Ted Lasso - Third Season

Ted Lasso - Third Season

Pakua Manukuu ya Turkish

Msimu wa 3

Maelezo ya toleo

Ted Lasso S03E03 4-5-1 1080p ATVP WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb | GGWP | ION10 | TORRENTGALAXY | MiNX | XENON
Maoni na Oksuruk
Çeviren: Net-Rip

Lebo

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Yamechapishwa tarehe: 2023-06-07
Upakuaji: 76
Wenye Ulemavu wa Kusikia: No

Hakikisho la manukuu ya Turkish

Mistari 200 ya kwanza.

- Günaydın. - Günaydın. Sana kahve yaptım.

Kafein almıyorum.

Tamam. Vücudun bir tapınak.

Onu bilemem. Daha çok havaalanı kilisesi gibi.

Richmond için büyük gün.

Hani futboldan anlamıyordun?

Anlamam ama Zava kim biliyorum.

Elbette.

Dubai'den dönünce yazar mısın?

- Güvenli uçuşlar. - Sağ ol. Güvenli sürüşler.

Güçlü ve yetenekli bir adamım.

Kahretsin.

HOŞ GELDİN ZAVA!

ZAVA'YA İNANIYORUZ

Tamam. Elbette Zava ilk 11'e girecek.

Bu da demek oluyor ki hesabım...

doğruysa birini yedeğe almalıyız.

Kim olacak?

Bence Colin olmalı.

Colin bukalemun gibi. Her duruma uyabilir.

Daha büyük sorun, Zava'yı forvete alırsan

Jamie ya da Dani'nin orta sahaya geçmesi lazım.

Hangisi haberi daha iyi karşılar? Dani mi Jamie mi?

Dani.

Evet. Yok, Jamie annemin porselen heykelcik koleksiyonu gibi.

- Bu ne demek bilmiyorum. - Narin, küçük bir kancık.

Özlü olmak iyidir ama bazen esprinin asıl ruhu açıklıktır. Sağ ol Roy.

Saat 10.00 olmak üzere. Gitsek iyi olur.

İyi misin?

Biraz gerginim. Sabah hafiften ishal oldum.

Lütfen kitaba koyma.

Yazılışından hiç emin olamadım. Muhtemelen koymam.

İ-S-H-A-L,

ama İngiltere'de sessiz O eklersin. "Hayır, ishol olmuşsun" gibi.

Ben de öyleyim.

Midemde Wayne'in Dünyası 1 ve 2'nin toplamından daha çok düğüm var.

Neden bilmiyorum. Hep büyük atletlerle çalıştım.

Kahretsin, Roy, sen de öylesin.

Yok, Zava gibi değilim.

Yapma, mütevazı olma.

Hatta abart, sonra ayarlarsın.

Hayır, Zava farklı. İzle de gör.

İzlemek yetmez. Onu takımın parçası yapmalıyız.

Bir yıldıza koçluk etmek şey olmaz, "Maria gibi bir sorunu nasıl çözersin?"

Hoş, bana sorarsan o hikâyede asıl sorun Nazilerdi.

- Haksız mıyım Koç? - Hadi, Baş Rahibe,

- doğru tarafından bakalım. - Evet, aynen.

Üzgünüm Roy, sabah bu saatte müzikal muhabbeti

- sevmediğini biliyorum. - Hayır, olur.

Julie Andrews'tan hoşlanırdım. Aslında hâlâ öyle.

Sesi, gözleri, yaramazlık yapınca insanı azarlayışı.

Tamam, yapmalıyız. En sevdiğiniz Julie Andrews karakteri.

Siktir. Maria!

- Her zamanki gibi kararlı. Koç, sen? - Eliza Doolittle.

Sadece ses performansı, bayıldım.

- Profesör Higgins. - Bastır Poppins!

Aynen, yanındayım.

Trent, senin var mı? Mecbur değilsin.

Clarisse Renaldi, Genovia kraliçesi.

Siktir, evet, Acemi Prenses.

Az bilinir. Şaşırttın.

- Vay. - Güzel.

Gerçek olduğuna inanamıyorum.

Çocukken Zava kramponlarıyla oynardım.

Onlarla yatardım.

İlk kez onlarla seviştim.

"Ayağımda onlarla" diyorsun sanırım.

Hayır.

Dün gece restoranda

boyacılar işi bitirirken

Zava'nın en iyi gollerini izleyerek çok keyifli bir saat geçirdim.

Sonunda başım dönüyordu.

Hoş, boya buharından da olabilir.

Zava'nın sahada hareketleri... Panter gibi.

Çok seksi.

Biraz gey gibi oldu.

Ben geyim,

Zava için yani.

Hayır, doğru. Bazılarında yönelimi aşan bir karizma oluyor.

Paul Newman, Idris Elba, Norm Macdonald.

Zava kesinlikle o karizma tekboynuzlarından.

Tamam, ikna oldum.

Evet.

Selam, ne haber adamım?

Bu da ne?

Tamam, millet, hadi. Gösteri vakti. Herkes sahaya.

- Hadi. - Jamie, hadi.

Üstünü değiştir. Yeni takım arkadaşımızı bekletmeyelim.

Yapalım şu işi.

Zava'yı istiyoruz!

Böyle olur işte.

Nerede bu?

Leslie! Elimizde imzalı anlaşma var, değil mi?

Elbette. Elektronik imzası var, yasal olarak bağlayıcı.

Sanırım.

Bir telefon edeyim.

