200 rreshtat e parë.
Teşekkürler.
Ben Jane Deluca. Ve bu da Johnny Figgis ve grubumuz.
-İşemem lazım, yavrum. -Hoşça kal.
-O kaltağı gördün mü, dostum? -Siktir et.
-Evet, siktir edeceğim. -Dur. Jane. Jane.
-O adam çok yakışıklı. -Evet. Gerçekten de öyle.
-İlk kez mi çıkıyorsunuz? -Masayı mı temizleyecektin?
İstediğini temizle. Bardakları bırak ama. Sağ ol.
Hayır, hayır, sahnedeki şarkıcıydım ben.
Beni görmedin mi? Sana sinyal verip şöyle yapıyordum.
-Neden bahsediyorsun? -Bilmiyor musun? Ah, tatlım.
Burnundan iğrenç yeşil bir sümük sarkıyordu.
-Şu hareketi yaptım. -Oradan gözüküyor muydu?
-Sümük canavarı gibi bir şeydi. -Aman Tanrım.
-Kocamandı. -Tamam.
Temsilcimi kovdun.
Çok önemli bir menajeri davet etmiştim, ama sen bunu mahvettin.
İşin bitti artık. Konser iptal oldu. Unut bunu.
-Bekle. -Şarkı söylemeyi öğrenmeni mi bekleyeyim?
Onun derdi ne? Ne istedi?
Derdini öğrenmek ister misin? O pislik bizi mahvetti.
Bu şehir benim için çoktan bitti.
Los Angeles'ta konserimiz var. Biraz erken çıkarız.
Belki de bu bir işaret bizim için.
Kovulduğumuza dair bir işaret.
Sırf bundan bahsetmiyorum. Belki Los Angeles sorunlarımızı çözmeyecek.
Ne demek istiyorsun?
Tommy şehirde bir stüdyo işi buldu bana.
Parası iyi. Şehirde. Debbie'yi de düşünmem lazım artık.
Debbie mi? Her gün saçını değiştiren Queens'li kız değil mi o?
Birden önemli mi oldu şimdi?
Çekil git yolumdan be!
Sen çekil git yolumdan, tamam mı? Pakistan'a geri git.
Bak, biraz gerçekçi olmalıyım, tamam mı?
Geleceği düşünmeliyim. Ne kadardır bu iştesin? On yedi yıl mı?
-Bak... -Neye bakayım?
Neye bakayım?
-Bunun bana olmasını istemiyorum. -O kadar şanslı değilsin.
Önceliklerim farklı, tamam mı?
O seni geride tutuyor, dostum.
Herkes söylüyor bunu. Perçemli Yoko gibi.
Kimse onun beni geride tuttuğunu söylemiyor.
Tek dediğim, Los Angeles'a gitme, tamam mı?
Burada bir işin olmasa bile hala o seslendirme işin...
Sana bir şey söyleyeyim. Sen burada kal. Aile babası rolünü oyna. Ben kaçıyorum.
Jane.
ARAÇ PAYLAŞIMI / İMECESİ ŞOFÖRE ÜCRET ÖDENECEK
Bu olay 1978'de oldu.
Yeni Aretha ben olacaktım, ama eski Aretha yenisi oldu...
...ve ben ikisi de olamadım. Çok eşsiz bir solisttim.
-Tabii. -Gidiyorum artık.
-Patates kızartması lütfen? -Hemen.
Los Angeles'a gidip birkaç konsere çıkacağım, olayın içine gireceğim.
Harika. Seni orada bırakıp San Diego'ya...
...kendi başıma devam ederim.
Süper.
-Ben de eskiden şarkı söylerdim. -Öyle mi?
Profesyonelce değil. Amatör yetenek yarışmalarında.
-Yarışma programı gibi mi? -Gibi.
O kadar ilerlemedim ama. Piyano çalıp şarkı söyledim.
Hangi şarkıları söyledin?
"Way Over Yonder," Carole King. "Close to You," Carpenters.
-1970'lerdeydi. -"Close to You" mu?
Evet, bilirsin. "Neden sen hep yanımdayken kuşlar birden ortaya çıkar?"
Biliyorum. Biliyorum.
-Neden San Diego? -Neden olmasın?
Buyrun.
Emlakçıyım.
Ve şu anda piyasa çok kötü durumda.
Ve bazen bazı şeyleri değiştirmelisin.
Kontrolü eline geçirip "her şey farklı olacak" demelisin.
"Tüm kalbimle inanırsam hayatımı değiştirebilirim."
Yarışma programını unut. Güzellik yarışmasına gir bence.
-Tamam, kaldır. -Kaldır.
Biraz daha. Güzel.
Umarım senin için sorun olmaz. Arabada sigara içmek yasak.
Ne demek yasak?
-Arabada sigara yasak. -Asla mı?
Şehrin kuzeyine gidiyorum. Seni bırakayım mı?
-Taksi! -Hayır, arabam var.
-İçinde sigara içebildiğim... -Ne dersin? Bence anlaşabiliriz.
Birkaç gün içinde haber veririm.
Çünkü olabildiğince çabuk buradan gitmeliyim.
Tek başıma yapmak istemiyorum. Bu güvenli olmaz.
Ve ilana cevap veren ilk kişi sendin.
Bence bu bir şeyin işareti. Ve sorun çıkacağını sanmıyorum.
Kişiliklerimiz uyumlu olacak bence.
Bak, Robin, değil mi? Tatlı birisisin...
...ve eminim elinde olmadan yaptığın bir sürü huyun var...
...ki bunu anlıyorum. Ama uyumlu olduğumuzu sanmıyorum.
