200 rreshtat e parë.
NETFLIX SUNAR
Ne yapıyorsun?
Violet Markey?
Aman Tanrım.
Lütfen git.
-Bence bu pek... -Git dedim!
Ne yapıyorsun?
Önce ben sordum.
Düşündüğümden daha yüksekmiş.
Hey.
Bak.
Bak ne yapıyorum.
Dur!
Violet.
Hafta sonuna planın var mı? Ailem şehir dışında.
Parti falan vereyim dedim.
Violet?
İyi misin?
Her şey nasıl gidiyor?
"Her şey" büyük bir kelime.
-Şeyle başlayalım... -Fiziksel manada mı diyorsun?
Yoksa duygusal mı? İkisi de "her şeye" dâhil olabilir.
-Yoksa "her şeyi" içine alan bu ikisi mi? -Canını sıkan bir şeyler var mı?
''Her şey'' bu ikisine dâhilse
bizim gerçekliğimize mi yoksa başka yere mi aitler?
Komik değil Theodore.
Finch.
Bu toplantıları ciddiye alman lazım.
Anlıyorum.
Ortalamanın düşük olduğunu
ve mezun olamayabileceğini anlıyor musun?
Bu sene iki hafta devamsızlık yaptın bile.
Evet,
-büyükannem yakınlarda... -Dur. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım.
Son üç yılda dört kez ölen büyükanne mi bu?
Beş kere öldü aslında.
Bu beşincisi.
Mucize gibi kadın.
Sana yardım etmek istiyorum ama bunu ciddiye almalısın.
Bu şartları kabul ettin haftalık danışmanlık seanslarını,
notlarını ortalama tutmayı, seçmeli derslere katılmayı.
Çömlek yapma dersine bayılıyorum.
Hadi dostum.
Bak, anlıyorum.
İşleri bozarsam atılacağım.
Senden çok şey istemiyoruz Finch.
Okula gel yeter.
Ailem erken kayıtları kaçırdığım için bana kızgın ama çok önemli değil.
Kabul alacağımı biliyorum.
Sen bir yere başvurdun mu?
-Selam. -Merhaba.
Amanda'nın partisine gidiyor musun?
Eğlenceli olacak.
Ben de öyle duydum.
Biraz eğlenmenin zararı olmaz, değil mi?
Sence çocuğuma ünlü birinin ismini vermem tuhaf olur mu?
Mesela adını Danny DeVito Donahue koysam
bana kızar mı?
DeVito göbek adı mı?
Evet.
Bir sorum var, kafan ne kadar iyi?
Şöyle bir ölçekten bakarsak epey iyi.
-Ölçekli... -Öyle.
Neye bakıyorsun?
Ergenlerin sosyal normlarını hayranlıkla izliyorum.
-Violet Markey'e mi bakıyorsun? -Evet.
Kız kardeşi öldü,
değil mi?
Evet dostum.
Durup dururken niye sordun?
-İlgimi çekti. İlgilenemez mi insan? -İnsan ilgilenebilir
ama senin ilgilenmen tuhaf.
-Kesinlikle tuhaf. -Hayır, tuhaf değil.
Tuhaf demezdim.
Tuhaf biri olduğunu düşünmüyorsan...
-Evet. Bu çok doğru. -Evet, haklı o.
-Rehberlik danışmanın aradı. -Embriyo mu?
Ne?
Soy adı Embry, ben Embriyo diyorum. Ufak şeylerden zevk alıyoruz işte.
Endişelenmemi gerektiren bir şey mi yaptın?
Bu varsayım beni gerçekten üzdü.
-Finch. -Hayır.
Sorun değil. Hallederim.
-Öyle demenden nefret ediyorum. -Niye?
Çünkü bu demek oluyor ki benim halletmem gerekecek.
Yine dersi mi ektin?
Hayır! Tanrı aşkına,
gidip Tina'yla falan takılsana sen.
Ben iyiyim.
Tamam.
Eve geç geleceğim. Dolapta yemek var.
Gerçek yemek, Finch.
Annem nerede?
İş için Chicago'ya gitmesi gerekti. Unuttun mu?
Evet, doğru. İyi.
Seni seviyorum.
Hey.
-Seni seviyorum. -Ben de.
Daha fazla peynir yeme Finch!
Tatlıyı getireyim.
