முதல் 200 வரிகள்.
İpek maymunu ve kedi Barnabé'nin anısına.
Jean-Marie Straub.
SİCİLYA!
Sicilya! Sicilya! Çobanların türkü söyler dağlarda!
Sicilya! Sicilya! Oynarlar pınarlarda!
Havası ve güneşi, şiirle doldurur her yüreği!
Sicilya! Sicilya! Vatanım, memleketimsin sen benim!
Bir Daniéle Huillet ve Jean-Marie Straub filmi
Görüntü Yönetmeni
Bizim peynirlerimiz gibisi yoktur.
Sicilyalı değilsin sen, değil mi?
Neden?
Bir Sicilyalı...
asla sabahın köründe yemek yemez. Sen Amerikalısın...
değil mi?
Evet, Amerikalıyım.
15 yıldır.
Amerika'da kuzenlerim var.
Amcam ve kuzenlerim.
Nerede ama? New York'ta mı, Arjantin'de mi?
Bilmiyorum, Amerika'da işte.
Nerelisin?
Ben mi? Siraküza'da doğdum.
Onu demiyorum, Amerika'nın neresindensin?
New York'tanım.
Hayat nasıl New York'ta? İyi mi?
İnsan orada zengin olamaz.
Bunun bir önemi var mı? İnsan zengin olmadan da iyi yaşayabilir.
Hatta daha iyi yaşar.
Kim bilir! Hem ayrıca orada da...
işsizlik var.
Ne önemi var işsizliğin?
İnsanlara zarar veren...
her zaman işsizlik değildir.
O değildir. Ben işsiz değilim mesela. Hiçbirimiz değiliz.
Hepimiz bahçelerde çalışıyoruz.
İşsizlik yüzünden mi döndün yoksa?
Hayır. Birkaç günlük ziyaret için geldim.
Doğru ve sabahın köründe yemek yiyorsun.
Amerika'da...
herkes...
sabahları mı yemek yer?
Öyle sanıyorum.
Öğlenleri de mi herkes yer?
Öyle ya da böyle...
Ya akşamları?
Aşağı yukarı.
Ekmekle mi yerler? Ekmek ve peynir? Ekmek ve sebze? Ekmek ve et?
Aynen, ekmek ve yanında diğer şeyler.
Salatayla yeriz aslında.
Amerika'da mı?
Hayır, biz Sicilyalılar.
Biz mi? Zeytinyağlı salata mı?
Evet, zeytinyağlı. Yanına da biraz sarımsak ve tuz ekledin miydi tamamdır.
Ya ekmek?
Tabii, ekmeksiz olmaz.
Küçüklüğümden beri hep bunları yerim.
Bunları mı yersin?
Sana yaramış belli ki!
Eh işte.
Hiç portakallı salata yemedin, değil mi?
Yedim, bazen. Ama zeytinyağını hep bulamıyoruz.
Doğru, zeytin hasadı her sene iyi geçmiyor.
Bir teneke yağ pahalıya mâl oluyor.
Ekmek de her zaman bulamıyoruz.
Bir insan portakal satamazsa evine ekmek de götüremez.
Ama neden?
Portakal satmak o kadar mı zor?
Satılmıyorlar. Kimse almak istemiyor.
Yurt dışından da talep yok.
Patron bize bu şekilde, portakallarla ödeme yapıyor.
Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Kimse istemiyor bunları.
Yürüyerek geldik Messina'ya ama kimse portakal almak istemedi.
Reggio'da, Villa San Giovanni'da almak isterler mi diye oralara da gittik...
...ama oralarda da kimse almak istemedi. Kimse istemiyor bunları.
Sağa sola gittik, masraf yaptık...
ekmek yemedik...
ama kimse almak istemedi.
Sanki zehirli, lanetli portakallarmışçasına.
Ne istedi peki bu adam?
Protesto ediyor gibi görünüyordu.
Belli ki biriyle derdi var.
Bana soracak olursan herkesle derdi var.
Bence de. Perişan bir hâldeydi.
Orada olsaydım çoktan hapse atmıştım onu.
Sadece görevini yapmış olurdun.
Yani.
Böylelerinin hapse tıkılması gerekiyor.
Kesinlikle. Ne yapacağı belli olmaz bunların.
Açlıktan ölmek üzere olan her insan tehlikelidir.
Her şeyi yapabilirler.
Hırsızlık mesela.
Söylemeye gerek bile yok.
Ya da adam bıçaklama.
Hiç şüphesiz.
Siyasi suçlar da işleyebilirler.
Hangi sınıftan, hangi statüden olursa olsunlar...
İster cahil ister eğitimli olsunlar...
Fark etmez.
Esnaflar...
Avukatlar...
Lodi'deki toptancım...
Bologna'da bir avukat...
Görüyorsunuz ya, kimseye saygıları yok.
Akıl fikir yok adamlarda.
Ama tüm bunlar biz Sicilyalı olduğumuz için.
Aynen, Sicilyalı olduğumuz için.
Ama bu ülkede, Sicilya'da, durum daha da kötü.
Mussumeli'de, ben...
