Mistari 200 ya kwanza.
Londra Heathrow'a hoş geldiniz.
Güvenlik nedeniyle şahsi eşyalarınızın başından ayrılmayın.
Kansas City'ye giden 822 için son biniş çağrısı.
Uçuş 822 için son biniş çağrısı.
İYİ UÇUŞLAR! SENİ SEVİYORUM!
Yolcu Lasso'ya çağrı.
Bilet masasına gelin.
Yolcu Lasso'ya çağrı. Lütfen bilet masasına gelin.
Ahbap, gitmeliyiz. Hadi. Gidelim.
Annen sana mesaj attı.
Hadi, yürü.
- Henry Lasso. Yolcu Henry Lasso. - Geldik.
Özür dilerim.
Dikkatimiz dağıldı.
Super Smash Bros'ta Prenses Peach'i açmaya çalışıyordu.
Anlıyorum.
Bir keresinde Breath of the Wild 'ın son seviyesini bitirene dek
Sydney'ye giden bir uçuşu rehin almıştım.
Bu ortamda böyle bir cümle sorun olur gibi geldi
ama anlıyorum.
Merhaba Henry. Seni tekrar görmek güzel. Eve döneceğin için heyecanlı mısın?
Tüm oyuncaklarıma mı? Evet.
Ülkemin siyasi ortamına mı? Pek sayılmaz.
CNN açıkken uyuklama eğilimim var da.
Tamam, koca adam. Seni hazırlayalım.
iPad'inde bir sürü film var.
Yani komşunun ekranını izlemene gerek yok, tamam mı?
Ne kadar az lağımda palyaçolu film, o kadar iyi, değil mi?
Amin Koca Ben.
Al.
- Baba, sana bir şey yaptım. - Ne o?
Küçük bir Premier Lig kupası mı? Tamam!
İçinden şampanya içmek için sabırsızım.
Sadece gerçeğini kazanana dek.
Hiç belli olmaz, değil mi?
Üzgünüm Bay Lasso ama acelemiz var.
Tabii. Tamam.
Eğlenirken altı hafta hemen geçiveriyor, değil mi?
Bir iyilik yap. Eve gidince
annene kocaman sarılıp onu sevdiğimi söyler misin? Olur mu?
Ama o ana dek, gel, sarıl. Hadi.
Tamam.
Tamam. Seni seviyorum ahbap.
Ben de seni seviyorum baba.
Evet. Tamam. Peki. Git hadi.
Hadi.
JFK'e gidecek olan 2492. uçuş, yolcu almaya başladı.
...Amsterdam uçuşu rötar yaptı ve şimdi Kapı 17'den yolcu alıyor.
Rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.
- Günaydın Ted. - Selam Dok.
- Nasılsın? - Evet, yok. İyiyim. Evet.
Bırakma nasıl geçti?
Onun için mi benim için mi?
Çünkü bence ikisinin cevapları çok farklı
ama hayır, iyiyim sanırım. Bilmiyorum.
Sadece ufaklık yine tek başına uçtuğu için
suçluluk duyuyorum, anlarsın ya?
Anlıyorum Ted ama çocuklar dirençlidir
ve Henry'nin yaşında özerklik hissetmesi onun için iyi.
Hayır, biliyorum. Doğru.
Henry'nin yaşında okula bırakılışımı hatırlıyorum.
Babam gelip beni almayı hatırlayana dek
kapıcımız Bay Maher'ın okulun yarısını temizlemesine yardım etmiştim.
Bana baktığı için Bay Maher'a para verdi.
Ertesi gün okula gittiğimde
Bay Maher, yaptığım işin bedeli olarak parayı bana vermişti.
Sonra o parayla ona teşekkür etmek için bir hediye aldım
ama ona verme şansım olmadı
çünkü ona tren çarpmıştı.
Vay canına. Bunu beklemiyordum.
Evet, Bay Maher da beklemiyordu.
İşler nasıl?
Yeni sezondan umutlu musun?
Evet. Tabii.
Bazen burada ne halt ettiğimi merak ediyorum sanırım.
Yani neden geldiğimi biliyorum
ama neden kaldığımı çözemiyorum.
- Sen pes etmezsin Ted. - Doğru. Evet
ama belki burada olmam
artık faydadan çok zarar veriyordur.
Adamın dediği gibi "Şüphe ancak eylemle yok edilir."
- Bunu sevdim. - Tahmin ettim.
- Birkaç dakikamız kaldı. - Tamam.
Sana şahsi sorular sormam hâlâ uygun mu?
Şu an için evet. Hadi.
Vay canına, şapkaya bayıldım.
Seni Sızan Bezler dizisinden hatırlıyorum, değil mi?
- Peki, dur. Biriyle çıkıyor musun? - Geç.
Buna genelde hayır dersin.
- Şu an hangi takımdasın? - Söyleyemem.
- Peki. Tamam. Hangi spor? - Söyleyemem.
Takımda kaç Avustralyalı var?
- Dokuz. - Ragbi. Ne spor ama.
Amerikan futboluyla sumo güreşi,
çamurlu kaslı bacakları olan çocuk doğurmuş gibi.
Tamam, Ted. Kapatmalıyım.
