200 rreshtat e parë.
DIEGO ARMANDO MARADONA, 1986 FIFA DÜNYA KUPASI'NDA
MEKSİKO'DAKİ AZTEK STADYUMU'NDA ÜÇ UNUTULMAZ MAÇ OYNADI.
ON DÖRT YIL SONRA, İLK VE SON KEZ GERİ DÖNDÜ.
BU BELGESEL, ZAFERE ULAŞIP EFSANEVİ BİR FUTBOLCU OLDUKTAN SONRA
BU EFSANEVİ STADYUMA YAPTIĞI ZİYARETİ AÇIĞA ÇIKARIYOR.
Aztek Stadyumu'na geri dönmek harika diyebilirim
çünkü burası anılarla dolu.
Ama bugün benim için daha da anlamlı
çünkü şunu diyebiliyorum,
"İşte buradayız çocuklar.
Başardık."
Başlama vuruşu için her şey hazır sayılır.
Stadyum tıklım tıklım dolu, heyecan inanılmaz.
Hatırlıyor musun?
Nasıl unuturum dostum?
Eşsiz bir duygu.
Bu stadyum için,
futbol kariyerimin katedrali
diyebilirsiniz.
Çünkü Dünya Kupası'nı burada kaldırdım.
En büyük golümü burada attım.
Hiç böyle anlatmamıştım.
Bu sahada durarak.
Ya ya ya,
şa şa şa,
Meksika, Meksika, çok yaşa.
Ya ya ya,
şa şa şa,
Meksika, Meksika, çok yaşa!
İşte futbol sporu bizi böyle bir araya getiriyor.
Benim için Aztek Stadyumu her şeydir.
Mahallemizin Kolezyum'u.
Buradaki ilk Dünya Kupası,
şampiyon olan Pelé'ye aitti.
İkincisi Maradona'ya aitti.
1986 finali burada, Arjantin'de oynandı.
Tanrı'nın Eli.
Hep Aztek Stadyumu'ndan bahsedilir.
Yani sadece fotoğraf çekmek için bile buraya gelmek çok özel bir şey.
Aztek…
Meksikalılar olarak mirasımızın parçası.
Burası bizim evimiz.
Büyük restorasyonun ardından Meksiko Stadyumu'na
ilk kez giriyorum.
Şimdi üçüncü Dünya Kupası'nın açılışına ev sahipliği yapacak.
Bugün bu eski stadyumda o bildik tat,
-o nostalji yeniden canlanıyor. -Harika.
80.000'den fazla kişi.
Burası Aztek Stadyumu.
Aztek Stadyumu.
Aklıma ilk olarak inşa edildiği zamanlar geliyor.
Yanından geçerken "Bu, devasa bir stadyum olacak" derdiniz.
Gerçekten, Aztek'in bir futbol katedrali olduğuna inanıyorum.
Orada daha önce bir şey yoktu.
Sadece taşlıktı.
Emilio Azcárraga Milmo, Club América'yı satın almıştı.
Büyük bir stadyum istiyordu.
Büyük bir ev.
Önemli bir şey.
Aldığı kulüp orada oynayacaktı.
Meksika, Arjantin'i yenerek 1970 FIFA Dünya Kupası'nda
ev sahipliği hakkını kazandıktan sonra Aztek Stadyumu'nu yaptı.
Meksika'nın 1968'de 19. Olimpiyat Oyunları'na da
ev sahipliği yaptığını unutmayalım.
Aztek'in inşaat fotoğraflarına bakarsanız
ne ev ne bina vardı.
Sadece çiftlikler ve eski malikâneler.
Olağanüstü bir mühendislik başarısıydı
çünkü çok kaya patlatmaları gerekti.
Her yer kayalıktı.
İnşaat için çok zor bir yerdi.
Kazı inanılmaz derindi.
Hepsi, öncesinde hiçbir şey olmayan bir yerde bir stadyum var etmek içindi.
Bugün ise yoğun nüfuslu bir kentin ortasında duruyor.
Bu da, Emilio Azcárraga Milmo'nun, Aztek'in yerini belirlerken
nasıl ileri görüşlü olduğunu gösteriyor.
Bugün bile hâlâ bir anıt gibi yükseliyor.
Stadyumdan fazlası, bir anıt.
Brezilyalılar
herkesin görmek isteyeceği
bir oyun tarzıyla
galibiyete gidiyor.
Tek kelimeyle muhteşem.
Aztek denince akla gelen ilk görüntü, Meksika 70
ve dünya şampiyonu Pelé'dir.
Pelé'nin Dünya Kupası kariyerinin son maçı.
Görkemli bir futbol tiyatrosu gibiydi.
Güzel bir kartpostal gibi.
Aztek öyleydi.
Brezilya sayesinde güzel bir kartpostal.
Sonra Diego ve 1986 geldi.
Sonraki görüntü bu.
Ve tabi ki unutulmaz.
Stadyumdan bahsedildiğinde aklıma gelen ilk görüntü
o gol.
Eşsiz, tekrarlanamaz.
Diego Armando Maradona, güneşin altında,
önünde hiç rakip yokmuş gibi koşuyordu.
