Snitch

Snitch

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

வெளியீட்டு விவரம்

Snitch 2013 720p BluRay x264 YIFY
கருத்துரை வழங்கியவர் CSTGT

குறிச்சொற்கள்

BluRay
x264
720p
720
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2024-04-03
பதிவிறக்கங்கள்: 57
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

Çeviri: nothingbutnet. İyi seyirler.

Düzenlediğimiz partide, binden fazla insan vardı dostum.

Hadi canım. Aman Tanrım. Oraya gelmek için sabırsızlanıyorum.

Sana başka ne ayarlayabiliriz biliyor musun? Biraz hap dağıtmamda...

...bana yardım et, sana çok sağlam para bırakırım dostum.

Konusu açılmışken, tatili başlatmak için iki poşeti bitirmem lazım.

İki poşet mi? Bu neredeyse 2 bin hap eder.

7 bin dolardan bahsediyoruz. Ve bir kısmı da senin olabilir.

Hayır, ben böyle iyiyim.

Dostum senin bir şey yapmana gerek yok.

Sadece paketi senin evine postalayacağım, tamam mı?

Bunlar yanımdayken hareket edemem.

- Bilemiyorum dostum. - Hadi ama ben gelene kadar sadece bir gün.

Hatta birazını kullanabilirsin. Amanda kullanmak için can atıyor demiştin.

- Sonra konuşuruz, tamam mı? - Sana mesaj atarım. - Hayır, atma.

- Telefonu neden açmıyorsun? - Craig'le Skype'tan konuşuyordum.

Alo.

Selam Maggy. Hayır Nick işten çıkarmaların bizim bölümü etkilemeyeceğini söyledi.

Gerçek olaylardan esinlenilmiştir.

Mike, anlıyorum ama o dört tırı almam gerekiyor.

Ondan daha az olursa almamın bir anlamı olmaz.

Kiralamaya devam etsem daha iyi olur.

Onların işi bu, bağıran çağıran adamlar senede bir kez bir araya gelirler...

...benzin fiyatları artmadan hücum ederler.

Yapacaklar, çünkü paçayı sıyaracaklarını biliyorlar.

- Sözleşmeyi gördün mü? - Evet, gerçek. Sadece ne zaman başlayacağını bilmiyorum.

Ne kadar borç almam gerekecek?

Tamamdır. Biraz paramızı hareketlendirelim.

Bütün hayatım risk almakla geçti. Şimdi de aynısını yapabilirim. Kapatmalıyım.

Sağlam bir haftaydı çocuklar, sağ olun.

Analisa sana şapka ve balon aldırıyordur diye düşündüm.

Hâlâ Izzy'nin pastasını almakla uğraşıyorum.

- İyi şanslar. - Buna ihtiyacım var. İyi hafta sonları Wayne. - Görüşürüz.

Belirlenen saatler dışında burada mesai ücreti yoktur.

Mesai ücreti için yapmıyorum efendim. Adamın biri palet kırmış...

...bunları yağmurdan korumalıyım. Bu akşam yağmur yağacak.

Söylediğin iyi oldu.

Efendim ben hallederim. Cidden kirlenmenizi istemem.

Sorun değil. Birlikte yapalım.

- Ben John Matthews. - Daniel James.

Tanıştığımıza memnun oldum Daniel.

Bunun için endişelenme.

- Burada ne kadar zamandır çalışıyorsun? - Yani sizin için mi?

3 hafta kadar oldu.

Şimdiden maaşıma zam yapmayı mı düşünüyorsunuz?

- Hiç şansın yok dostum. - Denemeliydim değil mi? -Çalışmaya devam.

- Jason Collins için bir paketim var. - Evet benim.

- Şurayı imzalayın. - Teşekkürler.

- İyi günler. - Sağ ol.

- Arama emrimiz var. Narkotik. - Kapıyı aç.

Arka çitlerden kaçıyor.

Yat. Yere yat.

- Merkez dinlemede. - Rapor veriyorum. Zanlıyı yakaladık.

Topkekler geldi.

Çok güzel görünüyor.

Seni seviyorum.

- Selam bebeğim. - Eğleniyor musun Izzy?

Selam Sylvie. Seni sonra arasam olur mu?

Ne?

- Bir şey söylediler mi? - Çağrılana kadar burada beklememi söylediler.

Ona sanki ağır bir suç işlemiş gibi davranıyorlar John.

Tamam. Bunun üstesinden geleceğiz. Soyadı seninki mi benimki mi?

Benim soyadıma geçtiğini biliyorsun. Neden soruyorsun ki?

- Merhaba, oğlum Jason Collins... - Oturun ve çağrılana kadar bekleyin.

En azından nerede olduğunu söyleyin.

- Farklı bir şeyler dikkatini çekti mi? - Ne gibi?

Onunla ilgili, kiminle takıldığıyla ilgili olağan dışı bir durum var mıydı?

Hayır John. Bir şey dikkatimi çekmedi.