Menajerini aramamış

ama telefonunun izini sürmüş, Mikonos'taymış.

Yine fikrini değiştirdiğiyse tamamen beceriksiz görüneceğim.

Onları bir şekilde neşelendirmeye çalışsak?

Gömleğimi çıkarıp sahada koşmamı ister misin?

Shandy olmalısın.

Shandy bugün beni izliyor. Olayı anlamak için.

Nihayet tanıştığımıza çok memnunum.

Bir ara kahve içip beynini didiklemek isterim.

Boyun kaç?

- Shandy. - Evet?

Ürün standına gidip ürünleri yarı fiyatında satmaya başlar mısın?

- Harika fikir. - Evet, sağ ol.

- Gömleğini çıkarma. - Tamam. Tabii.

Hoşça kal bebek.

Çok heyecanlı.

Kahretsin. Ben geciktim.

Neye?

Hiç. Aptalca bir şey. Sonra anlatırım.

Gizemli Rebecca'yı seviyorum.

Millet. Zava'nın doğru adresi aldığına emin miyiz?

Şu anda Virginia'nın ortasında bizi beklediğini

düşünmek istemem.

Avukatlarla Zava'nın anlaşmasını konuştum.

Elektronik imza yasal yönden yüzde yüz bağlayıcıymış.

Küçük bir sorun, adını yazmak yerine "Bir şey değil" diye imza atmış.

Kahretsin. Ne yapacağız?

Bakın, yıldızlar kendi kurallarına göre davranır.

98'de The Cubby Bear diye bir yerde sahne almaları için

Public Enemy'yi üç saatten uzun süre bekledim.

Boynunda dev bir saat olan biri o kadar gecikiyorsa

sorun zaman değildir.

Bir şey anlatıyordur.

Tamam, iptal ediyorum. Yukarı çıkıp ne yapacağımızı bulacağız.

Leslie, kalabalıkla konuşup bir şey söylemeni istiyorum.

Elbette Rebecca. Hallederim.

Üniversitede diskjokey adım Hasar Kontrolü'ydü.

Çaldığını bilmiyordum.

Aslında çalmadım ama başlarsam diye ismi buldum.

- Kahretsin. Hadi, gidelim. - Evet.

Köpek Pisti'ne hoş geldiniz.

Sen de kimsin?

Buna inanamıyorum. İnsanlar bu deliye neden tahammül ediyor?

Çünkü insanlar olarak dehaya uyum sağlarız.

Yaşayan en büyük oyuncu kim?

Veya emekli olmadan önce kimdi?

- Daniel Day-Lewis. - Tony Curtis.

Yaşayan mı? Jackie Chan. Dur, emekli mi dedin? Daniel Day-Lewis.

Aynen öyle. Bir role girince çıkmaz

ve diğer herkes ona uyum sağlar.

Lincoln'ı çekerken Sally Field'a

Abraham Lincoln olarak mesaj attığını biliyor muydunuz?

Çok saçma. Abraham Lincoln mesaj atamazdı.

Aynen. Telefonuna her baktığında şapkası düşerdi.

Bakın, Zava dâhi olabilir belki ama bencil bir pislik olduğu kesin.

Masan bisküvi kırıntısı dolu.

Ne yapıyorsun sen? İki saattir seni bekliyoruz.

Zaman bir kurgudur, cinsiyet ve alfabelerin çoğu gibi.

Kalk koltuğumdan!

Teknik direktörün.

Selam, nasılsın? Adım Ted Lasso.

Liderim,

ben altın dolu boş bir kabım.

Senin kayanım. Şekillendir beni.

Konuştuğun gibi gol atabilirsen sorun yok dostum.

Tamam. Bu da Keeley Jones.

- Halkla ilişkilerimizi o yürütüyor. - Selam.

Kraliçem.

Bugün yaptıklarım işinizi çok zorlaştırdı.

Hayır, endişelenme. Reklamın kötüsü olmaz, değil mi?

Doğruluğum, bu ifadeyi kabul etmeme izin vermiyor.

- Tanrı aşkına. - Humusa alerjisi var.

- Evet, biliyorum. - Tanrım. Buradasın.

Sen de oradasın.

Ve bu da Leslie Higgins, futbol müdürümüz.

Sen zamksın.

Çok sağ ol.

Şimdi gidip takımı göreceğim.

Nereye gittiğini biliyor musun?

Bilmiyorum!

Şaka mı bu? Vay canına.

Bir şey diyeceğim, gerilirse diye onunla gitsem iyi olur belki.

Utangaç olabiliyor gibi geldi bana.

Harika. Şimdi de acelem var.

Leslie, söylesene, hasar kontrolü nasıl gitti?

- Berbattı ama Leslie çok şekerdi. - Sağ ol.

- Bu kim? - Shandy. Birlikte çalışıyoruz

ve çok iyi arkadaşımdır.

- Zava geldi mi? - Burada mı? Gördün mü?

Evet, demin yukarıdaydı.

- Ne? Burada mı? - Burada!

- Bu binada mı? - Burada olmalı.

Tanrım.

Tamam, belki ayrılıp...

YAVAŞ VE İSTİKRARLI GİDEN KAZANIR İNAN

Bana dokundu.

Melek gibi.

Adamı neden aşağılıyorsun? Belli ki o bir tanrı.

Odadaki en önemli kişiyle konuşarak başlayacağım.

Top toplayıcı hanginiz?

Evet, o genelde...

Benim. Adım Will.

Ben...

- Will. - Evet.

Maoni

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left