முதல் 200 வரிகள்.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Madrid'in taksi şoförleri grevin onuncu gününde
yerel yönetimle anlaşma sağlayana dek devam edeceklerini açıkladı.
Taksiciler sendikası yılda binlerce avro kayba yol açan
paylaşımlı yolculuk hizmetlerine düzenleme getirilmesini istiyor.
Belediye, grevi en kısa sürede bitirmek için görüşmelere başladı.
Amaç taksiler ve özel taşımacılar için eşit bir zemin oluşturarak...
Taksiler birleşin, zafer hepimizin!
Taksiler birleşin, zafer hepimizin!
Val, çayın yatak odasındaydı.
Ortalık ne karıştı. Bu şekilde yazamam ki.
-Teslim tarihini ertelemelerini istesen? -Yine mi?
Nisan demiştim, mayıs oldu.
İlk bölümü yakında vermezsem yayımlamazlar.
-Fikrimi anlatayım mı? -Val, gitmeliyim. Üzgünüm.
-Sonra olur mu? -Çıkış saatime bağlı.
Bilemedim. Bak şimdi...
Birinci tekil şahısta, mektuplar üzerinden anlatayım diyorum.
Eski bir numara değil mi o?
Bilmem...
Müzedeki görüşmen kaçta?
-Dörtte. -Geç kalma. O iş bizim için süper olur.
-Tamam. -Öpeyim. Hoşça kal.
Aralarındaki mesafenin önemi yoktu çünkü düşünceleri cisimleşiyordu.
Yere düşüp zıplayarak uzaklaşıyorlardı.
İLHAM GELMESİ İÇİN NE YAPILABİLİR?
Rekor sürede nasıl roman yazılır?
Rekor sürede roman yazmak istiyorum ama taklitçi sendromu yaşıyorum.
Neden bu kadar çok yazarı etkiliyor?
...birden göründüğü kadar akıllı olmadığını anladığı için
dehşete kapılan insanlar...
Hay sıçayım!
TAKLİT
ELÍSABET BENAVENT ROMANLARINDAN ESİNLENMİŞTİR
SIKI DOSTLAR
İHTİYACIN OLMAYACAK AMA İYİ ŞANSLAR
BU İŞ SENİN!
TEŞEKKÜRLER KIZLAR
AMA BU BENİM İÇİN DOĞRU İŞ Mİ, EMİN DEĞİLİM
DÖRT SAAT ÇALIŞIP BÜTÜN GÜN YAZACAKSIN. MÜKEMMEL!
HEY! MORALİNİ BOZMA! BU İŞ SENDE!
KENDİNİ HAFİFE ALMA SANA İLHAM VERECEK, EMİNİM
DÖRTTE DEĞİL MİYDİ?
Siktir!
MÜZE
-Vay canına! Her işi yapmışsın. -Mezun olduğumdan beri çalışıyorum.
Ama gördüğüm kadarıyla çok iş değiştirmişsin.
Evet, hâlâ benim olayıma uyan bir iş bulamadım.
-Neyine? -Yazarlığıma.
Demek bir de yazarsın.
Evet. Bir öykü ödülü kazandım ve ilk romanım da yayımlanıyor.
-İlk taslağı haftaya vereceğim. -Harika. Konusu ne?
Şey... Bu...
Bir...
Gerilim romanı.
Bu işle yazarlığı dengeleyebilecek misin?
Kesinlikle.
Ama pazartesiden cumaya sekiz saat mesai var.
Sekiz saat mi? Ama yarı zamanlı diyordu.
Hayır, güvenlik görevlisi işi tam zamanlı.
-Hâlâ ilgileniyor musun? -Evet, tabii.
Emin misin?
Ayrıca ayda bir hafta sonu çalışman gerek. Bazı tatillerde de.
Perşembeleri sekizden on ikiye kadar da etkinliklere gelmen gerek.
-Sabah mı? -Akşam.
Sorun değil.
Kızlar, görüşmemiz gerek.
Şehirdeki tüm biraları içmek istiyorum.
Gece dışarı çıkalım. Bu bir rica değil. Akşam görüşüyoruz.
Dediğin gibi Lola, "Şüpheye düşersen arkadaşlarını ara."
Yardımınız lazım.
Sergio'yla planın varsa iptal et.
Unutma, İspanyolların sadece yüzde 40'ı haftada bir kez seks yapıyor.
Peki ya sen Carmen?
Umarım sırf Borja'yla konuşmak için mesaiye kalmayacaksın yine.
Hadi ama. Tavsiyene ihtiyacım var.
Nerea, ofiste etrafın sefil hayatlarından şikâyet eden insanlarla çevrili
ve sorunları önemli, eminim.
Ama bu gece benim şikâyetlerimi dinlesen olmaz mı?
Ayrıca evet, bana gülebilirsin.
Size bir test gönderdim.
Üç soruya "evet" derseniz
yakın ilişkilerinizde bağımlısınız demektir.
Testi yaptım ve temiz çıktım.
Ruh hayvanı testi gibi. Ahtapot olmak fare olmaktan iyidir.
Bu arada sezon finalini konuşmalıyız...
Üçüncü sezon olacağına inanamıyorum.
Kadını dikiz aynasındaki parmak iziyle suçlamak nedir ya?
Hadi ama! Olacak iş değil.
Lanet olsun Carmen. Pardon. İzlememiştin daha, değil mi?
Siktir, özür dilerim.
Sen de şu yeni filmin sonunu söyle...
Carmen, metroya geliyor musun?
Yarınki toplantı için fikirlerimi paylaşırım.
Treni kaçırmak istemiyorum.
