Fountain of Youth

Fountain of Youth

ดาวน์โหลดคำบรรยายTurkish

ข้อมูลรุ่น

Fountain Of Youth 2025 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX] tur
ความคิดเห็นโดย Mss

แท็ก

webdl
official_release
เผยแพร่เมื่อ: 2025-05-23
ดาวน์โหลด: 145
ผู้พิการทางการได้ยิน: No
FPS: 23.976

ตัวอย่างคำบรรยาย Turkish

200 บรรทัดแรก

KASEM

Aç şu telefonu!

Selam Kasem.

Tesadüfe bak. Burada ne işin var?

Sende sana ait olmayan bir şey var.

Öyle mi?

Sırtındaki tüpün içinde rulo hâlinde çok pahalı bir tablo.

Patronuma ait.

Ona ait olduğundan pek emin değilim. Kime ait olduğu biraz belirsiz, değil mi?

Belirsiz.

Kafa karıştırıcı, muğlak ya da sadece belirsiz gibi birçok anlamı var.

Belirsiz olmaktan çıkarayım.

Çok netleştireyim.

Tamam!

Bunlara gerek yok.

Pekâlâ. Kenara çekecek bir yer bulayım.

Beni burada biraz sıkıştırdınız.

Dikkat.

Çekilin. Pardon.

Dikkat edin. Pardon.

Pardon.

Dikkat! Vay be!

Dikkat!

Neredesin Luke? Uçak hazır.

Havaalanına yetişemeyeceğim Murph.

Bana başka bir yol lazım.

Luke? Alo?

Bangkok'tan Chiang Mai'ye giden trene bin.

Havaalanında buluşuruz.

Pardon. Evet. Özür dilerim.

Korna. Yol açın. Korna. Hadi.

Pardon! Geliyorum.

Pardon! Yolu açın.

Pardon.

Çekilin!

Dikkat et.

Uykunda konuşuyorsun.

Öyle diyorlar.

Skandal olacak

bir şey söyledim mi?

Sınırlarına göre değişir.

Suçlayıcı bir şey yok.

Tekrar deneyeyim.

- Maalesef vaktimiz olduğunu sanmıyorum. - Biraz acele mi ediyoruz?

İsimlerle başlasak?

Bence ne kadar az bilirseniz o kadar iyi Bay Purdue.

- Buraya tatile gelmediniz. - Aynen.

İş için.

Ne iş yapıyorsunuz?

Nadir ve eşsiz tabloları geri alıyorum.

Bazen deri tüpler içinde oluyorlar.

Bu bir tesadüf.

Peki, buradan nereye gidiyoruz?

Bence buradan nereye gideceğimizi biliyorsun.

Ben merhamet eliyim.

İş arkadaşlarım yargının eli.

Sen seç.

Üçüncü bir seçenek daha var.

- Öyle mi? - Evet.

Ölümcül korumalarımdan oluşan ekibimi aptalca göz ardı ettin.

Zararsız görünüşlerine aldanma.

Her biri kuzu postuna bürünmüş kurttur.

Ya şimdi teslim olursun

ya da savaş köpeklerimi serbest bırakmak zorunda kalırım.

Sanırım riske gireceğim.

Pekâlâ...

Merhamet eli o zaman.

Mutlu sonları severim.

Kasem'le değil misin?

Kasem kim?

- Luke? - Murph, tren de işe yaramadı.

Bekle. Ne?

Hayır.

Başka ne var?

Bir saniye ver.

Bulunduğun yere bir saat uzaklıkta otobüs durağı var.

Gelip beni al.

Motosiklet olmasın, tren olmasın. Yürümekle ilgilenmiyorum.

Otobüslerle ilgilenmiyorum. Gelip beni almalısın Murph.

Strathmore Gardens'daki evden,

Bay Cross ön salondaki halıları,

portreyi, dolaplı saati, misafir odasındaki kanepeyi...

Yeşil kanepeyi mi?

- Yeşil kanepeden nefret edersin. - Devam edebilir miyiz?

Harold, böyle anlaşmamıştık.

Tarafsız bir ara bulucuyla dostça çözeceğiz diye anlaşmıştık.

Bu kadar saf olma Charlotte.

Nereye gideceğimizi sanıyordun?

On yedinci katta avukatın tarafından pusuya düşürülmeye değil.

Durum bu. Şu an buradayız.

Mobilyalar umurumda değil

ama oğlumuzun velayeti için kavga etmeyeceğiz.

Bir avukat bulmalısın.

TRAFALGAR MEYDANI LONDRA

Emily, lütfen batı kanadını kilitleyebilir misin?

Gidip Holbein restorasyonunu kontrol edeceğim.

- Peki. Görüşürüz. - Görüşürüz.

Olağanüstü bir tablo.

Harika ipek terlikler.

Luke, neden İngiltere'desin?

