200 rreshtat e parë.
Hâlâ gerçek değil gibi geliyor.
İki aydan kısa sürede hayatımdaki en önemli insanlardan biri oldu.
Ve bugün evleniyoruz. Kaybedecek çok şey var.
Bebeğim her şey yolunda gidecek.
Bu aşk ve aşkın benim de başıma geleceğini düşünmezdim.
İkimiz de birbirimizin hayallerimizdeki insan olduğunu hissediyoruz.
Büyülü gibi hissettiriyor.
-Evet! -Evet!
Bu deney hayatım boyunca yaptığım en iyi şey.
Tanrım!
Güzel!
Biriyle duvarın arkasından konuşuyorsun
ve karşındakinin kendi kişin olduğunu fark ediyorsun.
Dünyanın en iyisisin ve çok minnettarım.
Bu delilik.
Sadece aşkını istiyorum.
Karşında diz çöktüm.
Hayır!
Benimle evlenir misin?
Evet, evlenirim.
Hadi yapalım!
Bu, yapılabilecek en büyük hata olabilir.
-Bırak. Geri çekiliyorum. -Anlamıyorum. Bitti.
Niye sevilebilir olduğumu kanıtlayayım?
Tanrım lanet olsun!
Dayanamıyorum, toksik bir davranış bu.
Beni rahat bırak!
-Anlamıyorsun gibi geliyor. -Hayır ve haklısın.
Olabilecek en kötü şey oldu.
Herkes ilişkilerinde zorluklar yaşar.
Ama "Kabul ediyorum." dediğimiz sürece dünyanın en mutlu kızı ben olacağım.
İSVEÇ
Şerefe millet!
Aşka!
-Şerefe! -Şerefe çocuklar.
İyi şanslar
Nasıl hissediyorsunuz? Daha önce randevulaşmada iyi miydiniz?
Yani kimse denemedim diyemez.
Hep görünüşümle yargılandım, yani bu ilginç olacak.
Kendimi garip durumlara düşürmeye meyilliyim.
Ama biraz kendini bilen birini istiyorum.
-Merhaba! -Merhaba!
Gelip oturun.
Hepinizi burada görmek ne güzel!
Ben Jessica Almenäs ve sizi İsveç'in en büyük aşk deneyinde
karşılamaktan mutluluk duyuyorum.
Love is Blind: İsveç.
Pekâlâ, sizi buraya ne getirdi?
Belli ki kendime doğru erkek seçemiyorum. Birinin yardımı iyi olur dedim.
-Yardıma ihtiyacın var. -Evet.
Deneyin güzel tarafı da bu. Biliyorsunuz ki…
Burada olan herkesin kararlı olmasını umuyorsunuz.
Kesinlikle.
Bir dayanak da olmalı. Güvende hissettiren biri.
İşe yaradığı kanıtlandı. Bunun kanıtı olan birçok mutlu çiftimiz
ve ebeveynimiz var.
Bence gerçekten inanılmaz. İnsan bazen cesur olmalı.
Evlenebilecek olduğumuzu düşünsenize.
İşte yine ağlıyor.
Ne hissediyorsun? Duygulandın mı?
Evet, o beklenti işte. Heyecan verici.
Annem her gün aynı soruyu sormak için arıyor. "Birini buldun mu?"
Ona artık birini bulacağımı söyledim.
Annem de "Oraya gitme. Kimse seninle tanışmak istemez Daniel." dedi.
Böyle deyince üstünde kareli gömlek ve lastik çizmeler var gibi oldu.
Çok da hoş olmayan bir aksanım var ve ondan kurtulamıyorum.
Umarım çekici başka şeylerim de vardır. Bu iş böyle.
Kapsüllerde on gün boyunca randevulara çıkacaksınız,
birbirinizi görmeden.
Ve umarım büyük aşkınız duvarın öbür tarafında olacak.
Durup bu olup da nişanlanırsanız
birbirinizi ilk kez görebileceksiniz.
Aşkın gözü kör mü?
Macera şimdi başlıyor.
Artık kapsüller açık!
Evleniyoruz.
Bu oluyor.
Hadi çocuklar. Gidelim!
Aman Tanrım!
Heyecanlı mısın?
İyi şanslar ihtiyar.
Tanrım!
İyi şanslar.
-İyi şanslar kızlar. -Devam edin.
-İyi şanslar çocuklar. -Hadi. İyi şanslar.
-Merhaba. -Merhabalar!
Aman Tanrım!
Selam! Bağırdığımı şimdi fark ettim.
Ne ilk izlenim ama.
Aşk senin için ne demek?
Tanrım. Çok stres oldum.
Bazen yatakta bir ya da iki kızla uyanıyorum.
Kedilerim yani.
-Yaratıcılık kesinlikle bir alarm. -Avantaj mı demek istedin?
Evet! Evet, aynen öyle.
Ben tarih delisiyim. Yani rastgele krallar
veya Moğollar hakkında bilgilerim var.
-"Kula" yapabildiğimi biliyor musun? -Nasıl yani "kula"? O nedir?
-Ne iş mi yapıyorum? -Evet.
Kendi basketbol işim var. Eskiden oynardım.
En azından uzunmuşsun gibi geliyor.
-Biraz uzunum, evet. -190 cm filan mı?
Evet. Artı vergiler. -Artı mı?
