முதல் 197 வரிகள்.
Hadi, hadi kalkın siz de sofraya.
Geldim.
Şahane yemekler yaptım size.
- Sude'ye yazık, Sude'ye. -
Şule ne bu?
Ay! Papan Sadi'ciğim, papan . Endonezya mutfağından eşsiz bir lezzet.
Etnik lezzetler atölyesinde öğrendim.
Ya Allah'ını seversen, kuru fasulye bir şey...
Ama Sadi ya! Her şeye niye itiraz ediyorsun?
Alış sen de bu yeniliklere böyle.
Gerçekten ama yani babam haklı. Başımıza bir şey gelmesin anne.
-Çok tuhaf görünüyor bu Endonezya mutfağı. -
Aynen anne, bir haftadır ne yediğimiz belli değil.
Yeriz ya, yemez miyiz? Şule annem yapmış mis gibi.
Sağ ol Aykut'cuğum.
Yalnız nasıl da salyangoza benzetmişsin Şule anne. Aynı Salyangoz.
Hayatım o salyangoz zaten.
Ee çocuklar, tarih aldınız değil mi? Ne olur son güne bırakmayın.
Bir ay dediğin göz açıp kapayana kadar geçer.
Aldık, aldık Sadi baba. Merak etmeyin siz.
Sıkıştırmasana çocukları Sadi.
Ya Şule sen de durumları bilmiyormuş gibi konuşuyorsun.
- - Babam haklı anne.
Bu miras mevzusu olmasa da biz evlenecektik zaten.
-Evet çünkü birbirimizi seviyoruz. - Yaa.
Enişte, ne güzel siz evlenince ben çat kapı gelirim sabah akşam.
Sabah beraber kahvaltılar, akşam yemekler.
Seni hiç bensiz bırakmam.
Biliyorum Mithat.
-Çocuk yemin etti, bizi kavuşturmayacak. -Mithat.
Oğlum olur mu öyle şey?
Aykut, oğlum bunlar zor süreçler. Bir şeye ihtiyacın olursa bak...
Sağ olun, her şeyi hallettik biz Sadi baba. Siz sadece şey yapsanız yeter.
-Mithat. -Oğlum.
-Tamam, hadi. -Biz zaten büyük bir şey düşünmüyoruz.
Aile, arkadaş arasında ufak bir şey, değil mi?
Evet. Gerçi ben yetimhanede büyüdüğüm için bende ikisi de yok.
Orasını siz düşünün yani. Bana bir masa yeter vallaha.
Aykut'cuğum sen bizim evladımızsın.
- Hı hı. - Oğlum diyorum. Daha ötesi var mı?
Ya eniştem diyorum eniştem. En ötesi bu.
Gerçekten içim şişti artık. Her akşam bir posta Aykut sevgisi dinliyoruz yani.
-Ben de sizi seviyorum. -Ben bakarım enişte.
-Enişte lütfen ben bakarım. -Tamam bak Mithat.
Ben başka bir şey diyeceğim. Hani herkesin hayatta "İyi ki" dediği bir şey vardır ya.
Benimki de bu işte. İyi ki bu ailenin biricik eniştesiyim.
İyi ki o kapıyı kapatmamışım.
Enişte. -Bak işte.
Bensiz bir saniye yapamıyor. İyi ki eniştenim be Mithat.
Enişte.
Benden ayrı enişte demeden bir saniye duramıyor.
AMATEM'de enişte bağımlılığı var mı acaba?
Yatıracağım ben bu çocuğu ya. Bak şimdi nasıl coşturacağım.
Ne var eniştesinin bal bir tanesi?
Sana demedim enişte.
Bana mı demedi?
Bana demediyse kime dedi?
-Ne demiş? -Kim?
-Kim? -Kime dedi?
-Kim? -Ne?
Kime diyor bana demediği zamanlarda?
Sana demiştir. Senden başka kime söyleyecek?
- Kime dedi? - Sana dedi canım. Kime diyecek?
Dünyanın en tatlı, en şahane, en nezih ailesi Atabeyoğulları,
hepinize iyi akşamlar.
Bu kim?
Dilşah'ım. Sarı mimozam, bak.
Özlemedin mi beni? Ha?
Aykut ablamı tut.
Mimozam.
-Ben seni gebertirim, seni. - Kim o?
- Canım kızım sakin. - Tamam, sakin.
Aykut Dilşah'ı tut.
-Abla, abla. -Sarı mimozam.
Bir sakin olur musun?
Ya, kim bu herif ya?
-Kızım. -Seni gebertirim!
Aa! Biz ne ara salyangoz atar hale geldik?
-Lütfen. -Defol.
-Defolacaksın. -Lütfen sakin ol ya.
- Tamam. -Mithat seni çok özledim koçum.
-Ben de özledim enişte. -Enişte mi?
-Mithat. -Ya!
Aldı çiçeği gördün mü?
Sen enişte fetişi misin?
Mimozam şu herifin kucağından iner misin? Çok rica ediyorum. Kimdir bu adam?
Sonra konuşuruz. Yabancı değilim.
- - Kim bu herif ya?
-Baba. -
Sude.
Baba seni çok özledim.
Canım kızım, ben de seni çok özledim.
Öp, öp.
Bak bakalım papatyam beğenecek misin?
Nasıl?
Tanıştırayım.
-Ablamın büyük aşkı Talat eniştem. - Sude.
- Hadi anne, gel içeri girelim. - Büyük aşkı mı?
-Ablan içeride güveç attı adama. -
-Sarı mimozam. -Sakın Talat.
