Lioness

Lioness

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

சீசன் 3

வெளியீட்டு விவரம்

Lioness S03E02 No Sorrow Like the Survivor 720p AMZN WEB-DL H264-playWEB
கருத்துரை வழங்கியவர் BartuW

குறிச்சொற்கள்

webdl
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2026-08-12
பதிவிறக்கங்கள்: 7
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

-Bu 9-5 olayına alışıyorum. -Alışma.

-İyi miyiz? -İyisin.

-Akşam yemeğine dönecek misin? -Dönmem gerek.

-Aleksey Yurimov. -Rus casuslarıyla ilgilenmiyorum.

Putin'in vezirini satranç tahtasından kaldıracaksınız.

Hiç Ukrayna'ya gittin mi?

Bunu daha önce hiç görmedim.

Patlat.

-Gri sakal tam önünüzde. -Diğerlerini halledin.

-Yardımcı olabilir miyim? -Eyalet polisindeniz.

Siz polis değilsiniz.

FBI hemen evime gelsin. İfşa oldum.

Pusuya düşürdüler!

Joe.

Artık direnme.

Tekrar denersen canın yanar.

-Üzerimde takip cihazı yok. -Kesin vardır, sen casussun.

-İmplantın var. -Öyle şeyler kullanmayız.

-Herkes kullanıyor. -Biz kullanmıyoruz.

Göreceğiz. Tüm saklanma yerlerini biliyorum.

Bu da kumandası.

Ağzını aç.

Ağzını aç.

-Nerede? -Takip cihazı kullanmıyoruz dedim.

-Söyle, yoksa aramaya devam ederim. -Kullanmıyoruz!

-Havaalanı tarayıcıları tespit eder. -Bulmak için seni ikiye ayıracağım.

-Onu çevirin. -Hayır!

Bekle.

Bekle.

Tamam.

Sol ayak başparmağı.

Giyin.

Burası Roadrunner. Hedefe üç dakika mesafedeyiz. Tamam.

Anlaşıldı. Raven hâlâ orada. Tamam.

Anlaşıldı. Ben de aynısını görüyorum. Tamam.

İki dakika!

Birinci noktasına iniş. Bravo, ikinci noktaya.

Arazinin güney sınırında buluşun.

-Bölge sıcak olsa bile mi? -Olmayacak.

O şerefsizlerin hepsini öldüreceğiz.

İçeri girin ve kapıyı kilitleyin.

Seninle.

Peşinizden geliyorum.

-Temiz. -Temiz.

-İyi haber istiyorum. -Bende hiç yok.

-Takip cihazını bulmuşlar. Bu kadar. -Orada bırakmışlar mı?

-Biraz ileri gitmişler. -Ya da bizim gittiğimizi düşündüler.

-Ortak noktayı bul. -Bir ricada bulunabilir miyim?

-Peary'deki ekibimizi çağır. -Onlar eyaletten gelen kaba kuvvet.

-Müdahale ekipleri hazır. -Herkesi çözerler Byron.

Onu çözerlerse ağzından neler çıkar, kim bilir?

Ekip altı saate burada. Onu bulana dek devam et.

-Evet efendim, öyle yapacağım. -Arkanda pislik bırakma.

Giderken temizleriz.

-Baba, ne yapıyorsun? -Bir şey unuttum. Hemen dönerim.

Tanrım. Aman Tanrım.

-Neal? -Kaitlyn!

-Evet, benimle gel. -Karıma ne oldu?

Kapa çeneni.

Kapa çeneni. Komşular izliyor.

Çözmeye çalıştığımız bir olay oldu. Karın hayatta.

-Öyle de kalacak. -Söyleyeceklerin bu kadar mı Kaitlyn?

Eminim bunu konuşmuşsunuzdur. En kötü senaryo.

-Bu en kötü senaryo mu? -Ben öğrenince sen de öğreneceksin.

-Çocuklarıma ne diyeceğim? -Hiçbir şey. Tamam mı?

Onları okula götürmeliyim. Arabasının dağıldığını görünce...

-Arabayı ben hallederim. -90 saniyen var.

Cüzdanımı unuttum. Özür dilerim.

Artık her şeyi telefonunda tutabilirsin. Cüzdana ihtiyacın yok.

Haklısın.

Görünüşe göre yolu bir şey için kapatmışlar.

-Okula uzun yoldan gideceğiz. -Bana bir not yazabilir misin?

-Çünkü geç kalacağım. -Ben de baba.

İki not geliyor.

Tatlım, ben geldim.

Yemek yok mu?

Kadın.

Yorucu bir iş gününden eve dönünce

yemeği masada bekliyorum.

Akşam yemeği masada.

Hemen tatlıya geçeriz diye düşündüm.

İyi ki doğdun.

-Doğum günüm değil. -Birinin doğum günü.

Bunun için mutlu olmalısın.

Birinin doğum günü kutlu olsun.

Öyle mi?

Duş almam lazım.

Bir haftadır yıkanmadım.

-Banyo için giyindim. -Evet, öylesin.

Neyse ki ayak fetişim yok.

Dostum. Savaş ayakları mahvediyor.

Nasıl geçti?

Hepimiz döndük.

-Yani iyi geçti mi? -Başarılıydı.

İyi olduğunu söyleyemem.

Yaptığımız şey...

30 yıl içinde modası geçecek.

Ukrayna, üç buçuk milyon kişilik bir orduyu

Amazon'dan alınmış 90 dolarlık dandik dronlarla durdurdu.

