This Is Us

This Is Us

ดาวน์โหลดคำบรรยายTurkish

ซีซั่น 1

ข้อมูลรุ่น

This Is Us S01 1080p WEB-DL DD5 1 H 264/DHteiV/Love/GoApe/DRACULA/RTN
ความคิดเห็นโดย _d3d3_

แท็ก

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
เผยแพร่เมื่อ: 2017-10-17
ดาวน์โหลด: 42
ผู้พิการทางการได้ยิน: No

ตัวอย่างคำบรรยาย Turkish

200 บรรทัดแรก

Tamam, hazırım.

Cidden hediyeni beğendin mi?

Havlu mu? Kesinlikle boktan.

Giyindin mi?

- Evet, bayan. - Doğumgünü takımın.

Zaten bir tane var.

İç çamaşırlarımı kıyafetimin üstüne koymak zorunda kaldım.

Görüyorum.

Benim için uygun bir zaman değil aslında.

Olsun, gelenek gelenektir.

Evet. Ama ben bu yıl

tahrik edici doğumgünü

- dansını atlamak zorundayım. - Üzgünüm, bebeğim ancak bugün benim doğumgünüm

ve gerçekten ama gerçekten dansı görmek istiyorum.

Çok kötü olacak.

Olsun.

- Hazır mısın? - Evet.

Hoşuna gidiyor mu?

Söylesene.

İstediğin bu muydu?

Biraz da buradan.

Biraz daha ister misin?

O havluyu ağzına tıkar,

boğarım seni.

Tamam, tamam.

- Tamam sustum. - Hadi ama.

Hadi ordan.

Müsait misin patron?

Evet. Ne vardı?

Evvett...

- Şovunu seviyoruz. - Efendim?

Dansa ne dersin?

Uh-uh. Hayır. Ama, siz

takılın isterseniz.

Bugün, doğum günüm.

Bugün tam 36 oldum.

Hiç göstermiyorsun.

Hayır, gösteriyorum.

Hey, üçüzler, annenizi ne kadar

çok sevdiğimi biliyor musunuz? Yani, hiç bir fikriniz

- var mı bu konuda? - Evet, biliyoruz. Şimdi çeneni kapat...

- ...koca götlü karına uyuması için zaman ver. - Hayır.

Hayır, olmaz, hayır. Gelenek gelenektir.

Çocuklar şimdi gözlerinizi kapatın,

çünkü babanız annenize kötü şeyler yapacak.

Beni bu durumumdayken nasıl hala arzulayabiliyorsun?

Karım olarak beni her durumda tahrik edebilirsin.

Bahse var mısın, o arzunu hemen öldürebilirim.

- Bunu yapabilecek hiç bir şey söy... - Suyum geldi.

- Farkettim. - Evet.

Her şey 1986 yılında kötü gitmeye başladı, ikinci sınıftaydım.

Challenger uzaya fırlatılacaktı.

Challenger'ı hatırlıyorsunuz, değil mi?

- Evet. Sandra Bullock'un oynadığı? - Hayır.

Christa McAuliffe. O, uzaya giden ilk kadın

öğretmen olacaktı.

Dünyayı değiştirecekti.

Nasıl yapacaktı bilmiyorum, ama bunu hissedebiliyordum.

En azından, 2. sınıfa giderken...

Okul günü öğretmen,

TV'yi sınıfa getirdi.

7 yaşında bir grup çocuk oturmuş sınıfta fırlatmayı canlı...

...yayında izliyorduk. Yani, öylece ekrana bakıyorduk.

Ve aniden, patladı!

Her şey birden patladı.

Christa McAuliffe'ın parçaları

Florida eyaleti üzerine gökten yağmaya başladı.

Çok kötü bir manzaraydı.

Belki o zaman anlamıştım,

dünyayı değiştirmek için

gökyüzünden Forida üzerine parça parça yağman gerektiğini.

Belki bu sebeple Manny karaketerine büründüm.

Kızkardeşim arıyor.

Kate?

Hiç buzun yoktu, bu yüzden...

Görüyor musun? Bu en dip nokta işte.

36 olduk.

Resmen 30'lı yılların sonundayız.

Dibine kadar ordayız hemde.

Aynen.

Bu hale nasıl geldim?

Yani, nasıl bu duruma düştüm?

İkinci sınıf, Challenger patlaması?

Başlatma Challenger patlamasından.

O patlamada bişeyler vardı ama.

Kev hayatımdaki tek güzel olan şey sensin.

-Hadi ama o kadar da iyi değilim. -Biliyorum.

Durumu daha da kötüleştiren de bu ya.

Önceden...

planlamış olduğum bir hayatım vardı.

Gerçek bir kariyer planı.

Babama benzeyen bir adamla evlenebilirdim belki.

Ya da annem gibi olabilirdim.

Ama şu anki halime bak, Kev.

Sanki, tüm planladığım hayatı yemiş gibiyim.

Ne istiyorsun... Ne demem gerekiyor?

Ne... ne duymak istiyorsun, bana onu söyle?

Bana söyle, ben de sana söyleyeyim.

Bilmiyorum, kendime acımayı bırakmamı söyleyebilirsin.

Bu kabustan uyanmamı, kilo vermem gerektiğini mesela.

Kendine acımayı bırak.

Tamam mı? Bir yerden başla artık. Uyan lütfen.

