Fallen Angel

Fallen Angel

Pakua Manukuu ya Turkish

Maelezo ya toleo

Fallen Angel 2003 720p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]
Maoni na Tufanozo
Translated by Tufanozo (Ozan Tufan) || Twitter: @ozn_tufn

Lebo

webrip
web
x264
720p
720
BRip
TS
YTS
Yamechapishwa tarehe: 2022-08-06
Upakuaji: 36
Wenye Ulemavu wa Kusikia: No

Hakikisho la manukuu ya Turkish

Mistari 200 ya kwanza.

Hayatlarımız, yaşadığımız anlardan ibaret sanırım.

Bazı anlar kim olduğumuzu söyler…

…bazılarıysa ne olabileceğimizi.

- Selam. - Selam, şerif.

Doğum günü çocuğu! Nereye gidiyorsun, Terry?

Babamı görmeye gidiyorum.

Hava çok soğumadan babanla balık tutmaya gidecektik.

- Çalışıyor. - Çalışmadığı bir ara gideriz, tamam mı?

Tamam.

- Pekâlâ, mutlu yıllar! - Teşekkürler.

Dokuzuncu doğum günümü, babamla…

…aramızdaki soğukluğu gidermeye adamıştım.

Babamı, beni kendinden ayrı tuttuğu dünyasında aramaya gittim.

Yazları Rose Point'e gelen insanların dünyasında.

Babam, yazlık evlerinin bakıcısıydı. Her mayısın sonunda yazlığı açar…

…ve uzun Maine kışı boyunca evin bakımını yapardı.

İnsanların, evlerine isim verdiği bir yerdi:

Northwinds, Fairhaven, Kettlecove ve burası Serenity yazlığı.

Bazı adamlar şu an para kazanırken ben buz yapıyorum.

Burada ne yapıyorsun, kayıp mı oldun?

- Atlı karıncaya gideceksin sanıyordum. - Birlikte gideriz diye düşündüm.

Gelemem, meşgulüm.

Bir işe sahibim. Ve bu insanlar beni bir anda kapı dışarı edebilir.

- O zaman hâlimiz ne olurdu? - Fakir.

Anlamışsın.

Wentworth ailesi, Noel için Serenity'deki evlerine gelecek.

Buz pateni pisti istiyorlar.

- Nereden geliyorlar? - New York'tan.

Çok saçma aslında. Hiç ısı yok. Borular donacak.

Sanırım insanlar bazen aptal olabiliyor.

Neyse, bu işi bitirmem saatler sürecek.

Yardım edebilir miyim?

Bu insanlar ne yaptıklarını sanıyor? Burada kış olduğunu bilmiyorlar mı?

Yaz insanları işte. Kuşlarla birlikte göç etmeliler.

Haziran'a kadar etrafta olmamalılar.

Kapıyı kapatsana.

Bir şeye dokunma.

Bak, burası çocuklara göre değil.

Dükkânı, babamın krallığıydı.

Annem hayattayken asla hoş karşılanmadığı bir yer.

Dükkânı, hayatının merkeziydi. Bunun bir parçası olmayı çok istiyordum.

Evlat.

Dikkat et.

Baş kısmından tut. Tuttun mu?

Tuttum.

Önce evin panjurlarını halledeceğiz. Sıkı giyin.

- Günaydın, Mac. - Günaydın.

- Kahve ister misin? - Yok, sağ ol.

- Bir şey vermek için uğradım. - Benim için mi?

Açmak için Noel'i beklemelisin belki.

Hayır, aç gitsin. Aynı zamanda doğum günü hediyen.

- Vay be, parmak izi kiti. - Karakolda kullandıklarımızın aynısı.

- Gitmeliyiz. - Dışarı çıkın da donarak ölün.

- Ne demelisin? - Teşekkürler, şerif.

Rica ederim, evlat.

Babanla git ve ona mukayyet ol.

Hadi bakalım. İşlerimizi halledelim.

- Neredeyiz? - Serenity'de!

Hava çok soğuk. Nasıl ikna oldum, bilmiyorum.

İşte geldik.

Her şey harika görünüyor, Mac.

- Sağ ol, Mac. Çok sağ ol. - Elbette.

Babana çok yardım ediyor olmalısın.

- Charles Wentworth. - Terry McQuinn.

Elimi kuvvetli sıktın, güzel.

- Yaşın kaç, evlat? - Dokuz.

Vay, yaşına göre uzunmuşsun.

Bu, kızım Katherine.

Terry'e kaç yaşında olduğunu söylemek ister misin, tatlım?

Dört yaşındayım.

Noel için ne istiyorsun, evlat?

Hediyemi aldım bile. Parmak izi kiti.

Vay, şuna baksana.

Tatlım, Terry'e parmak izlerimizi verelim mi?

Başparmağını buraya koy.

Bastıralım.

Diğerlerini de buraya.

Peki.

Parmak izi.

- Ve buraya mı? - Evet.

- Seninkiler ne güzel oldu. - Saklamak ister misiniz?

Teşekkürler.

Bunları güvenli bir yere koyayım.

Hasta çocukları ziyaret edecek miyiz, baba?

Evet, tatlım.

Üst kata çıkıp elindeki mürekkebi yıkamanı istiyorum.

- Hemen döneceğim, Mac. - Elbette.

Hadi canım. Elini yıkayıp sıcak bir şeyler içelim.

Peki.

- Bu kadar soğuk olduğunu hatırlamıyorum. - Mevsim kış, hanımefendi.

Yine olmaz.

Buraya gel!

Kocam, paramı harcamaya başladığından beri özür diliyor.

