200 rreshtat e parë.
Ne işin var lan burada?
İKİ SAAT ÖNCE
Senin ne işin var burada?
Mary'yi kolluyorum. Senin ne işin var?
Nick'le yarım kalmış bir işim var.
Mary'yi ben korurum, sen git.
Hayır.
Bu adamla yüzleşeceksek destek olması iyi bir şey.
Starsky'nin bile Hutch'ı vardı.
O diziden nefret ederdim.
Emniyet güçlerinin daha düzgün saçları olmalı.
Cidden, arkandayım, tamam mı? Ne yaptığımı biliyorum.
Peki, dikkatli ol.
Nerede çokluk orada bokluk.
Selam.
Burada ne işin var be?
Sanırım seninle aynı iş.
İçeride mi?
Birisi içeride.
Kim, bilmiyorum.
-Burada olmana gerek yok. -Olmaz öyle şey.
Gidelim.
Tamam, planımız yok
ve hepimiz silahlıyız. Ne olabilir ki?
Kilidi açabilirim.
Ne oluyor be?
Tanrı aşkına, Mary.
Selam.
İyi misin?
Nick nerede?
Kavga ettik ve gitti.
Bekle, bunu o mu yaptı?
Burada ne işin var?
-Artık iğneye mi başladın? -Colt.
-Hayır. -Çıkar onu buradan.
Beni böyle görmenizi istemiyorum.
Hey, sorun yok. Artık güvendesin.
Hadi.
Gidelim buradan.
Geliyor musunuz?
Nick'i görmeden olmaz.
-Sence bu iyi bir fikir mi? -Evde görüşürüz.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
GARRISON NÜFUS: 512
IRON RIVER ÇİFTLİĞİ
Tanrım, anne!
Burada ne işin var?
Luke olanları anlattı, hemen geldim.
İyi olmana çok sevindim.
Tamam, ayakta kalma.
Otur.
Tamam.
Aç mısın bilemedim
ama biraz çorbayla tost yaptım.
Tostta ve çorbada domuz pastırması var. Beau çok sever.
Aç değilim, teşekkürler.
Peki.
Bekle, Luke da domuz pastırması sever.
Lütfen bana kızma.
Kızgın değilim.
Sadece korktum.
Nick bok herifin teki, neden ona döndün?
Biliyorum, aptalcaydı.
Evet, aptalcaydı.
O adam hayatına her geri geldiğinde her şeyi mahvediyor.
Ve sen cidden nefret ettiğim birine dönüşüyorsun.
Ben de nefret ediyorum, tamam mı?
Benimle konuşmuyordunuz, Darlene şehir dışında,
arayacak başka kimsem yoktu.
Özür dilerim, yine sıçtım.
-Özür dilerim, tamam mı? -Hey.
Özür dilemene gerek yok.
Tamam mı?
Olanları düşünmeyi bırakıp olacakları düşünmeye başla.
Doğru.
Burada olmana sevindim.
Dinle, biraz uzanmak ister misin?
Eminim bitkin hâldesindir.
Olduğum tek iğne grip aşısıydı
ama beni adeta bitirmişti.
Ne? Grip benzeri belirtiler oluyor, ne bileyim.
Odamıza geçmek ister misin?
Evet, sonra da uyandığında
belki Joanne bu harika tostlardan bir tur daha yapar.
Belki bir sonraki turda jalapeno olabilir.
Teşekkürler.
Bir duş alsam olur mu?
Elbette.
Evet, gel hadi.
Sizi yerleştireyim,
sonra eve gidip eşyalarını alırım.
Duştaki silahtan rahatsız olma,
Beau'nun sabunluğu o.
Colt'un vücut şampuanlarından ayarlarım. Tüm şişeleri çizgiyle işaretler
ama üstüne sıvı sabun ekleriz. Hep yapıyorum.
-Silahtaki yeter. -Ve
-Jim Beam şişesinde de saç kremi var. -Evet.
Hey.
Colt ve Beau nerede? Senden sonra gelmeleri lazımdı.
Aslında gitmek istemediler. Nick'i bekliyorlar.
Tanrım. Kalmalarına izin mi verdin?
Ne yapayım? Koskoca adamlar. Onunla sadece konuşmak istiyorlar.
