200 rreshtat e parë.
NETFLIX SUNAR
HAK ETTİĞİN YAŞAM FRIGISMART ALETLERİ
Vay canına.
"Hak ettiğin yaşam" mı?
Bir klasik.
Teşekkürler.
Ne çok anı var. Kendimi TV karşısında fıstık ezmeli
sandviç yerken görebiliyorum.
Hangi yıldandı bu? 1994 mü?
1998.
Lanet olsun! Kaç yaşındaydım?
On beş, değil mi? Sen?
On iki.
Yaşlanıyoruz Natalia.
"Hak ettiğin yaşam."
-Hepsi senin fikrin mi? -Evet.
Müşteri beğenmemişti,
o yüzden zorlamak zorunda kaldık. Test edilmesi için
mücadele ettik, o dönem yapılmazdı.
Tabii, dönemine göre çok iyiydi.
Peki ya şimdi?
Evet...
...ve şimdi de tabii.
Bazı unsurlara zaman işlemez.
Yeni bir işiniz var mı?
Şey var...
-Bu Telefónica kampanyası. -Movistar.
Hayır, Telefónica. Ben de ayrıca...
...Cordoniu'nun geçen yılki tatil kampanyası var.
CESUR İFADELER MUTLU 2018
Hayır.
Tanıdık gelmiyor.
Öyle mi? Çok iyi iş çıkarmıştı.
Bunu Tilson'da yaptın.
Evet.
Evet, bu şeyden öncekiydi...
Uzun zamandır oradaydım ve manzara değişikliği olsun istedim.
Ne bileyim, küçük bir ajans denemek istedim.
Çok da küçük değil.
Hayır, değil.
Hiç de bile.
Daha genç ve risk almaya daha açık demek istedim.
Aradığım şey buydu.
Tilson'dan ne zaman ayrılmıştın?
Bir yıl önce.
Bakalım...
Javier... Öz geçmişin oldukça iyi.
Hatta sen bir efsanesin.
Kesinlikle.
Ve...
...buradaki boşluk için
fazla iyisin.
-Öyle olması şart değil. -Öyle.
Bu giriş seviyesi. Yeni başlayanlar için.
Tamam ama bir açıdan hepimiz yeni başlıyor sayılırız.
Anlamıyorum.
Çok kalifiye değilim. Gençlerle birlikte kolları sıvarım...
Bak Javier, risk alan genç bir yer istiyorum diyorsun.
Ama bu işte hiç risk görmüyorum.
Ben Noel şapkalı...
...bir şişe cava görüyorum.
Üzgünüm.
Seni geçireyim.
Parkımı onaylar mısın?
Evet, elbette.
-Hangi müşteri? -Pardon?
-Hangi müşteriye çalışıyorsun? -Müşteri yok.
Mülakata gelmiştim.
Üzgünüm ama sadece müşteriler için bunu yapıyoruz.
Tamam ama gelmemi istediler.
Arabayı aşağıda bıraktım. Kimse söylemedi.
Evet...
Söylemeleri gerekirdi.
Ama şirket kuralı bu. Üzgünüm.
Bir istisna yapamaz mısın?
Bir kod girmem gerekiyor da.
Her müşterinin kodu ayrı, kaydedilmesi gerek.
-Üzgünüm. -Tabii, söylemiştin.
Pardon?
"Üzgünüm." Üçüncü kez söylüyorsun.
Parkımı onaylar mısın lütfen?
Üzgünüm.
Iker.
Bir sorun mu var?
Beyefendi parkını onaylamamı istedi.
Ama bunun için müşteri koduna ihtiyacım var.
Onayla.
Benim kodumu gir.
Teşekkürler.
Aklında ne var?
Hadi, söyle. Ne?
Bugünkü iş görüşmem.
-Nasıl geçti? -İyi.
Evet, çok iyi.
İçimde iyi bir his var.
Birkaç haftaya haber verecekler.
Javier...
-Sor bana. -Neyi?
-Aklımda ne olduğunu. -Marga...
Hadi.
Aklında ne var?
-El Carmel. -Hayır.
