Mistari 200 ya kwanza.
Hey! Dursana!
Sana diyorum! Dur!
Bu dünyada türlü türlü insan var.
Hırsızlar.
Polisler.
Yakalayın!
Tanrım!
Nesi var onun?
Hayaletler. Bu dünyada da varlar.
Dur!
1. BÖLÜM
Hayaletleri görebiliyorum.
Hay aksi, beni gördü.
Beni görebiliyorsun, değil mi?
Bir, iki, üç!
Bir, iki, üç!
Beni gördün.
Ve...
Pis kokuyor!
...hayaletlere vurabiliyorum.
Çenemi yerinden çıkarıyordun! Dur, çenem kaydı.
Bir daha gelme, canını yakarım.
Peki efendim. Söz, bir daha gelmem.
Of, çenem!
Gidiyorum efendim.
Yanlış anlamayın. Bir kadına değil,
hayalete vurdum.
Paraya ihtiyacım olunca hayaletleri dövüyorum.
Hayaleti korkutup kaçırın.
Tabii sadece güçsüzleri dövüyorum.
BİR MİLYON WON
BİR MİLYON WON
Bir milyar. Tam bir milyar won.
Hayattaki amacım bu.
HESAP BAKİYESİ: 127 MİLYON WON
Bu gidişle...
...on iki yıl, dokuz ay sürecek.
Daha çok var.
Güçsüzleri yakalamakla olmayacak.
Güçlüleri yakalamaya başlayıp ücreti artırsam mı?
Para arzındaki artış enflasyona sebep oldu diyelim.
J-Eğrisi Etkisi...
Bugünlük bu kadar.
Haftaya dalgalı kur sistemi raporunu teslim etmeyi unutmayın.
Peki hocam.
Araştırma epey kapsamlı olacağından sizi gruplara ayırdım.
Grubunuzla iş birliği yapıp raporu hazırlayın.
Bugünlük bu kadar. Haftaya görüşmek üzere.
Teşekkürler hocam.
5. GRUP PARK BONG-PAL
Bong-pal.
Aynı gruptayız. En iyi öğrenciyle çalışacağım, ne güzel.
PARK BONG-PAL
6. GRUP PARK BONG-PAL
Tek başınızasınız. Beni karıştırmayın. Bol şans.
Kendini beğenmiş pislik.
İstemeden...
Kusura bakmayın.
Affedersiniz! Tuvalete gitmem gerek. Ay!
Tanrım... Teşekkürler.
Of, neredeyim ben yahu?
Efendim...
Buyurun.
Tamam.
Teşekkürler.
-Hizmetiniz için teşekkürler. -Rica ederim.
49. gün görüşürüz.
Aslında... Gerek yok.
Anladım.
Peki.
-Afiyet olsun. -Teşekkürler.
Eskiden çok revaçtaydı. Ne oldu bu keşişe?
Spiritüel gücü çok güçlüydü ve hayaletleri kovardı.
O ihtişamlı günlerinde kasabanın tüm cenaze merasimlerini o yapardı.
Böyle içip et yerse o gücü koruyamaz tabii.
-Eskide kaldı artık. -Susun, duymasın.
Bu romantik mekânda tek başına ne yapıyorsun? Üzgün gibisin.
-Üniversite hayatı böyle yalnız olmamalı. -Evet, olmamalı.
Baksana. Böyle bir kızla
yemek yemek, el ele tutuşmak, çıkmak ne güzel olurdu.
Niye tek başınasın?
Neden, biliyor musun?
Hayır, bilmiyor. Yüzünden belli.
Müsaadenle. Biliyorum, yeni tanıştık ama bekle.
Göz altları şiş ve mor.
Yok bir şey.
Nabzı zayıf. Etrafında karanlık olduğu için!
-Bilmiyor muydun? -Hiç iyi değil.
Biricik dostum, hayaletlere inanır mısın?
Kanka, gayet normal. İnanmayabilir.
Ama bizim farkında olmadığımız bir sürü karanlık var.
Etrafında bir sürü karanlık var. O yüzden yalnız yiyorsun, değil mi?
Korkutucu, biliyorum.
Ama hayaletler etrafımızda.
Hemen arkanda var.
Dur!
-Aman. -Arkanı dönme, sana zarar verebilir.
Ne yapacaksın? Karanlıkta yaşamaya devam mı edeceksin?
Üzerini aydınlatabiliriz.
Neyse, bilgi almak istiyorsan buraya gel.