Bir daha yalan söylerken
"Beau biriyle konuşmak istiyor."dan daha ikna edici bir şey bul.
Biliyorsun bu, Horoz'u geri getirmeyecek.
Ne?
Bu şerefsizden ben de senin kadar nefret ediyorum.
Ama ikimizi de evde bekleyen daha önemli şeyler var.
Joanne'e onunla ilgileneceğime dair söz verdim.
Bunu hapisteyken yapamam.
Tamam. O zaman git.
-Burada olmana gerek yok. -Peki ya Abby ve Peyton?
Sana ihtiyaçları var.
Evet.
Peyton'ın yok.
Buraya geldiğimizden beri tek düşündüğüm şey
bu işin sonu.
Belki Nick mezara girer.
Belki de bizden biri.
Belki de hapse gireriz.
En iyi ihtimalle
yanımıza kâr kalır.
Ama hayatımızın sonuna kadar
bununla yaşamak zorunda kalırız.
Ne yani?
Bu şerefsiz, Mary'yi dövüyor.
Onu eroine alıştırıyor.
Horoz'un ölümünden sorumlu.
Kasabamızda yaşamaya devam mı edecek?
Eczanede karıma ve çocuğuma mı rastlayacak?
Sikerim öyle işi.
Bu bok herif için uykum kaçmaz.
Hadi ama Colt.
Düşün.
Hayır.
Benden bu kadar.
Hak ettiğini bulacak.
-Burada olmamın bir sakıncası yok ya? -Tabii ki yok.
Evin kurallarına uy yeter; yatağını topla, bardak altlığı kullan,
eroin kullanma.
Tüm bunlar için çok üzgünüm.
Şunu söylemeyi kes.
Ben özür dilemeliyim.
Korkuyorum demiştin ama seni o pisliğe geri gönderdim.
Çünkü kamyonunu çaldım ve uyuşturucu için sattım.
Evet, artık önemi yok.
Bir de kredi kartlarında imzanı taklit ettim.
Olsun, olan oldu.
Ve Netflix şifreni internette sattım.
Seni canavar.
Nasıl yaparsın?
Tanrım, herkes bana çok iyi davranıyor ve bunu hak edecek hiçbir şey yapmadım.
Mary,
seni önemsiyoruz.
Uyuşturucunun en iyi yanı iyi hissetmek değil.
Sadece...
Artık kötü hissetmiyorum.
Bak...
Kimse her şeyle doğru mücadele edemez.
Yanlış yaptığım her şeyi sıralayabilirim.
İki, üç yılın varsa.
Altı ay önce...
...akşam lisesindeydim,
bar işletiyordum.
Torunlarımın büyümesini izliyordum.
Hayatımı yoluna koymak istiyorum.
Düşünüyordum da...
Boşanma kâğıtlarının işlemden geçmesi 90 gün sürüyor,
yani teknik olarak hâlâ benim sigortamdasın.
Rehabilitasyonu karşılıyor.
Ölürsem 5.000 dolar bile alırsın.
Bunu bir hafta önce bilmemen iyi oldu.
Bak, minnettarım ama bana yeterince yardım ettin.
O 5.000 doları almak ne kadar sürer?
Cidden, yardım etmek istiyorum. İyileşme şansına sahip olmanı istiyorum.
Seni önemsediğim için, bir de artık benden bir şeyler çalma diye.
Teşekkürler.
Seninle evlendiğimde bilmiyordum
ama sen iyi birisin.
Biraz dinlen.
Her şey yoluna girecek.
Ya da girmeyecek.
Ne bileyim ben.
O nasıl?
Fena değil.
-Tekrar rehabilitasyona gidecek. -Harika.
Kızımla olan tecrübelerimden bir ipucu; tüm parayı önden ödeme.
Colt ve Beau geldi mi?
Hayır, hâlâ haber yok.
Oraya gideyim mi, polisi mi arayayım, bilmiyorum
ama burada oturamam.
Hiçbir yere gitmiyorsun.
Ben gidip ne oluyor bakayım.
Yanına silah alma, tamam mı?
Ama atkı al çünkü hava soğuyor.
Artık bir anneyim, bunları dert ediyorum.
Anneme dönüşüyorum.
Eve gidelim.
Şükürler olsun.
Alo?
No comments yet. Be the first to leave one.