Ayrıca, yani...

yani... neydi... üçüncü söylemem gereken şey neydi?

Kilo ver artık.

Tekrar söylemek ister misin?

Kilo vereceğim.

Göründüğünden daha da zekisin.

Michael Bay söylemişti bana.

- Al bakalım. - Ah, evet.

Teşekkürler.

Hey, farkettin mi...

- ...çocuklarla aynı gün doğmuş olacağım. - Biliyorum.

Evet.

Aslında, 6 hafta önce...

- ...gerçekten çok erken. - Evet.

Biliyorum.

Bu şeyi neyde kullanıyorlar acaba?

Anal muayene için.

Elindeki bağsur olan bir hastada kullanılmıştı.

Özür dilerim.

Bu arada ben Dr. Katowski,

ama siz bana Doktor ya da Doktor Key diyebilirsiniz.

Ki çoğu insan bana Doktor Key der.

- Çünkü bu insanlara daha samimi geliyor. - Anlıyorum.

Sanırım Dr. Schneider ile çalışıyorsunuz?

Tatlım nefes alabilir misin?

Derin nefes al şimdi.

Aynen böyle.

Tamam. Gevşedin mi? İyi, güzel, çok güzel.

Bir saat önce Dr. Schneider'in...

...apandisiti patladı. Ameliyata alındı. Hayır, olamaz.

- Hayır, hayır, hayır. Şimdi ben ne dersem onu yap. - Hayır. Hayır, Dr. Schneider'ı görrmeliyim.

- Çünkü o biliyor... - Beni dinler misin?

Schneider acı içerisinde kıvranırken,

senle alakalı herşeyi bana anlattı ve beni buraya gönderdi.

Üçüzlerin hakkındaki herşeyi biliyorum. Ayrıca biliyorum ki bu hamilelik,

- yüksek risk taşıyor. - Evet.

Ama herşey yoluna girecek, merak etme.

Bu kötü bir şaka değil mi?

Malesef ki, hayır.

Şimdi, tatlım, senin en büyük kuşkunu ortadan kaldıracağım..

Bana bak şimdi. Dikkatlice bak.

- Görüyor musun? Ben 73 yaşındayım. - Evet.

- Ne anlama geldiğini biliyor musun? - Hayır.

Yani, eskiden olduğu gibi rüzgardan hızlı koşmamı benden bekleyemezsin,

ama tıbbi yeteneklerim hala yerli yerinde.

Ama, keşke dediğim yıllarım var tabi,

bu işi yapmasaydım, kalan kısıtlı zamanımı daha güzel şeylerle geçirebilirdim.

Mesela, kadınların vajinalarından 4 kiloluk objeleri

çekip çıkarmak yerine daha güzel şeyler yapabilirdim.

Ama bu zaman kadar,

her gün bu işi yaptım.

Anlaştık mı?

Farkındayım, sana tamamen yabancıyım...

...ve biliyorum ki bu senin hayatındaki,

- en önemli an. - Evet.

- Tamam mı? Beni dinle hayatım, - Tamam.

Görebileceğin en iyi doktorum.

Ve çocuklarım hatta torumlarımın hayatları üzerine yemin ederim ki

bu işte çok çok iyiyim.

- Tamam mı? Anlaştık mı. - Tamam.

- Teşekkürler. - Tamam.

Güzel.

Şimdi, hamile olan hanginiz?

Tamam, bu kötü bir şakaydı.

Ama sen derin nefes alıp vermeye devam et...

Bakalım... orada bir yerde bizden biri var mı?

Kısa bir test yapayım. Sheket bevakasha!

Yahudi! Yahudi!

Yahudi!

Tamam, hey! Hadi ama!

Ve... motor!

Hanimiş? Hanimiş?

Söyle bakalım, seni daha iyi hissettirebilmek için ne yapayım?

Emzirmemi ister misin? Emzirsem kendini daha iyi,

hisseder misin, peki?

Evet? Hadi bakalım bir deneyelim...

Üzgünüm, çocuklar. Kesmemiz gerekiyor. Ahh...

üzgünüm millet. Teknik bir hata sözkonusu.

Kim tişört ister?

- Hey adamım. - Ne oldu?

Üzgünüm. Sadece karakterim için anlamaya çalışıyorum.

Yani, Manny şey mi düşünüyor?

Yetişkin adamlar çocuk emzirebilirler!

Yani özetle, Manny beyin özürlü mü? Öyleyse, özürlü gibi de oynarım.

Kevin, biliyorum karakter senin için önemli.

Benim için de öyle. Teşekkürler. Ayrıca 30 küsür yaşında bir oyuncu olduğunu da biliyorum.

Dahası bu işten önce Nashville'de sadece 3 bölümde oynadığını da biliyorum.

O halde, ya rolünü yaparsın ya da kendine başka bir iş bulursun.

Emin ol, sen arabana gidene kadar senin yerine-

Ryan Gosling, Ryan Phillippe, Ryan Reynolds-

-ya da başka bir yakışıklı Ryan'ı işe almış olurum.

Reytinglerim artar bile.

Ryan Gosling bu boktan işi yapmaz.

Haklısın, Kevin.

Ryan Gosling bu boktan işi yapmaz.

Unutma bunu.

Hadi ama, Annie!

Topu al, bebeğim.

More Turkish subtitles for This Is Us

ความคิดเห็น

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left