Orası bizim ve Asyalılara neredeyse üç kuruşa kiraladık.
Olamaz.
Böyle ne kadar devam edebiliriz?
-Buradaki kira her ay bizi kurutuyor. -Burası evimiz.
Alt tarafı dört duvar.
O kadar.
Arabayı satmayı yeğlerim.
O da var.
Yapma Marga. İş görüşmelerine nasıl gideceğim? Bisikletle mi?
Fiat ile.
Ya da metroyla. Arabam tamirde dersin.
Ne?
Ne? Yalan mı söyleyeyim?
-Javier... -Ne?
O farkında değil.
Merhaba.
Annenle konuştun, değil mi?
Endişelenecek bir şey yok.
Geçici olarak taşınıyoruz.
Evet, o da öyle dedi.
İşler düzelene dek, birkaç aylığına.
Okulu da dert etme, yılın kalanı için okul parasını ödedik.
-Yani hâlâ gidebilirsin. -Yok, gerek yok.
Neye?
Okul değiştireceksem en yakın devlet okuluna gitmeliyim.
Ama çoktan ödedik.
Niye kalayım ki? Bana zaten gülüyorlar.
El Carmel'de yaşadığımı duyunca ne yapacaklar?
Sana gülüyorlar mı?
Niye?
Sence niye?
Bilmiyorum Dani, sen söyle.
Baba.
-Sana niye gülsünler ki? -Görmüyor musun?
Hiçbir şey görmüyorum Dani.
Tabii.
Gecikeceğim.
Araceli.
Yağmur yağıyor. Seni metroya kadar bırakayım mı?
Şey...
Teşekkürler.
Araceli.
Sana söyleyecektim...
Sanırım eşim taşındığımızı söylemiştir.
Evet, söyledi.
Bu dönem çok sıkışığız.
Hayır Bay Muñoz.
Üzgünüm Araceli.
Ne olur, bunu bana yapmayın.
Birkaç aya işler düzelirse o zaman...
Dani peki?
O çocuğu seviyorum...
Dani iyi olacak.
-Sakıncası yoksa... -Kalbimi kırıyor.
Biz de çok üzgünüz.
Araceli, hadi ama.
Üzgünüm.
Beni affedin.
Demek istediğim şuydu...
Neydi?
Anahtarlar.
Dairenin anahtarlarını geri verir misin?
Araceli!
Bu da bardak kutusu. Oraya koyabilirsiniz.
Asansörde dikkatli olun.
HAYALLERİNİ BÜYÜT
Javier Muñoz?
-Merhaba. Pardon, yönetici nerede? -Arkada.
Teşekkürler.
Javier Muñoz?
Merhaba. Javier Muñoz?
Benimle gelin lütfen.
Kıçınızın büyümesini ve saçınızın ağarmasını izleyerek mi
işleri değiştireceksiniz?
Hayır!
Yoksa ayağa kalkıp hayatı taşaklarından yakalayarak
onu iyice sıkacak mısınız? Böyle mi bir değişim yaratacaksınız?
Evet!
Özür dilemeyi bırakın. İzin istemeyi bırakın.
Javier?
Evet.
Sonra "Jacinto, ben pazarlamacı değilim." dedim.
Hayır.
Ben hayalperestim.
Çünkü reklamcılık hayallerden ve insanlara göstermekten...
Kendimizi kandırmayalım. Hayal o kadar da orijinal değil.
Onların hayat konusunda ufuklarını açmamız gerek.
Kabullenmek istediklerinden fazlasını göstermeliyiz.
Dinle Lucas. Böyle şeyleri üniversitede öğretmezler.
Not alıyorum.
Şey, portfolyomu yanımda getirdim.
Hayır, gerek yok.
Portfolyonu görmeme gerek yok Javier. Hepimiz seni biliyoruz.
BMW, Frigismart...
-Minik şapkalı cava çok hoştu. -Tabii.
Tek sorum şu: Ne zaman başlayabilirsin?
Bilmem ki. Hemen?
Harika.
No comments yet. Be the first to leave one.