Drifting Clouds

Drifting Clouds (Kauas pilvet karkaavat)

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

வெளியீட்டு விவரம்

Drifting Clouds 1996 BluRay 720p 700MB-Ganool
கருத்துரை வழங்கியவர் bisounours

குறிச்சொற்கள்

BluRay
720p
720
ganool
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2014-07-19
பதிவிறக்கங்கள்: 24
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

DRIFTING CLOUDS / SÜRÜKLENEN BULUTLAR

Çeviren: JaguaR

- Aperatif almak ister misiniz? - Hayır, teşekkürler.

Baş garson...

Gelebilir misin, aşçı yine tekrarladı.

Amir, kapıya git.

İşe dönün... hepiniz.

Dikiş atılması lazım, yoksa tam iyileşmez, kangren olabilir.

- Restoran kapanınca giderim. - Şimdi gidiyorsun.

Ya isyan çıkarsa? Amir'in gücü yetmez.

- Sen git. - Tamam patron.

Beğendiniz mi?

Kolay, değil mi? Daha önce her seferinde kalkmanız gerekiyordu. On iki kanal birden.

Aynı zamanda renkli.

Mutlu musun?

Taksitli, değil mi?

Başka? İlk ödemeler İlk ödeme baharda.

Kitaplık için ödeme yapmadık daha ve kanepeyi de.

İcabına bakarız, dört yıl...

O zaman bir kaç kitap alabiliriz de.

Pekala o zaman.

Yatmaya gidelim mi?

Tamam.

- Ben gidiyorum. - Güzel.

- Çöpü götüreyim mi? - Götür.

On yılın en şiddetli fırtınası Filipinleri sallıyor.

250.000 kişi evini terk etti.

80'den fazla kişi kayıp ya da ölü.

Nijerya insan hakları savunucusu idam edildi.

Romancı Ken Saro-Wiwa ve Ogon azınlığının diğer sekiz temsilcisi...

asılarak ölümle tanıştılar. Nijerya askeri cuntası...

sanıkların kendilerini mahkemede savunmasına izin vermedi.

- Bu ne şimdi? - Bir duyuru olacak.

Pekala herkes burada.

Şirketteki gelişmeler olacak. Kesinti yapılacak.

Dört kişi gitmek zorunda.

Ben seçim yapmayacağım, bırakalım kartlar karar versin.

Lütfen.

- Üç dikiş. - Ne kadar?

100 doktora, elli de taksiye.

Teşekkürler.

Gel Lajunen, müdüre hanım seninle görüşmek istiyor.

Anlıyorum. Ayrılmak zorunda mı kalacağım?

Henüz değil... Son uyarı.

- Paramı geri istiyorum. - Ne için?

- Katlanılmaz saçmalık! Paramı verin! - Ödemediniz bile.

- İşte bu. İnsanları aldatıyorlar. Hoşça kal! - Peki ya köpek?

Ver bana.

Yarın ararım.

- Sanırım iyiydi. - Saçmalık.

Komedi sanırsın. Bir kere bile gülmedim.

- Kasiyerin hatası değil. - En azından acımı dindirdim.

Senin kız kardeşin o.

Daha kötü olsun.

Bir yerlere gidelim.

Senin neyin var bugün?

Uzun bir süre sonra ilk gece dışarı çıkmam.

Hiç adil değil.

Gece çıkması değil.

Bir ay önce işten kovuldum. Bugün son günümdü.

Ve bana söylememiştin.

Kötü haber bekleyebilir.

Ama niçin?

Çoğu yola para ödemez. İnsanların yarısı arabayla gelir, diğerleri metroyla.

Geri kalanlar yürümez bile.

Kartlar karar versin dedik. Ben kaybettim.

- Peki ya şimdi? - Bilmiyorum.

İşsizlik parası için başvurmalısın.

Ben yalvarmam, beni bilirsin.

Yeni bir iş bulacağım, bağlantılarım var.

Zavallı Lauri.

Acınmaya ihtiyacım yok.

Ağaçlar hala büyüyor.

Garson, bir tane daha.

İyi şanslar.

Bir profesyonelin şansa ihtiyacı yoktur. Seçenekleri inceleyip en iyisini seçeceğim.

Zor günlerdeyiz. Şansın var ki hala gençsin.

Elli bile değilsin hayatım.

- Gidiyorum artık. - Ne?

- Gitmeliyim. - İyi günler.

- Teşekkürler, mutfakta yiyecek var. - Tamam.

Affedersin, ama henüz açılmadık.

Önemli değil. Müdürü çağır.

Burada değil. Eğer aramak isterseniz...

Burada olmalı. Randevumuz var.

Müdüre hanım...

Sizi soran bir kaç kişi var.

Biliyorum. İçeri gelmelerini söyle.

Banka sahiplerini değiştirince bütün borçlar bir araya toplandı.

Onlara yapamayacağımı söyledim.

Haftalardır yeni müdürle tanışmaya çalışıyorum ama benimle görüşmedi.

Sonra restoran zinciri benimle iletişime geçti ve

Dubrovnik'i satın almayı önerdi.

Tam da faizle borçların toplamı kadar.

Bir tesadüf şüphesiz.

Şüphesiz.

Özellikle yeni banka müdürü zincirin yönetim kurulundaysa.

Kardeşim avukat, açık artırma ile satmamı tavsiye etti..

Bunu bile yapamadım.

Otuz sekiz yıldır açığız. Modernize etmeliydim.

Müşteriler yaşlanıyor, eskisi kadar içemiyorlar.

