Msimu wa 1

Maelezo ya toleo

Greatest Events of WWII in Color S1 Netflix
Maoni na saaaaa
Netflix SRT Subtitles

Lebo

TS
Yamechapishwa tarehe: 2020-06-06
Upakuaji: 44
Wenye Ulemavu wa Kusikia: No

Hakikisho la manukuu ya Turkish

Mistari 200 ya kwanza.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Sadece iki hafta içinde

Alman ordusu Fransa ve Belçika'ya yayılır,

yüz binlerce Britanyalı ve Fransız askeri

Dunkirk'teki denize iter.

Savaşta devrim yaptılar.

Artık önemli olanın hareket hızı olduğunu fark ettiler,

o yüzden hızlı hareket eden zırhlı düzenleri kurdular.

Radyo teknolojisi ile yeni panzer tekniklerinden yararlanıyor

ve Luftwaffe'i destekliyorlar. Bu yeni bir şey.

Vahşi bir hava bombardımanı.

Hızlı hareket eden tanklar.

İnsanüstü piyadeler.

Bu blitzkrieg, yıldırım savaşı.

Blitzkrieg, hız demek.

Manevra savaşı.

Çok hızlı, kesin muharebelere odaklanmış bir sefer.

Blitzkrieg İkinci Dünya Savaşı'nın en sıra dışı olaylarından biridir.

Şimdi uzmanlıkla renklendirilmiş dünyada nadir bulunan görüntüler

daha önce hiç görmediğiniz bir hikâyeyi anlatıyor.

Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgilerinden sonra, Alman halkı

tamamen aşağılanmıştı.

Versay Antlaşması'nın cezalandırıcı şartları

yaraya tuz bastı.

Küresel endüstriyel güç,

sadece 100 bin kişilik orduysa bırakılmış

ve toprak kaybetmişti.

Almanlar Versay Antlaşması'nda çok sömürülmüş hissediyor.

Çünkü bu antlaşma özünde Almanların savaşı başlatmakla

suçlu olduğunu söyler.

Çoğu Alman'ın Versay Antlaşması'nın hükümleri sebebiyle

öfkeli hissettiklerine şüphe yok.

Orduları 100 bin kişiye düşürülmüş,

toprak kaybetmiş, ciddi tazminatlar ödemişti.

Herkes bunların ciddi ekonomik sonuçları olacağını biliyordu.

İtiraz etmelerinin sebebi de antlaşmanın, Birinci Dünya Savaşı'ndan

Almanların sorumlu olduğunu ve bunun

onların cezası olduğunu ima etmesiydi.

Güçlü ülkeleri nasıl kaybetmişti?

Niye daha küçük ülkelere toprak vermek zorunda kalmışlardı?

Toprak kayıpları çok büyük.

Doğuda Polonyalılara ve Çeklere toprak kaybediyorlar.

Renanya'yı askerden arındırmaya zorlanıyorlar

ki Belçika ve Fransa'ya karşı yeni bir işgal denemesi olmasın.

Bu kızgınlıktan beslenen popülist bir kışkırtıcı

Almanların yaralanmış gururuna oynayarak kaybedilenleri

alma sözü verir.

Adolf Hitler ve onun Nazi partisi bir yığın oluşturmaya başlar.

Alman halkı onu kurtarıcı olarak görür.

Eski muhteşem ülkelerini geri getirecek bir adam.

Versay Antlaşması imzalandığında Almanya'da, Almanlar arasında

antlaşma hükümlerinin gereksiz derecede ağır

olduğu yönünde bir hissiyat vardı.

Hem toprak kaybı açısından hem de dev savaş tazminatları açısından.

Aslında Versay Antlaşması,

Birinci Dünya Savaşı için Almanya'yı suçluyordu. Ama Almanlar

diğer ülkelerden daha fazla sorumlu olduklarını düşünmüyordu.

Bu içlerine dert olmuştu.

Hitler, Almanların büyük bir siyasi ve ekonomik

öz güvensizlik yaşadığı şeklinde doğru bir teşhiste bulunuyor.

En çok ihtiyaçları olan şey bir birlik hissiyatı

ve bunun temelinde de bir ekonomik güvence hissiyatı.

Naziler, iş imkânları yaratmak için her alanda

devlet müdahalesinden bahsederek bunu sağlıyor.

