முதல் 200 வரிகள்.
Shining Vale'de daha önce...
Hissettiklerini gerçekten anlıyorum.
Hiç zannetmiyorum.
- Unutma, günde sadece bir... - Sadece çayı ver. Sağ ol.
Anne, ben artık popülerim.
- Yeter! Benimle uğraşmayı bırak! - Çekil be, pislik!
Yan etkisi var mı? Var.
Bazı kadınlar çok hisli rüyalar gördüklerini söylüyor.
Birini görüyordum, şapkalı bir adam.
Ve oradaydı, odada karşımdaydı.
Tek seferlik bir şeydi ve olanları geri alabilmek için her şeyi yapardım.
Elde kalanı koruyabilmek için de elimden geleni yapıyorum ama...
hiç, hiç kolay olmuyor.
- Bu ne? - "Kathryn Dunn'la öpüştüm."
İlişkiyi biliyorum.
Hiç olmamış gibi unutsak?
- Sen kocaların en iyisisin! - Sen eşlerin en iyisisin!
Köpek çikolatayı beğendin mi?
Afrodizyak bitkiliydi.
- Ahoy, Patty! - Ne oluyor?
Neler oluyor?
Benim yaptığımı yap.
Pamuktan hamakta keyfine bak.
Bir şey yok, Roxy. Annecik kabus gördü.
Bir daha çay falan yok.
İnanmıyorum ya.
Terry, n'oluyor!
Roxy! Neden?
Hayır!
Merhaba?
Merhaba?
Anne, iyi misin?
Anne?
Anne?
- Bu ne be! - Asıl seninki ne! - Dudak maskesi.
N'oluyor ya!
Eğer 8 saat uyuyamazsam yarın insanlıktan çıkarım!
- Pardon, Jake. - Pardon, hayatım.
Teşekkürler.
- İyi geceler. - İyi geceler.
SHINING VALE "Gülümse"
SABAH - Merhaba.
- Hey! Dün gece harikaydı. - Hangi kısım?
Çığlıklarım, gece nöbetlerim, ya da uyurgezerliğim mi?
Zinamız. Topallığımı düzeltti.
- Hayatım, zina deme ona lütfen - Pardon. Çakışmamız.
Bu daha beter oldu.
İsim vermemize gerek yok aslında. İçinde olmayı seviyorum işte.
Hayatım, dil benim için yeni bir keşif alanı.
- Ne dememi istersin? - Hiçbir şey.
Gece keyifliydi ama neredeyse hiç uyumadım.
Sanırım Ruth'un çayını fazla kaçırdım.
- Teşekkürler. - Ne demek.
Bu arada burası akıl hastanesi değil.
Geceleri 11'den sonra koridorlarda dolaşıp çığlık atmazsan iyi olur.
Benim hatam.
Anlaşılan boşalırken çığlık atıyorum.
Kusura bakmayın.
Yuh ya! Biri bana baltayla vursun.
Yulaflı kıtır isteyen var mı?
Maçımda kötü bir şey olmadı. Olsaydı söylerdim size!
Okula geç kalıyoruz. Gidelim mi artık?
Annem götürsün istiyorum.
Ben de beni yetiştirsin istemiştim. Hayal ettiğimiz gibi olmuyor.
Ben de nankör, şirret bir kızım olsun istemiştim.
Aa varmış! Ben götürürüm seni, bebeğim.
Aman!
Başım döndü biraz.
Evet, anneliği yarın yaparsın. Jake, yürü.
Hey, Button! Ben de sizinle geliyorum.
Hayatım, sadece şunu diyeyim...
aldatma olayını geride bıraktığımız için mutluyum.
Ben de.
Tıpkı dün gece bana geriden verdiğin gibi.
Lütfen git.
Hak ettiğin koca olacağım!
Lütfen olma.
Evimde ne işiniz var sizin?
Hay sıçayım!
Çabuk ol, tatlım.
Otur hemen.
Al. Bunu tak.
Bu ne be?
Gülme terapisi.
Tak bunu ve aynaya bak.
Gülüşünü görünce, depresyondan eser kalmaz.
Artık depresyonda değilim.
Ayrıca çok ayıp.
Doktor gelmeden tak şunu. Çabuk.
Ne boklar dönüyor burada?
Belki de kadınlar daha çok gülümsemeli.
- Asabi misin, tatlım? - Artık değilim.
Bu şey işe yarıyor.
Hayır, deli misin yani?
Beni öyle sanıyorlar ama numara yapıyorum.
Tımarhanelerde kadınlara yapılan suistimaller hakkında kitap yazıyorum.
- Taşak mı geçiyorsun benimle? - Seninle aktaş geçmiyorum.
Ayrıca küfürlü konuşmamalısın.
Yoksa seni banyoya gönderirler.
- Kimsin sen? - Ben Nellie.
