The Walking Dead: The Ones Who Live

The Walking Dead: The Ones Who Live

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

சீசன் 1

வெளியீட்டு விவரம்

The Walking Dead The Ones Who Live S01E03 1080p WEB H264-LAZYCUNTS
கருத்துரை வழங்கியவர் Takaya

குறிச்சொற்கள்

web
1080
TS
webrip
x264
BRip
x265
HEVC
720p
720
XviD
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2024-03-11
பதிவிறக்கங்கள்: 76
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

B'ler içeri alınır. A'lar sepetlenir ve öldürülür. Siz ikiniz hariç.

Buldum seni.

Gerçek yüzünü gösterme onlara.

- Gerçek yüzüm? - Liderliğin. Sakla onu.

Adım Dana.

Çok uzun süredir dışarıda tek başımayım.

Seni buldu ama bunu kayda geçirmiyorum.

Şunu bil, eğer onunla kaçmaya kalkarsan...

sevdiğin bütün o insanların ölmesini sağlarım.

YILLAR ÖNCE

Tamam, şimdi serbest zaman. Saat 5'te burada buluşuyoruz.

Gezin dolaşın. Yakında siz de burada yaşayacaksınız.

Hey, peçete uzatır mısın bana?

Selam, Rick.

Kurtaracağım seni.

Patates sevmez misin?

Daha nezih bir yer arıyorsan şu tarafta var.

Grubumla bana, grubum varken, onlardan biri bize geldi.

Kaynak takası yapmayı teklif ettiler.

Eğer kurtarılacak kayıp ruhlara rastlarsak...

onları bekletip CRM'e veriyorduk.

Eğer bir tehdide rastlarsak...

onları da CRM'e veriyorduk.

Karşılığında malzeme alıyorduk.

Bir aydır sürekli buralardayım.

Oryantasyona geldiğinde seni görürüm ve konuşuruz diye.

Patatesler güzel ama soğan halkaları ayrı bir dünya.

Bana sürekli ona ne soralım diye soruyorlar. Ben de bilmiyorum diyorum.

Tabii ki izinden gidecek birilerini arıyorum dersin diye umuyordum.

Benimle konuşabilirsin burada, Rick.

Şehirde faaliyetleri yok. İsteseler de yapamıyorlar.

Beni ayrılamayacağım bir yere getirdin!

Nehrin kıyısında ölüme terk edebilirdim seni.

Ya da tehdit olduğunu söyleyebilirdim onlara.

CRM risk almaz. Ama yaptım çünkü sana borçluydum.

Sen neden emanetçilik yapmıyorsun?

Benim sayemde, değil mi? Beni onlara verdeiğin için.

- Hayır. - Ben buraya inanıyorum.

CRM'e katılıyorum. Kayıt yaptırıyorum ve yükseleceğim.

Buranın dünyayı ayağa kaldırmak, eskisinden iyi yapmak için 500 yıllık planı var.

Medeniyeti yeniden inşa etmek, nihayet ölülerin hakkından gelmek...

gayet de insanın ömrünü adayabileceği şeyler.

Geride bıraktığımız insanların da torunları için bir dünya olacak.

- Ben eve dönüyorum! - Bildiğin gibi yap, Rick.

Ama ben senin hayatını kurtardım.

Olan bu.

Rica ederim!

SAATLER ÖNCE

Duydun mu?

- Söylediler. Sen iyi misin? - Dinle beni!

Beni kurtaran bir kadın var.

Şu anda giriş mülakatında. O da A ve onu sepetlemelerini istemiyorum.

Kesin bilemezsin bunu.

Benim kararım ama onu savunursam duygusal davrandığımı, borçlu hissettiğimi düşünürler.

- Senin kalmasını sağlaman gerek. - Neden?

Okafor için.

- Çünkü mesele hep buydu. - Öldü o.

Hayır, ölmedi. Çünkü biz buradayız.

Sen burada mısın, Rick?

- Bunun parçası mısın? - Artık anlıyorum.

Hemen öncesinde söyledim ona.

