196 บรรทัดแรก
-Ayol, gelinsiz düğün olur mu? -Ay telaşlanma, sakin ol biraz.
Gelin tarafıyız. Gelin ortada yok ve ben gereksiz telaş yapıyorum, öyle mi anne?
Ay ne istersen onu yap. Karışmıyorum.
Nereye gidersin? Nereye acaba?
Ay anneannem haklı ama teyze. Birazcık sakin olur musun ya? Lütfen.
Ya tamam, haklısın. Rezil olduk.
Hatta bu bir skandal ama ne yapalım?
Ay ben şimdi düşüp bayılacağım valla.
Ay, dur kızım. Sen de harika yatıştırdın ortalığı yani.
Ne oldu, bulabildiniz mi Efsun'u?
Ay yok enişte valla, hiçbir yerde yok.
Efsun.
-Ne oluyor? -Yok mu orada?
Bilmiyorum ki.
İçeride mi? Yok mu içeride?
-Yani ses vermiyor. -Başına bir şey gelmiş olmasın.
Efsun.
Hay Allah.
Ayol, ne yapıyorsun? Sağır sultan duydu halimizi.
Abla.
Alo, Oktay.
Ay bu da kızı gibi, işine gelmeyince duvar gibi sağır olur.
Damadın yanında.
Ne damadı anne? Gelin var mı ki damat olsun? Aa!
"Ses getirecek bir düğün yapacağız." dediniz de
bu kadarını ben bile beklemiyordum.
Ne bağırıyorsunuz? Gören de gelin kaçtı zannedecek.
Yok artık.
İnanmıyorum.
Tamam, panik yapmayın, ben ikna ederim.
Ben kuaförüm. Açılın. Çık, çık, çık.
Efsun, bak ne anlatacağım sana. Bu yelloz Müjgan yok mu, paçoz.
Yok, içeride de değil.
Benim açtıracağım kapıdan da gelin değil, damat çıkar. Şans işte.
-Nasıl yok? -Bak bakayım. Geç kızım, geç.
Bu nereye gidiyor?
Efsun.
Buradan bir ses geliyor. Efsun.
Efsun.
Efsun, içeride misin?
-Bir saniye, çekilin bakayım. -Bir bak, bir bak.
Efsun.
On sekiz. On dokuz.
- Efsun, içeride misin? -Yirmi.
Duyuyor musun beni?
Efsun, çok merak ettik.
Sinan, çok özür dilerim senden.
Biz bu hale nasıl geldik?
Şimdi kendimize karşı dürüst olalım.
"Verdiğim hiçbir karardan pişman değilim." desek bile
derinlerde bir yerde içimizi kurt gibi kemiren pişmanlıklarımız yok mu?
"Her şey başka türlü olabilirdi." demediniz mi hiç?
Ben dedim.
Ne oldu bana? Neredeyiz biz?
Sinan? Sinan?
-Sinan iyi mi? -Sakin ol, yan odada yatıyor Sinan.
Kırık çıkığı yok Allah'a bin şükür. Ucuz atlattınız ha.
Ailesi de yanda.
-Tanışmadınız değil mi onlarla? - Tanıştık.
Bir kere de korktuğum başıma gelmesin ya.
Ay saçmala--
Efsun, daha iyisin değil mi kızım?
Mine Hanım, Tuncay Bey.
İyiyim, iyiyim, sağ olun. Kusura bakmayın kalkamıyorum ama.
Bizi gerçekten çok korkuttunuz.
Neyse ki şimdi ikiniz de sapasağlamsınız.
Annenler de perişan oldu.
Biz şimdi sizi daha fazla meşgul etmeyelim.
Sonra tekrar uğrarız. Mine Hanım.
Ay vallahi, iyi insanlara benziyorlar ama biraz soğuklar.
Adamın kafası peruk.
Pek bir ilgilendiler ayol. Öyle ne o, odalara gelmeler gitmeler falan?
Anneanne, konumuzla pek alakası yok
ama ölümden döndüm, acaba ondan olabilir mi?
Sen de.
Bana bak, nereli bunlar? Ne işle meşguller?
Ne yapacaksın anneanneciğim? Nüfusuna mı geçireceksin?
Peynir üreticisi bunlar.
Para bol. Görmedin mi kadındaki çantayı?
Hmm. Sinan, peynir prensi demek ki.
-Kardeşi var mı? -Tek çocuk.
Çöpsüz üzüm. Harika.
Bana bakın, şu anda aklınızdan her ne geçiyorsa onu orada bırakın.
Atın. Gitti tamam mı? Unutun. Tel koptu bitti.
Zevzek zevzek konuşma.
Ay, kime çekti bu kız ayol?
Hayır, bir daha gitmesine asla izin vermeyeceğim.
Sinan, benimle evlenir misin?
Sinan!
Ne oldu Efsun? Neyin var?
Aa, Sinan.
Sinan, ben
-asansörde sana sorduğum soru var ya. -Boş ver şimdi. Sonra konuşuruz.
Sırası değil.
Her şey bir anda oldu.
