முதல் 200 வரிகள்.
Gri Hayalet Hatam olduysa þimdiden affola. Ýyi Seyirler.
Devam et, duaný et Eddie. devam et.
Tanrý annemi babamý ve çiftliði korusun. Amen.
- Anne. - Mmm-hmm?
- Babamýn bu gece ne sýkýntýsý var? - Hiçbirþey Eddie.
Beni düþün ve sadece uyu, duydun mu?
Ýyi olacak mý?
Korkmalý mýyým?
Tom Harley. Aç þunu, Tom. Benim, Clayton Heller. Tom.
Lütfen kapýyý aç.
Tanrý aþkýna Tom. Aç þunu, lütfen!
Peþimde Tom. Beni yakalayacak.
Tanrý aþkýna Tom. Burada öylece oturamayýz.
Malesef Ellie. Yapabileceðimiz bir þey yok.
Siz nasýl bir Hristiyansýnýz tanrý aþkýna?
- Bana yardým etmelisiniz, Harley! - Tom.
- Anne. - Çocuða bak.
Tom, eðer kapýyý açmazsan beni alacak!
Tanrý aþkýna, lütfen yardým et! Tom.
Babam neden adamý içeri almýyor?
- Lütfen kapýyý aç! - Yapamaz bebeðim. Malesef yapamaz.
Kapýmdan uzak dur.
- Benden ve ailemden uzak dur! - Tom lütfen!
Bana yardým etmelisin Tom.
Geliyor. O kýzý ben öldürmedim.
Bu konuda birþey bilmiyorum ve bilmek te istemiyorum.
Benim yaptýðýmý söylediler Tom. Ama yapmadým.
Bak, üzgünüm. Gerçekten. Fakat ailemi senin için riske edemem Clayton.
Bak, burada tüfeðim var.
Uzaklaþ. Onu kullanmadan önce uzaklaþ buradan.
Gypsy, hazýr mýsýn ha? Hazýr mýsýn?
Yakala. Gel buraya. Buraya gel.
Pekala hazýr? Git getir.
Haydi.
Þimdi genç adam, gel bakalým buraya.
- Teþekkür ederim. Ne yapýyordun? - Gypsy ile oynuyorduk.
Mmm-hmm.
Ýyi.
Biliyor musun? Ben senin yaþýndayken
senin büyük-büyük annen ellerimi yýkardý.
Öyle yaþlýydý ki ellerindeki deri kaðýt mendil gibiydi.
Çok güzel hissettirirdi.
Bak ne diyeceðim?
Eve son giren kahvaltýdan kalan bulaþýðý yýkama ayrýcalýðý kazanýr.
Kasabayý terket.
Haydi Gypsy.
- Masada olmaz Billy. - Ama acayip aç baba.
Tabaðýna koy.
- Hikaye zamaný mý? - Öyle sanýrým.
Bekle. Birþey almam lazým.
- Baba? - Bekle.
- Sana bir hediye yaptým. - Sen mi yaptýn?
Hediyeleri severim.
A, hoþmuþ. Ýþte bu çok iyi.
Boynuna takman için.
Özel bir þey bu be.
- Gerçekten beðendin mi? - Bayýldým.
Her zaman takmak zorunda deðilsin. Sadece arada aklýna gelirse.
Sarýl bakalým. Asla çýkartmayacaðým onu, serseri seni.
Pekala o zaman bekle biraz.
Bir zamanlar pasaklý, yaþlý bir adam varmýþ
ve biliyor musun, o da þu evet-ve-hayýrcý tiplerden biriymiþ.
Herneyse, pek gururlu biriymiþ çünki oldukça akýllý bir oðlu varmýþ
ve inanýyormuþ ki bir gün
oðlu büyüyüp çok özel biri olacakmýþ.
Neyse ve bir gün...
Cidden Tracy. Biliyor musun Joel bir tanýsan harika çocuktur aslýnda.
Tatlým bana bir bira versene.
Kulübeye daha ne kadar var Steve?
Yaklaþýk 80 kilometre kadar.
Neden hep þu aptal tüfeðini de yanýnda taþýyorsun ki?
Çünki ormanda neyle karþýlaþacaðýný asla bilemezsin.
- Afedersin. - Teþekkür ederim sakar seni.
Tamam hadi bakalým.
- Ýþe koyul artýk. - Þimdi mi?
Patateslere de evlat.
Tatlý patatesler. Hadi, ver bu yana.
- Bekle, Steve kenara çek. - Ne?
- Þunun resmini çekmek istiyorum. - Bu insanlar oldukça tuhaf olurlar Trace.
Birkaç yýl önce karýsýný öldüren bir adamýn hikayesini duymuþtuk
herif delil býrakmamak için karýsýný yemiþ.
- Ya. - Ýðrenç birþey bu.
Hayýr, polisler buldular, kadýnýn ayaðý falan böyle büyük bir güveç kabýndaymýþ
havuçlar ve soðanlarle birlikte. Ayak güveci gibi bir þeymiþ.
Biliyor musun, Sanýrým o adam buydu.
Ýþte bu adamdý.
Bunlardan bir kaç tane daha. Devam et. Onlardan da biraz daha evlat.
Tamam geldik iþte.
- Nereye? - Downtown Bradley Daðýna.
Sonraki durak kulübe. Buraya sadece bir kaç kilometre sonra.
- Kimbo. - Evet?
yardým etsene bana.
Bu senin alýþveriþ için son þansýn hanýmefendi.
Derin nefes al. Hava temiz.
- Siz çocuklar hayvansýnýz. - Medeniyet geride kaldý artýk.
Hayýr Gypsy!
