முதல் 200 வரிகள்.
BU BİR KURGUDUR
ÇOCUK OYUNCULAR GÜVENLE FİLME ALINMIŞTIR
Yoruldun mu?
Evet.
Bu yüzden çabuk yoruluyorsun işte.
Olmaz böyle.
Daha sık koşalım.
O zaman beni sırtında taşırsın.
Dizim sakatlanırsa suç sende.
Tabii ya.
Bu yaşta düşsen bir yerini kırarsın demiştin, değil mi?
Demek bildiğin hâlde inmiyorsun.
Telefonunu burada unutmuş.
Peki, sonra ararım.
Yok. Yapma Cha Ji-yoon. Kes şunu.
Evet, niye bu kadar düşeyim ki?
Gerçekten merak etsem sorarım.
Ama ben gazoz istemiştim.
Spordan sonra şekerli içecek çok susatır.
Su iç.
Zevkime saygı duy lütfen.
Sağlık konusunda hayır.
Hasta olmamdan mı korkuyorsun?
Evet,
-çalışamayacak kadar. -Öyle mi?
Telefonun çaldı.
Kıdemli Uzman Lee Young-hun.
Haftaya işe dönecekmiş.
Umarım Bay Lee gelince her şey düzelir.
Umudumuzu yitirmeyelim.
O, bunu yapabilecek yetenekte.
Kıskanıyorum ama bak.
Niye?
Daima bir numaramsın Kıdemli Uzman Cha.
Prova bugün kaçta bitiyor?
Beş gibi.
-Gelip alırım. -Tamam.
Hadi yeterince dinlendin, biraz daha koşalım mı?
Yine mi?
Kazanana dondurma.
BÖLÜM 8: GEÇMİŞLE HESAPLAŞSAN DA O MESAİYE GİDİLİR!
İşte bu iyi geldi. Taze yaz turpuyla bibimbap.
Susam yağı ekleyelim mi?
Yeni âdet mi bu?
Eskiden her türlü yağa çıldırırdın.
Bundan sonra yapmamam gerekenlere değil,
yapmak istediklerime odaklanıyorum.
Kardeşim büyümüş.
Hâlâ kızgın mısın bana?
Baksana.
Gerek yok.
-Ne, Kim Goo-won mu? -Kesinlikle değil!
O zaman açsana! Ver.
O değil dedim!
-"Selam No-ah, takılalım." -Geri ver.
"Hâlâ kızgın mısın?"
Geri ver şunu!
Niye başkasının telefonunu kurcalıyorsun?
Kimmiş bu?
Dünyanın en sığ insanı.
YOON NO-AH
Ben sığ biri miyim?
İçemediğin kesin.
-Dışarıdan öyle. -Niye?
Biri öyle mi dedi?
Evet.
Çok sığ sayılmazsın.
Bir tutkun olmadığı için.
Ne demek o?
Bir şeyi çok istedin mi bugüne kadar?
Bir eşya, bir tarz, bir yetenek.
Doğru değil bu.
-Şu an bir şeyi çok istiyorum. -Neyi?
Kas yapmak mı?
No-ah.
No-ah mı?
O nedir?
Gidelim.
-Nereye gidiyorsun? -Arkadaşımın düğün provası.
-Düğünde şarkı mı söyleyeceksin? -Evet.
Üniversiteden arkadaşlara söz verdim, tutmak istiyorum.
Ji-yoon'u görmek için yapıyorsun.
Hiç de öyle değil.
Bitti zaten.
O zaman neden gözün hep Ji-yoon'daydı?
Öyle miydi?
Daha dikkatli olmalıyım.
Rahatsız olmuştur.
Ben kaçtım.
Hoşça kal.
Ben de çıkıyorum.
Ben de No-ah'yı mı rahatsız ettim?
Hye-ji.
Ne?
Ne oldu?
Bay Kang'la ben…
Biz çıkıyoruz.
Yapmam demiştin.
Endişelenme demiştin!
Evet, tutamadım kendimi.
Eski karısı akıl hocam demiştin.
İşte kadınla sürekli karşılaşacaksın.
Cidden misin sen?