Bugünün senin için kolay olmayacağını biliyorduk.
İnan bana bizim için de kolay değildi.
Konuşmak istersen...
Bu güzel olur diye düşündüm.
19 yıldır yapıyorum.
BEN UYANIĞIM
ARABA KAZASINDA BİR KİŞİ ÖLDÜ
TRAFİKTE DİKKATLİ OLUN ELEANOR MARKEY'İN ANISINA
Bazılarınız yıl sonunda mezun olup bizi bırakacağınız için
fırsat varken Indiana'nın muhteşem manzaralarını görmelisiniz
diye düşündüm.
Dolaşmaya gideceksiniz diyelim.
Bu dersin projesi için Indiana'nın en az iki doğa harikasını yazacaksınız.
Siz ve Indiana için
neden önemli olduklarını açıklayıp
neden oralara gittiğinizi belirtin.
Bu ödeve zaman ayırmanızı istiyorum. Düşünceli olun.
Tamam.
Ne oldu?
Çok garipti.
-Ne? -Tamam sakinleşin. İyi misin Violet?
Pekâlâ, oturalım.
Odaklanalım.
İşin bitti mi Bay Finch?
Evet bitti ve bu derste iyi bir iş çıkardığınızı söylemeliyim.
Genç beynim bilgiyle dolup taştı.
-Sağ ol Bay Finch. -Bir şey değil.
Dediğim gibi fotoğraflarla ve çizimlerle detayları yakalayacaksınız.
Bunu iki kişilik gruplarda yapacaksınız.
Partnerimizi biz seçebilir miyiz?
Olur Bay Finch.
Selam.
Sence
mükemmel bir gün diye bir şey var mı?
Sorman gereken son kişi benim.
BANA GÜLÜMSEDİĞİ İÇİN
Coğrafya dersinde hoca
partnerli bir proje yapmamızı istedi
ama yapasım gelmiyor.
Başka bir proje istemedin mi?
Dedim ama dinlemedi.
Belki biraz açılmanın vakti gelmiştir.
O da öyle dedi.
Zor olduğunu biliyorum.
-Ama dışarı çıkmaz oldun. -Bu doğru değil.
Arkadaşlarınla en son ne zaman takıldın?
Bence onlarla zaman geçirsen çok iyi olur.
Arkadaşlarımla takılırsam beni ödevden kurtarır mısın?
Violet!
-Gelmişsin. -Geldim.
-Selam. -Merhaba.
-Bir içki alacağım. İster misin? -Yok sağ ol.
Hadi bebeğim.
Tamam o zaman.
Evet.
Selam.
Çok ağır değil mi o?
Beni bilirsin, çok içerim.
İçeri dönelim mi? Biraz konuşalım.
Sanırım eve gideceğim ben.
Gerçekten mi? Ama daha yeni geldim.
Biraz fazla geldi, anlarsın ya.
Ne kadar daha böyle davranacaksın?
Aylar oldu. Ne zaman yine...
Aferin sana.
Violet, öyle demek istemedim biliyorsun...
THEODORE FINCH SİZİ BİR GÖNDERİDE ETİKETLEDİ
Violet Markey, bunu görüyorsan hâlâ hayattasın.
Onaylamak için lütfen ara.
765-276-8504.
BENİ ARA
Seni köprünün kenarında gördüm
Güzel kafandan ne geçiyor diye düşündüm
Seni köprünün kenarında gördüm
Gelip benimle konuşsa diye düşündüm
Ben Theodore Finch.
Videoyu hemen kaldır.
Video kendini imha edecek, üç, iki...
Lütfen sayfayı yenile.
Bunu neden yaptın?
Köprü konusunda konuşmak istedim.
"Bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum.''
Bir sabaha ''korkunç günler'' denilemez.
Bu bir alıntı.
Virginia Woolf'tan.
Peki.
Gelebilir miyim?
Şimdi mi?
Evet.
Pekâlâ.
Seni Google'da arattım.
Google'da mı arattın?
Evet, kardeşinle ortak yaptığınız
internet sitesi ne iş?
Eskidendi o.
Bazı yazılarını okudum. Çok iyiler.
Artık yazmıyorum.
Buraya Kaliforniya'dan taşınmışsınız.
Nasıl hissettin?
Kaliforniya'dan Indiana'ya gelmek
No comments yet. Be the first to leave one.