Ama tenis ve golf sahasında telafi ediyorsun tatlım, değil mi?

- Eskiden Amerikalı futbol kahramanıydı. - Yeter, tatlım.

Yeter.

Mac, oğlun da bizimle gelebilir mi?

Her Noel, hastanedeki çocukları sevindirdiğimiz bir geleneğimiz.

Çok uzun sürmez.

Hadi ama Mac. Noel'deyiz. Noel, çocuklar içindir, değil mi?

Hadi ama.

Hadi, tatlım.

- Noel baba gelmiş! - Burada çocuk var mı?

Noel hediyesine ihtiyacın varmış gibisin. Mutlu yıllar!

Mutlu yıllar, nasılsın?

Arkadaşlarına da ver.

Bekle.

Mutlu yıllar.

Bu çocuğa da hediye verin. Teşekkürler!

Mutlu yıllar!

- Paten kayabilir misin, evlat? - Pek beceremem.

Patenim var.

Evet. Buzun üstünde uçarak gidebilirsin tatlım, değil mi?

Sen bana öğrettin babacığım.

Birazdan evde oluruz.

Katie!

Katie!

Dikkat et, Katie.

İyi misiniz?

İyi misiniz?

Aman Tanrım!

Raporu sen yazar mısın?

Ölçüleri alın.

Sorun yok. Yardım edeyim, Katherine.

İşte oldu.

İyi olacağız.

- Ne oldu? - Kadın öldü, çocuğu da ameliyatta.

Arabaları yolun kenarında bozulmuş. Wentworth da ezmiş onları.

- Adam kaçtı. - Kaçtı mı?

Şu an onu arıyoruz.

Eve getirdiğiniz için sağ olun.

O adamın arabasına binmemeliydin.

Bir gün kim ve nereye ait olduğunu anlayacaksın.

O Noel'de çok dua edildi.

Çocuğun yaşaması için edilen dualar.

Wentworth'un bulunması için edilen dualar.

Tüm dualar cevapsız kaldı.

Bayan Wentworth, babama evi kapattırdı.

Bir daha asla beraber işe gitmedik.

Güzel konuşmaydı, Terry.

- Baba? - Burada ne yapıyorsun?

Geldiğin için teşekkürler.

Olamaz. Tören bitti mi?

Burada olacağını bilmeliydim.

Bay Jacobi beni aradı. Bu kadar uzun süreceğini tahmin edemedim.

Buzu, diğer yalakalarından biri getirse olmaz mıydı?

- Ne dedin sen? - Beni duydun.

Bilmediğin işlere burnunu sokma. Dediklerin için tutuklanabilirsin.

Ailemizde tutuklanan hiç olmadı.

Bizim hiç ailemiz olmadı.

Ailemiz olmadı mı?

Hayatım boyunca kimin için çalıştım o hâlde?

Seni umursamayan bir avuç insana.

Hayatımı, seni rahat ettirebilmek için harcadım.

Öyleyse iyi bir iş çıkardın, baba.

Git buradan. İşteyken beni rahatsız edeyim deme bir daha!

Evet, seni rahat bıraksam iyi olur. Bay Jacobi'nin aradığını duydum sanırım.

Umarım bahşişin çok olur.

Problemin ne biliyor musun? Kendini benden üstün görüyorsun.

Öyle olacağım.

Ben gidiyorum, baba.

Arada mektup atarım.

O gün babamdan daha iyi olacağıma dair ant içtim.

Önem arz eden şeyleri hayatımdan çıkarmayacaktım.

Charlie, gönderdiğin taslak çok kötü. Bill Sanders buna onay vermeyecektir.

Bana acilen dönüş yap. Buradan cevap vermezsem kişisel telefonumu ara.

Bana hemen haber ver.

Selam, Bill. Nasılsın?

- Chandler anlaşmasını bağlayabildik. - Endişelenecek bir şey yok demiştim.

- Hafta sonun buna gidecek, üzgünüm. - Üzülme.

- Sonra görüşürüz, Terry. - Peki.

Wendy, işte burada. Öğleye kadar bitirmiş ol.

Yazı işlerinden altı kız ve İsveç Alpleri.

Güzel bir Noel geçireceksin.

- Gelemem. - Nedenmiş?

- Çok işim var. - Evi para yığınıyla mı dolduruyorsun?

Hâlâ daktilo mu kullanıyorlar?

- Terry McQuinn. - Merhaba, Terry.

Ben, baban. Doktorum seninle konuşmak istiyor.

- Merhaba, babam burada kalıyor. - Adını söyler misiniz, lütfen.

McQuinn.

Üzgünüm, onu bulamıyorum. Heceler misiniz?

M-C-Q-U-I-N-N.

Bu, soy ismi.

Üzgünüm, doktorunu arasam iyi olur.

Babanız…

Öldü mü?

Üzgünüm.

Bu parça güzelmiş. İyi para eder.

Bay McQuinn, satmak istemediğiniz eşyaları belirlediniz mi?

20 yıldır buraya gelmedim. Her şeyi satabilirsiniz.

Müzayede evi, tamamı için 5 bin dolarlık bir çek yazabilir.

7,500 dolar.

Bir bakayım.

Hafta sonuna kadar evi boşaltın, böylece emlakçı satışa başlayabilir.

Hallederiz, efendim.

- Bunu hiç görmemiştim. - Anneniz mi?

Ben çocukken öldü.

Babam, tüm fotoğraflarını atmıştır sanıyordum.

Hiçbirini istemezdi.

Fallen Angel subtitles in other languages

Maoni

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left