200 บรรทัดแรก
İlham kaynağımı, yani tabii ki Central Park'ı bulduktan sonra
bu tarzları tasarlamak kolay oldu.
Karmaşık olmasına gerek yoktu.
Takıma dedim ki "Şık olsun, pahalı olsun
ve giysiler Manet tablolarındaki piknikleri hatırlatsın".
Bu ilginç arkadaş kim peki?
Kendisi Bay Spagooti.
Bir rock yıldızı.
Çocuklar ona tapıyor âdeta.
Tel Aviv'li geleneksel bir manga sanatçısı.
Spor giyimde iş birliği yapıyoruz.
Çizimlerini koleksiyona dâhil edeceğiz.
Bunun gibi mesela. Jakarlı.
Arkasında yıldönümümüzü simgeleyen beş numara yer alacak.
Bu kıza bir sigara getirin. Donuyor. Hadi.
Yeterince vaktinizi aldım. Sizi bırakayım da işinize bakın.
Sizi tekrar görmek harikaydı Başkan.
Unutmadan... Bir şey daha var.
Torunum büyük hayranın.
Duydum. Geldikleri anda imzalı bir numune gönderirim ona.
Çok sevinir.
Çok hızlı tükeniyorlar. Ben bile yetişemiyorum.
Eniola bir paket gönderir size.
Tamam. Peki.
Süper.
Tommy Hilfiger olayını hatırlıyor musun?
Dostum, Tommy Hilfiger... Tommy Gear'ın sahibi beyaz mı?
-Hayır, Hintli olmalı. -Hintli olmalı.
Hey. Merdivenden inen adam sanki...
-Günaydın. -Selam.
-Selam. -Selam. Günaydın.
Hemen görüşmeyi kabul ettiğin için çok teşekkürler.
Seninle tanıştığımıza çok sevindik.
Sağ ol dostum ama bak, önce bir şeyler yiyebilir miyiz?
Çünkü sadece İngiliz kahvaltısı ettim ve beni kesmedi.
Gerçek bir yemeğe ihtiyacım var.
Tabii, ne istersen.
-Yemek siparişi verelim hemen. Evet. -Pekâlâ, olur.
Hazır mısın?
Baharatlı, tütsülenmiş kaburga ve basit bir...
Tanrım, basit bir peynirli makarna lütfen. Teşekkürler.
Tabii. Sen bir şey alır mısın Earn?
Yok, ben almayayım.
Darius, bir şey ister misin?
Evet. Jollof pilavı.
Jollof mu? Hiç duymadım.
Sanki tat alma duyun Burna konserindeki bir Nijeryalı prens
tarafından dolandırılıyor gibi oluyor.
Peki.
Bir tane ondan lütfen.
Evet, Darius'a da Jollof.
Öğle yemeği ayarlandı madem, konuşalım.
Ufak karışıklığımızı duymuşsundur muhtemelen.
-Evet. -Evet.
Evet. Yardımınızla topluluktan düzgün bir şekilde özür dilemek istiyoruz.
Anlatabiliyor muyum?
Pekâlâ. Ben ne yapacağım?
Hiçbir şey. Güzelliği de burada.
Şirketimizde oluşturulan etnik çeşitlilik danışma kurulunu
ve üyelerinden biri olarak seni, bir etkinlikle basına tanıtacağız.
Eniola ile irtibatta olacaksın.
İşin finansal boyutu nedir?
Nakit para veremiyoruz çünkü iki yüzlülük gibi algılanır.
Ama istediğiniz derneğe veya vakfa bağış yapabiliriz.
Pekâlâ. Olur.
Ama basın toplantısına özel bir takım elbise isterim.
Özel takım mı? Evet. Olur.
-Evet. -Evet.
-Tamam. -Üç tane.
Tamam. Evet, üç. Olur.
Giysiye de ihtiyacım var. Bedava.
-Evet. Peki. -Güzel.
Üç yıl. Üç yıl boyunca.
Tre anni. Çok fazla giysi demek bu.
-Evet. -Peki, tamam.
Bedava terzi hizmeti.
Tamam. Evet, o kolay.
Terziyi yollarım ve... Gelecektir.
-Beyler, çok memnun olduk. -Tanıştığımıza sevindik.
Çok teşekkürler. Çok memnun olduk.
Teşhir salonundan istediğinizi alabilirsiniz.
-Tamam mı? -Pekâlâ.
-Hey, bunu da mı? -Pekâlâ.
Hayır, onun dışında.
Nasıl yani dostum? Hadi ama.
-Elinizdeki en özel şey. -Tamam, hoşça kalın.
Ne oldu?
Sonra konuşuruz.
Hayır kardeşim, şimdi söyle. İngilizce konuşmuyor zaten.
Zenci hizmetçi fotoğrafı gibi olacak bu. Neden yapıyoruz ki?
Dostum...
Atlanta'daki stilistimden tasarımcı giysilerini
bedavaya almam ne kadar zor, biliyorsun.
Ortamlara böyle ayak uydururum.
Evet ama bunları satın da alabilirsin.
Almama gerek olmamalı dostum. Çok çalışıyoruz.
Bu sayede hediyeler, defile davetleri, özel tasarım kadın çantaları alırız.