Haklıydın.

Kim ilgileniyor onunla?

Sen, tıpkı benimle ilgilendiğin gibi.

Sana daha çok güveniyorlar. O sana daha çok güvenirdi.

- Rick! - Bak, benim için kolay olmadı.

Bana yardım ettin. Ben buradayım.

O da olmalı.

ŞİMDİ

- Beni öldürmeyi düşünüyorsun. - Öldüreceğim.

Ama bugün değil.

İlginç. Görüyorum, hissediyorum.

Kendin için yaptığın onca yatırımı sırf seninle ilgisi olmayan bir şeye...

müdahil olacaksın diye elinin tersiyle itiyorsun.

Benimle çok ilgisi var! Kaderlerimiz birbirine bağlı.

Sen, Michonne, ben.

Ve ikiniz buradan ayrılan ilk insanlar olursanız...

sizi bulana kadar asla durmayız.

Ve ben nerede olduğunuzu bilirim.

Dolayısıyla herkesten önce oraya gidip...

hepinizi öldürmem gerekir ki aramızdaki anlaşma ortaya çıkmasın.

Bu senin hatan.

Sen yaptın. Sen!

Olur da zamansız vefat edersem diye...

eşyalarımın arasına bir dosya koydum.

Sen ve sevdiğin insanlar hakkında bilinmesi gerekenlerin olduğu bir dosya.

Eminim o dosya bulunduktan sonra saatler içinde...

bir CRM ıslah ekibi tüm sevdiklerini öldürür.

Çünkü ikinizin bu şehrin ve ordunun varlığından haberdar şekilde gidişiniz...

Biliyorsun buna izin verilemez.

- O buraya ait değil! - O zaman gelmeyecekti!

Ama bu onun seçimiydi.

Senin seçimin ne?

Bir daha gitmeye çalışmayacağını söyleyecek misin bana?

Eğer onunla denersen gerideki herkes ölür.

Neden? Neden?

"Her şeyden önce güvenlik ve gizlilik."

Ayrıca kendim için yaptığım onca yatırımı da riske atamam.

Onlar sizi bulsunlar diye bekleyemem, ki bulurlar...

ve olay döner beni vurur.

Bir anlaşma yapılamaz mı?

- Sen halletsen? - Hayır!

Ben buraya inanıyorum, Rick.

Çok çok şanslı biri o.

A olduğundan şüpheleniyorlar ama yine de aldılar.

Thorne devreye girdi. Sen mi yaptın?

Vay be.

Sen yapmışsın.

Hayatını burada kur işte. Dünyanın son ışığıyız biz.

Seçimin nedir?

Aslında duymama gerek yok.

Daha önce kaçacağımı söylediğimde beni ya da sevdiklerimi tehdit etmemiştin.

Çünkü kaçamayacağını biliyordum.

Ne değişti?

İkiniz beraber?

Siz her şeyi yapabilirsiniz.

Y A Ş A Y A N L A R "Veda"

Her görev sizleri Sivil Cumhuriyet vatandaşı olmanın getirdiği...

avantajlara bir adım daha yaklaştırmaktadır.

Şoto, benim Daito.

Buldum onu.

Cesur Adam'ı buldum.

Hiç ummadığım bir yerde.

Hayal etmediğim bir dünyada.

Soruların vardır biliyorum.

Keşke onları yanıtlayabilsem.

Ama buradaki insanlar ve Cesur Adam kadar güçlü birini...

nasıl bu kadar uzun süre burada tutabildikleri hakkında...

henüz benim de bilmediğim çok şey var.

Onca zamandır eve dönmeye çalışıyormuş.

Onu tekrar tekrar durdurmuşlar.

Ama Şoto...

bizi durduramazlar.

İyi iş çıkardınız. Richmond Santrali'ne transferiniz iki saat sonra yapılacaktır.

Sen çok çabuk hallettin. Uzun süredir dışarıda mısın?

- Evet, sen? - Evet. Cleo. Cleo Clifton.

Dana Bethune. Alışmaya çalışıyorum işte.

