz var, gelsene. - Gelirim.
Sakın kaçırma.
- Selam Bruce. Ne haber? Benim, Joey. - Selam.
Romano. Beden dersinde aynı sınıftaydık.
- Joey. Tamam, hatırladım. - Evet.
- Görüşmeyeli çok oldu. - Evet.
- Nasılsın? - İyidir, ne olsun. Bildiğin gibi.
Tabii senin kadar iyi değilim ama seninle kimse yarışamaz.
Bizim Springy'nin ünlü olacağına kim inanırdı?
Annen baban nasıl?
- İyiler. Kaliforniya'ya taşındılar. - Hadi ya.
- Mezuniyetten sonra. - Demek öyle.
Kardeşim Faye'i hatırlar mısın?
Gelsene kız, utanma.
- Merhaba. - Açıkçası hatırlayamadım.
- Faye birkaç alt sınıfımızdı. - Liseyi pek net hatırlamıyorum.
Doğrudur. Bugünlerde bir sürü insanla tanışıyorsundur.
Evet.
Romano, biz gidiyoruz.
Patlama lan, geliyorum. Bruce'la konuşuyorum.
Hayret bir şey.
- Sıradaki albümünü iple çekiyorum. - Sağ ol.
- Bir bakmışsın Elvis mertebesinde. - Hayır, asla.
Peki o zaman.
Sonra görüşürüz.
- Tutkunun peşini bırakma. - Sağ ol.
Geldim!
Kusura bakma. Aslında hiç tanışmadık. Bir süredir bizi tanıştırmak istiyordu.
Yani mezuniyetten beri. Seni tanıdığına inanmamıştım.
"Lucille" versiyonuna bayıldım. Kendini verdin.
Evet.
- Little Richard'ı sever misin? - Tabii ki.
- Yanlış anlama ama rock'ın gerçek kralı o. - Dediğin doğru.
Bu biraz tuhaf oldu.
Joey'ye seni rahatsız etmemesini söylemiştim ama eğer...
Canın takılmak ya da kahve içmek isterse...
Hiç tuhaf değil. Kız kardeşini tanıştıran çok oldu.
- Hiç şaşırmadım. - Sadece...
Sana karşı dürüst olmalıyım. Görüştüğüm biri var.
Yani arada sırada.
Eminim eğlenceli olur ama ben sana pek eğlenceli gelmeyebilirim.
- Anlıyorum. Sadece bir hayranınım. - Tamam.
- Bir sürü hayranın vardır tabii. - Evet.
Fikrini değiştirirsen ve görüşmek istersen...
Tamam. Belki bir gün.
- Harika olur. - Tamam.
Bruce, bok gibi şarkıcısın!
- Mutlu bir müşteri daha. - Demek Little Richard hayranı değil.
Bağırış çağırış...
- Bruce! - Utan be!
Zorbanın tekisin! Farkında da değilsin!
Seni tanıyamaz oldum.
Hiçbir şeyden haberin yok.
Oğlum babasından korkarak büyüdüğü bir evde yaşamayacak.
Kalk.
Ellerini kaldır.
Yorgunum.
Yorgun olamayacak kadar gençsin.
Baba, dövüşmeyi sevmediğimi biliyorsun.
Ama bazen dövüşmek zorunda kalırsın. Hadi.
Eğlenceli olacak. Kaldır.
Kaldır. Yüzünü koru.
İşte böyle. Aferin.
Güzel. Böyle, bak.
Vur.
Hayır. Bu elinle. Vur.
Hayır. Bak, bu elinle. Bu elle.
Vur.
Hayır. Bu elle. Hadi.
Erkek ol. Bana vur.
Buraya. Daha sert. Hadi.
- Daha sert. - Douglas! Yeter!
Walter'a, Hamburg'daki geceyi anlattım.
Konser başladı ama ortam Yaşayan Ölülerin Gecesi modundaydı.
Seyirci öylece duruyordu.
Derken Max davul girişini yapınca herkes ayağa fırladı.
- Evet, coştular. - Herkes coştu. Asla unutmayacağım.
Tsunami gibiydi.
Seni yarın sahneye çıkarabilseler çıkarırlar.
Orada organizasyonumuz çok iyi.
Ama bence her şeyin gidişatını sıradaki albüm belirleyecek.
Sen de biliyorsun.
Bir şarkın ilk ona girince sonraki albümde üç şarkı istiyorlar.
Piyasa böyle.
Biz öyle değiliz Jon. Olayımız single değil, albüm çıkarmak.
No comments yet. Be the first to leave one.