-İşte. -Al.
HAYALET NET KULÜBÜ KAYDI
Bu karanlıkla birlikte savaşalım!
-Gitti. -Yemeğini de almadı.
-Geri koy. -Tamam.
Zamane çocukları çok düşüncesiz.
Çok şımarıklar.
Cevap bile vermedi.
HAYALET NET
TAHLİYE İHTARNAMESİ
Kahretsin!
Bir haftadır uğraşıyoruz ama kimse kulübe katılmak istemedi.
Böyle giderse cidden atılacağız.
Atılırsam pansiyonun parasını ödeyemem.
Bunları satalım. Olur mu Cheon-sang?
Şimdilik pansiyonun parasını öderiz.
Ne diyorsun sen?
-Onlar bizim için değerli. -Cheon-sang!
Bunları aldığımızdan beri bir şey çekmedik.
Sahilde kaka yapan köpek var anca.
-Hayaletleri çekeceğini mi sanıyorsun? -Evet.
Seni hep kandırdılar mı?
Tek bir görüntü yeter. Cidden, tek bir görüntü ya!
Hem üyeler artacak hem de videoyu satıp para kazanacağız.
Biliyorum.
Onu biliyorum da, ne zaman olacak o?
Gidelim! Gidip bugün çekelim.
Canlı yayın yaparız.
Nereye?
Oraya.
SEOYI KIZ LİSESİ'NDE HAYALET
Cidden tehlikeli.
Bir şey olmaz, değil mi? Cheon-sang?
Cheon-sang?
Ne yapıyorsun?
Ne? Yayına girmeye hazırlanıyorum.
Bu sayede kamerada...
Bak, burada altı kişi öldü. Bize bir şey olmaz, değil mi?
-Altı kişi mi öldü? -Evet.
Olmaz ya, olmaz.
Kanka, deniz piyadesiydim ben.
Hiç korkma.
Ne yiyorsun?
Sakinleştirici.
Hadi gidelim.
HAYALET NET
Bu ne be?
Hayalet Net mi?
-Açık mı? Oldu mu? -Evet, canlı yayındayız.
Tamam, oldu. Hayalet Net'e hoş geldiniz!
-Özel bir canlı yayındayız. -Nerede miyiz?
-Yüreğinizi ağzınıza getirecek bir yerde. -Şu an...
...Seoyi Kız Lisesi'ndeyiz.
-Kes şunu. -Özür dilerim.
Bildiğiniz üzere, yakın zamanda burada yedi kişi hayalet görüp bayıldı.
Okul geçici olarak kapatıldı... Ne var?
Sadako, başka okulda değiliz.
Hiç de bile. Gösterelim.
İşte bakın. Yakınlaşıyorum.
Seoyi Kız Lisesi.
İşte.
-Tamam. -Cheon-sang.
Ne oldu?
HAYALET Mİ GÖRECEĞİZ?
VAY CANINA.
Tabii ki. Size gerçekten hayalet göstereceğiz.
Pekâlâ. Hayaletin göründüğü yeri bulalım.
Benimle gel. Hadi gidelim.
Şu an koridorda ilerliyoruz.
Çok fena korkuyorum.
Bekle, bekle. Şuraya bak.
-Lütfen oyun oynama. -Özür dilerim.
-Üzgünüm, gidelim hadi. -Sakinleşeyim.
Kalk lütfen.
Burası hayaletin birkaç kez göründüğü laboratuvar.
Çok ürkütücü. Korku filmlerinde hayaletler böyle sahnelerde görünüyor.
-Korkuyorum. -Dur.
-İyi misin? -Evet.
-Röportaj yapalım. -Tamam.
-Şu an laboratuvardayım... -Bir saniye.
O ne lan!
Yapma şöyle!
-Tanrım. -Ne oldu?
Bir dakika.
Bir saniye.
Niye? Ne var?
Ne? Ne var?
Bong-pal!
Tanrım.
Yok bir şey. Gidelim hadi. Yukarı çıkalım.
Bong-pal!
Ah ah...
Kapıyı
daha çabuk aç serseri. Az kalsın altıma yapıyordum.
Zili de tamir et. Üç yıldır bozuk.
Yanıma bir tek sen geliyorsun.
Hep yalnız takılıyorsun.
Yarın gidiyorum.
İş gezilerin gitgide kısalıyor.
-İnsanlar gerçek yüzünü gördü galiba. -Ne diyorsun sen?
No comments yet. Be the first to leave one.