Eminim ülkenin diğer ucuna, dünyanın en beyaz...
...kadınıyla yolculuk yapacak...
...ve Carpenter şarkıları söyleyecek birini bulursun.
Ama bu kişi ben değilim. Hey, bu benim arabam!
Hey, bu... Bu benim arabam.
Arabanı geri alman sana 200 dolara patlayacaktır.
Pekala, Jane. Los Angeles'ta bol şanslar. Depremler. Yangınlar. İsyanlar.
California'da çok deli tip var.
Neden oraya gitmek istediğini anlamıyorum.
Dikkat et. Piyanoya dikkat edin.
ÖNEMLİ NUMARALAR Tesisatçı Elektrikçi Usta
Günaydın.
Pittsburgh'de bir dostum var. Durup onunla yemek yiyebilir miyiz?
Elbette, sorun olmaz. Anlaştık.
Gülümse.
Kardeşim tam buraya kusmuştu, yedinci çıkışta. Arabayı kenara çekmiştik.
Neden o seninle bu eskileri andığın yolculuğa çıkmadı?
Yoksa kendi hayatı mı var?
Kendi hayatı yok. Altı yaşındayken kanserden öldü.
Özür dilerim. Özür dilerim.
Kulaklıklarını kullanabilir miyim?
-Evet, elbette. -Teşekkürler.
Selam. Nick ve Holly'e ulaştınız. Bir mesaj bırakın...
Tuvalette hasta bir bayan var.
-Biriyle beraber mi geldi? -Dışarıda.
-Tuvaletteki senin arkadaşın mı? -Evet.
Oraya gitsen iyi olur. Kusuyor.
Teşekkürler.
İyi misin?
O salak kadına iyi olduğumu söylemiştim.
-Çok kötü gözüküyorsun. -Teşekkürler.
Alerjilerim bastırdı.
Gidip geliyorlar. Bazen kafamdan uydurduğumu sanıyorum.
Kapıyı çalmaz mısın?
Umumi tuvalette çalmam.
Üzgünüm. Kardeşinden konuştuk diye oldu bu herhalde.
Hayır, o yüzden değil. Ben iyiyim.
Yola devam edersek bir şeyim kalmaz. Yok bir şey.
Kül tablası gibi kokuyorsun.
RIVIERA OTELİ
Los Angeles'a gidip ne var ne yok bakacağım.
Şeyden geçeceğiz... Ne be?
HBO kanalın var mı? Olması gerekiyor ama benimki çalışmıyor.
-Bilmiyorum. Telefondayım. -Özür dilerim.
Hayır, gel bak.
Gel.
Evet, Los Angeles'a gidiyorum. Seni de ziyaret etmek isterim.
Hayır, Salı veya Çarşamba dedim. İyi misin sen?
Hayır, ben...
Tamam, beklerim.
The Way We Were oynuyor.
Robert Redford. Barbra Streisand. The Way We Were.
Ben pek dışarı çıkmam.
20 yıl öncesinin filmi.
Güzel, seninki çalışıyor.
-Sorun olur mu? -Hayır, lütfen.
Hayır. Buradayım.
Yarın öğlen gibi uğrarız diye düşünmüştüm.
Sen iyi misin?
Nick yüzünden mi?
Tamam, tamam. Pekala.
Peki, tamam. Görüşürüz. Hoşça kal.
Kahretsin.
-Pittsburgh'deki dostun mu? -Evet, hala dostum ise tabii.
Güzel.
Benim pek arkadaşım yok.
Annem kadınlara güvenilmeyeceğini düşünürdü.
Bundan emin değilim.
Haydi ama.
Erkekler adet öncesi sendromunu biliyorlar. Biri anlatmış onlara.
Sevgilin çok tatlı, Hubbell. Neden yarın içkiye gelmiyorsunuz?
Yapamam.
Biliyorum.
Bu beni mahvediyor. Anlındaki saçını düzeltmesi öyle.
Gerçekten çok acıklı.
Sen hangisiydin?
Çok aşık olan mı, yoksa az aşık olan mı?
İkisi de değildim.
Üç yıl her gece barda takıldım...
...ama barmen hariç kimseyi eve atmadım.
-Barmen de bir insan. -Evet.
Orası kesin.
Bilemiyorum.
Erkekleri anlamıyorum.
Kafam basmıyor onları.
Belki onlarla ilgilenmiyorsun.
Yani...
-Hayır. -Ne demek hayır?
Ne istediğimi bildiğim için onları korkutuyorum bence.
Söyle o zaman, ne istiyorsun?
İleri görüşlü bir istek değil, biliyorum.
İyi bir işi olan bir koca istiyorum.
Bilirsin.
Ve iki çocuk istiyorum, bir oğlan ve bir kız.
Bu sırada.
Ve dik çatısı, üç odası, verandası...
...tırabzanlı merdivenleri ve bahçe kulübesi olan...
...ufak bir ev.
Bir önceki hayatında Donna Reed'mişsin herhalde.
-Neyse, bu isteğim olmadı. -Sorun değil. Daha vaktin var.
Evet.
New York'u bu yüzden mi terk ettin? Barmen kalbini mi kırdı?
Onun gibi bir şey işte.
Pittsburgh'e 12'de varmak istiyorsan sabah 8'de yola çıkalım.
-İyi geceler. -İyi geceler.
Film için teşekkürler.
Biraz bakındım ve emlakçılık işine girdim.
Sahne deneyimim orada çok işime yaradı.
Durum analizleri, insanlarla olan iletişim...
...onlara fark ettirmeden onlardan istediğini elde etmek.
No comments yet. Be the first to leave one.