200 บรรทัดแรก
Hava şu an 24 derece ve güneşli.
Bugün hava sıcak ve nemli olacak. Gün içinde yer yer sağanak yağışlar
ve gök gürültülü sağanak ihtimali de var.
Evet, kapatmalıyım. Geç kalıyorum.
Bu düğüne cidden yalnız mı gidiyorsun?
Evet, anne. Tek gideceğim.
-Tatlım? -Ne var? Sadece soruyorum.
İyi misin tatlım?
Gayet iyiyim anne.
Harikayım. Hiç bu kadar mutlu olmamıştım.
Yalnız seyahat etmeyi, yalnızlığı seviyorum.
David. Açık ol.
Oğluma bunu söylemesem kendime çok kızardım.
Açık ol. Açık olduğunda hayat daha güzel.
Yüzde yüz baba.
Ve daha fazla gel.
-Tamam geleceğim. Sizi seviyorum. -Seni seviyorum.
-Kapatmalıyım. -Seni seviyorum oğlum. Görüşürüz.
Lanet olsun.
Kahretsin.
ARAÇ KİRALAMA ŞİRKETİ 1994'TEN BERİ ACİL DURUMLARDA UZMANLAŞMIŞ
Buyurun?
-Ben... -İsim?
David Longley. Bir araba kiraladım.
Bir dakika bekle lütfen lan.
Tamam David. Zile bastığımda kapıyı aç.
Ama dinle çünkü bu önemli.
Ben zile bastıktan yarım vuruş sonra açmalısın.
Yarım vuruştan önce ya da sonra
çeyrek vuruşta zorlarsan kapı açılmaz
ve sen sonunda anlayana kadar işlemi tekrar tekrar baştan almak
zorunda kalırız.
Tamam.
David, sanırım demeye çalıştığım şey...
...kapılarının karmaşık olduğu.
Tabii.
Tabii, evet, evet. Kapılar karmaşıktır.
Katılıyorum.
Kahretsin, pardon. Ben...
Tekrar dene.
Acele ettin. Tekrar.
İşte bu David!
Kimse var mı?
Merhaba David.
ARABA KİRALAMA ŞİRKETİ
Düşündüğünden daha uzun bir yürüyüş, değil mi?
Evet.
Tamam. Buraya geldiğinde görüşürüz.
Tam işarette dur.
Kamera için adını buyur.
Pardon, "buyur" mu?
"Adını söyle" demek.
David Longley.
Arabanız 1994 model bir Saturn SL olacak.
-Saturn mü? Onlar kapandı sanıyordum. -Burada kapanmadı.
-Sadece onlar mı var? -Lazım olan sadece onlar.
O fotoğrafla ne yapıyorsun?
-Vesikalığın mı? -Evet.
Bu bir sorun mu?
Evet.
Neden?
Çünkü o fotoğrafın çekildiğini hatırlamıyorum.
-Ve? -Ve derken?
-Ve? -Ve?
-Ve? -Ve...
...aktör değilim.
-Bir kez daha söyleyebilir misin? -Neyi bir kez daha söyleyebilir miyim?
Az önce dediğini.
Aktör değilim mi?
O. Evet.
Devam et.
Aktör değilim.
Bence hepimiz aşırı rol yapma eğilimindeyiz David.
Bence düşündüğümüzden fazla rol yapıyoruz.
Bu ille de kötü bir şey değil.
Performansın içinde gerçek dürüstlük anları vardır, değil mi?
Tabii.
Yani... belki.
Aslında bazen gerçeğe ulaşmak için rol yapmamız gerekir.
Bu daha acı verici bir yoldur ama bazen acı iyidir.
Buna bayılıyorum. Söylediğim şeyi söylediğimde bunu daha sık söylemelisin.
Söyleyeceğim. Şu andan itibaren.
Notumu aldığın için sağ ol.
GPS istiyor musun David?
Hayır, telefonumu USB'den bağlayacağım.
Bu arabalarda USB yok.
Lanet olası 1994 model Saturn SL'de USB yok.
Tamam. O zaman GPS'i telefonumdan kullanırım.
Ama ya telefonun bozulursa?
Telefonumun bozulacağını sanmıyorum.
Ama olabilir David. Ya bozulursa?
