200 บรรทัดแรก
Bu onarılmaz Budhi. Yeni bir tane al.
Söyle bakalım, onarmak için ne kadar alacaksın?
En az bir rupi.
Yarım rupiye yap.
Sadece burnunu tamir edeceksin.
Al şunu.
Kimse yarım rupiye bir şey yapıyor mu bugünlerde?
Saçma sapan şeyler istiyorsun.
Al. Yarım rupi.
Boş ver. Benden bir çay söyle kendine.
Yarım rupiye çay, öyle mi?
Babürler zamanında olduğumuzu mu sanıyorsun?
Sen o çayı kendine söyle asıl.
Jitya bu saatte neden oyun oynuyorsun?
Kendini bir yengece ısırtmak mı istiyorsun sen?
Birazdan yağmur yağacak. İçeri gir.
Jitya.
Akşam vakti dışarı çıkma demedim mi ben sana?
Bu velet hiç kimseyi dinlemiyor!
Hadi içeri gir!
Anne birazdan döneceğim ben.
Yağmurda neden dışarı çıkıyorsun Hanmantya?
Biraz bekle sonra çık.
Gökyüzü de senin kadar sabırsız.
Bardaktan boşalırcasına yağıyor.
Tefeciyle görüşüp borcumuz hakkında ne diyeceğine bakacağım.
Sonra gidersin!
Babasından hiçbir farkı yok.
-Hey Sudama. Uyandın mı? -Budhi, çay içmeye geliyorum.
Sonra gel. Hemen döneceğim!
Yeshwantya, lütfen iki rupilik palmiye şekeri paketleyebilir misin?
Ve bir de kibrit.
İki rupiye palmiye şekerini nereden alabilirsin ki?
Şu müsrife de bak.
Shevanti.
İki rupilik taze süt verir misin bana?
Mala! Git de Budhi'ye biraz süt ver.
Al.
Yumuşak ekmek. Yumuşak ekmek alın.
Yumuşak ekmek. Yumuşak ekmek alın.
Yumuşak ekmek. Yumuşak ekmek alın.
Hoşt! Bu süt senin için mi sandın?
Git buradan! Kaybol!
Hey Ahmet!
Hey Ahmet!
Bana iki yumuşak ekmek ver. Kabarıklarından seç, sert olmasın.
Bu yaşlı kadın artık sert ekmek yiyemiyor.
Taze tereyağı kadar yumuşak.
Çayına batır ve boğazından kayıp gitsin.
Neden sana sert ekmek vereyim?
Al.
Yumuşak ekmek. Yumuşak ekmek alın!
Çay yapıyorsun galiba. Ben de sana katılabilir miyim Budhi?
Nasıl oluyor da ne zaman çay yaptığımı hemen biliyorsun?
Evet, gel de bir fincan al.
Yoksa ben bütün gün mide ağrısı çekeceğim.
İşte, al biraz.
Sadece çay alacağım. Yumuşak ekmek kalsın.
Al biraz.
Yalnız yiyebileceğimi sanmıyorum.
Paylaşınca tadı daha güzel oluyor.
Lütfen biraz al.
Budhi.
Ellerin çok sertleşmiş.
Neden sütün kaymağından biraz sürmüyorsun?
Jackfruit kabuğu gibi sert ellerin.
Bırak öyle olsun.
Madhuri Dixit miyim ben? Filmlerde mi oynayacağım?
Çayını iç sen.
Budhi, senin yaptığın çayı içerken yumuşak ekmeğe ne gerek var?
Senin çayın her zaman lezzetli olur.
O zaman neden her gün orada çay içmiyorsun?
Evde bardaklarca çay içmene ne gerek var?
Bunun üstüne bir de
herkese Budhi'nin çayının ne kadar da harika olduğunu anlatıp duruyor.
Budhi'ye ellerine kaymak sürmesini söylüyor.
Peki ya bütün gün ırgat gibi çalışan karısı?
Bu adamın onu düşündüğü yok.
Oğlum, onunla ilgilen.
Beni mutlu etmek için çayımı beğendiğini söyle ona.
Onu benimle kıyaslama yoksa bir gün eşekten düşmüşe benzeyeceksin.
Şu çocukluğa bak!
Ne çaymış! Ne höpürdettiler!
Hey! Senin keçileri otlatman gerekmiyor mu?
Yoksa tüm günü Budhi ile çay içerek mi geçireceksin?
Al, karının ellerine biraz kaymak sür.
-Bırak kalsın Budhi. -Sür lütfen.
Gerçekten tatlı biri. Git artık.
Bayan?
-Dün gece çok yağmur yağdı. -Evet.
Evin akıtıyor mu?
Biraz akıtıyor ama altına kova koydum.
Dün geceden biraz ekmek kaldı.
Onu evine götür Parvati.
Bu evin erkekleri bayat bir şey yemez.
Parvati.
Kapların gerisini sonra halledersin. Önce yemeğini ye.
Tamam.
Döndün mü Budhi?
Evet tatlım.
Gerçekten çok yoruldum.
Bugün yıkanacak bir sürü kap kacak vardı.
Onların umurunda mı?
Tüm kaplar yıkanmalı.