Sciacca'da annem...
ne iş yaptığımı söylemeye utanıyor...
ve herkese Tapu Kadastro'da memur olduğumu söylüyor.
Kadastro'da bir memur!
Bir ön yargı sorunu bu.
Bilmez miyim, eski ön yargılar işte.
Neden oraya geri döndüğümü bile bilmiyorum.
Ben biliyor muyum sanki?
Ne geçecek ki sanki elimize?
Kokuşmuş bağırsaklar.
Zehirli kan.
Pis kokuyu almadın mı?
Koku mu? Ne kokusu?
Ne? Koku sana gelmedi mi yani?
Bilmem.
Ne kokusundan bahsettiğini anlamış değilim.
İnanılmaz! Hangi kokudan bahsettiğimi anlamamış.
Gerçekten anlamıyorum. Bana koku moku gelmiyor.
Beyefendi koridordan gelen kokudan bahsediyor.
Koridordan gelen kokudan mı?
İnanılır gibi değil! Kokuyu almamış!
Beyefendi pis pis kokan şu ikisinden bahsediyor.
Şu ikisi mi?
Şu pencerenin kenarındakiler mi pis pis kokuyor?
Ha, şu pis koku!
Tuhaf. Dünya'da Sicilya'dan...
...daha kötü oldukları...
...bir yer yok.
Yine de bu mesleği yapan hemen herkes...
...İtalya'daki Sicilyalılar.
Hepsi mi Sicilyalı?
Aynen!
On beş yıl boyunca İtalya'yı dolaştım. Floransa'da...
...Bologna'da, Turin'de...
...ve Milano'da yaşadım.
Nerede bir Sicilyalı görsem...
...bu mesleği yapıyordu.
Sık sık seyahat eden kuzenim de...
...aynı şeyleri söylüyor.
Hem üstelik, bu anlaşılabilir bir durum.
Karamsar bir halkız biz.
Çok karamsar. Hatta kasvetli.
Her zaman...
...olayların olumsuz yanlarını görürüz, hep daha iyisini ümit eder...
...ve çaresizce ona sahip olmak isteriz. Hep bezgin bir hâldeyiz.
Suratımız hep asık. İçimiz hep...
şeytana uyup, birinin canını alma arzusuyla dolu.
Mümkündür.
Ama bunun böyle bir meslek seçmekle ne alakası var?
Nasıl açıklayacağımı bilmiyorum, ama bir alakası olduğuna eminim.
Bir insan kendinden vazgeçtiğinde ne yapar?
Kendini ziyan ettiğinde?
En nefret ettiği şeyi yapar.
Leonforte'liyim ben.
Enna ile Nicosia arasındaki Val Demone'nin yukarısındanım.
Güzeller güzeli üç kızı olan bir ağa, bir toprak sahibiyim.
Kızlarımın üçü de birbirinden güzel.
Bir atım var.
O ata binip de arazilerimi dolaşırken, kendimi krallar gibi hissederim.
Ama bazen öyle hissediyorum ki...
...her şey ata binip, krallar gibi hissetmekten ibaret değil.
Böyle anlarda, başka şeyler öğrenmek...
...ruhumda farklı ve yeni şeyler hissetmek istiyorum.
İnsanlarla barışık ilişkileri olan...
...vicdan azabıyla içi içini kemirmeyen biri olmak için...
...elimdeki her şeyi, atımı, arazimi...
...malımı mülkümü, kısacası her şeyimi verirdim.
Özellikle vicdan azabıyla boğuştuğumdan falan değil yani, yanlış anlamayın.
Hayır, hiç de bile. Ayrıca, kutsal şeyler babında da konuşmuyorum.
Ama bana öyle geliyor ki, insanlarla barışık değilim.
Keşke yeni, taptaze bir bilincim olsaydı...
...ve yerine getirmem gereken başka görevler olsaydı.
Her zamanki görevlerden bahsetmiyorum. Başka, yeni ve daha yüce görevler.
Diğer insanlara gelince, her zamanki görevleri yapmak...
...bir tatmin duygusu vermiyor ve sanki insan hiçbir şey yapmamış gibi oluyor.
Kendinden memnun olmayan, hayal kırıklığına uğramış bir insan.
İnsanların başka şeylere de hazır olduğuna inanıyorum.
Sadece hırsızlık yapmamaya, öldürmemeye, iyi bir vatandaş olmaya değil.
Bence insan başka şeylere...
...farklı ve yeni görevlere de hazır.
Benim görüşüme göre, insanların eksikliğini hissettiği...
...şeyler tam olarak bu: Farklı ve yeni işler. Bilincimiz için...
...yeni bir bağlamda yapılması gerekenler.
Sanırım haklısınız. Siz bir profesör müsünüz?
Gülecek bir şey yok, Büyükbaba. Bunda gülecek bir şey yok.
Bence sorun tam olarak bu. Görevlerimizi yerine getirmek...
...bize bir tatmin duygusu yaşatmıyor. Tatmin duygusu bize bir şey...
...hissettirmiyor.
Kendimizi hep kötü hissediyoruz.
Ve bence sebebi tam olarak bu.
Çünkü bu her zamanki görevlerimiz...
No comments yet. Be the first to leave one.