Bu tamamen saçmalık. O iyi bir çocuk.

- Mike bir avukat gönderiyor. - İyi, paran yeter.

Bırakmamış mıydın?

- Bay ve Bayan Matthews? - Evet.

- Geldiğiniz için teşekkürler. - Jason nerede?

Tutulduğu hücreden duruşma salonuna naklediliyor. Akşama doğru...

...hakim karşısına çıkarılması planlanıyor. Biraz zaman alabilir.

Sorun değil. Onu biraz hapiste tutalım. İyice korksun.

Kimse oğlunuzu korkutmak istemiyor. Bu federal bir dava.

Buldukları ekstazi miktarı Jason'ı uyuşturucu...

...satıcılığından suçlayacakları anlamına geliyor.

Jason bir arkadaşının uyuşturucuları evine göndermek istediğini söyledi.

- Hangi arkadaşı? - Craig Johnson.

En iyi arkadaşı. Tanrım, Craig'i küçüklüğünden beri tanırım.

Bay Johnson hapları postalarken yakalanmış ve hükümetle çalışmayı kabul etmiş.

"Hükümetle çalışmayı kabul etmiş" de ne demek?

Craig ve Jason minimum federal ceza ile yargılanacaklar.

Bu yasalar büyük suçluları yakalamak için tasarlandı...

...uyuşturucu satıcılarını yakalayıp diğer satıcıları ispiyonlamaları ve...

...kendi cezalarında indirim almak için. Ama, mahkum olanların çoğu...

...oğlunuz gibi ilk kez yakalananlar.

- Yani Craig, Jason'ın adını veriyor. - Evet, cezasını azaltmak için...

...Craig narkotiğe, Jason'ın hapları evine göndermesini kabul ettiğini...

...ve satmak için de yardım edeceğini söylemiş. - Ne?

- Jason bu suçlamaları reddediyor. - Ona inanıyor musunuz?

Tabii ki inanıyorum. O böyle bir şeyi asla yapmaz.

Şartlı tahliyeden mi bahsediyoruz yoksa bu suçtan hapse girebilir mi?

Zorunlu minimum yasalar gayet basit. Hapiste kalacağı süre...

...uyuşturucu miktarına bağlı. Bu suçta hafifletici ceza yok. -Bu ne demek oluyor?

Jason zorunlu minimum ceza ile karşı karşıya, 10 yıl.

- 10 yıl mı? - Kafayı mı yedin sen?

Daha yeni üniversiteye kabul edildi. John, söyle onlara.

Tanrım.

Jason.

Amerikan Hükümeti Jason Collins karşısında.

Kefaleti nasıl reddederler? Daha önce hiç tutuklanmamıştı.

Gerçeği öğrenmek istiyor musun? Böyle bir şeyin olacağını biliyordum.

Bir üniversiteye göndersem hallolur diyordum, ama hayır.

Jason'ın gerçek sorumluluğun ne demek olduğuyla ilgili en ufak bir fikri yok.

Özellikle Sylvie ona sürekli bebek muamelesi yaparken.

Ve kendi oğlun seninle hiçbir şey yapmak istemediğinde...

- Bu doğru değil. - Öyle mi? - Bu hiç de bile doğru değil.

Çocukların boşanma süreçlerini atlatmaları zor oluyor.

Babam bizi terk ettiğinde ben de öyle davranmıştım.

İyi güzel ama o artık bir çocuk değil. O hücrede durduğu sürece değil.

Fıskiyeler mi açık? Her şey boka sarmak zorunda mı?

Durum şöyle. Çok basit, onlara satıcıları yakalamaları için yardım edeceksin...

...onlar da cezanı 10 yıldan 2 yıla indirecekler. Bir yılı ertelemeli.

Sana söyledim, başka kimseyi bilmiyorum. Sadece Craig'i biliyorum.

Hadi oradan. Annen daha önce üzerinde esrar kokusu olduğunu söyledi.

- Onu nereden buldun? - Jason, durum ciddi.

Hadi tatlım, esrarı sana kimin sattığını söylemelisin.

Satın almama gerek yoktu. Amanda'nın babası yetiştiriyor.

Tıbbi lisansı var. Yasaldı.

Sadece biraz aldım. Sadece denemek için.

Tamam. Orada hiç satıcılıkla ilgilenen esrar kullanan arkadaşın var mıydı?

Ne, birini tuzağa düşürmek gibi mi? Craig'in bana yaptığı gibi?

Hayır.

Uyansan iyi olur. Hemen uyansan iyi olur çünkü bu gerçekten oluyor.

Onlarla iş birliği yapacaksın ve satıcıları yakalamalarına yardım edeceksin.

- Duydun mu beni? - Şansımı mahkemede deneyeceğim.

Hayır yapmayacaksın. İş birliği yapmazsan minimum limiti 30 yıla çıkarabilirler.

Bu da demek oluyor ki ancak 50. doğum gününde dışarı çıkabilirsin.

