முதல் 200 வரிகள்.
-Merhaba. -Merhaba.
Bayan Marlowe, değil mi?
Harper, evet.
Harika. Geoffrey.
Merhaba.
-Buyurun. -Teşekkür ederim.
Yolculuk zor muydu?
-Hayır, hiç değildi. -Güzel.
M4 çok kötü olabiliyor.
"M4, korkunç angarya." Eskiden öyle derdik.
Bu çok güzel bir ev.
Bazı yerleri 500 yıllık.
Ne düşünce ama...
Shakespeare.
Ya da ondan öncesi.
Bavullarınız vardır herhâlde.
Pardon?
Bavullarınız olmalı. Bagajda mı? İçeri alayım mı?
Yardım edebilirim.
Hayır, hayır. Kesinlikle olmaz. Siz rahatınıza bakın.
Çay suyu kaynadı bile. Mutfak hemen şurada.
Çay rafta, süt dolapta.
Tam bulmayı umacağınız yerde.
-Harika. -Hemen dönerim.
-Hay... -Yardım edebilir miyim?
Hayır, sorun yok.
Vay be, iyi terledim.
Keşke yardım etmenize izin verseydim.
Hepsi lazım olacak herhâlde. İki haftalığına mı tutmuştunuz?
-Evet, doğru. -Çayı bulmuşsunuz. Çok iyi.
Elma, bahçeden mi?
Evet, çok lezzetliydi.
Meyve aşırıyorsun demek. Hayır.
Bunu yapmamalısınız. Yasak meyve.
Tanrım, özür dilerim.
Şaka.
İstediğiniz kadar yiyin. Tatlı yapın.
Yere düşüp çürüyorlar.
Sonra bir bakmışsınız bahçe arı dolmuş.
Etrafı göstereyim mi? -Evet.
Zemin katla başlayalım.
Çizim odası.
Televizyon çok iyi çekmiyor.
Yağmurlu havalarda biraz bozuk olur.
Sebebini bilmiyorum.
Şömine hazır.
Odun biterse kulübede yığınla var.
Piyano odasına geliyoruz.
Piyano çalar mısınız?
Hayır.
Ben de çalmam.
Yemek odasını göstereyim.
Pazar rostosu hazırlamak için güzel.
Vestiyer odası. Pardösüler, montlar, ceketler falan.
Çamurlu ayaklarınızla evde dolaşmayın.
Üst kat.
Sallanan merdiven.
Biraz dengesiz ama korkmayın.
Temiz havlular, çok miktarda sabun.
Ve uzun bir yürüyüşten sonra girilecek kocaman bir küvet.
Tek şey... Üzgünüm, söylemek zorundayım.
Hanımlar, tuvalete attıklarınıza dikkat edin.
Tamam. Peki.
Septik tank. Temizliği sıkıntılı.
Başka bir şey demeyeyim.
Son olarak da ana yatak odası.
Vay.
Harika manzara, değil mi?
Ağaçların üzerinden kilisenin kulesini görüyor musunuz?
Orası köy. Bir taş atımı mesafede.
İlgilenirseniz çok güzel barı var.
Gitmek 10, dönmek 30 dakika sürüyor.
Temiz çarşaflar falan.
Sadece siz mi kalacaksınız yoksa...
Evet, sadece ben.
Kocanız nerede?
-Pardon? -Bayan Marlowe, evli değil misiniz?
Evet, şey, hayır.
Hayır, değilim. Henüz düzelttiremedim. Soyadımı da aynı şekilde.
Aferin Geoffrey.
Hayır, lütfen. Sorun yok.
Wi-Fi şifresi ve diğer saçmalıkların tamamı
piyano üzerindeki hoş geldin paketinde.
Kalenin anahtarı.
Sadece bir tane.
Ama kaybedersen, işin doğrusu bu evde kapıları kilitlemeye gerek yok.
Tekrar teşekkürler.
Burası çok güzel. Tam umduğum gibi.
O zaman sizi yalnız bırakayım.
Bana ihtiyacınız olursa numaram sizde var.
Ve sokağın sonunda oturuyorum.
"Dikkat köpek var" tabelası olan kulübe.
İhtiyar kız beş yıl önce öldüğü ve kimseye havlamamış olduğu hâlde.
Tekrar teşekkürler.
-Hoşça kalın. -Güle güle.
Biraz fazla para harcamış olabilirim.
Hayır, çok güzel.
Evet, öyle. Rüya gibi bir sayfiye evi.
Beni gezdirir misin? Hepsini görmek istiyorum.
Peki sonra yapsam olur mu?