Otobanlar falan yapıyor.

Hitler devrinin ilk yıllarını çoğu Alman başarı olarak görür.

TARİHÇİ POTSDAM, ALMANYA

Hitler, Versay Antlaşması'nın hükümlerini

adım adım etkisiz kılmayı başarmıştı.

Antlaşmayı ihlâl ederek Hitler ordusunu kurar

ve Müttefiklerin toleransını ölçer.

Kimsenin başka savaş istemediği inancına dayanıp kumar oynar.

1935 yılında zorunlu askerlik hizmeti getirir.

Sonraki yılda da 30 bin askeriyle birlikte

Rhineland'e gider.

Hitler'in uzun vadeli planı,

Avrupa kıtasındaki konumunu sağlamlaştırmak,

Batı güçleri Fransa ve Britanya'yı yenmek,

sonra da ilgisini doğuya yönelmek

ki bunu Almanya'nın genişlemesinin doğal alanı olarak görüyor,

orada bir Alman nüfusu oluşturabileceğini,

kaynak toplayabileceğini, Bolşevizm canavarını yeneceğini düşünüyor.

Bolşevizmi, faşizmin can düşmanı olarak görüyordu.

Naziler, 12 Mart 1938 tarihinde küstah şekilde

Avusturya'ya yürüdüğünde

Avusturya halkı onları sevgiyle karşıladı.

Batı Müttefikleri hiçbir şey yapmadı.

Batı Müttefikleri resmen durdu ve yaşanmasına izin verdi.

Bunu yapma sebeplerinden biri de Avusturyalıların

Almanlara katılmak istediklerini, zorlanmadıklarını düşünmeleriydi.

Versay Antlaşması'nın ihlâlleri hep çok ağır olmasına rağmen

Müttefik güçler hiç tepki vermedi.

Çoğu, Versay Antlaşması ile Almanya'yı belki de çok fazla

aşağıladıklarını düşünüyordu.

Almanya'nın neden yine büyük oyuncu olmak istediklerini anlıyorlardı.

Diğer yandan Müttefik ülkeler başka bir savaş riski de almıyordu.

Birinci Dünya Savaşı'nda öğrenmişlerdi ki savaş demek

binlerce, hatta milyonlarca ölüm demekti ve bunu önlemek istiyorlardı.

Avusturya'nın Almanya'nın ellerine düşmesiyle

Hitler, Çekoslovakya'nın bölgelerini büyümekte olan Almanya'nın

içine katma isteğini duyurur.

Çekoslovakya doğal kaynaklar açısından zengin bir ülkedir. Demir gibi.

Bu açıklamalar Müttefikleri alarma geçirir ama yine de çatışmak istememektedirler.

Eylül 1938'de

Britanya Başbakanı Neville Chamberlain,

Hitler'i, Çekoslovakya'yı işgal etmekten

vazgeçirmek için üç kez Almanya'ya uçar.

Eskiden tekrarlardım...

"Başta başarılı olamazsınız,

tekrar ve tekrar deneyin."

Ben öyle yapıyorum.

Üçüncü ziyaretinde

Fransız Başbakanı Edouard Daladier

ve İtalya Başbakanı Benito Mussolini'ye katılır.

Bu buluşma Münih Konferansı olarak bilinecektir.

Hitler'le bir anlaşma yaparlar. Buna göre,

Almanya, Almanca konuşulan Sudetenland'ı ilhak edebilecek

ama Çekoslovakya'nın kalanına dokunmayacaktır.

Sonraki sabah Chamberlain, Hitler ile ayrı bir antlaşma imzalar.

Britanya ve Almanya arasında bir barış anlaşması.

Chamberlain, kahraman olarak karşılanır.

Chamberlain, Londra'daki Heston Havaalanı'na gelir,

elindeki kâğıdı sallayıp barış döneminden söz eder.

Bu, Hitler ile gizlice yaptığı, ayrı bir anlaşmadır.

Bu sabah,

Almanya şansölyesi Herr Hitler ile

bir kez daha konuştum.

İşte, benim ismimle beraber

onun ismini de taşıyan belge bu.

Savaşı engellemişti. Hitler'in

Çekoslovakya'ya paldır küldür girmek istediğini bilmeyen yoktu.

Bu engellenmişti.