Tamam. Sonra konuşuruz Dok.
- Hoşça kal Ted. - Tamam o zaman.
Sonunda bıraktın.
Daha değil, bırakmadım.
Kahretsin!
Hepsi. Hepsi bu sezonu sonuncu kapatacağımızı söylemiş.
Çok can sıkıcı, değil mi?
Bütün gazeteler, televizyondaki uzmanlar,
annesinin bodrumunda spor blogu yazan bütün yalnız orta yaşlı zavallılar.
Rebecca, o klişe artık doğru değil.
Mesela on yaşındaki oğlumuz Terry, artık ev ofisim dediği
mutfağımızda spor blogu yazmaya başladı.
Vergiler sebebiyle.
Doğru, genelleme için özür dilerim.
Oğlun bizi kaçıncı sıraya koydu?
- Herkese selam. - Selam Ted.
Günaydın Ted.
Kafiyeli selam yok. Bir sorun mu var?
İyi fark ettin Amos Otis.
Evet. Henry bu sabah Kansas'a döndü.
- Sağ ol. - Evet.
Demin onu havaalanına götürdüm.
Şimdi uçakta, üç kilometre yukarıda.
- Sanırım daha yüksektir. - Kesinlikle.
Evet, ben de yerde 10 dakikada bir telefonuma bakıp
uçağının daha da uzaklaşmasını izliyorum. Evet
ama gelip sizi üzmek istememiştim.
Ne haberler var? Ne olduğunu anlatın.
Anlaşılan herkes Richmond'ın bu sezon
20. olacağını düşünüyor.
Daily Mirror dışında,
onlar "yirmil." demiş.
Şeker ama yıkıcı bir yazım hatası.
Tamam. Bir şey diyeyim mi?
Tahminleri doğru çıkmayacak, benim tahminim bu.
Yani bu bir Meksika tahmin açmazı gibi görünüyor.
Veya Meksika'da dedikleri gibi tahmin açmazı.
En kötüsü de
Rupert'ın ilk dörtte bitireceğini düşünüyorlar.
Rupert bu yıl oynuyor mu?
Ne? Hayır.
West Ham'i mi diyorsun yani?
Aynen öyle. Herkes onun daha iyi olduğunu düşünüyor.
Onların. Herkes onların daha iyi olduğunu düşünüyor.
Evet, ben de öyle dedim. Onlar.
Peki, plan ne? Onu nasıl yeneceğiz?
- Onları. - Aynen.
Eyvah.
Kadromuzu güncellemek için
iyi bir zaman olabilir. Takıma biraz ateş gücü ekleyelim.
Harika fikir Leslie.
Birkaç yere soralım, olur mu? Ted?
Roy'la Koç Beard
yeni taktikler üstüne çalışıyorlar
ve elimizdeki oyuncular iyi anlaşıyorlar.
Bence bu sezon iyi gideriz.
Ted, bu takımın "iyi gitmesi" bana kupayı alacağımızı
söylemenden çok farklı.
Cidden öyle mi dedim?
Evet, dedin. Man City'ye yenildiğimizden sonra şurada.
Yarım litre Pellegrino'yu suratıma patlatmandan hemen önce.
- Tamam. - Durun, ne oldu?
Bu sezon takımımı yönetmesini istediğim Ted Lasso, o.
Savaşmak isteyen.
- Anlaşıldı mı? - Evet, efendim.
Görürsünüz, şu andan itibaren
kelebek gibi uçup arı gibi sokacağım
ama iğnemi kullanıp hemen sonra ölmeyeceğim.
Tüm sezon boyunca uçup sokmayı planlıyorum.
Mükemmel. Tamam, izninizle,
Bayan Keeley Jones'la önemli bir yemek randevum var,
kız kıza konuşmaya ihtiyacım var.
Bizden de selam söyle ve...
Yo.
Peki.
- "Yo" mu dedin? - Aynen. Bir anda çıktı...
Yok. Yargılamadım. Sevdim.
- Doğru duymuşum. - Peki. Evet.
İNAN
Mantıklı, değil mi?
Ne? Biri daha mı? En sonuncu.
En sonuncu mu? Kim yazmış?
Herkes kardeşim.
Glenn Hoddle, Graeme Souness, Jermaine Jenas...
Belki bizi motive etmeye çalışıyorlardır.
Evet. Çok sağ ol Dani.
Kadının biri yolda önümü kesip
acıyla uğraşmak zorunda kalmamam için
bu sezon sakatlanmış numarası yap dedi.
Defol git dedin mi?
Hayır, rahibeydi.
Dur, rahibe mi?
Manastırlarda Sky Sports var herhâlde.
Millet.
Küme düşmeyeceğiz çünkü beraberiz
ve hep beraber bana sahibiz.
İstatistiki olarak
bir üst lige çıkan çoğu takım ertesi yıl küme düşüyor.
- Hadi, Jan Maas! - Jan Maas!
- Bu ligde böyle oluyor... - Kapa çeneni Jan Maas.
Premier Lig bu. İstatistikler böyle adamım.
Nihayet izledim.
Beğendim.
Gene Hackman iyiydi.
No comments yet. Be the first to leave one.