Charlotte, neredeyse bir yıl oldu.

Bir abi, kız kardeşini görmeye gelemez mi?

Ailen nasıl?

- Genç Thomas? - Harika.

Ayrıca çok da zeki.

- Ya kocan? Henry? - Harold.

O kadar da zeki değil. Meğer sadakati erkek kedi kadarmış.

Bunu duyduğuma üzüldüm.

Ama sen bir başyapıtsın, oysa bir maymun.

- Yürümeyeceğini söyleyebilirdim. - Bugün olmaz Luke. Daha çok yeni.

Yine mi başın belada?

Sence gerçekten yapman gereken bu mu Charlotte?

Tanrı'ya şükür. Kurtuldum. Artık bir yaşam koçusun.

Lafı bile olmaz. Abi görevi.

Yaptığım işi seviyorum ve bu işte iyiyim.

Kendine bunu demen gerek, biliyorum ama üçümüz harika maceralar yaşadık.

Onu özlemiyor musun?

Evet ama o 10 yıl önceydi.

Babam öldü, ben bebek büyütüyordum,

işle uğraşıyordum ve büyümem gerekti.

Sana ne olduğundan emin değilim.

Kendine küratör diyorsun

ama bence Kutsal Aile'de doğal olmayan bir bölünme var.

Meryem Ana ve bebek İsa arasında.

- Hayır, yok. - Evet, var.

Levenstede the Younger'da.

- Bir şey göremiyorum. - Sahi mi?

İki meleğin arasına bak, sonra da halelerinin arasına.

O çizgiyi bebek Kurtarıcı'mızın 10 minik ama tombul,

pembe ayak parmağına kadar takip et.

Ve orada, mavi kadifenin içinde...

...onu bulacaksın.

Luke!

Ne yapıyorsun?

Luke!

Luke!

Luke!

Luke! Bunu bana yapma!

Luke! Bu da ne böyle?

On dakikadır ülkedesin. Bunu da mı çaldın?

O tabloyu geri ver.

Vereceğim ama önce arabaya bin ve onu geri alabilirsin.

Hayır.

- Ya şimdi ya da asla. - Hayır.

Bundan kurtulamayacaksın.

Araba seçimimi hafife alıyorsun.

Tabloyu geri ver.

Hadi ama Charlotte.

- Bunun için gelmedin. - Luke, beni dinle. Onu geri ver.

Tabloyu geri istemiyorsun.

Eski hayatını geri istiyorsun. Özür dilerim!

- İsa bebek aşkına. - Ve küçük şişko ayak parmakları.

Bunun bitmesi gerek.

Murph, yakala.

Deb, iyi miyiz?

Hepimiz iyiyiz.

Oha. Deb!

Hâlâ babamın eski takımıyla mı çalışıyorsun?

Deb. Murphy.

Charlotte.

Tabloma ne yapıyorsun?

Eldiveni var.

Hiçbir şey değişmemiş.

Ödülünü aldın ve yarın yine yeterli olmayacak.

Bu bir varış yanılgısı.

Kendine o ödülü eline aldığında

tatmin olacağını söyleyip duruyorsun ama tatmin olamayacaksın.

Sadece gökkuşağının sonundaki bir küp altını kovalıyorsun.

En azından ben bir şeye inanıyorum.

Sen orada bir küp olabileceğine bile inanmayarak kendini alt ettin.

Rahatlığı ve öngörülebilirliği seçtin ve tüm hayatını askıya aldın.

Ama hayat macera demektir Charlotte.

İnsanlar dağlara sadece tepedeki hazineye ulaşmak için tırmanmaz.

Ve hayır, babamın yolculuğun neden ödülden önemli olduğu konusundaki gizemi

çözemiyorum ama yolculuğa çıkman gerek, biliyorum.

Murph?

- İçinde bir şey yok. - Bu iyi değil.

İyi olmayan ne?

Hiç. Hiçbir şey, hiçbir şey.

Özür dilerim.

İkinizden de. Zor bir gündü.

- Dur. - Charlotte, haklısın ve ben hatalıyım,

kardeşimsin ve seni seviyorum.

Her şeyi düzelteceğim.

Tablonu alabilirsin. Seni geri götüreceğim ama o şeyi yaptığını görebiliyorum.

Sadece nefes almanı istiyorum.

Kızdığında nefes almayı bırakırsın.

Hadi. Bunu birlikte yapacağız, değil mi?

Seni seviyorum. Beni affediyor musun?

- Hayır. - Tamam.

Sadece nefes alacağız.

Hepimiz gözlerimizi kapatalım.

Ve üç deyince. Bir, iki, üç.

Luke.

İnkâr edebilmesi için. Onu kaldırmama yardım eder misin?

Merhaba.

Selam.

İyi misin?

İyi misin?

İyi misin?

ความคิดเห็น

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left