Tabii hayatım.
Geliyor.
Sude Hanım gözünüz aydın.
- -Ama aşkım biraz fazla mı
yüklendiniz Talat Bey'e? Ya iki kelime edemedi adamcağız.
Talat eniştem adamcağız değildir Aykut.
-Neredesin lan sen bunca zamandır? -Baba gurbet ellerde beni dolandırdılar.
Pasaportumu, valizimi, her şeyi kaptırdım.
-Yunan polisine derdimi an... -Kes.
-Ulan insan bir kere telefon da mı açmaz? -Telefonu da kaptırdım.
Her şey euro'yla. Alamadım hemen tabii.
Ama sana güzel bir haberim var. Benim arsaya her an bir müşteri çıkabilir.
Ulan ben burada ne hallerdeyim? Hangi sorunlarla boğuşuyorum?
Şirketin durumu ne? Köşk elden gidiyor. Haberin var mı senin?
Piyasalar hep sallantıda tabii. Baba benim yapabileceğim bir şey varsa...
Safi hikaye.
-Senden bir şey rica edeceğim. -Hımm?
Ondan uzak dur olur mu?
Niye?
Sen biraz iyi niyetli bir insansın ya.
Gülşah Hanım, Gülşah Hanım aşk olsun. O ne demek öyle ya?
Saf mıyım ben? Salak mıyım?
-Aa! -Esnafım ben.
Ben iki yüz metreden adamı gördüm mü notunu veririm.
Giderken Dilşah'ın Sude için biriktirdiği parayı da götürmüşsün.
Ben onun tek bir kuruşuna bile dokunmadım.
Zaten en kısa zamanda onu Dilşah'a takdim edeceğim.
Ulan madem harcamadın, getir o zaman.
-Yarın getir. -Yarın mı?
Evet. Harcamamışsın ya.
Olur getiririm. Sıkıntı yok baba.
Ulan ben sana ne diyeyim?
- Allah seni ıslah etsin. - Ne yaptı o?
Babacığım, yabancı adamlar var. Lütfen, olur mu?
Seni Allah bildiği gibi yapsın.
İyi akşamlar babacığım.
Ulan.
-İyi akşamlar çocuklar. -İyi akşamlar Sadi baba.
Baldız.
-Çok pozitif bir adama benziyor aslında. -Aykut.
-Tamam ya. -Konuştuk.
-Ben ablamın yanına gideyim. -Geç, geç sen. Yarın konuşuruz aşkım.
Aykut.
Bak bana söz ver. Biz böyle olmayacağız. Tamam mı?
Özellikle sen hiç böyle bir adam olmayacaksın.
Gülşah Hanım, unuttunuz galiba. Benim adım Aykut Aslan.
Yalan senin en büyük düşmanın. Biliyorum.
-Aynen öyle. -
-Hadi iyi geceler. -İyi geceler.
Hayranım size.
-Ben de. -Bu koruyuculuğuna bayılıyorum.
-Ya. -Gir içeri üşüteceksin. Gir.
- -Dünyam.
- -
Güzel kardeşim benim.
Az önce ben de kapıda onu konuştum Gülşah'la biliyor musun?
Ben dedim, çok sevdim enerjisini dedim ama aileyle demek ki biraz...
Bana bak acilen benim seninle konuşmam gerekiyor.
Arabuluculukla alakalı mı? Ben elimden ne gelirse yaparım.
Tufan sen kapat hayatım ben seni arayacağım. Kapat, kapat. Hah.
-Buyur birader? -
Kusura bakmayın ben telefonu görmedim. Aykut ben. Karınızı tutuyordum içeride.
Dilşah abla.
Kafa yapıyorum be. Tanıdım. Tanıdım.
Ya, kusura bakma içerideki tatsızlık için. Sana da ayıp ettik ya.
Her aile arasında olur öyle şeyler.
Ben gelecektim sizin yanınıza.
Sadi babayla baktım biraz gergin gibiydiniz.
-Hiç bölmeyeyim dedim. -Aman hayatım, onlar bizim
her zamanki hallerimiz. Israr ediyor bana adamcağız,
"İlle de çocuğu okula sen bırak" diye.
Benden iyi kimse bırakamıyormuş falan, filan.
-Ha Sude ondan gülerek içeri gidiyordu. -
Hediyeyi gördüm bu arada. Çok ince bir hareket.
Sen? Gülşah'ın sevgilisi misin?
-Evet. -Tekrar kusura bakma
-az önceki olaylar için. -Rica ederim, rica ederim.
Ama böyle ayak üstü olmadı ki.
-Ben size bir kartımı takdim etsem. -Olur.
Biz Selimiye'de telefoncuyuz.
-Öyle mi? -Yuvam İletişim.
Yuvam İletişim.
Popüler bir yerdir. Kime sorsanız gösterir zaten.
Eyvallah. Sanmam ama ben yine de alayım.
Kısmet, hani yolunuz düşerse dedim. Belki bir iki lafın belini kırarız.
Hadi iyi akşamlar bacanak.
- -Ne dedin?
-İyi akşamlar dedim. -Öbürü, öbürü.
-Bacanak dedim. -He öyle.
İyi akşamlar.
Bacanak.
Bacanağım mı var lan benim şimdi?
Aykut.
Elleme beni, düğünüm var düğünüm. Geleceğim sonra.
Lütfü Bakkal.
-Yengemi de alıp geliyorsun mutlaka. -Tabii, tabii Aykut'cuğum.
Niye öyle diyorsun ya Lütfü abi?
No comments yet. Be the first to leave one.