Evet, çok farklı bir ortam. Cennetin eşiği.

Sence herkes için cennet midir?

Hiç şüphem yok. Buradan önce çekirge yiyip ağaçta uyuyordum.

Seyreltme atışları.

Mortolar tek yerde çok fazla toplanınca dağıtmak için atıyorlar.

Bu hafta ikinci kez.

Ee senin durum ne? Üç gün mü altı gün mü?

Başta seni ölçüyorlar, üç gün ya da altı gün eğitim veriyorlar.

Ne kadar güçlü olduğuna bağlı.

Sen tahmin edip bana söylesen sonra?

Üç. Tuttuğunu koparan biriyle olmaktan memnunum açıkçası.

Tuttuğumu kopardığımı bilmiyorsun ki.

Bence gayet net. Tutar koparırım diye bağırıyorsun resmen.

Lanet olsun!

Dikkat, diri var! Diri!

Emanetçiler, açılın!

Cleo! Eğil!

Evet, tuttuğunu koparıyorsun.

Emanetçiler, istasyon değerlendirmesi için hazırlanın.

Emanetçi Bethune ve Clifton...

sağlık kontrolü ve olay raporu için aracınıza dönün.

Binbaşı Donald Okafor'un eşi vardı.

Ve o gece verilen görevde kalmayı seçseydi eşini tekrar görebilirdi.

Ama o sahip olduğu her şeyden vazgeçerek o bombaları attı.

Eğer farklı gözle bakarsak düşmanlarımızın kurtuluşumuz da...

olabileceğini gösterdi bize.

Bazılarınız bu kılıcın benim için önemini bilir.

Başka askeri antika objelerle birlikte Amerikan Devrimi Müzesi'nden kurtarılmıştı.

Ya da çalınmıştı. Bilmiyoruz.

Ama kamyon eski şanlı hava kuvvetlerimizin bombalamalarına maruz kalmıştı.

Ben onu Fitler Meydan Muharebesi'nde buldum.

Ve hayatımı kurtardı.

Bağımsızlık Savaşı generallerinden Hugh Mercer'ın kılıcıydı.

Mercer farklı hayatlar yaşadı.

Farklı savaşlarda farklı taraflarda yer alıp...

Britanyalılar ile yapılan savaşta doğru tarafı buldu ve o savaşta öldü.

İnanıyorum ki onun fedakârlığıyla Donald Okafor'unkini aynı kefeye koyabiliriz.

Ters dönmüş sandalımın üzerinde yatarken bir yolcu gemisi yaklaştı.

Hayalet gemiydi.

Gemiye çıktım ama bir şey yoktu. Ne yiyecek ne su. Sadece sigara.

Güneşin altında sigara içerken bir helikopter buldu beni.

Okafor'u indirdiler yukarıdan. Ben serap zannettim.

Konuştu benimle, ölçtü tarttı.

Anladım ki daha orada benim A olduğuma karar vermiş.

Bana seçenek sundu.

Ya benimle dünyayı kurtarmaya gelirsin ya da seni öldürmek zorunda kalırım, dedi.

Zahmet etme dedim. Beni bıraksan zaten birkaç güne ölürüm.

Dedi ki "o tespite katılmıyorum".

Onu öldürmeye çalışınca silahını yüzüme doğrulttu.

Kendi kanı namludan damlıyordu...

Yine de beni vurmadı.

"Kim bu helikopterli aptal adam" dedim.

"Kim ki tetiği çekmiyor?"

- O zaman öyleydin, şimdi değil. - Acaba?

Benim için her şeyi değiştiren adam öldü.

Belki de...

Belki de en başta haklıydım.

Komutanım!

Başçavuşlarım, onun için ikiniz de önemliydiniz.

Sizde büyük potansiyel görüyordu.

- Sağ olun, komutanım. - Daha teşekkür etme.

Ben ikinizle uğraşmaya değmez dedim ona. Ama aksini kanıtlamayı kendine görev bildi.

Bakış açım halen değişiyor.

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left