Sanki her gün ziyafet veriliyormuş gibi!
O zaman bugün dinlenmelisin. Bu gece sobanı yakma!
Nasıl olacak?
Beni evine yemeğe mi davet ediyorsun?
Karın seni evden kovacak!
Evet, bir numaralı düşmanınım sanki.
Siz ikinizin şakaları yüzünden karnıma ağrılar giriyor.
İki kadın nerede ve ne zaman karşılarsa karşılaşsın kavga etmek zorundadır.
Zamanın ve mekânın önemi yok.
-Bekle, senin oraya geleceğim. -Tamam, gel!
Budhi.
Bu akşam bir seçim mitingi var.
Bay Uttamrao geliyor. Orada bize yemek verecekler.
Konuşma ne zaman?
Konuşmayı, insanlar toplanınca yapacaklar.
Yemek olduğu için insanlar gelecektir.
Yoksa insan neden seçim konuşmasına gitsin ki?
Akşam haberlerinden sonra gideceğiz. O zaman görüşürüz.
Bugün Vidarbha'da bir çiftçinin daha intihar ettiği bildirildi.
Yavatmal'da Hanumant Pawar isminde
Phoolumbarili genç bir çiftçi kendini asarak intihar etti.
Tefecinin eski borçlar kapanmadan yeni borç vermeyi reddetmesinin
intihara sebep olduğu düşünülüyor.
Bölgedeki tahsildar ise intiharın
tefecinin para vermeyi reddetmesinden
kaynaklandığını kabul ya da inkâr eden bir açıklama yapmadı.
Kocanın yakılma işlemi biter bitmez eşyalarını toplamaya başla.
Benimle birlikte eve dön.
Sana ait ne varsa getir, yüzükler, para, mücevherler.
Hayatın boyunca yaşlı kadınla kalamazsın.
Çocuğun olmadığı için şanslısın. Sana başka bir koca bulurum.
-Ama o zaman bu kadına ne olacak? -Kaderi nereye götürürse oraya gider.
Budhi.
Hey Budhi.
Hadi.
Bir şeyler ye.
Benim evime gel.
Ölen, bu dünyadan göçüp gitti.
Sen de açlıktan mı ölmek istiyorsun?
Benim için yap.
Gel de biraz ekmek ye.
Lütfen gel.
-Sudama? -Evet?
Bugün Bağımsızlık Günü mü?
Neden Gandhi'nin şarkısını çalıyorlar?
Budhi, bu şarkı seçimler için.
Bugünlerde Gandhi kimin umurunda?
Şarkıyı çalıyorlarsa konuşmacı yolda demektir.
Neredeyse sekiz oldu. Görünürde bir köpek bile yok.
Gidip insanları getirmelisin yoksa patron bize çok kızacak.
Budhi.
Bud...
Hadi, acele et.
Düğüne gidiyormuş gibi makyaj yapıyorsun!
Çok iyi görünüyorsun. Gel artık!
Hadi gidelim!
Bekle, al. Bunu saçına tak.
Konuşmalara ve yemeklere çok sık davet edilmiyoruz.
-Budhi, hadi artık, gidelim. -Hadi.
-Bana da biraz ver! -Bana da ver!
Sudama, nereye gidiyorsun?
Ve sen Budhi? Seçim mitingine gelmiyor musunuz?
Biz de oraya gidiyorduk.
Peki ya sen?
Gelin, oturun o zaman.
-Arabaya mı? -Başka nereye olacak?
Budhi, sen öne otur.
Sudama, sen de ailenle arkaya geç.
Konuşmacı ne zaman gelecek sence?
Çeneni kapa ve sessizce otur. Yoksa gidip tarlanı mı sürmek istiyorsun?
Bu çakıl taşları kıçımı acıtıyor.
Ne kadar daha sürecek? Akşam yemeği için geldim ben.
Yemek dağıtılacak bir düzenleme göremiyorum.
-Blöf mü yaptılar? -Arkada bir yerlerde olmalı.
Budhi nereye kayboldu?
Arabadan bizimle inmedi mi?
Yoksa eve geri mi döndü?
Buralarda bir yerlerde olmalı. Neden onun için bu kadar endişeleniyorsun?
-Gidip büyükannenin nerede olduğuna bak. -Baba, büyükanne arabadan inmedi.
İnmedi mi?
Bu Budhi, çekilmez.
Nereye daldı gitti acaba?
-Neden buraya inek getirdiler? -Kim bilir?
Belki çaya inek sütü koyacaklardır.
Aptal! İnek onların seçim sembolü!
Güzel, en azından onun bedava yemi var.
Biz bedava yemek yiyeceğiz, o da bedava yem.
Bay Uttamrao beş dakika içinde gelecek.
Lütfen onun söylemesi gerekenleri sabırla dinleyin.
Ondan sonra lütfen yemeğinizi yiyin ve sonrasında da evinize gidin.
Bu Budhi çok oldu!
Senin de ondan kalır yanın yok!
-Ne? -Neden onun için o kadar endişelendin?
Saçımdaki çiçeği fark etmedin bile.
Varsa yoksa Budhi, Budhi.
Çok güzel görünüyor.
No comments yet. Be the first to leave one.