Beckett

Beckett

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

வெளியீட்டு விவரம்

Beckett 2021 1080p WEB H264-NAISU | CMRG | EVO | GalaxyRG | ION10 | PSA | RARBG | TEPES | [YTS MX]
கருத்துரை வழங்கியவர் RagnarLothbrok
Twitter >>> @RagnarLthbrok0

குறிச்சொற்கள்

web
1080
TS
YTS
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2021-08-20
பதிவிறக்கங்கள்: 45
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

NETFLIX SUNAR

Affedersin tatlım.

Düşüncesizlik ettim.

Daha önce hiç bağırdığımı duymamıştın.

Beni korkuttun.

Kavga etsek de birlikteyiz, tamam mı?

Kuralımız olsun.

Bu işte birlikteyiz.

Her şeyde.

KÂHİN NE DEMİŞ?

Unutursam diye mi?

Âdeta sanat eseri.

İşte bu yüzden şu anda plajda olmalıyız.

Mavili kadın.

-Buraya nasıl geldi? -Bunu yapacak mıyız?

Şapkalı olan mı?

O bir heceleme yarışması şampiyonu.

-Heceleme mi? -Evet.

Bu geziyi Cedar Rapids Heceleme Yarışması'ndan kazandı.

-Finaldeki kelime neydi? -Çelenk.

Çelenk.

Hadi ama. Kolay heceleme yarışmalarından biriymiş.

Çelenk.

Tamam…

Sıra sende.

Şuradaki çifti görüyor musun?

Şunlar mı? Şeye yaslanan…

-George. -George mu?

-George erkek olan. Kadın değil. -Öyle mi?

Seyahat acentesine gitmek istedi.

Peki. Acentenin adı neydi?

-İdeal Seyahat? -İdeal Seyahat.

Süpersin. En iyisi sensin. İdeal Seyahat.

Ayrıca karısıyla kendisi için seyahat ayarladığı sırada

acente temsilcisiyle kaçamak ilişkiye başladı.

Karısı öğrenip evi terk edince de

temsilci o biletleri bu geziyle değiştirdi.

Kaçamak ilişki mi?

Tüm hikâyelerinin edepsizlikle sona erdiğini fark ettin mi?

Madem oynamıyorsun benim insanlarımı eleştiremezsin.

Tarz meselesi bu. Edepsizsin.

O kadar edepsiz ki…

Vay canına.

-Oraya gidemezsin. -Merak etme.

Bebeğim.

-Orası bizim meydan. -Evet.

Atina'daki otel.

Ne diyorlar?

Haklıydın.

Cuma günkü katılımcı sayısı iki katı olabilirmiş.

İyi ki oradan kurtulmuşuz.

Konuşmaları balkonumuzdan izlerken çipuro yudumlayabilirdik.

Yok, almayayım. O meretin tadı deterjan gibi.

Şaka yapıyorum.

Anladım.

Buraya geldiğimize çok memnunum.

Ayak uydurduğun için sağ ol.

Biliyorum, her plan iptal edişimiz sana dünyanın sonu gibi geliyor.

Planların hepsini sen yaptığın için şikâyet hakkım yok.

Sağ ol.

Bunu söylemeni takdir ediyorum.

Öğreniyoruz.

Burada olmamalıydık.

Yani kimse yerimizi bilmiyor ve…

Tam anlamıyla baş başayız.

Manzaradaki silüetler.

Zeus'un kâhini de buradaymış.

Böyle bir yer beklemiyordum.

Eyvah!

Ne?

Aşk krizi geçiriyorum.

Şu anda.

-Pardon. Çenem çok düşük. -Beni bu aşk krizinden kurtar, lütfen.

Eyvahlar olsun.

Bence bir tane bulmalıyız.

-Ne bulmalıyız? -Kâhin.

Belki rüzgârdaki yaprakları dinleyip bize akıbetimizi bildirir.

Bunun için kâhine ihtiyacım yok.

Yani akıbetimizi biliyor musun?

Söylemek istediğin bir şey var mı?

Utanacağın tuttu.

Bitti mi?

Yemeğin yani.

Birkaç tatlı da denemek istiyorum.

-Denedin ya… -Evet…

Hemen dönerim.

Benzin de almamız gerekecek. Benzinimiz azaldı.

Venzini.

-Venzini. -Venzini.

Anladım! Venzini.

Bekle.

Ne var?

Hiç.

