149 rreshtat e parë.
ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Sean.
Sence o mu gelmiştir?
Belki de açıp bakabilirsin.
Tamam.
Selam. Leanne?
Leanne? Leanne Grayson?
Merhaba, Bayan Turner.
Hoş geldin.
Gelsene. İçeri buyur. Yağmurdan kaç.
Evet.
Sean. Bavul.
Selam. Ben Sean.
Memnun oldum, Bay Turner.
Ben şey...
- Evet, tabii. - Evet, pekâlâ.
Hadi şu ıslak şeylerden kurtulalım. Olur mu?
Hadi bakalım.
Eviniz çok güzelmiş.
Çok naziksin.
Neden sana evi gezdirmiyorum?
Salon.
Yemek odası.
Mutfak.
Ve ebeveyn odası da şurada, sağda.
Çocuk odası solda.
Kendisi çok uykucudur. Ne şanslıyız.
Burası Sean'ın kişisel erkek mağarası. Hemen sağda.
Ve son olarak bu oda senin.
Bilerek boş bıraktık ki kendi karakterine göre düzenleme yapabilesin.
Ve banyo var tabii ki de.
Eğer su sızdırıyorsa derhal bize bildirmelisin.
Evet ve şunu tamir edecek birini bulacağım.
Ne zaman geleceğini bilmiyorduk.
O yüzden sadece soğuk yiyecekler var.
Sen birkaç dakika yerleşmene bak.
Sonrasında mutfağa yanımıza gel.
- Sean. - Evet.
Çok hoş birine benziyor.
Sence de biraz fazla sessiz değil mi?
Evinden çok uzakta. Ve gergin olması hayli doğal.
Onu rahat hissettirmek bizim işimiz sonuçta.
Evet, anlıyorum.
- Kaç yaşında? - Fark eder mi?
Bilmem. Daha büyük birini bekliyordum.
Daha az garip birini.
Eğer bu işi mahvedersen...
Ne? Gözlem yapmam yasak mı?
Sadece iyi bir izlenim bırakmamızı istiyorum.
O çalışanımız, hayatım. Unutmamaya çalış, tamam mı?
Kardeşin var mı, Leanne?
Yok, Bayan Turner.
Bu konuyla ilgili büyüleyici bir kitap okuyorum.
Ailedeki yerin, kişisel özellikleri nasıl etkilediğiyle alakalı.
Mesela üç kardeşin ortancası güçlü bir arabulucu olabilir.
Ama genelde hayatın adil olmadığını düşünür.
Siz...
Kendine güvenli, sorumlu ve kararlıyım.
İki kardeşin büyüğüyüm.
Şımarık, bencil ve insanları eleştiren.
Klasik tek erkek çocuk.
Hobilerin var mı?
Lütfen, Sean. On sekiz yaşındaki bir kızın hobilere ayıracak vakti yoktur.
Okumayı seviyorum.
Gerçekten mi? Hangi yazarları?
Dergi severim.
Teknik olarak okumak oluyor.
Bayan Turner evde çalıştığınızı söyledi. Mesleğiniz nedir?
Eşiminki kadar muhteşem bir şey yapmasam da bon vivant'ım. Yani...
İyi yaşamayı seven.
Fransızca.
Sean tarif yaratıyor, Leanne.
Danışman aşçı.
Şehirdeki en iyi restoranlara tavsiyelerde bulunuyor.
Şişmanları tereyağı ve krema ile besliyorum.
Fazla mütevazı olma, hayatım.
İnsanlar onun hakkında makaleler yazıyor. "Olağanüstü bir damak tadı var" diyorlar.
Peki ya sen, Leanne?
Sen nelerle ugraşıyorsun? Uzun vadede yani.
Hayattaki hedeflerin neler?
Sanırım bir gün mutlu bir evlilik yapıp çocuk yetiştirmek istiyorum.
Gördün mü, hayatım? Bazı insanlara bu kadarı yetiyor.
Sanırım böylece başlangıç konuşmasını bitirmiş olduk.
Gaggia var.
Eşim e-postalarında bahsetti mi bilmiyorum ama ona dokunmak yasak.
Nostaljik bir şey. Bozulabilir.
O makineden sadece Sean kahve içebiliyor.
Ama onun dışında...
Umarım evimize kendi evin gibi bakarsın.
Jericho ile hemen bağ kuracağınıza eminim.
Onunla tanışmak için sabırsızlanıyorum.
Muhteşem.
O zaman kadeh kaldıralım.
Evet, gelmeni birazcık içerek kutlayalım hadi.
Sean, dondurucuda yıllanmış şarabımız vardı.
Ben 18 yaşındayım, Bayan Turner.
Tek bir kadehten bir şey olmaz.
Hayır. Tabii ki.
Çok özür dilerim. Bizim saflığımız.
Umarım yanlış anlamamışsındır...
Belki evi aramak istersin.
Sabit telefonu kullanabilirsin.
O güzel Wisconsin'dekilerin vardığını bilmek isteyeceğinden eminim.
"Çabalayacağım hayatım" laflarına ne oldu?
Çabalıyorum ama burası benim evim.
Her içki içmek istediğimde ya da günün ortasında otuz bir çekmek...
...istediğimde yargılanmak istemiyorum.
Kız evdeyken mastürbasyon yapayım deme.
İzle ve gör.
Her şey yolunda mı?
Ben sanırım yatağa gideceğim.
Evet, tabii. Uzun bir gün oldu.
Evet İyi geceler, Leanne.
Umarım burada mutlu olacaksın.
Ve eğer herhangi bir şeye, ne olursa olsun, ihtiyacın olursa lütfen bize söyle.
Çok naziksiniz, Bay ve Bayan Turner.
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık...
Lütfen...
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık... Lütfen.
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık... Lütfen.
Lütfen...
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık...
Lütfen...
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık...
Lütfen...
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık...
Lütfen...
Cenneti yaratan babamız, adınla kutsandık...
Lütfen...
Merhaba, ufaklık.
Hey. Üstünü değiştirelim.
Evet, öyle yapacağız.
Şuraya gel bakalım.
Pekâlâ.
Pekâlâ. Ve bir, ve iki.
Şimdi birazcık şundan süreceğiz ve sonra...
Şuna bak, çok tatlısın.
Bunu neden yaptığımı bana hatırlatır mısın?
Çünkü televizyonda çalışan insan sayısında eksiklik var.
Lütfen bana karşı kötü olmayı seçme.
Bu olanlar beni fazlasıyla duygusal yapıyor.
- Duygusal gözükmüyorsun. - Neden, ağlamıyorum diye mi?
Devamlı olarak ağlamanı durduruyor musun?
Doğduğundan beri oğlumu ilk defa bırakacağım.
Doğrulanmadan duygusal olabilir miyim acaba?
Belki de hazır değilsindir.
Belki de acele ediyoruzdur. Belki de...
Günaydın, Bay Turner.
Leanne.
No comments yet. Be the first to leave one.