Kocam hayattayken her şey farklıydı.

Yarın personeli bir araya topla, onlarla kendim konuşacağım.

- Çok sigara içiyorsun. - Haklısın.

- Bir şeye mi canın sıkıldı? - Uyuyamadım.

- Üzerinde paltoyla mı? - Evet.

- Bu tuhaf. - Değil.

- Biraz daha çay içeyim mi? - Kahve.

- Sonra gece uyuyamıyorsun. - Az sonra sabah olacak.

Bir kaç hafta içinde ücretleriniz hesabınıza yatacak.

Ve referanslarınızı yazar yazmaz adreslerinize postalayacağım.

Bugün son mu? Bugün açmayacak mıyız?

Bugün son kez ve sonra kapalıyız.

Yarın bu yerin sahibi değilim artık.

- Peki ya yeni sahipleri? - Ne olmuş onlara?

Adama ihtiyaçları yok mu?

Zincir kendi personelini getirecektir. Ne yapmayı planladıklarını bilmiyorum.

Bu benim sorunum değil. Affedersiniz.

Size iyi şanslar diliyorum. Bunca yıl için teşekkürler.

Sıcak rüzgar aşk sineklerinin kanatlarında uçar gider-

sonra soğuğu ve boşluğu takip eder.

Sıcak rüzgar kaçar gider ve götürür aşkımı-

Sıcak rüzgar hangi yönde nereye gider?

Sonbahar sıcak rüzgarları aldı götürdü-

ama yaz mevsimi onu bana geri getirecek.

Sıcak rüzgarlar, getirin aşkımı geri-

uzun zamandır yalnızım, bekliyorum.

Evde aşkı kazandım-

ebeveynlerimin şefkatini.

Çocukluk asla geri gelmez -

zaman aldı götürdü yıldızlara.

Hayatın kuralı bu -

sadece hatıralar ölmez.

Kaderin kanatları aldı götürdü aşkımı-

asla dönmeyecek geri.

Rüzgar üzerime bir kez esti mi

bir daha görmeyeceksin beni.

Gençliğim gitti, daha kötü olamam.

Mutluydum ben,

Dostlarımla çevreliydi etrafım.

Solmuş hayallerimiz -

akıtıyor göz yaşlarımı.

Kaderin kanatları aldı götürdü hepsini -

hayallerimiz asla olmadı gerçek.

Her şeyin için teşekkürler, Ilona.

Hoşça kal.

Yeniden görüşene dek, müdüre hanım.

Sanırım son bir kaç yıldır bir miktar yönünü kaybettin.

Restoran personelinin yüzde kırkı işsiz.

Hiç kimse geceleri dükkan açamıyor, hot dog büfeleri hariç -

onlar da fazla iş yapmıyor.

Bulaşık yıkayıcı olarak başladım, sonra mutfakçı ve sonra garson, ta ki...

Baş garson olana kadar.

Yine de garson olabilirim.

Anlıyorum, ama sana yardımcı olamam, burada tam kadroyuz ve-

dürüst olmak gerekirse, garson olmak için çok yaşlısın.

Otuz sekiz yaşındayım.

İşte bu. Her an düşüp ölebilirsin.

Siz elliden fazlasınız.

Bu farklı. Benim bağlantılarım var.

Sigara da içiyorsun. Hayat sigortan var mı?

- Bilek güreşi yapmak ister misin? - Hayır.

İş bulma kurumuna git. İlgilenirim ama şansın düşük.

Dubrovnik referans değildir.

Şehirdeki en iyi restorandı.

Savaştan sonra evet.

İş Bulma Kurumu

Devam et. Kapının karşısı.

- Kayıt olmak istiyorum. - Tamam mı?

- Ne tamam mı? - Ne için kayıt olacaksın?

- İş arıyorum. - Tazminat mı alacaksın?

- Hayır. - Başvurmak mı istiyorsun?

- Hemen bir iş bulursam fena olmaz. - Hangi konuda iş arıyorsun?

Ben baş garsonum.

Bir numara al, bu formu doldur ve sıranı bekle.

Siz ikiniz evinize gidin, yapacak işlerim var.

İşler mi? Yine içmeye mi gidiyorsun?

Belki de. Eğer canım isterse.

Akşam yemeği beşte.

Görüşürüz.

Yemeği sonra yiyeceğiz. Pirzola aldım.

Bu rüzgar şimdi de nereden esiyor?

- Her şeyden sonra içmeye devam ediyorsun. - Tam tersi, sadece bir tane.

Bir işim var.

Otur buraya kızım, sana anlatayım.

Otobüs şoförlüğü işini aldım. St. Petersburg'a sefer yapacağım.

- Çok uzak ama. - Daha fazla ödüyorlar.

Mutlu olmadın mı? - Elbette. Ne zaman başlıyorsun?

Yarın. formalite icabı sabah bir çekap ev sonra yola çıkıyorum.

Çalışan bir adam burada yemek bulabilir mi ya da dışarı mı çıkayım?

Otur oraya. Geliyor şimdi.

Sana yemek hazırladım. Çok uzak yol.

İhtiyacım yok, turistlerle birlikte yolda yiyeceğiz.

Sen yine de al.

Tıbbi kontrolden geçemedim.

Kulağımın biri neredeyse duymuyormuş.

Sürücü ehliyetimi aldılar.

Bu andan itibaren artık oyuncak araba kullanabilirim.

Yaralandın mı?

Hayır.

More Turkish subtitles for Drifting Clouds

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left