-Tabii. Evet, sorun değil. -Bir dakika ver. Olur mu?
Tamam.
Ben masamda olacağım.
Nerea. Geliyorsun, değil mi?
Ailene eve 11'den sonra döneceğini söyle.
Bu arada Mordor'a dönmen için verdiğim 20 avroyu da getir mümkünse.
Teşekkürler!
Madrid'in sesini unuttum resmen.
Taksi kornalarına alışıyorum.
Hoşça kalın kuşlar!
Sanki kuş vardı da.
Dur. Farklı bir sokaktan gideyim.
Taksi olayıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Tamam, şimdi susuyorum. Akşam konuşuruz bunu.
Yani gelemezseniz de sorun değil ama gelirseniz çok iyi olur.
Pekâlâ, şimdi sırt sırta verin.
Ciddi durun. Güzel.
İşte bu. Kolları kaldırın.
Kötü çocuk gibi bakın.
İşte bu.
Gülümsemek yok.
Harika.
Şimdi de yakın mı dursak?
Evet, lütfen.
Hayır!
Sarılmanıza gerek yok. Tipik pozu istemiyoruz.
Ama aşk pozu istemez miyiz hiç?
-Soğuk mu oldu? -Tamam.
-Deneyelim mi? -Azıcık.
Tamam...
Bir tane de oturarak çeksek? Başkan gibi dursak...
Hadi. Ben başkanım, sen de first lady.
-Aynen. -Böyle mi?
Hadi.
Dur, bu tarafım daha iyi.
Çok hoş.
-Çok iyi! -Selam!
İşin bitince beş dakika konuşalım.
-Nashville mi? Oraya mı taşınıyorsun? - Country müziğin kaynağına.
Orada da fotoğraf stüdyosu mu kuracaksın? Anlamıyorum. Neden ki...
Başka stüdyo mu? Fotoğrafçılık öldü.
Eskiden uzman olduğun için sana gelirlerdi.
Ama bu, her şeyi mahvetti. Artık herkes fotoğrafçı.
Arkadaşın barında çalışacağım.
İyi bira, iyi müzik. Hayattan tek isteğim bunlar.
-Burası ne olacak? -Çinli yatırımcılar.
-Hadi be. Her şeyi çözdün demek. -Hepsi bu değil.
Yeni patronun.
Bir buçuk milyon takipçi. 69'daki Woodstock'tan fazla.
KundAlicia mı?
-Lanet bir YouTube yogisi. Harika. -Yeğenim.
-Benim hatam, bilmiyordum. Pardon. -Kameraman arıyor.
-Ama özgeçmişimde nasıl durur, bilemedim. -Başka çaren var mı?
Nane şekeri?
-Seksiymiş. -Çok tatlı.
-Köpek fazla mı olur? -Bu, çok mu pahalı?
Fabrika satıştan 600'e alırsın.
Harika! Oraya uzay gemisi ne kadar tutuyor?
-Sana bir sürü ilan gönderdim. -Sağ ol. Harikasın.
Ne oluyor? Yuvadan uçacak mısın?
Aileme yüksek lisans borcumu ödemeden olmaz.
Bebeğim, onlara çalışıyorsun. Zam istesene.
Zor. Şirket sıkıntıda, o yüzden maaş arttıramayız.
Bak! Bir dağcı daha.
-Ne? -Beşinci oldu. Biriktiriyorum.
-Bakayım. -Eşleştik, altı oldu.
Kusura bakmayın kızlar. Çok beklediniz mi?
Hayır. Podcast'ini bitiriyorduk biz de.
-Abartmış mıyım yine? -15 dakikalık sesli mesaj!
Bizim de hayatımız var. O sürede Sergio'yla üç kez yapardık.
Üç mü? Rüyanda. Evli adam o kadar dayanamaz.
Sen iyi bilirsin.
-Sadede gelelim. Görüşme nasıldı? -İyi. Arayacaklar.
Çok heyecanlı görünüyorsun.
İş tam zamanlı çıktı.
Hafta sonları ve tatillerde çalışmam gerekecek.
Romanı bitirmem gerek benim.
-Ne? -Paraya ihtiyacın var sonuçta.
Yazmak için zamana da.
Yani aramasınlar diye dua ediyorsun.
Bakın, ilk bölümün teslimine bir ay bile yok.
İyi olmalı, tamam mı?
Sevdiği işi yapma şansı bulan kaç kişi tanıyorsunuz?
-Müzenin aramamasına içelim. -Teşekkürler.
Aramamalarına.
Korkunçsunuz!
Evet. Ama madem işsizim, 20 avromu ver.
Ne var ne yok?
Dökül Nerea. En son ne zaman seviştin?
Nasıl sevişeyim? Gey bara gitmiyoruz ki.
Doğru. Hem nereye götüreceksin?
Eve gidemezsin sonuçta. "Sürpriz! Lezbiyenim!" mi diyeceksin?
Ailenle konuşmalısın.
-Evet. -Ben de Borja'yla konuşmalıyım.
Konuşmakmış.
-Ağzını kullan yeter. -İlk ondan bekliyor.
-Bilmem... -Daha iyi.
Bırak o yapsın.
Hayır, öyle değil. Dur.
Şey... Haklısın. Ben...
Erkeklere yazamıyorum. Bilmem. Geriliyorum. Kekeliyorum.
Kekelemek hiç seksi değil.
-Hayır. -Onunla konuşurken aklımdan geçen şu.
"En son ne zaman gözlerimi kırptım?"
-Ne? -Bu akşam rastgele bir adamla denesen?
No comments yet. Be the first to leave one.