Âdeta, Aztek boyunca koşan bir ışık huzmesi gibiydi,
benim ve sanırım her futbolseverin gördüğü
en sıra dışı oyunu sergiledi.
Almanya'ya karşı finalde
biri, Diego Maradona'yı omuzlarına aldı.
1970'te sahayı işgal eden taraftarların Pelé'yi taşıdığı gibi.
Sadece iki futbolcu bu şekilde taşındı.
Biri Pelé'ydi. Diğeri Diego Armando Maradona'ydı.
Bu orada kalan bir şey. Dokunulmaz. Saf.
Bir dövme. Tarihimizin parçası.
Arjantinliler ve özellikle de benim için.
Belli bir sesi var…
Dünya Şampiyonları.
Aztek demek hemen her şeyi söylemektir.
Aztek dediğinizde
arkasında koca medeniyet var.
Aztek, başka çok şeyi temsil ediyor.
Ama en önemlisi Aztek, stadyumdur.
Sevinç olmasa, insan ne için yaşar ki?
Hayır… Bakın…
Almanya'daydım.
Eşim sabah 5.30'da beni aradı
ve "Baba, Boca 3-0 kazandı" dedi.
"Hayalim gerçek oldu" dedim.
Tanrı'dan dileğim buydu.
Çünkü bu, dünyadaki en harika duygu.
River'ı yenmek
kızının seni bir öpücükle uyandırması gibi.
Maradona'nın Boca'da oynaması kaderdi.
Tıpkı Maradona'nın Napoli'de oynaması gibi.
Diego'dan bahsederken,
kökleri Villa Fiorito'ya
ve Argentinos Juniors'a uzanan birinden söz ediyorum.
Ama Arjantin futbol kültüründen bahsettiğimde…
Maradona ve Boca'ya bağlamamayı imkânsız buluyorum.
DÜNYA GENÇLER ŞAMPİYONASI
Maradona.
Maradona.
Gol!
Arjantin!
Maradona.
1979 Dünya Gençler Şampiyonası'ndan sonra
River Plate'e yakın askerî yetkililerin Maradona'yı River'a
istediği söyleniyordu.
Aeroparque'deydik.
İşte Diego Armando Maradona,
Japonya'da kazandıkları kupayla.
Arjantin'in, büyük yıldızlarını ülkede tutabileceği
imajını yansıtmak istiyorlardı.
Maradona dünyanın en iyi futbolcusu sayılıyordu
ve Pelé'nin halefi olarak görülüyordu.
Askerî yönetim ile River Plate arasındaki sözde ilişki bağlamında hedef,
Maradona'nın sonunda River Plate'e gitmesiydi.
Transfer durumu olduğunda
Diego'yu River formasıyla gösteren
birkaç girişim olmuştu.
Bunu çok az kişi bilir ama örneğin River Dergisi,
özel üretim bir sayı çıkarmıştı.
Diego'nun elle çizilmiş bir resmi.
Beyaz tişörtün üzerinde River'ın kırmızı kuşağıyla.
Fikir dolaşmaya başlamıştı.
Metropolitano'nun kapılarının önündeyiz
ve herkes konuşuyor.
"Diego Boca'ya gidiyor. Gitmiyor.
Argentinos Juniors'ta kalıyor.
Barselona onu istiyor."
Tüm dünyadaki haberler ve kablolu kanallar sizden bahsediyor.
Bakın…
Ben kendi adıma anlaştım.
Kulüpler de anlaşırsa
Maradona pazar günü Boca forması giyecek.
On milyon dolar değerinde.
Maradona adı.
Ve River taraftarları.
Yalasın avuçlarını.
Stadyuma geldiğinde taraftarlar teşekkür eder.
Küçük Diego her şeyi hak eder.
Stadyuma geldiğinde taraftarlar teşekkür eder.
Küçük Diego…
Diego 1981'de nasıldı?
Dünya Gençler Şampiyonası'nı kazanan 21 yaşında bir çocuktu.
Zaten bir yıldızdı ve hemen uyum sağladı.
Farklı olmasına rağmen.
Şu slogan var ya, "On milyon dolar değerinde.
Maradona adı."
O öyle biri değildi.
Ne kadar değerli olduğunu hiç umursamadı.
Maradona'nın Boca'ya gelişi bomba etkisi yarattı.
Herkes bundan bahsediyordu.
"On milyon dolar değerinde. Maradona adı."
Diego Boca'nın formasını orada doğmuş gibi giydi.
Beklentiler muazzamdı.
Boca ve Maradona aynı anda birlikteydi.
Arjantin futbol tarihindeki en önemli transfer.
Diego'ya da bu yakışırdı.
İşte yıldız, Diego Armando Maradona.
Boca, iflasın eşiğindeydi.
Tek kuruş parası yoktu.
Her büyük kulüp gibi çarpıcı bir çıkışa ihtiyacı vardı.
Diego'dan daha çarpıcı ne olabilirdi ki?
Sonraki hafta River, Mario Kempes'i getirip
kendi çarpıcı çıkışını yaparak
No comments yet. Be the first to leave one.