The Last Frontier

The Last Frontier

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

சீசன் 1

வெளியீட்டு விவரம்

the last frontier 2025 s01e08 720p web h264-sylix
கருத்துரை வழங்கியவர் BartuW

குறிச்சொற்கள்

webdl
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2025-11-21
பதிவிறக்கங்கள்: 54
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

Benimle gelmeliydin.

Çözebilirdik.

- Sana yardım edebilirdim. - Sessiz ol. Sorguya sakla.

Ne yaptığını biliyorum. Dinliyordum Sid.

Bu görev benim kurtuluşum.

Ve tamamlamak için sahip olduğum her şeyden vazgeçmeye hazırım.

- Ya siz? - Frank, bir sorun var.

Tamam. İşimiz bitti.

Briggs, neler oluyor?

Seni yakalamalarına nasıl izin verdin?

Biliyorlar mı?

Tek bir işin vardı.

Bizi biliyorlar mı?

Henüz değil. Konuşma. Ben hallederim.

Teşkilat'tan talimat aldığını düşünüyordum.

Bu senin görevindi.

Emniyet şalterini ve Arşiv'i biliyordun.

Ölümümle yayınlanacağını biliyordun.

Uçağı sen düşürdün. O insanları sen öldürdün.

Ama sana şunu söyleyeyim,

beni öldürerek istediğini elde edemeyeceksin.

Shaw, ben Frank. Scofield'ı görüyor musun?

Onu mahkûmdan derhâl ayırmalısın...

FAIRBANKS'E HOŞ GELDİNİZ

MERKEZÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI

Siktir.

Sana zarar vermeyi hiç istemedim.

BİR AY ÖNCE

PARİS, FRANSA

Yarın artık dayanamayacağımız noktaya gelene dek yatalım.

Ne kadar uyuyabiliriz, merak ediyorum.

Burada olduğun için mutluyum.

Aşırı tepki verdim, üzgünüm.

Anlıyorum. Endişelenme.

Takma adla geldim.

Ve Langley, Lüksemburg'da bir ajanla görüştüğümü düşünüyor.

İşte. Bu benim ayak parmağım.

Her gördüğünde beni düşünmeni istiyorum.

Güzel bir renk.

Ne düşünüyorsun?

Bizi. Geleceğimizi.

- Ve? - Geleceğimiz olsun istiyorum.

Konu, Elizabeth mi?

Onu öldüreceklerdi Sid. Sileceklerdi.

Bir ajan tehdit teşkil ettiğinde bunu yapıyorlar.

Sen tehdit değilsin.

Şimdilik. Ama son kullanma tarihim geçince ne olacak?

Bana altın saat vermeyecekler.

Çok fazla şey biliyorum.

Ne yapmak istiyorsun? Goa'da bir plajda yaşamayı mı?

Evet, niye olmasın? Veya bir koz buluruz.

- Tehlikeli. - Çıkış planının olması mı?

Hayır. Teşkilat'a karşı bir pazarlık kozu aramak.

Ciddiyim Levi.

Bana güvenmelisin.

Alo.

Ne? Ne zaman?

Tamam.

O kimdi?

Bayan Scofield, ben James Biel.

Bu Tariq Hamdi, operasyonun ön cephesini yöneten yerel ajan.

İçeri mi aldınız?

Evet. Dört saat önce.

Parolayı biliyordu.

Devletin verdiği bir Rus pasaportu vardı, böylece Kremlin bağlantısını kurduk.

Bu adam bir casus mu?

Adı Viktor Voss. Rus kökenli Amerikalı.

Rusların tarafına geçmeden önce 10 senesini CIA ile sahada geçirmiş

ama Ruslara da ihanet etmiş.

Fırsatçı ve onursuz biri.

Sırları satıyor.

Bay Hamdi'ye, FSB'nin peşinde olduğunu söyledi.

Ona yardım edebilirmişsiniz.

Neden bilmiyorum.

Bu adamı daha önce hiç görmedim.

Teşekkürler.

Geldin. Gerçekten sensin.

Önemli olduğunu söylediler.

Evet. Birbirimizi tanımıyoruz ama birbirimize yardım edebiliriz.

Tamam.

Kameraları kapatır mısın?

Hayır.

Bay Voss, gelmemi istediniz ve geldim.

Sizi tanımıyorum ve açıklayana dek yardımcı olmam...

Tamam. Beni öldürmek istiyorlar.

Kremlin burada olduğumu biliyor. Ekip gönderdiler.

Yakalanmadan kaçmam lazım. Yeni bir ad, yeni belgeler gerek.

Bu olmayacak.

Hayatım senin ellerinde Sidney.

Hayır, hayatın, Teşkilat'a ihanet ettiğinde bitti.

Kameraları kapat lütfen.

İşimiz bitti.

Babanın, ekibi Afganistan'daki

Hakkani ağı tarafından tuzağa düşürüldüğünde öldüğü söylendi.

Kaçabileceği ama kaldığı söylendi.

Diğer dört adamı kurtarmak için hayatını feda ettiği.

Neden bahsediyorsun?

Ama gerçek bu değil.

Sen kimsin?

Gerçek şu ki o detaylar gizli çünkü böyle bir şey olmadı.

Biliyorum. Oradaydım.