Dün gece imzalanan antlaşmayı

ve Alman İngiliz Denizcilik Antlaşması'nı halklarımızın bir daha asla

savaşmak istememe arzusunun bir sembolü olarak görüyoruz.

Chamberlain konuşmasını yaparken

Alman güçleri, Sudetenland'a yürümeye hazırlanır.

Mart 1939'da, Hitler, Çekoslovakya'nın kalanını da işgal eder.

Hitler'in planının sadece kaybedilen toprakları almak değil,

Alman sınırlarını daha doğuya taşımak olduğu anlaşılır.

Hitler'in nihai amacı, Orta ve Doğu Avrupa'da

dev bir Alman İmparatorluğu kurmak.

Savaşa gitmeye hazırlar mı? Bu yüzden, hep zorlamak zorunda.

Yavaşça ama emin şekilde. Sırayla,

Avusturya, Çekoslovakya gibi bu kritik ülkeler

domino taşı gibi onun önünde devrilecek

ve o da kendine dev, yeni bir imparatorluk,

Alman halkı için bir oturma odası kurabilecek.

Fransa ve Britanya, Hitler'in sonraki hamlesinin

Polonya olacağı konusunda endişeliler.

Bu kırmızı çizgileri olur.

Hitler, Polonya'yı işgal ederse, savaş ilan edecekler.

Hitler onlara inanmıyor.

Alman şansölyesi, bariz düşmanları Sovyetler'in

vereceği tepkiyi düşünüyor.

Ağustos 1939'da, Hitler, ideolojik düşmanı Stalin ile

saldırmazlık antlaşması imzalar.

Birbirlerine saldırmama sözü vermiş olurlar.

Batı Müttefikleri bu sıra dışı ittifakı anlamakta zorlanırken,

1 Eylül tarihinde, Hitler, Batı Polonya'yı işgal ettiğinde

iki ülke de elini açık eder.

Atlı Polonya ordusu, Alman panzerlerine rakip olamaz

ama yiğitçe savaşırlar.

On altı gün sonra, Sovyetler Birliği, Polonya'yı

doğudan işgal eder.

Bu çok gülünç bir anlaşma.

Rusların bu işten çıkarı, doğuda daha önce kaybettikleri

bazı topraklar da dâhil olmak üzere toprak kazanmak ve özgür kalmak.

Almanların çıkarı ise,

Rusların buna tepki göstereceğinden endişelenmeden

Polonya'yı rahatça işgal edebilmek.

Hatta ülkeyi aralarında bölmek için bir anlaşma yapmışlardı.

3 Eylül 1939 tarihinde, Britanya ve Fransa, sözüne sadık kalarak

Almanya'ya savaş ilan eder.

Hitler bu hamleyi öngörememiştir.

Birleşik Krallık'ın ona savaş ilan ettiğini duyunca dehşete düşer

ve danışmanlarından birine "Sırada ne var?" der.

Çünkü başından beri, Doğu Avrupa'daki

bir sorundan dolayı savaşa gideceklerine inanmamıştı.

Sonraki gün,

İngiliz Yurt Dışı Sefer Kuvveti askerleri, BEF,

dünyanın en üçlü ordusuyla

güçlerini birleştirmek için, Fransa'ya doğru yola çıkar.

Belçika sınırına gelirler,

orada bir Alman saldırısına hazırlanırlar.

Kraliyet Mühendisi Er Percy Taylor Beaton

Londra'dayken çağrılır ve kısa sürede Fransa'daki

Cherbourg'a giden bir tekneye atlar.

İnsanlar tezahürat yaptı, bağırıp çağırdı.

Giden insanlara bakarak ağladılar.

Sokaktaki insanlar bizi görünce tezahürat yapıyordu,

otobüs, Bethnal Green'i terk ettiğinde

oraya binlerce insan gelip

bize el sallamıştı, tezahürat yapmıştı.

Bence herkes savaşı düşünmüyordu.

"Geçip gidecek." olarak düşünülüyordu.

Elbette, başta Fransa'ya vardığımızda, tatil gibiydi.

Çalışılan bir tatil.

Hitler, Britanya ve Fransız ordularının birleşimiyle savaşmaya hiç hazır değil.

Ordusunun, Polonyalıları yenmesi bile 20 gün almıştı.

Greatest Events of World War II in Colour subtitles in other languages

Maoni

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left