Şimdi de sen utandın.

O gül sulu kurabiye şahaneydi.

Kuzey Yunanistan'daki her bir pastaneyi bulmayı başardın.

Yunan kahvesi diğerlerine göre kalbe daha yararlıymış.

Evet, biliyordum. Bunu herkes bilir.

Antioksidanı daha çokmuş. Garson kız anlattı.

-Yani sanırım bunları söyledi. -Evet.

Odayı konfirme ettin mi?

-Beckett. Onları aramamışsın. -Hayır…

Arayacaktım.

-Sana numarayı göndermiştim. -Hayır, dur.

Dur. Hayır. Bekle.

Bak işte! Burada.

-Nedir o? -Numara.

-Numara filan görmüyorum. -İşte.

Ben… Aramayı unuttum, yemeğimiz bittiğinde de

saat geç olmuştu…

Geç değildi.

Onları rahatsız etmek istemedim.

Bence şaşkın bir Amerikalının aramasını

gecenin köründe gelen teyitsiz misafirlere yeğlerler.

Parasını ödedik.

Neden teyit edelim ki? İşleri bu değil mi?

Ölü sezonun en yavaş dönemindeyiz.

-Memnuniyetle… -Merhaba. İngilizce biliyor musunuz?

-Evet. Biziz. -Bırak da ben konuşayım…

Şu anda yoldayız. Şeyi geçtik…

-Egnatia. Yerini biliyor musunuz? -Egzama!

Elbette. Sağ olun.

En kısa zamanda görüşürüz.

-Hoşça kalın. -Yassas!

Sorun yokmuş.

Gördün mü?

Kızı bizi bekleyecekmiş.

Teşekkürler.

O kadar kötü değilim.

Bana karşı mı? Hayır.

İzlediğimiz bir şeyi

ya da yaptığım yemeği beğenmediğinde lafını esirgemiyorsun.

İşte başlıyoruz.

Bunu huy edinebilirsin, tamam mı?

Diğer insanları da karşında ben varmışım gibi gör.

Ben olduklarını düşünürsen onlardan çekinmezsin.

Kopilot.

Uykun mu geldi?

Sürebilecek misin?

Evet, merak etme.

Hey! Yardım edin!

April?

April?

April?

Kız arkadaşım, April. April?

Lütfen.

Yatak.

Gelin.

Kız arkadaşım, April?

Kız arkadaşım nerede?

Lütfen.

Araba…

Nasıl diyorsunuz?

Atihima.

Çok üzgünüm.

Size ilaç verdik.

Şimdi dinlenin. Sonra konuşursunuz.

Gerekli ayarlamaları yapıyormuş.

Eşinizi yakındaki büyük bir kente,

Yanya'ya götüreceklermiş.

İzin verdiğinize dair imzanız gerekiyormuş.

Onu görmek istiyorum.

Hastanedeyken

beklememi söylemişti.

Diyor ki

Yanya'ya götürülmek üzere hazırlandığında onu görebilirmişsiniz.

Niye şimdi değil?

Adli tabip eve gitmiş, anahtar ondaymış.

Olanları anlatmak için

Amerika'da aramanız gereken biri var mı?

-Ailesi. -Pardon?

Ailesi.

-Alo? -Bob, ben Beckett.

-Kusura bakma, uyandırdım. -Selam Beckett.

Araba kazası geçirdik.

Ne?

İyi misiniz?

-O yanında mı? -Hayır.

Şu anda emniyetteyim.

Beckett, ne oldu?

Biri size mi çarptı? Sen…

Ben yoldan…

Biz yoldan çıktık.

Beckett, olamaz. Sen…

-Bu çok… -Biliyorum.

Ama Atina'da değil misiniz?

-Nereye gelelim? -Bilmiyorum.

-Onu öğrenmeye çalışıyorum. -Numaramızı ver, bizi arasınlar.

Onun yanında kal. Bilinci yerinde mi…

Kalacağım.

Nereye geleceğimizi bildir!

Öğrenir öğrenmez.

-İnanamıyorum. -Söz.

Yanında kal. İyileşecektir. Güçlüdür. Hayatı boyunca neler atlattı. Biliyorsun.

Annesini aradın mı?

Hayır. Henüz değil.

Peki. Kapatır kapatmaz onu ararım, tamam mı?

Tamam.

Yola çıktığımızı söyle. Ben…

Kafamı toparlayamıyorum.

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left