- Ve suçun %90'ı senin diyorlar. - Jason, bebeğim. Lütfen onu dinle.

Başka seçeneğimiz yok.

- Kimseye tuzak kuramam. - Bebeğim, lütfen. - Yapamam.

Yapacaksın. Dinle beni kahrolası.

Ne yaptığını bildiğini mi sanıyorsun?

Ne olduğunu anlayana kadar hapiste 10 sene geçmiş olur.

Bunun sana olmasına izin veremem oğlum. Duydun mu beni?

Bunu yapması gereken kişi sen değilsin.

Günaydın John. Sana bir şey göstermem gerek. Bunlar...

Ne kadar güzeller değil mi? Diğer ikisinin de gelecek ay hazır olacağını söylediler.

Harika. Bir telefon etmem gerek.

Terry, ben John Matthews. İyiyim.

Kesinlikle gideceğiz. Birkaçını avlayacağız. Çok yakında. Sana bir şey sorayım.

Joanne Keeghan'ı tanıyor musun? Şehir merkezinde bir avukat.

Bay Matthews, bu şehirde çok arkadaşınız var. Bir saatte dört kez aradılar.

- Eminim siz de çocuklarınız için aynısını yapardınız. - Benim çocuğum yok.

Tamam, bir bakalım. 18 yaşında.

Çok genç yaşta baba olmuş olmalısınız.

Üniversite ikinci sınıfta. Annesi ve ben lise aşıklarıydık.

Benim sempatimi kazandınız.

Ama ben yasalara inanırım.

Şu an savaş halindeyiz. Sadece uyuşturucuya karşı değil ayrıca sebep olduğu şiddet ile.

Kötü bir şekilde kaybediyoruz. Hepimizin iyiliği için bunu tersine çevirmeliyiz.

Bayan Keeghan, size katılıyorum. Gerçekten.

Ama oğlum Jason, uyuşturucu satıcısı değil. O iyi bir çocuktur.

Sadece bir hata yaptı. Gençliğine ve saflığına verin.

Bu durumdan kurtulmak için her şeyi yapmaya hazır.

Bildiği tek uyuşturucu satıcısı Craig Johnson. Ki siz de onu göz altına aldınız.

- Bunu duyduğuma gerçekten üzüldüm. - Lütfen, yapabileceğim bir şeyler olmalı.

Yasalar oluşabilecek özel durumları engellemek için tasarlandılar...

...bu yüzden gayet basit. Oğlunuzun tutuklamayı yapmamıza yardım etmesi gerek...

...böylece biz de cezasında indirim yapabilelim.

Yapamazsa, ya da yapmak istemiyorsa bizim de yapabileceğimiz bir şey yok. Üzgünüm.

Şimdi, başka bir yerde olmam gerekiyor.

- Onun yerine ben yapsam? - Ne? - Tutuklamayı yapmanıza ben yardım etsem?

- İşler bu şekilde yürümüyor. - Lütfen. Sadece oğluma yardım etmek istiyorum.

Anlıyorum. Gerçekten üzgünüm ama...

...elim kolum bağlı. Yapabileceğim bir şey yok. Uğradığınız için teşekkürler.

- Merhaba. - Merhaba.

- Kimi göreceksiniz? - Jason Collins.

Şurayı imzalayın.

- 3 numaralı görüşme odasına geçin. - Teşekkürler.

Ne oldu?

Hiçbir şey.

Söyle bana, sorun değil.

Konuş benimle oğlum. Sorun yok, söyle bana.

Hani birileri evinin duvarlarını boyamış yazılar yazmıştı, hatırlıyor musun?

Bendim.

Sen bunları temizlemeye çalışırken köşede oturup gülüyordum.

Şu an bunun hiçbir önemi yok Jason.

Bunu en son yaptığımda şehir dışında olduğunu bilmiyordum.

Analisa tüm o şeyleri temizlemeye çalışırken onu izlemek ağırıma gitti.

Ben de sanki oradan geçiyormuş gibi yaptım.

- Ona yardım ettim. - Bana söylemişti.

Senin büyük bir eve taşınıp yeni ailenle yaşamandan nefret ediyordum.

Annemle ben o eski evde sıkışıp kalmıştık.

Benimle yaşamanı istedim.

Seni hayatımda istedim.

Bu benim hatamdı, senin değil.

Hiç evde değildim. Hep direksiyon sallıyordum.

Sürekli çalışıyordum. İşlerle uğraşmaktan...

...sana hiç babalık yapamadım.

Aynen bunu yaptım.

O paketi hiç kabul etmemeliydim. İçinde ne olduğunu biliyordum.

Getiren adama yanlış adrese geldiğini söylemeliydim.

Sırf Amanda'yla bir şeyler denemek istiyoruz diye yapamadım.

Yemin ediyorum baba, asla ama asla o şeyleri satmayı düşünmedim.

Ben uyuşturucu satıcısı değilim. Bana inanıyorsun değil mi?

Tabii ki sana inanıyorum.

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left