İnsanların telefonları her zaman bozulur.
Benim telefonum hiç bozulmadı.
Ama ya bozulursa David?
O zaman bu konuşmayı hatırlamaz mısın?
O zaman "Hay anasını avradını..." diye düşünmez misin?
Pardon ama burası neresi?
Burası Araba Kiralama Şirketi.
GPS istiyor musun?
GPS istiyor musun David?
Peki.
İşte bu!
Tekil his
Attığı her küçük adım
Heyecan verici bir kombinasyon
Yaptığı her hareket
400 km boyunca otobanda kalın.
Düğün yolculuğunuz için hava tahmini güneşli gökyüzü ve aralıksız yağmur.
Eğlenceli bir bilgi, Hawaii'de buna...
-Sıvı güneş ışığı. -...sıvı güneş ışığı denir.
Gideceğiniz yere vardınız.
Gideceğiniz yere vardınız.
Teşekkür ederim.
-Bunca yolu geldiğin için çok sağ ol. -Şaka mı bu? Hayatta kaçırmazdım.
-Güzel tören. -Teşekkür ederim.
Bu Sarah.
Aynı şehirde yaşıyorsunuz.
-Evet. -Oh.
Merhaba. David.
Merhaba.
-Çok memnun oldum. -Ben de.
Nerede oturuyorsun?
Şehir merkezinde.
-Sen? -Kuzey yakasında.
-Seviyor musun? -Neyi?
Şehir merkezinde yaşamayı.
Evet.
Bu bizim düğünümüz o yüzden gidiyoruz.
Size iyi geceler, iyi eğlenceler.
İçecek bir şey ister misin?
Hayır.
Hayır, böyle iyi.
Peki.
Teşekkür ederim.
Merhaba, ben kuzey yakasından David.
Tanrım.
-Kes. -Neyi keseyim?
Çekici
olmaya çalışmayı kes.
Benden neden korkuyorsun?
-Senden korktuğumu mu sanıyorsun? -Evet.
Senden korkmuyorum.
Seni incitmekten korkuyorum.
-Beni incitmekten mi? -Evet.
Bu iş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, muhtemelen seni incitmemle bitecek.
Ya ben seni incitirsem?
Sana izin vermem.
Anlıyorum. Sert birisin.
Öyleyim.
Ve değilim.
Tamam.
Sen de bazen sert değil misin?
Evet, tabii.
Ve diğer zamanlarda sadece...
...lapa gibisin.
-Lapa mı? -Evet.
Değil misin?
Belki de birlikte olduğun kişiye bağlıdır.
Bilemiyorum.
İçindeki sert tarafı ortaya çıkarıyorum.
Tüm iyi olanlar yapar.
Evliliğe inanıyor musun?
Bu sorudan daha zeki görünüyorsun.
Bir saniye bana uyum sağla.
-Tamam. -Devam et.
Evlenmemem gerektiğine inanıyorum.
Peki.
Peki ya sen?
Çocukken, altı ya da yedi yaşındayken, okulda bize geleceğin nasıl olacağını
düşündüğümüzü gösteren bir resim çizdirdiler.
Ben de papyonlu ve silindir şapkalı hâlimi çizmiştim.
Üç çocuklu.
Gerçek bu.
Tek istediğim oydu.
Baba olmak ve evlenmek.
Yemin ederim.
Benimle evlenmek ister misin?
-Az önce evlenmem demedin mi? -Fikrimi değiştirdim.
Benimle evlenir misin?
Bazı erkekleri mahvettin, değil mi?
Evet.
Erkekler de beni mahvetti.
Ve sanırım hâlâ bekâr olduğuna göre
sen de bazı yıkımlar yapmışsındır.
Özellikle o aksanla.
Gerçek mi?
Ne gerçek mi?
Aksanın.
Sence sahte aksan yapar mıyım?
Bir düğünde mi? Evet, belki.
Buraya 13 yaşındayken geldim. Annem Amerikalı, babam İrlandalı.
Annem evini özlüyordu.
Peki ya sen?
Ailen? Kardeşlerin?
Dans edeceğim.
Tamam. İyi eğlenceler.
Tamam.
-Geliyor musun? -Ben dans etmem.
Keşke etseydin.
Baksana.
No comments yet. Be the first to leave one.