Açıkçası beni de rahatsız ediyor.
Beraber çalışmalarını izlemek de modumu düşürüyor.
Bir kereliğine sonrasını düşün.
Evlilik demek aile olmak demek.
Sen bunu hiç yaşamadın.
Düşündüğünden çok daha zor olacak.
Yutmak zorunda kalacağın o kadar çok şey olacak ki.
Sanırım öyle, değil mi?
Gülüyor musun ya?
Hadi ama, yapma.
Çok mutluyum son günlerde.
Çıldırtacaksın beni.
Peki, neyse.
Kararını vermişsin.
O zaman endişelenmeyi bırakıp beni destekler misin?
Peki, düğüne de getir o zaman. Yüzünü göreyim bari.
İnanılmaz yakışıklı, biliyor musun?
Biliyorum.
Nereden biliyorsun?
Gözün çirkin görmez ki.
Ya!
İnkâr edemem.
Ji-yoon!
Beraber yemek yiyeceğiz. Sen de gel.
Planım var.
Biraz rahat olamaz mısın yanımda?
Seung-jun gibi üniversiteden arkadaşmışız gibi yap.
Dedim ya, ben…
Ji-yoon Hanım.
Bay Kang.
Yine karşılaştık.
Adım Kang Si-woo.
MÜDÜR KANG SI-WOO
O gün tanıştık, Ji-yoon'un patronuydun, değil mi?
Merhaba.
Niye buradasın peki?
Bay Kang, gidelim biz.
Ji-yoon Hanım.
-Senden saklamak istememiştim. -Yok.
Sohbetinizi bölmüş gibi oldum.
Konuşacak bir şeyin varsa devam et.
Sen git konuş, ben beklerim.
O zaman bir dakika.
Ne oluyor Ji-yoon? Bu adam neden…
O benim sevgilim.
Ne?
Ne zamandır?
Çok olmadı.
O yüzden benimle özel olarak iletişime geçmeyi bırak.
Düğünde görüşürüz.
Keşke git demeseydim.
Teşekkür ederim.
Daha önce söylemediğim için üzgünüm.
Aniden katılıverdi.
Gereksiz endişelendirmek istemedim.
Daha önce bıraktığımda Bay Cho'nun içeri girdiğini görmüştüm.
Niye bir şey demedin?
Önce senin söylemeni bekliyordum.
Beni Bayan Choi'yle görünce sen de böyle mi hissediyorsun?
Nasıl yani?
Aranızda bir şey yok biliyorum ama yine de dokunuyor.
Evet.
Onunla ilişkim çoktan bitti.
Ona karşı en ufak duygum kalmadı.
Benim için de aynısı.
Umarım iyi bir hayatı olur, o kadar.
Evet.
Bu arada Hye-ji düğüne seninle gelmemi istiyor.
Davuldaki yeteneklerini görebilecek miyim?
Tabii.
O zaman gelirim.
Daha sıkı çalışayım.
Karşılaşmak şoke etmiştir seni.
Tuhaf, değil mi?
Nasıl oldu da Ji-yoon'un yanında başka birinin olabileceği aklıma gelmedi?
Çünkü hiç görmedin.
Üniversite boyunca sana takıldı, başka erkeklere bakmadı.
Artık kabullenmelisin.
Peki o dönem hislerini bildiğin hâlde neden fark etmemiş gibi yaptın?
Hayatımda uzun kalsın istedim.
Çıkıp ayrılırsak
bir daha arkadaş kalamayız diye korktum.
Ama işte yine de buradayız.
Senin yapman gereken
şu an yaptığın gibi yoluna devam etmek.
Bu Ji-yoon'a da iyi gelir.
Zaten kafası yeterince karışık, daha da karıştırma.
Ne oldu?
Başına bir şey mi geldi?
Hayır.
Yani herkesin kafası karışık, değil mi?
Senin, benim, Seung-jun'un.
Benim değil.
Ne oldu?
Söyle. Ji-yoon'la ilgili bir şey var, değil mi?
Yok, hiç yok.
Hadi anlatsana!
No comments yet. Be the first to leave one.