முதல் 200 வரிகள்.
Alo?
Alo. Modesta?
Kimsiniz?
Tabii, bir yolunu bulurum efendim.
Dencio, devam ediyoruz!
Cake, Jo nerede?
Buradayım Direk!
Kanal, Dencio'yu geri istiyor Jo.
Dencio ölmemiş miydi? Vurulmuştu.
Dizi yayından kalksın mı istiyorsunuz?
Aynen.
Nasıl dirilteceğiz peki?
Hayalet ya da kâbus olsa? Ya da reenkarnasyon?
Fantastik değil, aksiyon dizisi.
Jo, senarist değil misin? Düşün.
Her şeyi üstüme yıktınız.
Ruh falan mı olsa?
- Ruh mu, gerçekten mi? - Teşekkürler.
Direk, ikizi de olabilir.
İkiz.
Konu kapanmıştır!
Dencio'nun ikizi var.
Lanet olsun Matti!
O çantayı getirmediysen seni gebertirim!
Yanıma aldım dedim ya. 500 kez hatırlattın.
- Gerçekten mi? - Evet, 500 kez!
- 500. Saydın mı gerçekten? - Evet.
Bana ukalalık taslama!
Hıyar. Bok herif!
Hey! Şoförümüz sen misin?
Paz De Los Santos mu abla?
"Abla" deme bana. Gencim ben!
Alayım abla.
- Arabaya bin. - Alayım.
"Abla" deme dedim.
Of, doğru mu bu?
Evet. Baban onu iskeleden alacak.
Anne, işe dönmem gerekiyor. Seni sonra ararım.
Alo? Jo?
Ölü dirildi.
Kim?
Firar eden kadın, burada.
Öz annen mi?
Bayan Ebedî Firari mi?
Aman tanrım!
Bir dönemin parlayan yıldızı geri dönüyor!
Herkese günaydın.
Bugün yine bir kötü haber aldık.
İnanılır gibi değil.
Evine hoş geldin.
Tuhaf tuhaf davranma anne.
Bir de atölye meselesi var.
Bir sürü şart koşuyorlar.
Daha şimdiden tretman istiyorlar.
Neyse ki vize işini hallettim.
Yaparsın kızım.
Sen ölüleri bile dirilttin be!
Bir çırpıda 18 sekans!
Halledersin.
Amerika bambaşka.
Kapağı oraya attın mı belki de Shonda Rhimes'ın
ekibine girersin!
Vay be kızım, sosyete, gerçek sosyete.
Ama dur!
Tüm bunları arkanda mı bırakacaksın?
- Bunları mı? - Evet.
- Ciddi misin? - Evet!
Elbette!
Uyan Mattias, uyan artık!
Ne var?
İyice içine çek. Çek içine. Mis gibi okyanus havası.
Mis gibi okyanus havası.
Evet, okyanus.
- Al. - Sağ ol.
Geri dönmek çok tuhaf bir his.
Bizi görecekleri için çok mutludurlar.
Gerçekten mi?
Eskiden ünlüydüm.
Gerçekten!
Bir zamanlar Manila'nın gelecek vadeden tiyatro yıldızıydım.
Gelebildin mi bari?
Seni suya iterim bak.
Geldik galiba.
SÖYLEYEMEDİKLERİMİZ
Matti, çantaları gözünden ayırma!
Kaçacak değiller ya!
Tanrım!
Rene!
Rene!
Gerçekten sen misin?
Vay canına.
- Arkaya koyalım. - Bu kim?
- Hâlâ buna mı biniyorsun? - Evet, bilirsin.
Bozulmadığı sürece hiçbir şeyi elden çıkarmam.
Kim bu?
Oğlum.
Hoş geldin.
Rahatına bak!
Biraz çabuk!
Teşekkürler.
Dikkat et Matti!
Hazır mıyız?
Hazırız.
- İyi misin Matti? - Evet.
- Kutu orada mı? - Evet.
Gel.
Ev seni özlemiştir.
Claro'ya temizlettim.
Ayak işlerimize bakan çocuk vardı ya?
Kocaman adam oldu.
Jo geldiğinde senin eski odanda kalıyor.
Ama o da uğramaz oldu.
Babanın odasını da hazırlattık.
Yanında gelen oğlan nerede?
Bu Matti, küçük oğlum.
Vay, ne kadar da yakışıklıymış.
Tıpkı ünlüler gibisin.
Des'in elini öp bakalım.
Hık demiş annesinin burnundan düşmüş.
Tanrım, öpsene kadını!
Gelin, içeri geçelim. Tagalog biliyor mu?
Mattias! Kes şunu!
Baba.
Jo, eve gel artık. Annen seni görmek istiyor.
Baba, yapacak çok işim var.
Yavrum, ailene de vakit ayırmalısın.
Bütün vaktini çalışarak geçiremezsin.
Gelmeyeli çok uzun zaman oldu.
Eve gel.
Bayağıdır…
Ah!
Ne oldu? İyi misin?
Baba, seni sonra ararım.
İyi misin…
Bitmek bilmiyor.
Hadi anlat. Teker teker çözelim.
Şunu unutma, burada güvendesin.
Şu atölye… Şikâyet etmiyorum.
Bu benim için bir fırsat… Daha iyi bir hayat için.
Vakit yaklaştıkça şüphelerim artıyor işte. Acaba…
Doğru mu yapıyorum acaba?
Çünkü sanki… Bilmiyorum. Bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum.
Bunun harika bir adım olduğunu ve hayatımı değiştirebileceğini bilsem de…
Sanki önce yapmam gereken başka bir şey varmış gibi.
Şu an daha çok yolculuktan mı bahsediyoruz, yoksa…
Başka bir derdin mi var?
Paz burada.
Tanrım.
Döndü.
Tam hayatıma devam edecekken…
Eski yaraları deşmek zorunda mıyım?
Bir de babam eve dönmemi istiyor.
Durup dururken, sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Bu insanı tanımıyorum bile.
Beni hiç umursamadı.
Anlamadıkları şey bu.
Bu noktaya varabilmek için çok çaba sarf ettim.
Tamam, aile falan.
Ama lanet olsun, böyle bir ailen olsa sen ne yapardın?
Değil mi?
Gitme o zaman.
Gitme.
Artık kendi hayatın var.
Karar senin.
Şeyden bahsetmiştik ya…
Kişisel sınırlar.
Sınırlar, evet.
Bu bencillik değil Jo.
Tamam. Sınırlar.
Evet.
Gel.
Öteki elini ver.
Nefes alalım, tamam mı?
Derin bir nefes al.
İki, üç, dört. Tut.
Nefes ver. İki, üç, dört, tut.
Karar senin.
Karar benim.
Bir daha. Nefes ver. İki, üç, dört.
Tut.
Siktir!
Yazık oldu.
Gitti.
Niye gülüyorsun? Yazık oldu.
Canın sıkılmıyor mu burada?
Huzurlu bir hayat niye sıkıcı olsun ki?
Bir şey soracağım.
Orada olup da burada olmayan ne var?
Nerede?
Amerika'da.
Televizyon burada da var.
Tüm diziler burada da gösteriliyor.
Ne demek istiyorsun Renato?
Niye bizi terk edip gittin?
Her şeyi yoluna koyabilirdik.
Öylece çekip gitmeseydin her şeyi halledebilirdik.
Beni etkilemediğini mi sanıyorsun? Ya da çocuğunu?
Anlamazdın.
Madem öyle, kaçıp gitmeden önce açıklasaydın ya.
O zamanlar kendimi tanıyamaz hâle gelmiştim.
No comments yet. Be the first to leave one.