Hâlbuki bakımları da yapılmıştı, anlayamadım.
Olacağı varmış. Geçmiş olsun. Sizi de meraklandırdık.
Ben karşı odadayım.
Tamam.
Anneanne. Anne.
Ha?
Ne sordun Sinan'a asansörde?
Ne soracağım işte?
"Asansörün," dedim, "bakımları falan yapıldı mı?"
Bana bak, evlenme teklifi falan etmedin değil mi? Meraklı gibi öyle.
Hayır ya, ne alakası var?
Ayol, nerede görülmüş zaten bir kadının erkeğe evlenme teklif ettiği?
Evet diyeceği varsa demez.
Anneanne biz gidiyoruz.
Hadi anne, kaçtık.
Kuzişim. Hadi görüşürüz.
Anne, gelir misin sen de?
Anlatmak ister misin?
Evet, sanırım isterim.
Ee?
Asansörde Sinan'a evlenme teklif ettim.
-Pişman mısın peki? -Yo, zerre pişman değilim.
Ama...
...bilmiyorum, kendimi bir garip hissediyorum.
Ben nasıl böyle bir hale geldim, hiç anlamadım.
Annenle beni düşün, mesela. Hiç akıl alır mı?
Aşk, birden çarpılmaktır. İkiyken bir olmaktır.
Boşuna dememişler "Akıl ve mantığın bittiği yerdir." diye.
Hayır, bir de iyice bir yakışıklı olmuş.
Ne bileyim öyle kel, göbekli falan bir şey olsaydı.
Benim gibi yani.
Ya, baba.
Sence her şey düzelecek mi?
İyi düşün, iyi olsun.
Benim yaramaz kızım.
Her şeyin düzelme ihtimalini babadan duymak müthiş bir güven veriyor.
Anneler çok konuşur, hatta çokça söylenir.
Oysa baba öyle mi? Baba az konuşur ama öz konuşur.
Çılgın bir kadın grubu arasında kaybolmuş benim babam içinse
bu söz özellikle geçerli.
Efsun.
Efsun.
Efsun.
Aa Mehmet?
Ne işin var senin burada?
Üst düzey bankacılıkta doktora mı yapıyorsun?
Yo, doktorculuk oynuyorum. Aşk doktoruyum ben. Yakışmış mı?
Saçmalama ya.
Ayrıca evet, bayağı yakışmış.
Yavrum, tavşan gibi zıplarken asansörün tellerini koparmışsın.
İyi, Allah korudu da leğen kemiğini kırmadın.
Deli. Sen buraya nasıl girdin?
Kapıda bir tane böyle kaknem gaginnik bir karı vardı.
"Ziyaretçi yasak, sadece akrabalar." falan diyordu.
Yemin ediyorum az kalsın ümüğünü sıkıyordum karının.
Bende çekip gidecek göz var mı?
-Kay bakayım şöyle. -Gel.
Sinan da yandaki odada yatıyor.
Şaka yapıyorsun. Sen niye buradasın?
Yavrum herifin bir gidip kabasını alsana.
Ah! Ne kadar romantik.
Hastanede iki âşık yan yana odalarda. Valla Fransız filmi gibi.
Sinan?
Sinan?
Sinan nerede? Resepsiyondaki kız bu odanın numarasını verdi.
Sinan buradaymış. Nerede?
Ha, dolaba sakladık kendisini. Pardon, siz kimsiniz?
Sen Efsun musun?
Evet.
Asansördeki Efsun.
Evet de siz kimsiniz?
Cavide. Cavide Ünver.
Sinan'ın babaannesiyim. Mutlaka bahsetmiştir.
Babaannesi mi?
Yavrum, bu karı bizi yer yutar. Ben gidiyorum.
-Doktor Bey, durursanız-- -Sen Sinan'a mı yanıksın?
Bana mı dediniz?
Yok, doktora sordum.
Bana mı? Hâşâ, o benim gardaşım.
Kızım, ne işiniz vardı asansörde? Ha?
Sen erkek arkadaşlarının evine böyle rahat mı girip çıkıyorsun?
Cavide Hanım, ne münasebet? Sinan benim kaç yıllık arkadaşım.
Kaç yıllık derken, söyler misiniz Doktor Bey,
-Efsun Hanım kaç yaşında? -Otuz.
Bana sorsanız ben de söylerdim Cavide Hanım.
Evet, tamı tamına 30 yaşındayım.
Kocan var mı peki?
-Evli değilim. -Vah vah.
-Vah m -Vah ya.
Baksana, yaşın gelip de geçmiş bile.
Ben de bir kız araştırıyorum.
"Araştırıyorum" derken?
Şöyle helal süt emmiş, gencecik, afet gibi bir şey arıyorum.
Ama yuh artık.
Yuh mu?
Demek istedim ki yani, "Umarım istediğiniz gibi olur."
Hayırlısı.
Senin de tanıdığın genç birileri varsa haberim olsun.
Babaanne?
Hoş geldin, deminden beri her yerde seni arıyorum.
Babaannesinin paşası.
No comments yet. Be the first to leave one.