- Hook shot. - Hayýr Gypsy.
- Hop! Cici köpek. - Hayýr.
Gypsy!
Hemen arkadaþ edindin, ha Joel?
Gypsy hayýr.
Çocuðun þu gözlüklerine baksana. Kola þiþesinin dibi gibi.
Jesus.
- Ne? Ben sadece demiþtim ki... - Hepimiz duyduk ne dediðini oðlum.
Gel hadi sýyrýk. halledelim þunu.
- Adýn ne senin? - Billy. Bu da köpeðim Gypsy.
Selam Gypsy. Nasýlsýn bakalým?
Selam Gypsy.
Haydi ama. Önce herkesi yerleþtireceðiz diye düþünmüþtün.
Dinle. Eðer burada kalýp sebzelerle oynayacaksan, bana uyar.
Ben gidiyorum.
Getir oðlum. Koþ haydi.
- Haydi Gypsy. Gel. Gel. - Vaay. Ýyi köpek. Oðlum benim, Gypsy.
Haydi.
Gel haydi Joe.
- Haydi Jimmy Joe. - Kes sesini.
- Sen kes. - Dur artýk.
Siz gençler uslu uslu durun burada, duydunuz mu?
Evet efendim.
- Nedir o? - Fotoðraf makinasý seni aptal.
Evet. Benim fotoðraf makinam. Gördün mü?
Hey resminizi çekebilir miyim?
Ýþte oldu.
Ýyi günler Bay Wallace. Bu gün neler biliyorsun?
Dünkülerden farklý þeyler deðil.
Tatlým. Tatlým.
- Hiç biranýz var mý efendim? - Hayýr. Ýçki yok.
- Hessie, bak. - Ne?
Jimmy Joe onu buraya getir.
Jimmy Joe topu aldý geri vermiyor.
Buraya getir. Ver. Haydi. Ver þunu.
Jimmy Joe, yanlýþ yaptýn.
Hepiniz kötü þeyler yapanlara ne olur biliyorsunuz deðil mi?
- Kabakkafa. - Kabakkafa.
Kesin þunu. Kabakkafa diye bir þey yoktur.
- Yaþlý bay Foley'e ne oldu? - Buradan taþýndý o.
Ya tabi.
Kabakkafa aldý onu.
Kafasýný koparttý ve tüm kanýný içti.
- Yapmadý. - Yaptý.
Kes sesini Hessie!
"Kabakkafadan uzak dur, eðer yaþamaktan býkmadýysan
"Düþmanlarý kesinlikle ölüdür. Zalimdir ve merhametten yoksun "
Durun artýk!
- Kesin artýk! - "Kapýlar sürgülü ve pencereler parmaklýklý
- "Dolaþýyor bahçede bekçi köpekleri" - Kabakkafa. Kabakkafa.
"Ölene dek koruyamazlar seni.
"Kabakkafa'nýn yapacaklarýndan Kabakkafa'dan uzak dur o zaman"
- Kesin þunu! - Kesin þunu!
Þey, yeterince korkuttunuz onu iþte.
- Kabakkafa. - Tamam artýk.
Binin kamyonete. Haydi.
Hey.
Haydi.
Al bakalým Billy.
Ben de kendimle ilgili bir þey söyleyecektim.
- Baþka bir þey var mýydý Bay Wallace? - Bunlar bir de yiyeceklerim.
Kahretsin, onlarý evde býraktým. Bana bir kaç dakika müsade edin. Olur mu?
Anlamýyorum. Bu ikinci geliþim zaten.
Kapýnýza býrakmam gerekecek o halde ha? Bu nasýl olur?
Karanlýktan önce orada ol.
Billy, Gypsy'yi gün içinde biraz buraya alsam.
Olur baba.
- Kabul etmek lazým, oldukça iyi. - Salak o.
Evet, fakat yetenekli bir salak.
Pöh.
Sadece salak bir salak.
Billy, burada kalmaný ve birþeyler düþünmeni istiyorum, oldu mu?
Benim evden bazý þeyler getirmem gerek.
- Evet, tabi baba. - Sonra birlikte küçük bir seyahatimiz olacak.
Onu teþvik mi ediyorsun?
Maggie, kardeþim o benim.
Ýyi bir çocuk ol.
- Yeterince erkek misin? - Yürü bakalým!
Gypsy hayýr.
Ufaklýk?
- Ýyi misin? - Ufaklýk?
Ne?
Gypsy!
Hayýr!
Tanrým.
- Kýpýrdatma onu. - Birden ortaya çýkýverdi.
- Ýyi mi? - Soðuk.
Ýyi olacaksýn Billy.
Tamam, sýcak tutun onu. sýcak tutun onu.
- Ýyi olacaksýn ufaklýk. - Oh tanrým.
- Hey! Burada kal. - Bir þeyler yapmalýyýz.
Ýyi olacaksýn.
Ne halt ettiðini sanýyorsun sen be?
Kalýrsak sýçarým oðlum. Ýstediðin bu mu?
Bu bir kazaydý. Ona neredeyse bende çarpýyordum.
Evet ama ben içkiliydim. Beni elektrikli sandalyeye gönderirler.
Yardým et bana sýyrýk.
- Ambulans çaðýr. - Evet, evet, evet.
Çabuk!
- Ne yapýyorsun? Ne yapýyorsun? - Arabaya bin.
- Arabaya bin. Bin þu soktuðumun arabasýna. - Olmaz, onu öyle býrakamayýz.
Kahretsin.
Joel, dön buraya! Ne bok yemeye gidiyor bu?
- Unut Joel'i. - Unut... S*keyim.
No comments yet. Be the first to leave one.