Evin sahibi Geoffrey'yle gezmeyi yeni bitirdim.
Acayip birisiydi.
Devam et.
Çok spesifik bir tipti.
Çok çok taşralı.
Yarın onunla keklik avına çıkacak mısın?
Mükemmel.
James'i sordu.
Ne demek James'i sordu? Nasıl?
Rezervasyonu Bayan Marlowe olarak yapmıştım.
Bunu yapmam tuhaf oldu.
Otomatik sanırım.
-Ona ne dedin? -Hiçbir şey demedim.
Boşandığımı ima ettim.
Tamam.
-Harper... -Dur. Ne diyeceğini biliyorum.
Yani bilmiyorum ama...
Bak, böyle şeyler sürekli olacak.
Bir açıdan tüm hayatım boyunca devam edecek. O yüzden...
Buna alışmam gerekecek.
Peki.
Ama ne diyeceğimi bilmiyordun.
Fillerin zıplayamayan tek hayvan olduğunu biliyor musun diyecektim.
Seninle paylaşmak istediğim ilginç bir bilgi işte.
Çok ilginç.
Evet ve bu...
...file binme etkinlikleri hiç yapılmamıştır.
Pardon. Çok kötüydü.
Hayır, pardon. Sinyal gitti de.
Her zamanki gibi. Komik oluyordum.
Tamam, sonra görüşürüz. -Evet, aynen.
-Tamam. Seni seviyorum. -Hoşça kal. Ben de.
-Güle güle. -Görüşürüz.
Benden boşanmıyorsun.
Benim son bir yılki hâlimi boşuyorsun ama ben bir zamanlar...
James.
Sözler verdik Harper.
Bir kilisede.
Hangi sözleri verdik?
Benimle neden evlendiğini bilirsem şu an neyimin farklı olduğunu da anlarım.
-James. -Efendim?
Lütfen.
Kendimi öldürürüm.
Hayır... Böyle bir şey söyleyemezsin.
Bunu bana söyleyemezsin. -Söylüyorum işte.
Söylüyorum çünkü bununla yaşaman gerekecek.
Vicdan azabıyla.
Hayır.
Hayır James! Lütfen...
Lütfen demeyi kes Harper!
Yalvarmayı kes! Yalvaran benim!
Ben!
Ölümümün vicdan azabını çekmen gerektiği için üzgünüm ama gerçek bu.
Bana bunu yapamazsın.
-Beni sen öldürmüşsün gibi olacak. -Bunu söyleyemezsin, yapamazsın James.
Hayır, sen kendini öldürmüşsün gibi ve dayanılmaz olacak.
Bu benim en son isteyeceğim şey. -Hayır, değil.
Son şey değil çünkü beni boşamak istiyorsun...
Bu çok...
-Beni boşamayı... -Bu çılgınca!
...beni yaşatmaktan daha çok istiyorsun!
-Ağzından çıkanı duyuyor musun? -Neden hayatımın senin için önemi yok?
Benim de bir hayatım var da ondan!
Benim de bir hayatım var!
Beni tehdit ediyorsun.
-Etmiyorum. -Ediyorsun...
-Tehdit değil bu. Bir uyarı. -Beni tehdit ediyorsun
ve bu berbat bir şey. -Bu gerçek!
Beni mahvediyor.
Ama beni boşanmamak için tehdit ediyorsan tam da bu yüzden boşanmamız gerek.
Ve seni boşayacağım, tamam mı? Boşayacağım.
Çünkü böyle yaşayamam... Yaşayamam.
Kahretsin.
Hay...
Selam.
Evet, iyiyim.
Yolladığın rakamlara bakıyorum da.
Revizyonlulara evet. İki şeyi tekrar kontrol etmek istedim.
Evet ama bu rakamlar doğruysa onlara bu teklifi sunamayız çünkü marjımız kalmamış.
Marj.
Evet.
Tamam. Tedarikçileri arayıp sor.
Görüşürüz.
-Selam. -Merhaba.
Söz verdiğin geziye hazırım. -Şimdi mi?
Evet, mükemmel zamanlama.
-Kimin için? -Hadi ama Harper!
Tamam.
Burası çok harika bir yer.
İşte bahçesi.
Sera.
Bayıldım!
Ve...
...mutfak.
Kırmızı duvarlar. Çok cesurca.
-Çok. -Evet, güzel olmuş.
Çok modern. AGA fırın!
Evet.
Ve yavaşça doğu kanadına doğru geçiyoruz.
Büyük taş döşenmiş zeminin görüntüsüne bayılacaksın.
No comments yet. Be the first to leave one.