Siktir, tarzım tamamen değişecek.
Sokakların ne düşüneceğinden korkmuyor musun?
Sokaklar mı? Sikeyim sokakları. Zencileri vurdum ben.
Finito. İki saate biter.
Pekâlâ. Gracias.
İtibarmış. Dostum, yoksa şey mi diyorsun...
Sen bu bedava tasarımcı hediyelerini almaz mıydın yani?
Bedava ayakkabı verseler almaz mıydın?
Ben mi? Alabilirdim ama...
Beni en az beş yıl kurula alacaklarından emin olurdum
ve böylece yapıyı öğrenirdim.
Sonra kendi programımı oluştururdum.
Siyahilere kendi topluluklarına yatırım yapmayı filan öğretirdim.
Siyahi girişimlere ve iş sahiplerine yardım ederdim.
"Mahallene yeniden yatırım yap" kampanyası gibi. Gerçek bir yardım.
Dostum, neden sorduğumu bilmiyorum
çünkü topluma faydalı olma, Martin Luther King,
Ebenezer Baptist Kilisesi kafalarına gireceğini biliyordum.
Lanet olsun dostum.
O adamlara her seferinde ne yapıyorlar?
-Evet. -Söyle.
-Öldürüyorlar. -Öldürüyorlar.
Teşekkürler dostum. Dene şu ayakkabıları.
Selam, ben Sharon. Konuk ağırlama müdürüyüm. Darius?
-Evet. -Selam.
-Jollof istendiğine dair e-posta aldım. -Evet.
Çok tuhaf. Kocamla şehirdeki tüm Michelin yıldızlı yerleri
biliriz ama onu bilmiyoruz. Gana yemeği, değil mi?
Hayır.
Kim söyledi bunu? Ganalı biri mi?
Hayır.
Benim hatam.
Gittiğin özel bir yer var mı?
Şehrin öbür yakasında efsanevi olduğu söylenen bir yer var.
Yol üstü değil ama...
Seni götürebiliriz.
-Öyle mi? Emin misiniz? -Evet.
Benim işim bu bebeğim.
Bütün hediye torbalarını toplayalım ve arabayı çağırayım, olur mu?
-Oley! Hadi. -Harika.
-Selam, Sam. -Selam canikom.
-Çok güzelmiş. -Teşekkürler.
Nasıl üşümüyorsun? Pantolonun nerede?
Kızım, yanıyorum ben.
Khalil, çok yalancısın.
Acısız güzellik olmaz.
Demarco.
Bu, Rose.
Sesi melek gibi.
Selam, ben Khalil. Aktivist, yazar ve yemek meraklısı.
Kim olduğunu biliyorum dostum.
Beyaz insanlar için ilk kez mi özür diliyorsun?
Özür mü?
Evet, harikadır. Yemekler müthiştir.
Yetmiş üç polis şiddeti olayı boyunca tek bir öğün yemeğe para vermedim.
Sanırım sıra bizde.
Sizi affediyorum.
Çok saçma olacak bu iş.
Ben bu salondaki, hatta dünyadaki en önyargısız insanımdır.
Ne yapacağım şimdi?
-Geçmişin bu çirkin yansıması... -Birkaç şarkı mı söyleyeyim?
Bouchet'nin özrü bitince soruları alacaklar.
Öyle demek istemediklerini söyle, gülümse ve fotoğraf çektir.
Üzerine düşünmemiz ve ilerlememiz gerekiyor.
-Doğru seçimleri yapmalıyız. -Rahat ol canım. Halledersin.
Ayrıca kendimizi sorguluyoruz.
Şimdi sözü uzmanlarımıza bırakmaktan gurur duyuyorum.
Le Parisien'den Clermont.
Paper Boi, bundan sonra ırkçılık son mu bulacak?
Siktir. Hayır tabii ki.
Tanrım.
Yani, bakın... Porno endüstrisine bakın.
Demek istiyor ki yeni girişimimizle
ırkçılığın 2024'te son bulacağına inanıyoruz.
Film çok çılgınmış.
Evet.
Hamlet mi bu?
Hayır. Adı Sharon Stone.
Devam filmi de var.
Buranın atmosferi çok hoş.
-Evet. -Evet.
Eko Chops'a hoş geldiniz.
-Selam. -Selam.
Ben, Mimi. İçecek alır mıydınız?
Su yeterli. Musluk suyu da olur.
Tamam. Menüyü açıklamak üzere döneceğim.
-Tamam. -Aslında ne istediğimi biliyorum.
Yumurtalı veya biraz ciğerli Moin Moin alacağım.
-Ciğer mi? -Evet.
-Naija mısın? -Evet, Naija'yım.
Anlayamadım. Saçın çok... Ibo tarzı.
Rivers Eyaleti. Ijaw'lardan.
Öyle mi?
-Rivers'lısın demek? -Evet.
En son ne zaman gittin?
Yapma bunu bana. Çok oldu.
Moin Moin sadedir.
Ama bir dahakine istediğin et ve sebzeleri yanında getir.
Mutfaktakiler senin için pişirir.
Teşekkürler teyze.
Sen ne yemek istersin?
Şeyi soracaktım. Naija ne demek?
Nijeryalı demek.
No comments yet. Be the first to leave one.