Bir sonraki savaşta neyle savaşacağız lan?

Einstein'a Üçüncü Dünya Savaşı'nda

hangi silahların kullanılacak, sormuşlar.

Bilmediğini ama dördüncüde ne kullanacağımızı bildiğini söylemiş.

-Sopalar. -Sopalar mı?

Yanılmış.

Bir dahaki savaşta kullanacakları makineler artık izin istemeyecek.

-Bu temizlendi. -Şans getirsin diye ovuyorum.

Sanırım belki de...

...sıra bende.

-O benim ayağım değil. -Değil mi?

Nereden başlamak istersin?

Siktir.

Siktir. Eve yeni geldim. Her seferinde aynı şey.

Seksi düşünmem yetiyor, hemen göreve çağrılıyorum.

Siktir.

Anlat bakalım.

Bu adamla bahçedeki adam kapıyı çalmış,

polis olduklarını söyleyip Joe'dan dışarı çıkmasını istemişler,

ama kimlik göstermemişler.

Kapıyı kapatınca kapıyı kırıp ona saldırmışlar.

Nasıl sonuçlandığını görüyorsun.

-Kimlikleri? -Virginia ehliyetleri.

NSA'e göre pasaportları Romanya'ya ait.

İkisinin de farklı adlara düzenlenmiş Belarus pasaportları var.

-Nerede o? -Merdivenlerde oturuyor.

Pencereler yüzünden biraz tedirgin.

-Onu ve ailesini taşımalıyız. -Çiftlik'teki eve mi?

Seçeneklere bak.

Selam.

Romanya pasaportları var ama NSA'e göre

Belarus vatandaşları. Yani Rus istihbaratı.

Kimlikleri olmadan eyalet polisi kılığında zorla girmeye çalışmışlar.

-Amatörler... -Hiç mantıklı değil.

Ama bizim yaptığımızdan hemen sonra kapısında belirmeleri de manidar.

Bizi izliyor olabilirler. Buraya gel, konuşalım.

-Kaitlyn, bir de analiz ekibi getir. -Tamam.

Zor bir hafta sonu geçirdin.

Bu iş hiç bitmeyecek.

Lanet olsun! Ailemin gözü önünde.

Pervasızlık başka şey ama bu neydi lan?

-Bunu ofiste konuşuruz. -Hayır. Ailemi bırakmam.

Ekibin yolda. Aileni güvenli bir yere götürecekler.

-Gidelim. Her yerde gözleri var. -Vedalaşmak istiyorum.

Gidelim.

Tabii ki hemen.

Yakaladık patron.

-Arka tarafı aradınız mı? -Neden?

Saldırganlar öldü. Arka tarafı neden arayalım?

-Bunun mantığı var mı? -Hiç yok.

Diyelim ki SSD'den geldiler ve ön kapıyı çaldılar.

-Olamaz. Kim olduğunu biliyorlardı. -Ya bilmiyorlarsa?

-O zaman burada ne işleri vardı? -Belki üstleri biliyordu.

Ya onların tuzağına düştüysek?

Ve bak ne başardılar?

Bütün ekibimiz burada herkesin gözü önünde.

Daha yüksek bir noktaya çıkmalıyız. Kulaklıklarınızı takın.

Çatıda gözcü var, buradan ilerideki ara sokakta.

Kuzeydoğuda üç ev ötede. Beni beklemeyin.

-Şu iki evin etrafından dolaşırız. -Tamam.

Arkandayım.

-FBI! İçeri girin ve dışarı çıkmayın. -911'i arayayım mı?

911 biziz. İçeri girin!

Gördün mü?

Evet. Şerefsizi görüyorum.

-Nasıl yapalım? -Yalnız olmadığını varsayalım.

Kaçarken onu koruyacak biri vardır.

Scooter.

Scooter.

-Saat bir yönünde hareket var. -Evet.

50 metre uzakta ve yaklaşıyor.

Yanına gelmesini bekle.

Bekle. Yanında.

Küçük bir köpek gördünüz mü? Kısa tüylü bir teriyer?

-FBI mı? Her şey yolunda mı? -Pek sayılmaz.

Ne oldu?

Gözcüyü etkisiz hâle getirdiler.

Ne oldu?

Sahada iki elemanımız var ama şoförü hâlâ bulamadık.

-Şoför olduğunu nereden biliyorsun? -Biz yapsaydık mutlaka olurdu.

Onu bulana kadar burada mahsur kalacağız.

Şu şapkayı ver.

Onu ortaya çıkarmaya çalışacağım.

O da neydi?

-İyi misin? -Bırak, ben gideyim.

Randy, her şey yolunda mı?

Biri bana neler olduğunu anlatabilir mi lütfen?

Evet, yolunda. Sürücü vuruldu.

Rozetleri çıkarın çocuklar. Kalabalık buraya geliyor.

FBI. Biri burada, ikisi arkada.

Onlar benim ekibim.

Telefonunu ele geçirdilerse her şeyi ele geçirmiş olabilirler.

O zaman...

Ara.

-Şef, yapmamız gereken... -O telefon işe yaramaz. Beni ara.

Anlaşıldı.

Ne oldu?

Bölgede bir gözetleme ekibi vardı. Bir şoför ve iki gözcü.

Şoför vuruldu. İki gözcüyü yakaladık.

FBI onları nereye götüreceğini soruyor.

-Doğrudan komutaya bildireceğim. -Anlaşıldı.

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left