Bildiğim diğer şeyleri öğrenmek istersen

FSB gelmeden önce beni Paris'ten çıkaracaksın.

Ve kesinlikle geliyorlar Sidney.

- Bu adamı nerede buldunuz? - Size dedim. O bizi buldu.

Nasıl?

Şehirde olduğumu nasıl biliyordu? Altı saat önce geldim.

- Operasyon şefini arayacağım. - Kimseyi aramayacaksın.

Kameraları kapatıp dosyaları sil.

- Aranan bir firari. - Ama teslim oldu.

Benimle ve babamın ölümüyle ilgili bilgisi var.

Kameralar onu korkutuyorsa kapat.

Kayda gerek yok.

Niye burada olduğunu ve ne bildiğini öğrenmeliyim.

Kameraları kapatın.

Bunu nereden buldun?

Baban bunu cüzdanında taşırdı.

Diğer yarısı sende.

Sen küçükken yaptığınız hazine haritası.

Bu neyi kanıtlıyor?

Bir şeyleri bildiğimi.

Beni Paris'ten çıkarırsan daha fazlasını anlatırım.

Bunu nasıl yapacağım?

Beni Havlock'a götür.

Suç dünyasında kaynakları var.

Bu gece beni ortadan kaybetsin, sana bildiğim her şeyi anlatırım.

Sidney! Ne yapıyorsun?

Sidney!

Hadi.

Başlıyoruz. Hadi!

- Git. - Sen kimsin?

- Bana cevap ver. - Git!

Babamı nereden tanıyorsun?

Ben...

Ben onu öldüren ajanım.

Üzgünüm.

Üzgünüm.

Yalan söylüyor olabilir mi?

Ölürken neden yalan söylesin?

Yapmadıysa neden babamı öldürdüğünü söylesin?

Langley'ye söyleyemezsin.

İnsanlar öldürüldü. Güvenli eve girildi.

Orada olduğunu bilmiyorlar.

Kameraları kapatıp görüntüleri sildiklerini söyledin.

Tanıklar öldü.

Voss'ın, Paris'te olduğunu nasıl bildiğini çözmek için vaktimiz var.

Beraber çalıştığımızı nasıl bildiğini de.

İfşa olduk Sid.

Bu yüzden Langley'ye bildirmeliyim.

Neden? Baban hakkında yalan söylediler.

Bradford'a güveniyorum.

Onu çocukluğumdan beri tanırım. Aileden biri gibidir.

Yapma. Saf davranıyorsun.

Belki Bradford göründüğünden fazlasını biliyordur.

Asıl mesele ne?

Bizi ve geleceğimizi düşünüyordum.

Ve Teşkilat'ın, beni tehdit olarak gördükleri an öldüreceğini

düşünüyorum, ki bence görüyorlar.

Ne yaptın?

Koz avına çıktım.

Bağlantı raporlarımdan birine bir kod satırı yerleştirdim

ve dosya yolu, Langley'nin gizli sunucusuna gidiyor.

- Delirmişsin. - Dosyalardan birinin adı Arşiv 6.

- Yani? - Yirmi yıl önce baban tarafından

oluşturulmuş ve hâlâ etkin.

Bence Arşiv 6'da yaptığımız her şeyin ve muhtemelen babanın başına gelenlerin

kaydını tutuyorlar.

- Bu işten vazgeçmelisin. - Neden vazgeçeyim?

Bize yalan söylüyorlar Sid. Baban hakkında, bu Voss hakkında.

Ama Arşiv'e erişirsem belki gerçeği ortaya çıkarırım.

Gerçeği aramıyorsun. Koz arıyorsun.

Ya ikisini de bulursam?

Çok tehlikeli.

Bradford'la konuşmak için bekleyelim, evet.

Ama korunan bir dosyayı çalmana izin veremem.

- Seni fazlasıyla önemsiyorum. - Yani Voss'ı unutacak mıyız?

Hayır. Öyle demedim.

Bildiklerini başka bir yoldan öğrenmeliyiz.

Voss'ın adımlarını takip etmek çok zor.

ARAMA

Karşı tarafa geçmeden önce bile Teşkilat, izini örtmek için bin takla atıyordu.

Langley'nin erişim izni verdiği çoğu şey sansürlü.

Adamın sahte mülkü, banka kayıtları ve sahte isimleri var.

Onu Teşkilat'a bağlayan bir şey olmalı.

Bir dakika. İşte bu. Sharon Tidwell.

Kim?

Adalet Bakanlığı ve Teşkilat'ın eski bir çalışanının yazışmalarını okudum.

Voss'ın aleyhinde tanıklık yapmasını istemişler

ama misillemeden korktuğu için reddetmiş.

Ve mahkeme celbi göndermişler.

Bu kadın, Voss'ı tanıyordu ve sırlarını sakladı.

İşte burada. Sharon Tidwell.

"Tedarik hizmetlerinde satın alma memuru."

Voss'a kılıf iş, para, kalacak yer ve kimlik ayarlamıştır.

Casusların seyahat danışmanı.

Voss hakkında bilgisi olmasaydı tanıklık etmesini istemezlerdi.

Onu ziyaret etmeliyiz.

Çok teşekkürler.

Selam Sharon.

- Günaydın. - Merhaba. Çok güzel bir vaazdı.

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left