İki metre mi? 197 mi? 198 mi?
-Artı vergiler. -Aman Tanrım.
-Bilmek ister misin? -Hayır.
Boyum 206 santim.
36 YAŞINDA SPOR DANIŞMANI
Buradayım çünkü randevu hayatı benim için pek yolunda gitmedi.
Bir oyuncu filan gibi bu kutulara yerleştiriliyorsunuz.
Uzunum. Herhâlde görünüş olarak da fena değilim.
Basketbolcuyum ve insanlar bunu çoktan ciddi olmayan
ama eğlenceli bir şey olarak gördüler bile.
İyi şanslar moruk.
Çoğu kişi beni olduğum gibi tanımıyor.
Aron hep yanlış anlaşıldı ve yanlış anlaşılıyor diyebilirim.
-Kiminle konuşuyorum? -Angelica.
-Selam Angelica. -Tanrım, bu çok sinir bozucu.
Ben Aron bu arada.
-Sormadım bile. -Hayır.
-Sadece "Selam." diyordum. Selam Aron. -"Her neyse işte!" der gibiydin.
Tanrım. Peki Aron. Kendini üç kelimeyle anlat.
Tutkulu…
Kalbi kocaman ve…
Hayata âşık diyebilirim.
Bir tutkun var mı? Hayatında tutku beslediğin bir şey?
Bu zor. Ailem ve arkadaşlarım.
Bir aile kurmayı çok istiyorum.
-Öyle mi? -Evet. Ya sen?
Çocuk istiyorum. Çocukları çok severim.
Güzel.
Senin için başka ne önemli, şey dışında…
-Bir ilişkide mi? -Evet, ilişkide.
İstikrarlı ve özgüvenli birini isterim.
İstikrardan kastın nedir?
Ne istediğini bilen biri.
İstikrarı bilemem. Bir Disney filmi açarsan gözyaşları içinde kalabilirim.
Filmlere ağlayan adamlara bayılıyorum.
-Öyle mi? -Evet!
Şimdiden tekrar görüşmek istiyorum diyebilirim.
Yapma. Heyecanlanıyorum.
-Sen nereden çıktın be? -Evet, kimsin sen?
-Tanrım ne olay ama. Pekâlâ. -Hoşça kal.
Hoşça kal Angelica.
Lanet olsun!
Kendimizi neyin içine soktuk gençler?
Çok heyecanlıyım.
37 YAŞINDA HEMŞİRE YARDIMCISI
Bu pek maço veya Latin erkekliğine uygun mu bilmem ama…
Dürüst oluyorum. Heyecanlıyım. Ve…
Umarım bu çok etkilemez.
Siktir!
Hayat arkadaşımla tanışıp evlenmek istiyorum.
Yani öbür tarafta bana uygun biriyle tanışırsam
tüm isteğim bu.
Hayatımın sonuna kadar yalnız kalmama ihtimalim var.
Ve bu da yeter.
Lanet olsun.
-Merhaba? -Merhaba!
-Selam. -Kim varmış burada?
-Peki, ben Fabian. Senin adın ne? -Ben Ellen.
Merhaba, biraz endişeliyim. Sorun olur mu?
-Endişeli mi? Daha iyi misin? -Evet.
Ama kapıyı açamayacağım sandım.
Tatlım…
Onlara "Bunu yapamam." dedim.
Yaptığımız şey garip, yani gerilmen normal. Ben de gergindim.
Ama anlat biraz. Nerelisin?
Evet… Tanrım. Hemen konuya girdin, harika.
-Evet… Arjantinliyim. -Evet.
Orada iki yıl tıp okudum.
Sonra seyahat etmeye başladım. Biraz Şili, Peru…
Kendimi Londra'da buldum.
Sonra arkadaşlarımı ziyarete İsveç'e geldim ve kalmak istediğimi fark ettim.
-Tamam. -Evet.
-Ben de bir süre Londra'da yaşadım. -Tamam, bu ilginç.
Evet ve daha yeni Amerika'dan geri buraya taşındım.
Tamam.
-Öncesinde de Avustralya'da yaşadım. -Vay canına.
Yani birçok farklı yerde yaşadım.
-Oradan oraya. Çok seyahat ettim. -Güzel.
Tamam. Peki ilişkilerde nasılsındır?
Biraz eski kafalı olabiliyorum. Daha geleneksel.
Güzel bir elbise giyebileceğin güzel bir yemeğe gideriz
ve seninle gurur duyarım.
Hediyeler alır, çiçekler veririm, böyle şeyler.
Ama aşırıya kaçmak da istemem.
-Yok. -Buna ne dersin?
Sanırım ben de aşırıya kaçmakla boğuşuyorum.
-"Yeteri kadar" benim olayım değil. -Hayır, tamam.
Yani şımartılmaya hayır demem. Bana bakılmasına.
Galiba insanlara kendimi sevdirmeye çok odaklanmışım.
-Umarım yine konuşuruz. -Evet, mutlaka.
-Hoşça kal. -Görüşürüz.
Bu sefer nasıl hissettiğime odaklanmayı düşünüyorum.
Ama içgüdülerime güvenmiyorum.
28 YAŞINDA STİLİST
Daha önce hep doğru çıkmadılar.
Tanrım.
İş uyarı işaretlerine gelince duyularımın köreldiğini söylerim.
No comments yet. Be the first to leave one.