Siktir! Başkalaşmış!
Jake her zaman iyi bir öğrenci oldu.
İzlediği pornolar hariç. Kafası da. Bir de notları.
Sizi anlıyorum, Müdire Woodcock.
Ama Jake'in hayatında yetişkin bir rol model yok.
Anlıyorum. Annene ulaşmaya çalıştım.
Uzaklaştırmaya ek olarak...
maalesef maskotluğu da bırakman gerekecek.
Ne? Hayır!
O benim kimliğim artık!
- Ben buyum! - Artık değilsin işte.
Artık keçi kıza vuran çocuksun.
Git eşyalarını topla. Arabada konuşacağız bunu.
Bu hiç adil değil!
Yürü!
Kusura bakmayın. Malum yaşlar.
Gözlerimiz seni arıyor burada, Gaynor.
Annen baban artık evde. Okula dönmeyi düşünür müsün?
Şu an bir sürü bokla uğraşıyorum. Şeyle. Siktir, pardon.
Öğrenci olmadığıma göre "bok" diyebilir miyim?
Okuldayken "şey" daha uygun olur.
Evde çok "şeyden" durumlar var şu anda.
Son seneyi kaçırıyor olmana üzülüyorum gerçekten.
Okul gezileri, mezuniyet.
Arkadaşın Ryan ile görüşüyor musun?
O amcasıyla Los Angeles'de yaşıyor. Pek konuşmuyoruz.
Şu an işle meşgulüm.
Lafı dolandırmayacağım.
Bencillik yapıyorum.
Senin gibi sınavdan yüksek puan alan bir öğrenci övgüyü hak ediyor.
Bunu ve evdeki durumları düşününce, en iyi üniversiteler seni havada kapar.
Saçmalama, Sandy!
Okuldayken "Müdire Woodcock" daha yerinde olur.
Gaynor Phelps mi şu?
Hamile kalmış diye duydum.
O yüzden bırakmış okulu.
Aynı annesi gibi deli.
- Sürtüğün teki. - Tam kaşar.
- Hey, Gaynor! - Siktir git!
Bekaret Kulübü'ne geri dönüyor musun, diyecektim.
Pardon, Neil. Hayır, gelmiyorum.
Çıkmak ister misin? Veriyorsun diye duydum. Üvey babamın minibüsü var.
- İstersen gidip... - Siktir git dedim, Neil.
Hey, Phelps.
Biz karşı tarafa, margaritaya gidiyoruz.
Geliyor musun?
- Öyle mi? - Evet.
- Biz kim? - Biz işte...
Sen ve ben. O kadar.
Karşı taraf derken, benim ofis.
Margarita da kokain.
Katheryn! Vay canına.
Kokain? Kulağa tehlikeli geliyor.
- Ve bağımlılık yapıcı. - O zaman, şakaydı.
Hayır, dur! Kathryn, bekle. Sanırım konuşmamız gerek.
Konuşmamız gerek? Kulağa hoş gelmedi.
İlişkiyi öğrendim.
Peki...
Şaşırmadım. Sen çok çekicisin.
Uzunsun.
Kasların çok etkileyici.
Ama ben evliyim.
Ve profesyonelliğe yakışır şekilde davranmalıyız.
Ayrıca her erkek o kollarla sarmalanmak ister.
Teşekkürler...
Ama bir düzeltme. Bizim ilişkimiz olmadı.
Emin misin?
Evet, gayet eminim.
Ben...
Evinizdeki bir partiye katıldım.
Eşimle çok sert tartıştık.
Seni öptüm, benden kaçtın.
Sonra eve gittim.
Peloton'da iki saatlik bir egzersizle kendime geldim.
Kesinlikle bir ilişki olmuş.
Pat'le konuştuk.
Tabii...
Şeyse...
Pat, Pat, Pat.
Lütfen, ufak bir şok verin şundan kurtulayım.
Ufak bir rötuş gibi.
Rötuş diye bir şey yok. Güzellik salonu değiliz burası.
Bu arada, saçın çok hoş.
Hazır boya mı?
Bitki çayı.
Beyazları yok ediyor ama regl geri geliyor.
Kalsın.
Rahmini aldırmış biriyim, bir daha regl çekemem.
Bir kabus gördün diye sana elektroşok veremem.
Etik olmaz.
Ya şizofrenim geri geliyorsa?
Aklını yitiren birini tedavi etmemen etik olur mu?
Burası özel hastane.
Parasını ödemezsen kalamazsın.
Gerçekten tedavi gerekiyorsa, taşradaki tesislere gitmen gerekir.
Taşra fena fikir değil gibi.
Emin ol, oralara gitmek istemezsin. Lobotomi çubuklarını bile temizlemiyorlar.
İddialar öyle.
Gerçek.
Peki. Cebimden ödesem?
No comments yet. Be the first to leave one.